İran Gezi Notları

İRAN GEZİ ÖNCESİ

İran’a gitmeyi çoktandır düşünüyordum. Eyüp kardeşimizin İran’a vazifeli olarak gitmesi bu isteğimizi harekete geçirdi.

Bu yaz büyük balkan turu için programa katılmak istemiştim. Ancak yeterli sayıya ulaşmadığından gezi iptal edildi. Yine Kelkit’e de gidemedik, İran’a gitmenin tam zamanı. Zaman geçiyor belki daha sonra fırsat olmaz. Fırsat varken gitmekte fayda var. İran’ı tanıtan Kanal-7 Dünyayı Geziyorum ve Köşe Bucak Dünya videolarını indirip izledik. Genelde İsfahan üzerine yoğunlaşıyordu. Çok faydasını gördüm.

Tanıdığım birçok arkadaşa İran’a geziye gidelim. Kalacak yer sorun olmaz dedim ama hiç kimse müsait olmadı. Ben de artık ümidi kesmişken oğlum Muhammed Enfal ben eşlik ederim demesin mi. Hem İran’a hem de oğlumla gideceğim için ziyadesiyle sevindim.

Scayscanner programından İran’a ucuz uçak bileti ararken pegasus’tan uygun bir fiyat bulmayayım mı. 1-13 Ağustos 2019 tarihleri arasında 2204 TL’ye ‘süper ekonomik’ bilet bulduğum gibi işlemi başlattım. Son ödeme aşamasına gelince bir an onay tuşuna basayım mı basmayayım mı diyerek onay tuşuna bastım. (süper ekonomik bilet derken 8 kg el bagajı hariç bagaj alamıyorsunuz. Koltuk seçimi ve yemek te yok tabi ki)

Bileti aldıktan sonra ki günlerde İran’da gezilecek yerler diye google’de arama yaptım. Kendimce program oluşturdum.

Eyüp kardeşimizden İran ile ilgili birçok bilgi aldım. Bizdeki uber programına benzer bir program –SNAPP- indirdik. Sağ olsun evin anahtarını, İranCell hattını, banka kartını ve bir miktar İran riyali verdi.

Cuma günü İran’da para bozduramayacağımı hesaba katarak Aksaray’da 100 TL bozdurdum. Karşılığında 2.200.000-İran Riyali aldım.

Avrupa yakasında oturanlar için Sabiha Gökçen Havalimanından gitmek zor. Saatler öncesinden yola çıkmak zorundasınız.

İRAN GEZİ NOTLARI

1.gün Tahran (2 Ağustos Cuma)
İlk günümüzde İmam Humeyni havalimanında indikten sonra sabah namazı için bekledik. Namazı cemaatle kıldık. Daha önce arkadaşımızdan aldığımız İran-Cell hattımıza 2 GB İnternet yükledik. İran’daki bütün operatörlerin büroları var istediğinizden alabilirsiniz. 15 günlük, 1 aylık paketler var.

Eve gitmek üzere Snapp’tan araç çağırdık.  Bir türlü bizi bulamadı. Ya da biz onu. Biz de yolculara sorduk. Onların yardımı ile aşağıda park yerinde taksiye bindik. Eve 450.000-İR ne gittik.

İRANA GELMEDEN ÖNCE SNAPP UYGULAMASINI MUTLAKA YÜKLE!

İran’ı gezmek isteyenlerin mutlaka indirmesi gereken bir program. Türkiye’de tartışmalara yol açan UBER gibi. Ancak İran’da yasaklanmamış. Programı kurduktan sonra önce konumunuzu, sonra da gideceğiniz yeri seçip onayladıktan sonra fiyatı çıkıyor. Fiyata tamam dedikten sonra talebinizi kabul eden şoföre ait bilgiler çıkıyor. Şoförün resmi, plakası gibi. Haritadan şoförün nerede olduğunu görebiliyorsunuz. Şoförde de size ait bilgiler var. Gideceğiniz adres ve ücret belli olduğu için hiçbir sıkıntı çekmiyorsunuz. Adrese teslim. Her biniş sonrası şoför için oylama geliyor. Eksiği var ise seçip oyluyorsunuz. Güzel bir uygulama. İran’da taksi ucuz. Özellikle Tahran’ı gezerken mecburen araç kullanıyorsunuz. Diğer şehirlerde birçok yeri yürüyerek gezmek mümkün. Gezi sırasında en uzak mesafe ve en yüksek ödemem Havalimanı olmuştur. O da 25-30 TL arasıdır.

PARA BİRİMİ KAFANIZI KARIŞTIRMASIN!

İran’ın resmi para birimi İran Riyali. Ancak bazı yerler hariç fiyat etiketlerinde çoğunlukla tümen kullanılıyor. Tümen İran riyalinden bir sıfır eksiltilmiş hali. Yani aynı para. Halk bir sıfır eksik olarak isimlendirme yapıyor ve tümen ismini kullanıyor. Alışverişte az veya çok mutlaka teyid alın. Hatta hesap makinasına iran riyali olarak yazın, gösterin ve sesli olarak İran Riyali diye de teyit alın. Zaten birçok şeyin fiyatını tahmin edebiliyorsunuz. Türkiye ile karşılaştırarak kanaat sahibi oluyorsunuz. Örneğin 500 cc’lik su aldınız. Türkiye’de yerine göre markette 50 kuruş, büfelerde 1 TL. Burada da su için sizde 20.000-IR yani 20 tümen demişse yarıya bölerek yaklaşık 1 TL ‘ye karşılık geldiğini anlıyorsunuz.

Sabah 7.00 gibi eve geldik. Anahtarla Bahçe kapısını açtık, sonra iç kapı ve eve dahil olduk. Allah’tan apartman kapısı açıktı.

9.30 gibi uyandık. Bir şeyler atıştırdık. Sonra çevremizi gezelim dedik. Hemen yakındaki Parvaz Garden gezdik. Güzel bir bahçe yanında jurasik park var şimdilik girmedik eve dönelim cuma için namaza gideriz dedik.
Abdest alıp hazırlandık çıktık. Kapıda ev sahibinin oğlu Davut’a cuma namazı nerede kılınıyor diye sorduk. Snaap’tan çağırmamıza yardım etmesini istedik. O da “Tahran Üniversitesinde kılınıyor” dedi. Bizde araç çağırdık.
Tahran Üniversitene geldik. (145.000-İR) Ancak bir hareketlilik göremedik. Bizde bir kitapçıya sorduk cuma namazı mekânını sorduk. Üniversitede kılınmadığını yeni yapılmakta olan cuma mescidinde (musalla) kılındığını söyledi. Yani yanlış geldik. Nasıl gideriz diye sorduk. Metro ile gidin dendi. Tarif üzerine yürüyerek metroya doğru gittik. Genç bir askere nasıl gideriz diye tarzanca sorarken 3 Azeri genç konuşmalarımızı duydu. Hemen yanımıza geldi ve konuşmaya başladık. “Musalla’da ne işiniz var. Onlar Şii, siz Sünni’siniz. Gitme isteğimizdeki kararlılığı görünce birlikte metroya bindik. Bize bilet aldılar. Yolda Türkiye hakkında konuştular. Onlar indikten sonra biz aktarma yaptık. Aktarma sırasında bekleyenlere cuma namazı, mescidi sorduk. Ki iyi ki sormuşuz. “Ben de oraya gidiyorum dedi” birisi. Birlikte gittik. Yanındaki şahıs “siz Sünni misiniz?” diye sordu. Biz de “Şii – Sünni kardeş. Müslümanız” dedik parmaklarımızı birbirine sürterek. Cami içerisine kadar bize eşlik etti. Sağolsun.

İRAN’DA CUMA NAMAZI

Cuma namazı için 2 kez sivil güvenlik noktasından geçiliyor. Musallaya girişte ayakkabıları çantaya koyduk ve yanımızda taşıdık herkes gibi. Biz gittiğimizde konuşma yapılıyordu. Ara ara salâvat getiriliyor ve slogan atılıyordu. Namaz bitiminde çıkışa doğru toplulukla ilerlerken itfaiye vatandaşların üzerine serinlesinler diye su sıkıyordu. Bu arada biz de ıslandık. Tabi ki beklemediğimiz bu durum çok da hoşuna gitmedi Muhammed’in. Çıkışta Musallanın yakınındaki küçük bir parka gittik. Ne yapalım dedik. Snaap’tan taksi çağırdık Azadi Meydanı ve kulesinin olduğu yer için. (175.000-IR)

İRAN’DA METRO UCUZ VE YAYGIN

İran’da 2019 Ağustos itibariyle 8 farklı metro hattı var. Metroları yeni. Vagonlar bizdeki Kirazlı-Yenikapı ile Metrokent-Kirazlı arası kalitede. Hazır kart kullanılabileceği gibi, tek kullanımlık bilette alabilirsiniz. (tek kullanımlık bilet ücreti 12.000-IR. Yani 50 Kuruş gibi). Gişe görevlisinden nakit veya kartla tek kullanımlık bilet alabilirsiniz. Metro aktarmaları ücretsiz. Yeter ki dışarı çıkmayın. İstanbul’daki gibi iş saatlerinde yoğun. Yoğun saatlerde kadınlar için ayrı vagon uygulaması var. Güzel bir uygulama. Bizde iki seferi kendimiz binmek üzere toplam dört kez bindik metroya. Aktarma bile yaptık. Zorluğu yok. Yeter ki nerede ineceğinizi bilin. Metro da ve vagonlarda zaten aktarma noktaları gösteriliyor.

AZADİ MEYDANI VE KULESİ

Azadi meydanı gerçekten çok büyük bir meydan Türkiye de böyle  bir genişlikte meydan yok. Büfeden su alıp (1 adet 500 cc su 20.000-IR) meydana doğru ilerledik. Meydanın etrafı park ve yeşil alan. Bir de otobüs terminali var hemen yanında. Azadi Meydanı 50 bin m2‘lik büyüklüğü ile İran’ın ikinci büyük meydanı. İran’ın sembolü olmuş bir meydan. Meydanın tam ortasında 48 metre yüksekliğindeki Azadi Kulesi bulunmaktadır (Farsçası Borj e Azadi)  Azadi Kulesi Tarihi Pers İmparatorluğu’nun 2500. yılı anısına Şah Rıza Pehlevi tarafından 1971 yılında inşa edilmiş.KuleninMimarı Hossein Amanat’tır. (Hüseyin Emaneti). Kule Tahran’ı yukarıdan görmek için ideal bir yermiş. Kuleye çıkışın olduğunu bilmediğimizden çıkamadık. İlk günün acemiliği işte…Bu kule İran mimarisinin simgesi durumunda imiş. Önceki adı Şehyad olan kule, İslam Devriminden sonra bugünkü adını almış.

Hava sıcak olduğu için meydan da çok duramadık. Hızlıca gezdik tekrar araç istedik Mellat Parkına gitmek için. Bu arada gideceğimiz yerler arasında bayağı uzun mesafeler var yürünecek gibi değil. Metro kartımız olsa belki olabilir. Ancak biz Snaap seçtik.
Mellat parkına getiren şoför biraz yolu karıştırdı. Ancak sonunda geldik. Para almak istemedi biz verdik tabii ki.

MELLAT PARKI

Millet parkını gezdikten sonra “eve gidelim bugün bayağı yorulduk parka girmeden bir şeyler yiyelim” dedik. Ancak lokanta veya dönerci gibi bir yer bulmadık. Cuma tatili sebebiyle zaten çoğu dükkân kapalıydı. Ancak trafik rahattı.
Marketten Muhammed kuruvasan, kek ve bisküvi aldı. Suyu unuttuğumuzdan dolayı ben tekrar su almak için gittim. Parkta yedikten sonra parkı gezdik. Gündüz bu saatler de sakin. Büyük ihtimal  akşam saatlerinde kalabalıklaşır. Gençlerin durumu her yerde aynı. Bu bölgedekilerin birçoğu belli belirsiz (var mı yok mu) başlarına örtü almışlar.

Ev sahibine “Ekmek nereden alabiliriz?” dedik. “Ben getiririm” dedi. Sağ olsun biz içeri girdikten biraz sonra içerisin de yumurta, domates, salatalık ve bir adet dolmalık biber olduğu halde zili çaldı. Tepsi ile bize verdi. Biz de teşekkür ettik. Sevindik.
İkindi namazını kıldıktan sonra biraz uzandık.Sonra akşam namazını kıldık. Mahmut kardeşimizle konuştuk. Yarın sabah 7.00 de buluşmak üzere sözleştik. Rabbime hamd olsun. Gezimizi bereketlendirsin. Hayırlara vesile kılsın. İlk gün sonunda tek olumsuzluk sıcak yemek yiyemedik. Eşimin yaptığı nefis açmalarla idare ettik. Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesinde okuduğumuz yıllarda bizden iki sınıf üste Şaban ve Nurullah kardeşlerimizin sınıfında İran’lı Vahid Faragat kardeşimiz vardı. Kendisi 1991 senesinde mezun olduktan beri Tahran’da yaşıyor. Akşam Onunla telefonda konuştuk. Sabah buluşmak üzere –para bozdurmak için- anlaştık. ‘Sizi evden alırım’ dedi.

2.gün Tahran (3 Ağustos 2019 Cumartesi)

SabahVahid aracıyla bizi aldı. Tahran Merkeze giriş izne tabi imiş. Bu sebeple aracı Vahid’lerin evine bıraktık ve Metro ile gitmeye karar verdik. Saadi durağında indik. Burası Türk Büyükelçiliğine yakın. Elçilik Binası içerisinde Türk Okulu var. İçeri girdik. Boya badana yapılıyor. Biraz oturduk, çay içtikten sonra paramızı bozdurup İran Riyali almak üzere döviz bürosuna gittik. Toplam 1100-TL bozdurdum. 900-TL karşılığını Eyüp kardeşimizin kartına yükledim. 200-TL karşılığını ise yanıma nakit olarak aldım. (3 Ağustos 2019 tarihi itibariyle 1-TL=2.150-IR)

GÜLİSTAN SARAYI (Golestan Palace)

Vahid kardeşimizle birlikte önce Gülistan sarayına gittik. Sarayda 7? ayrı müze var. Hepsinin giriş ücreti ayrı. Girişte hangi müzelere gireceğinizi seçerek biletinizi alıyorsunuz. Müzelere girmek istemezseniz bile sadece saraya giriş 150.000-IR. Ortak olarak alınıyor.Saray, öncelikle bahçesi, yeşili ve havuzlarıyla gerçekten çok güzel. Bahçesindeki rengârenk güllerden dolayı Gülistan ismini almış. Farsçada Kah-e Golistan deniyor. Bina içerisi, dış duvarlar renkleri işlemeleriyle harika.Saray, UNECO Kültür miras listesinde yer almakta imiş. İhtişamlı ve zarif bir saray. Şatafatın ne kadar ileri seviyeye ulaştığını görmek ve ibret almak gerekiyor.

Gülistan Sarayı, Safevi hükümdarı I. Tahmasb (1524-1576) döneminde kale olarak inşaa edilmiş. Daha sonraki yıllarda Kaçar Hanedanının Tahran’ı başkent yapmasıyla Gülistan Sarayı hanedanın ikametgâh yeri olmuş. Eski yapıya birçok yapı eklenmiş. Özellikle Kaçkar hanedanından Feth Ali Şah ve  Nasrettin Şah saraya yeni bölümler inşa ettirmiş. Pehleviler döneminde ise şehrin tam merkezinde yer alan sarayın birçok bölüm yıkılmış ve hükümet binaları yapılmış. Pehlevi Hanedanı döneminde resmi törenler ve yabancı heyetlerin üyelerinin ikameti için kullanılan saray günümüzde müze olarak kullanılmaktadır. Saray da toplamda 12 tane salon yer bulunuyor, isimleri ise şöyle;Aynalı Salon, Güneş Binası, Mermer Taht Salon, Kerim Han Salonu, Kabul Salonu, Müze Salonu, Havuz Odası, Fildişi Binası, Berelyan Binası, Badgir Binası, Elmas Salonu, Ebyez Sarayı

KAPALI ÇARŞI / GRAND BAZAAR

Daha sonra İstanbul’dakine benzer Kapalı Çarşıyı gezdik. İran’ın en büyük çarşılarından… Biz biraz ilerledikten sonra geri döndük. Yemek yedik. Vahid kardeşimizden ayrıldık. Ve biz metro ile eve en yakın yere ‘Tecriş’e geldik. Snapp’tan araç çağırdık ve eve ulaşmış olduk.

Kararımızı verdik. Yarından itibaren en uzak Yezd’den başlayarak yolculuğa başlamaya.

3.gün Tahran (4 Ağustos 2019 Pazar)
Sabah 10 gibi halk arasında Arjantin terminali olarak bilinen otogara gittik saat 23’e Yezd’e bilet aldık. (Yezd 621 km uzaklıkta kişi başı 700.000-IR) Sonra plan üzere Tuğrul Beyin mezarına gidecekken vazgeçtik ve Saadat-Abat sarayına gittik. Vazgeçmemizin sebebi Tahran’a dönünce bayram tatili dolayısıyla müzenin kapanacak olmasıydı. Sonradan kurban bayramı tatilinin sadece ve sadece 1 gün olduğunu sonra öğrendik.

SA’DAT-ABAD KOMPLEKSİ / SARAYI

Sa’dat Abad bölgesi lüks bir semt yeşillikler içerisinde. Tahran’ın kuzeyinde yer alan kompleks geniş bir bahçe içerisinde (110 hektar) 16 adet müzeden oluşuyor. Hepsine ayrı ayrı ödeniyor ve başta seçiyorsunuz. Saray bahçesinden içeri girmek –Gülistan Sarayında olduğu gibi- ücrete tabi. Biz 4 adet müze seçtik. Mellat Palace, Green Palace, Calligraphy ve Silah Müzesi… Askeri müzeye de girecekken İngilizcenin azizliğine uğradık, silah ve hat müzelerine girdik.Sadatabadı gezmek için yarım günü gözden çıkarmak gerekir. Bir müzeden diğerine geçmek için epey yürüyorsunuz. Ormanlık bir alan içerinde hava sıcak da olsa farketmiyor ağaç gölgelikleri altında ilerliyorsunuz. Gerekirse oturup dinleniyorsunuz. Saray kompleksi Kaçar Döneminde yapılmış ancak Pehlevi dönemine ait binalarda var. 1979 Devrimi’nden sonra, kompleks bir müze haline getirilmiş.Calligraphy müzesinde birbirinden güzel hüsn-i hat eserler vardı. Görevlisi bizimle ilgilendi ve eserlerin hangi yöntemle yapıldığından bahsetti. İran’da mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir yapı. Herkese tavsiye ederiz.

  Müzeler Fiyat İran Riyali
  Giriş ücreti / Entrance Fee 150000
  Mellat Sarayı Müzesi / Mellat Palace Museum 150000
  Yeşil Saray Müzesi / Green Palace Museum 150000
  Askeri Müze / Military Museum 80000 
  Güzel Sanatlar Müzesi / Fine Arts Museum 80000 
  Master MirEmad Kaligrafi Müzesi / Master MirEmad Calligraphy Museum 80000 
  Kraliyet Albümleri ve Tarihi Belgeler Müzesi / Royal Albums and Historical Documents Museum 80000 
  Kraliyet Kıyafetleri Müzesi / Royal Clothing Museum 80000 
  Kraliyet Mutfak Müzesi / Royal Kitchen Museum 80000 
  Kraliyet Otomobil Müzesi / Royal Cars Museum 80000 
  Kraliyet Silah Müzesi / Royal Weapons Museum 80000 
  Kraliyet Sofra Müzesi / Royal Tableware Museum 80000 
  Master Farshchian Minyatür Müzesi / Master Farshchian Miniature Museum 80000 
  Master Behzad Müzesi / Master Behzad Museum 80000 
  Omidvar Kardeşler Müzesi / Omidvar Brothers  Museum 80000 
  Ulusal Sanat Müzesi / Nation’s Art Museum 80000 
  Su Müzesi / Water Museum 80000 


Saat 3’e doğru eve gittik ve dinlendik. 7’de ise Vahit kardeşimizle Tabiat parkına gittik. Bu park devasaydı. İki büyük parkın bir köprüyle birleşmiş hali gerisini siz hayal edin. Yemyeşil güzel bir park ancak piknik yapmak için çok oturağın olmaması dikkatimizi celbetti. Kolestrolsüz çekirdek yedik. Akşam namazını parkta bulunan mescidde kıldık. Sonra da arabaya binip otogara gittik. Yatsı namazını kıldık, derken vakit geldi ve yola çıktık. 

Bilindiği gibi Caferiler (isna aşeri) mezhebine bağlılar. 5 vakit namazı 3 vakitte kılıyorlar.Sabah, öğlen vaktinde öğle ve ikindi namazını, akşam vaktinde akşam ve yatsıyı birleştirerek kılıyorlar.
İran’da Tahran’da şehrin siluetine maalesef cami hakim değil. Minareli cami parmakla sayılacak kadar. Namaz kılma oranının düşük olduğu söyleniyor. Benim de izlenimim bu yönde. Tabi ki Tahran için.

4.gün Yezd (5 Ağustos 2019 Pazartesi)

Yezd için Tahrandan gece 23.00 Arjantin Otogarından yola çıktık. Vip Otobüs rahat. 2+1 üstelik ayakları koymak için de ek var. Televizyon koltuğu gibi.
Yollar İsfehan’a kadar iyi gibiydi. Daha sonra en az 100 km takır tukur gittik. Yollar bozuk ve yamalı idi.
Muhammed koltukları çok sevdi. Böylece Yezd’de otelde kalmama kararımız için sevindik koltukları görünce. Yezd’e yaklaştıkça arazi çölleşiyor. Gün aydınlanmaya başlar gibi oldu. Sabah namazı vakti geçebilir diye şoföre namaz, mola gibi çat pat meramımı anlattım. O da 2 dk sonra duracaklarını söyledi.Mola da abdest alıp Muhammed’le ayrı ayrı namazı eda ettik.
Saat 8′ geçe 9 saat süren yolculuğumuz sona erdi  Rabbimizin izniyle…
Otogara indik. Gece 23.30’a Şiraz’a bilet aldık ve taksi ile şehrin merkezine gittik. 
Hava çok sıcak. Gittikçede artıyor. Öğle vakti 42 derece oldu. Programımızdaki yerleri gezmeye başladık. Amir çakmak kompleksi,su müzesi (water Museum), İskender zindanı ve Cuma Mescidi.

EMİR ÇAKMAK / AMİR CHAKHMAQ KOMPLEKSİ

Timur’un Valisi Emir Celaleddin Çakmak tarafından 1418-1438 yıllarında yapıldığı söylenen üç katlı simetrik oyuklarla süslü cephesi ile görkemli Amir Chakhmaq Kompleksi, Yezd’ın en gözde turistik merkezlerinden biridir.18. yüzyıla kadar birçok değişim geçiren yapı ve meydan, 20. yüzyılda Rıza Şah döneminde özellikle şehir planlaması kapsamında müdahale görmüş ve bugünkü halini almıştır.

Kompleksi oluşturan yapılar arasında cami, kervansaray, hamam, soğuk su kuyusu ve Şii Müslümanların geleneksel yerleşim ilkelerine uygun olarak tasarlanmış özel dini törenleri gözlemlemek için bir araya geldikleri bir “tekyeh” yer alıyor. O meydanda ve daha birçok yerde irili ufaklı tekerlek gibi bir şey gördük. İsminin ‘tekyeh’ olduğunu öğrendiğimiz bu yapının Hz Hüseyin hatırasını canlı tutma adına muharrem günlerinde omuzlara alınarak sokaklarda dolaştırıldığını öğrendik.

Tesise bakan yayalaştırılmış bir meydan genellikle ziyaretçilerle doludur. Geniş bir havuz, ışıklandırılmış fıskiyeler, Kompleksin etrafında kapalı çarşıvar.UNESCO Dünya Mirası listesine alınmış. 

SU MÜZESİ / WATER MUSEUM

Su müzesinde suyun serüveni -suyun uzak bölgelerden yeraltına kazılan tüneller vasıtasıyla ne zorluklarla şehre getirilmesi- anlatılıyor. Çok zahmetli olan bu işin nasıl yapıldığı fotoğraflarla ve ustaların kullandıkları aletlerle birlikle gösteren güzel bir müze.Müze 2000 senesinde açılmış. (Müzeye giriş kişi başı 150.000-IR)

İSKENDER ZİNDANI / Alexander’s Prison / Zendan-e Eskandar

İskender Zindanı olarak ünlenen yapı aslında bir okul olarak yapılmış. Ancak İskender’in İran’a saldırdığı dönemde zindan olarak kullanılma ihtimali var. Busebeple adı İskender Zindanı olarak anılmış. Okula girildiğinde bir avlu, su kuyusu ve küçük bir havuz sizi karşılıyor. Avluya odalar açılıyor. Şu an içerisinde çeşitli el sanatlarının sergilendiği hatta bizzat uygulamalı olarak gösterildiği bir el sanatları müzesi veya okulu. Aşağı bodrum katlara inildiğinde üstü ışıklı küçük bir sınıf sizi karşılıyor. Görülmeye değer farklı, güzel bir yapı…(Müzeye giriş kişi başı 150.000-IR)

CUMA MESCİDİ Tarihçe ekle

Cuma Mescidine devasa bir meydandan geçerek giriliyor. İçeri ücret ödeyerek girdik. 2 rekât tahiyyatül mescid namazı kıldık. Cami süslemeleri ile göz kamaştırıyor. ( halısı olan ilk tarihi camii)

Yezd’in merkezindeki bu cami, İran’daki en büyük camilerden olmakla birlikte en uzun minarelere sahip olanı (48 metre uzunluğu 6 metre genişliği). İlk olarak Büveyhoğulları döneminde inşaa edilen cami, bugünki devasa halini 1324 ve 1365 yılları arasında almış. Bugün burası İran’ın 14.yüzyıldan kalma en seçkin yapılarından ve halen ibadete açık.

İran mimarisinin Azeri stilindeki caminin giriş kapısı baştan sona mavi ağırlıklı çinilerle kaplı. İçi de mozaiklerle süslü olan caminin 1365 yılından kalma Mihrabı da türünün en özellerinden. 

Öğlen yemeği için Talare Yezd Lokantasına taksiyle geldik. Lokanta güzel bir lokanta. Siparişleri verdik. Öğlen namazını kıldık.


Terminale erken gittik. Biraz vakit geçirdik mescitte. Sonra telefonları şarj etmek için bir yerler aradık. Bulduk da. Saat 23:30 ‘da HamSafar otobüs firmasıyla Şiraz’a hareket ettik.

5.gün Şiraz (6 Ağustos Salı)
Şiraz’a varmaya az bir zaman kala sabah namazı için mola verdik. Terminale vardık. Snapp’ten araç çağırdık doğruca 4 yıldızlı Persian otele gittik. Otele yerleştik. Kahvaltımızı yaptıktan sonra ikindi vaktine 1 saat kalıncaya kadar dinlendik. Otelden çıkarken Şiraz haritası verdiler.

Heft Khan lokantasına gittik. Lüks sayılabilecek bir lokanta. Alt katında şark köşesi var. Güzel ferah bir mekân…

Yemekten sonra lokantaya yakın gezeceğimiz yerleri görelim dedik.

QURAN GATE /Darvaz-e Kuran Kapısı

Yürüyerek Qur’an Gate’yi gezdik. Kur’an Kapısı demek. Bu kapı en son 1949 senesinde restore edilmiş. Etkileyici mimarisi ile şehir girişinde sizleri karşılayan Darvaz-e Kuran Kapısı Şiraz’ın yaklaşık bin yıllık tarihi bir yapısıdır. Zand Hanedanı Kerim Han, yapının üst katında yer alan odaya Kur’an-ı Kerim konulmuş ki altından geçenlere hayır getirsin diye… Bu sebeple kapıya Kur’an Kapısı denilmiş ve günümüze kadar bu isim ile anılmıştır. Depremden gördüğü hasar ile tahrip olan yapı Muhammed Zeki Han ve son olarak 1949 yılında ise Şiraz’lı tüccar Al Tejar tarafından restore edilmiş. Gece ışıklandırılmış hali çok güzel. Zamanla yol yan tarafa alınmış. Vatandaşlar akşamüstü vaktinden itibaren alanı dolduruyor. Yüksek olduğu için esinti var. Piknik yapıyorlar.

Kapının hemenyanında Khaju Kermani’yi dışarıdan gördük. Burası bir mezarlık ve türbe… Giriş ücretli girmedik.(Giriş kişi başı 130.000-IR) Şehri sırtınıza alıp yüzünüzü kapıya döndüğünüzde sağ tarafta yüksekçe bir tepede yer alan Gahvere Did’i bulunmaktadır.

GAHVERE DİD

‘QURAN Kapısı’nın karşısındaki’ Chehel Magham Dağı’nın zirvesinde, her iki tarafı da 4 m ölçülerinde taştan yapılmış kubbeli bir yapıdır. Azod el-Dowleh Deilamite döneminden kalma. Kur’an-ı kapısını yaparken tepeye askerler şehrin kuzey girişini izleyebilsinler diye yapılmış. Bölge bugünlerde Şiraz’ın en güzel gezinti yerlerinden biridir.

Tepeden aşağıya doğru sular akmakta, hem güzel bir görüntü hem de serinlik sağlamakta. Yolun karşısına geçmek akşam saatlerinde biraz zor oldu. Kavşağa büyükçe bir Tavuskuşu kondurmuşlar. Tepeyi tırmandıkça Şiraz ayaklarınızın altında. Gahvere Did bir türbe. Çok eski tarihi var. UNESCO Dünya Mirası listesine alınmış.

Nasıl olmuşta girişi ücretsiz olmuş diye de Muhammed’le konuştuk.

Akşam gün batımına yakın tepeden Şiraz’ı seyrettik. Şiraz geniş bir ovada kurulu düzenli bir şehir. Hurma ağaçları burada yaygın. Yeşili ve suyu bol.

Tepeden indikten sonra akşam vakti gezerek şehri dolaşmaya başladık. Gezilecek birkaç yer saatten dolayı kapalı idi. Jahan Nama Garden’a girmedik. Dışarıdan fotoğrafladık. (Giriş kişi başı 130.000-IR)Ali İbn Hamzah Camiine gittik. Namazı kıldık. Türbeyi gezdik. İlk kez orada insanların ayak bastığı avluda mezarların olduğunu fark ettik.Bize ters geldi.

6.gün Şiraz (7 Ağustos 2019 Çarşamba)

Bugün Persian Hotel’den sabah kahvaltımızı yaptıktan sonra ayrıldık. (Otel ücreti 1 gecelik iki kişilik oda 2.550.000-IR) Önce biletimizi aldık İsfahan için gece 23.30’a. (1.020.000-IR)

PERSEPOLİS / Taht-ı Çemşit

Sabah sıcaklık az iken ilk etapta Persepolis’e gittik. Persepolis Şiraz’ın 60 km kuzeydoğusunda yer alan antik bir şehir. Yaklaşık bir saat süren yolculuğumuzun sonunda Farsça deyişiyle Taht-ı Çemşid’e geldik. Giriş ücreti olarak kişi başı 200.000-IR ödedikten sonra içeri girdik.Persepolis, 1979’dan bu yana  UNESCO Dünya Mirası listesindedir.

Edindiğimiz bilgilere göre Persepolis, Ahameniş İmparatorluğu‘nun son başkentiymiş. MÖ. 6. yüzyılın sonlarında (MÖ 518-516) Pers Kralı I.Darius tarafından yapımına başlanmış. Görkemlisaray kalıntıları, duvar süslemeleri ve heykelleri ile dönemin sanatını gözler önüne seriyor. Persepolis sonradan doldurulmuş yapay bir tepeye inşaa edilmiş. 150 yıl boyunca I.Darius’dan sonra başa gelen krallar şehri büyütmeye devam etmiş. Şehir, Büyük İskender tarafından MÖ.330’da yakılıp yıkılana kadar önemini sürdürmüş.

Persepolis yakında (20-30 km) Pasargadae diye Unesco Dünya Mirasına girmiş çok eski yerleşim yeri vardı. Gidemedik. Persepolis’i 1-2 saate yakın gezdikten sonra şehir merkezine dönmek üzere Snapp’ten araç çağırdık. Ancak uzaklık fazla olduğu için 30 dk kadar bekledik. O arada taksi diye yanımıza gelen kişilere muhatap olmadık. Snappten gelecek aracı beklemenin daha iyi olduğuna karar verdik.

Şehir merkezine geldik. Dışarıdan kale surları olan yapıKarim Khan Citadel(Kerim Han) fotoğrafladık. Girmek daha sonra nasip olmadı. Vakil Mosque etrafındaki tarihi mekânları gezdik. Vakıl Bath girmedik. Vakil Mosque giriş ücretli olduğundan girmedik. (Giriş kişi başı 200.000-IR) Camiye giriş neden ücretlidir hala anlayamadık. Maalesef İran’da bazı büyük tarihi camiler müzeye dönüşmüş. Vakil Bazar büyük çarşıyı gezdikten sonra Nasır el Mülk’ü gezdik.

NASIR EL MÜLK CAMİİ

Nasır el Mülk renkli camları, duvar ve tavanları ile ve de her yerde olduğu gibi havuzu ile güzel bir Cami. (Giriş kişi başı 300.000-IR)Caminin orijinal adı Mescid-i Nasır el Mülk’dir.  İç mekân etkileyici bir mimari ve tasarıma sahiptir. Kaçar Hanedanı, Mirza Hasan Nas Ali Nasir el-Mülk’ün vezirlerinden birinin emriyle inşa edilmiş ve 1888 yılında ibadete açıldı. İç mekânı vitray ve çinileriyle çarpıcı renkleriyle çok etkileyici bir tasarıma sahiptir. Güneş ışığı vitraylara çarptığında, tüm bina canlı bir gökkuşağı renkleri ile aydınlanır. Popüler kültürde, Pembe Cami olarak da anılmaktadır; Çünkü çinilerde pembemsi bir gül rengi hâkimdir. Bu camide İslam’ın altın çağında gelişen İslam sanatı, mimarisi, çini yapımı, geometri, desen ve diğer sanatlardan örnekler bulunmaktadır.

ZİNAT AL-MULK HOUSE / KONAĞI

Daha sonra yürüyerek Zinat al-Mulk Housegeldik. Burası da gerçekten güzel bir konak…(Giriş ücreti kişi başı 150.000-IR) Zinat-al-Mulk Evi, adından da anlaşılacağı gibi, Zinat-al-Mulk adlı birisine aittir. Habibullah Qavam’ın (dördüncü Qavam) kızı, fakir insanlara her zaman yardım eden cömert bir kadınmış ve evinin kapısı her zaman insanlara açıkmış. Bu nedenle, çok geçmeden hayırsever çalışmaları nedeniyle şehirde çok ünlenmiş. Döneminde şehrin en güzel evlerinden biriymiş. 

Evin girişinde, İran’da ünlü bir işaret olan aslan ve güneşin güzel bir döşemesini görebilirsiniz. Zinat Al-Molk House, güzel resimler, farklı sıvalar ve zengin aynalarla dekore edilmiş 20’den fazla odaya sahiptir. Her oda farklı bir dekorasyona sahiptir. Her odanın güzel ve göz alıcı tasarımlarının yanı sıra, ahşap tavanlar da dikkatinizi çekebilir. Rengarenk çiçeklerin yanı sıra kuşların ve hayvanların en güzel tablolarına sahiptir. Evin batı tarafında aynalarla dekore edilmiş odayı görebilirsiniz. Şu an bodrum katı aynı zamanda Fars Müzesi olarak kullanılıyor. Şiraz ve Fars eyaletinin İslam öncesi öncesi dönemlerden günümüze kadar olan figürlerini sergilemek için bir galeri olarak kullanılıyor. Mumdan heyekellerle dönem ve kişiler tasvir edilmiş.

ŞAH ÇERAG (HOLY SHRİNE OF SHAH-E CHERAGH) (as) VE ATİQ MOSQUE

Farsça deyişle Şah Çerag türbesinde, İmam Rıza’nın kardeşi Şah Çerag –ışıkların şahı- lakabıyla bilinen, Ahmed ibn Musa el-Kazım yatmaktadır. İranlılar tarafından büyük öneme sahip en çok ziyaret edilen üçüncü mezardır. Şah Çerağ Türbesi ilk olarak 12. yüzyılda yapılmış. Kaçar döneminde genişletilen türbe, İslam Cumhuriyeti döneminde de büyütülmüş. Çinili kubbesi ve gece sanki dev bir şamdanmış gibi görünen minareleriyle gün batımı sonrası göz kamaştırıcı bir görünüm kazanıyor. (Gece yansımasını biz görmedik. Ancak fotoğraflardan gördük. Ve Ali ibn Hamza Camii ve türbesinde bu manzarayı gördük. Işıklandırma çok güçlü) Mozaik şeklinde işlenmiş, milyonlarca küçük ayna ile süsleyen iç duvarları, farklı renklerde ışıkların yansımasıyla büyüleyici görünüyor. Ahşap sütunlar arasında geçip, gösterişli gümüş bir kapıdan içeri giriliyor

İran’da türbeler çok görkemli, Camiler gölgede kalmış. Büyük bir avlu içerisinde bulunan türbe birçok farklı şehirden gelenlerle epeyce kalabalık… Birçok insan dinlenmek ve uyumak için yerde yatıyordu. Biz de hem dinlenmek hem de telefonumuzu şarj etmek üzere oturduk. Birçok kişi telefonunu bizim gibi şarj ediyordu. Ancak boşta olan prizlerde telefonumuzu şarj edemedik. Daha dikkatli baktığımızda telefonunu şarj edenler prize ayrıca bir aparat takarak şarj ediyorlar. Bizde genç bir kardeşimize biraz da biz şarj edelim ricasında bulunduk. Sağolsun bizi kırmadı. Aparata şarj kablomuzu taktık. Telefonumuz şarj olmaya başladı. Gençle çat pat sohbet ettik. Farsça – Türkçe çeviri programıyla anlaşmaya çalıştık. ‘Şah Cheragh’ Türbesinin –biz görmedik- bir Müzesi ve Kütüphanesi varmış. Müze, avluda yer almakta olup çeşitli dönemlere ait 600’den fazla tarihi ve değerli eşya içermekte imiş. Müzede çok çeşitli Kur’an, el yazması, antik eser bulunmakta imiş. Giden arkadaşlar müzeyi de ziyaret edebilirler.

Atik Camii / Atiq Mosque,Şah Çeragın hemen yanında. İslam öncesi bir yapı olduğu, hatta Miraç gecesinde Burağın uğradığı söyleniyor. İslam’dan sonra camii olarak kullanılmış.

ERAM GARDEN (Bagh-E Eram / İrem Bağları)

İkindi vakti Eram Garden (İrem Bağları) girdik (Giriş ücreti kişi başı 200.000-IR). Gerçekten güzel bir mekân. Gül bahçeleri, ağaçlar ve güzel bir konak ve önündeki havuzu ile görmeye değer… Burası 110.380 m2 bir alana sahip botanik bahçesi. Bahçenin içindeki konak Kaçar döneminin mimari tarzına göre inşa edilmiş. Ana cephenin önünde, binanın görüntüsünü yansıtan büyük bir havuz bulunmaktadır. 2011’de, UNESCO Dünya Mirası listesine Bagh-e Eram ve diğer sekiz İran bahçesi, “İran bahçeleri” adı altında dünya mirası listesine dahil edilmiş.

Akşam geç saatlere kadar burada kaldık. Işıklandırma ile beraber görüntü daha bir güzelleşiyor. Bahçede kafeteryada bir şeyler yedik canlı müzik eşliğinde. Konağın yanında telefonlarımızı şarz ettik. Akşam namazını bahçe içerisindeki mescidde kıldık. Görevlisi ile mescid kapanana dek sohbet ettik bu arada telefonumuzu şarza devam ettik. Saat 22.00 de bahçe kapanıyor. Tam konağın önünde havuzun yanında canlı yayın vardı. Buradan direk Şiraz otobüs terminaline gittik. İsfahan’a gitmek üzere…


7.gün İsfahan (8 Ağustos 2019 Perşembe)

‘Nısf-ı Cihan’ -cihanın yarısı- İsfahan şehrindeyiz. Her zaman ki gibi önce otelimize gittik. Hotel Melal 3 yıldızlı hemen nehrin kenarında merkeze yakın. Şiraz’daki otel odası daha iyi idi. Öğlen vakti girdikten biraz sonrasına kadar dinlendik. Namazı kıldıktan sonra hem para bozdurmak hem de yemek için dışarı çıktık. Otel resepsiyonundan parayı nerede bozdurabilirim diye sordum. O da İsfahan haritasında gidilecek adresi işaretledi. Yürüyerek Sepah Caddesine gittik. Döviz büroları kapalı idi. Ancak İran’da belli yerlerde bellerinde para çantası seyyar dövizcileri görebilirsiniz. Döviz bozdururken acaba sıkıntı olur mu? Para sahte olabilir mi diye insanın aklına geliyor. Ancak merak etmeyin. Sadece bozduracağınız kuru bilirseniz yeterli. Ben seyyar dövizciden para bozdurmak istediğimde 100-TL’yi 1.950.000-IR’a bozmak istedi. Ancak ben kurun 21.500-IR olduğunu belirttim. Ve bu fiyatın altına olmaz dedim. En sonunda 21.000-IR ‘ye bozdurdum. (200-TL=4.200.000-IR aldım) Parayı yüzbinlik olarak aldım. Dövizi bozdurduktan sonra dünyanın en büyük 2.meydanı Nakş-ı Cihan Meydanına girdik.

İsfahan yaklaşık 4.000.000 nüfusa sahip olan İsfahan İran’nın üçüncü büyük kenti. (özellikle mimari ve kentleşme açısından çok gelişen ve başkent olan şehirde o dönemden kalma çok önemli, geleneksel İran mimarisini yansıtan tarihi yapılar var. Özellikle 17. yüzyıl tarihli ve UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alan dünyanın en büyük meydanlarından biri olan Nakş-ı Cihan Meydanı burada.

İsfahan’da ilk metro hattı 15 Ekim 2015’de çalışmaya başlamış. İsfahan halıları ve dokumacılığı ile ünlü.

NAKŞ-I CİHAN MEYDANI(İMAM MEYDANI) ve MÜŞTEMİLATI

İsfahan denilince akla ilk Nakş-ı Cihan Meydanı gelir. Meydanın yapımına 1611 yılında Şah Abbas döneminde başlanmış. Dünyanın nakşedildiği yer anlamına gelir. Devrimindensonra adı İmam Meydanı olarak değiştirilmesine rağmen kimsenin bu adı kullandığını zannetmiyorum. Çin’deki Tienenman meydanından sonra dünyanın 2. büyük meydanı olduğu söyleniyor. Dikdörtgen şeklinde, boyutları 186 X 530 m dir. 1979 yılında UNESCO Dünya Mirasına girmiş.

Nakş-ı Cihan Meydanı’nın çevresinde ise birçok tarihi yapı bulunuyor. İçeri girer girmez göz alabildiğince büyük alan sizi karşılıyor. Klasik Fars mimarisi burada da kendini gösteriyor.Ortada büyük bir havuz, meydana bakan yüzde dükkânlar var. Ayrıca dükkânlara bitişik içte de tarihi kemerli büyük bir kapalı çarşı var. Meydanın dört kapısı var. Meydanda Ali Kapu Sarayı(Osmanlı’daki Bab-ı Âli’ye nispeten), Şah Abbas yeni ismi ile İmam Camii, Şeyh Lütfullah Camii bulunmaktadır.

Safevîlerin en ihtişamlı hükümdarı Şah Abbas, Safevi Devleti’nin başkentini 1598’te, Kazvin’den İsfahan taşımış. Zayende Nehri (Zayandeh) etrafında, döneminin en büyük başkentlerinden birini inşaa etmişler. Öyle ki bu dönemde İsfahan, Roma ve Atina ile karşılaştırılacak kadar ünlüymüş. Gerçekten de şehir, planlaması ile dikkat çekiyor.

-İmam Camii: Nakş-ı Cihan Meydanının güney tarafında yer alan, eski adıyla Şah Camii, yeni adıyla İmam Camii, sadece İsfahan kentinin değil aynı zamanda tüm İran’da ünlü bir cami. Yapımına 1598 yılında başlanmış cami 1611’de tamamlanmış. Geleneksel mimarinin en güzel örneklerini barındıran yedi renkli mozaik çini süslemeleri ve hat yazılarının güzelliği etkileyici bir yer. Kapı, minare, kemer kubbe ve avlusuyla müthiş bir yapıt. Camide yaklaşık 472.500 çini olduğu tahmin ediliyor. Caminin kapısı yüksekliği ise 27 metre. 42 metre yüksekliğinde 2 minare ile cami taçlandırılmış.

-Ali Kapu: Dışarıdan gördük, fotoğrafladık. İçeri girmedik. İçeri girenler bir üst kattan 1.kattan alanı seyredebiliyorlar.

-Şeyh Lütfullah Camii: Tam Ali Kapu’nun karşısında minaresiz bir cami. Cami derken artık müze gibi… Giriş ücretli. Buraya da girmedik. Ve üzüldük. Cami olarak kalsa idi… Zemini halı döşeli… Vakit namazlarının kılındığı her an açık bir camii.

Meydanı hızlıca gezdikten sonra açlığımızı gidermek için lokanta aradık. En sonunda Şehrazad lokantasında yemek yedik. 2.katta güzel, temiz bir lokanta. Google’dan arayarak bulabilirsiniz. Yemekten sonra yürüyerek tarihi Siose Pol Köprüsüne gittik. Burası gerçekten çok güzel. Etrafı yeşilliklerle dolu.

Köprüyü gezdikten sonra gezerek Nakş-ı Cihan meydanına tekrar gittik. İkindi namazı meydanda bulunan İmam Cami (Şah Abbas) camiinde kıldık. Cami kapalı idi. Ancak biz ikindi namazını kılacağız dediğimiz için içeri girdik. Cami müze gibi. Zeminde halı serili değil. Sadece küçük bir alanda halı serilmiş. Türkiye’de Ayasofya hariç böyle bir durumun olmadığını konuşuyoruz. Bizim için akıl almaz bir durum. Namaz kılarken fotoğraf çekmeyi unutmadık. Cami işlemeleri bir harika. Daha sonra meydanın etrafındaki tarihi dükkânları gezdik. Hediye baktık. Akşam namazına kadar meydanda oturduk. Akşama doğru meydan yoğunlaşıyor. Binlerce insan aileleriyle yeşillikler üzerine oturmuş, bir şeyler atıştırıyorlar ve çay içiyorlar.  Bazı çocuklar havuza girmiş serinliyorlar. Meydanda paytonlar var. İsteyenler ücret karşılığında binerek meydanı paytonla dolaşıyor. Akşam ezan okunduğunda tekrar ikindi namazını kıldığımız camiye girdik. Bu sefer giriş serbestti. Cemaatle namazı kıldık. Duaya kalmadan çıktık. Caminin tümden cami olarak korunmaması cidden üzücü. Namazdan sonra biraz daha kaldık meydanda. Serinlik çökmüş. Gece alan ışıklandığında meydan bir başka güzel…Her zamanki gibi meydanda çok büyük bir havuz ışıklandırmasıyla ayrı bir güzellik katıyor. Işık, su ve tarihi meydan… Yürüyerek hotelimize doğru yola çıktık. Yolda kavun suyu içmeyi ihmal etmedik. Hotelimizde namazı kıldık. Yarın için ne yapacağımıza karar verdikten sonra uykuya daldık.

Tarihi SİOSEPOL VE KHAJU KÖPRÜSÜ

Zağros Dağları‘ndan doğan ve İsfahan’ın ortasından geçerek şehre hayat veren Zayende Nehri (Zayendehrud Nehri) farklı zamanlara ve medeniyetlere ait, fonksiyon ve mimari estetik bakımından önemli pek çok taş köprüyü üzerinde barındırıyor. Biz iki tarihi köprüyü gezebildik. Siesepol Köprüsü (Se-o-se Pol), Hacu Köprüsü (Khaju),

Siosepol / Köprüsü,1602’de inşa edilmiş ve Farsça 33 anlamına gelen Siosepol Köprüsü, 33 sütun üzerine inşa edilmiş. 300 metre uzunluğunda ve 14 metre genişliğinde olan köprü, I. Abbas’ın meşhur komutanı Allahverdi Han tarafından yaptırılmıştır. Köprü; Si o Se Çeşme, Çehar Bağ, Celfa ve Zayende Rûd isimleriyle de biliniyor. Köprünün her iki yanında nehir boyunca büyük parklar yeşil alanlarla çevrilmiş. 

Pol Hacu / Köprüsü (Khaju Bridge),Timur döneminin sonlarında yaya, atlı ve deve kervanları için yapılmış, ancak II. Şah Abbas’ın emriyle 1650 yılında bu dönemden kalma eski köprünün yerine yaptırılmış. Şah Köprüsü olarak da biliniyor. Safeviler döneminde dünyanın en güzel köprüleri arasında gösterilen bu köprünün uzunluğu 133 metre, genişliği 12 metredir; 23 kemerden oluşuyor.Hem nehrin akışını düzenlemek hem de çevredeki alanların sulanması için yararlanılmış. Nehre doğru uzanan taş merdivenlerde, sadece nehri izlemek için bir köşede saatlerce oturan, bu güzelliğin içine kendini dahil edenlerin sayısı oldukça fazla.

Bizde İsfehan’daki son günümüzde köprüyü akşam yatsı vakti arası görme imkânı bulduk. Işıklandırılmış haliyle bir başka güzeldi. Terminale yetişeceğiz diye kısa sürede gezdik. Müthiş kalabalık. Nehre doğru uzanan merdivenlere oturan, çevredeki parkları dolduran insanlar ile iğne atsanız yere düşmeyecek kadar yoğun bir kalabalık vardı. Siosepol köprüsünden bir farklı bir yanı da Köprünün tam ortasında Şahın izlemesi için dışa doğru çıkıntısı olan tabi ki üstü kapalı seyir terasının olması idi. Kalabalık olması Muhammed’in hoşuna gitmedi. Tatil olduğu için mi her zaman mı böyle kalabalık bilemiyoruz.

8.gün İsfahan (9 Ağustos 2019 Cuma)

Bugün Melal Hotel’den sıkı bir sabah kahvaltısından sonra ayrıldık. (Otel ücreti 1 gecelik iki kişilik oda indirimli 3.000.000-IR indirimsiz fiyatı 3.760.000-IR). Her zamanki gibi önce otobüs terminaline giderek saat 23.30’a Tahran’a biletimizi aldık. (kişi başı 475.000-IR)

SALLANAN MİNARE

Sabah erkenden şehirden 8 km uzaklıktaki Sallanan Minare’ye (Monar Jomban) gittik. Biz gittiğimizde minarenin sallanması bitmek üzere idi. Burası aslında bir türbe. Türbe de sufi Amu Abdullah Garladani yatıyor. Küçük bir bahçe içerisinde. Mimari bir hata sonucu minarelerin sallandığı söyleniyor. Minare, 1316’da türbeye sonradan ek olarak mimar Bahaeddin Amili tarafından yapılmış. İsfahan’ın önde gelen turistik mekânlarından. 

Bilet satılan giriş kısmından neredeyse tamamı gözüküyor. İçeri girdik. (kişi başı 200.000-IR) Biraz bekleyelim nasıl sallanıyormuş görelim dedik. 1-1.30 buçuk saat bekledik. İzleyiciler çoğaldığı gibi Minareyi sallayan kişi alkışlar eşliğinde minareyi sallamaya başladı. Minare sallandıkça minareye takılı çan sesi de hızlanıyor.

BİRD GARDEN

Sallanan minareden ayrıldıktan sonra hemen yakınındaki Bird Garden / Kuş bahçesine geldik.

Kuş Bahçesi büyük bir yeşil alan içerisinde. Bu alan içerisinde ayrıca akvaryum, sürüngenler, kelebekler ve teleferik bulunmakta. Ancak biz diğerlerine girmedik. Hepsinin girişi ve ücreti ayrı ayrı. Kuş Bahçesinde birçokkuş türü serbestçe dolaşıyor. İnsanların arasından geçiyor. Yüksekçe bir tel örgü ile üzeri kapatılmış. Muhammed’le hem gezdik hem de dinlendik ve bol bol da fotoğraf çektik.

Kuş Cennetinden ayrıldıktan sonra şehre geldik. Yine para bozdurduk. Cheel Sütunu görmeye gittik.

CHEEL SÜTUN / KIRK SÜTUN SARAYI

Öğlen namaz vakti geçmesin diye bahçede namaz kıldık cemaatle. Sonra biletimizi alıp 40 sütun anlamına gelen Chel Sütun Müzesine girdik. (Kişi başı 300.000-IR?) Binanın dışında yine geniş bir arazi, yüksek ağaçlar ve binanın önünde büyükçe bir havuz. Çehel Sütün’un yapımına, Şah Abbas döneminde yapına başlamış ve II. Şah Abbas döneminde 1647’de tamamlanmış. Saray, 67.000 m2’lik bir alana yayılan Çehel Sütun bağının ortasında yer alıyor. Binanın içerisinde duvarlarda tarihe ait çeşitli resimler var. Yüksek sütunları, işlemeli tavanları ve duvarlardaki zengin minyatürleri çok etkileyici. Bir duvarında Çaldıran savaşı kompoze edilmiş. Diğer 17. yüzyıl resimlerinde, Safevi hükümdarlarının saray şölenleri betimlenmiş. Saray 1706’de yanmış ve yeniden yapılmış, şimdi ise Eski Eserler Müzesi olarak kullanılıyor. Cheel Sütun 40 sütun anlamına geliyor. Yapıda 20 sütun var. Gölgesinin havuza düşmesiyle sütun sayısı 40’a çıkıyor. Bu sebeple “Kırk Sütun Sarayı” olarak adlandırılmış. Güzel bir yapı görülmesini tavsiye ederiz.

Cheel Sütun’u gezdikten sonra tekrar Nakş-ı Cihan Meydanına geldik. Kapalı çarşıyı gezdikten sonra hava sıcaklığının azalmasıyla birlikte kendimizi çimenlerin üzerine attık. Çekirdek çitlemeyi unutmadık. Yine İkindi ve akşam namazlarını imam Camiinde kıldık.

Meydan anababa günü. Meydanın dışına Khaju köprüsünü görmek üzere Snapp’ten araç çağıralım diye çıktık. Ancak yoğun bir trafik… Ne mümkün binebilmek… Yürüyerek gidelim, oradan bineriz taksiye dedik. İyi ki de böyle yapmışız. Yolda kavun suyu ve atıştırmalık bir şeyler yedik. Sonunda yürüyerek Khaju köprüsüne vardık. Köprüyü kısa süre de gezdikten sonra taksi ile terminale geldik. Yatsı namazımızı kıldıktan sonra 23.30 otobüsümüze en son numaraya bindik. Yola çıkmadan içerisinde meyve ve salatalık bulunan paketi bütün yolculara ikram olarak dağıttılar.

9.gün Tahran (10 Ağustos 2019 Cumartesi)

9.gün tahran yeniden
İsfehan’dan Tahran’a sabah saat 5.00 te geldik. Sabah namazını Arjantin terminalinde kıldık. Muhammed abdest alırken burnu kanadı. Allah’tan uzun sürmedi.

Sabah eve geldik hemen uyuduk. Sabah 10 gibi kalktık. Banyomuzu yaptıktan sonra sabah kahvaltısını yaptık. Öğlen namazını kıldıktan sonra Selçuklu ya başkentlik yapmış Rey şehrine Burc-u Tuğrul’a geldik.

BURC-U TUĞRUL / Tuğrul Bey Kulesi veTürbesi

Büyük Selçuklu Devleti’nin kurucusu Tuğrul Bey’in (995-1063) İran’daki anıtmezarı “Tuğrul Kulesi”, ihtişamı ve farklı mimari özellikleri ile dikkati çekiyor. Ancak türbe olmasına rağmen içinde mezar yoktur. Başkent Tahran’a bağlı Rey şehrinde 10 asır önce inşa edilmiş. 3 bin metrekarelik bahçenin içinde 100 metrekare alana kurulmuş. Yüksekliği 22, iç yarıçapı 13 ve dış yarıçapı 16 metre olan binanın etrafındaki perde şeklindeki üçgen sütunlar 24 saati gösterdiğinden 24 adettir. Kuzey ve güney kısmında 2 kapısı bulunuyor ve üst kısmı dairesel olarak açıktır.

Kümbetin etrafındaki üçgen sütunlar güneşin doğumundan sonra kuzey kapısından sola doğru sayıldığında güneş ışınlarının düştüğü sütun, saatin kaç olduğunu gösteriyor.

İran yönetimi garip bırakmış bu eserleri. Allah’tan UNESCO Dünya listesine almış.
Tahran’da ki ziyaretimizin en anlamlı gününü yaşayacağımızı nereden bilebilirdik. 
Türbenin mihmandarı Kasım abi içeri girdiğimizde birisi ile oturuyordu. Bizi gördüğünde samimi bir şekilde hoş geldiniz dedi.

Sonra başladı ihtişamlı yapının özelliklerini anlatmaya. Farsça anlatmasına rağmen konuyu anladık. Daha önce de konu ile ilgili yazılar okumamız anlamamız yardım etti. (Milad Gazetesi köşe yazarı burç-u Tuğrul ve Kasım Gamberi’den bahseden yazıyı yola çıkmadan hemen önce okumuştuk)
-Girişin tam ortasından yukarıya doğru bakıldığında “ArslanBaşı” görülüyor.
-Anıtın 24 adet köşesi var ve her biri bir saati temsil ediyor. Saati şaşmadan gösteriyor. Dakikayı ise her köşenin merkeze bağlantısı 6 tuğladan anlayabiliyorsunuz.
-Anıtın içerisinde tam ortasında durduğunuz da her bir tarafa eşit dağılan ses akustiği var. Kasım abi denemesini yapıyor ellerini çırpıyor. Muhammed de tam ortada Fatiha suresini okudu. Gerçekten mükemmel bir tasarım ve ilmi gelişkinlik.

Kasım abi çok samimi, Muhammedi çok sevdi. Bize çay ısmarladı. Sonra bahçede yetişen küçücük incirler yedik. Birçok şey anlattı: Müslümanların kardeş olmaları gerektiğini, İran yönetiminin mutaassıp bir tavırla bu önemli esere ilgi göstermediğini, Rabbimizin sevdiği insanların ayrıma tabi tutulmaması gerektiğini, Tuğrul Beyin mezarını Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu, Cemil Çicek hatırladığı saydığı isimler arasında, hatta cumhurbaşkanımızdan Konya Mevlana’yı ziyaret için ricacı olmuş. Anladığımız kadar bu talebi gerçekleştirilmiş. Türkiye’yi çok seviyor. Kendisi İran-Irak savaşında katyuşya füzenin patlaması sonucu yüzünün sağ tarafı büyük hasar almış, bacağından deri parçaları ile yüzüne estetik operasyonu yapılmış. Savaşı sevmiyor, barış iyidir diyor.

Kasım abi bizi çok samimi geldi. Sanki yıllardır tanışıyormuş gibi Muhammed’le ve benimle sarılarak veda ettik. Güzel insanlar nereden çıkar belli olmuyor. 

MÜCEVHER MÜZESİ

Daha sonra mücevher müzesine gittik. Mücevher Müzesi Türk Büyükelçiliğinin karşısında… Son yirmi dakika da içeri girdik. (kişi başı 200.000-IR) girişte telefonlarımız ve eşyalarımızalınıyor. Fotoğraf çekmek yasak… Müze de birbirinden güzel göz kamaştırıcı değerli taşlardan yapılmış şah ve ailesine ait eserler sergileniyor. Zümrüt, yakut ve daha birçok değerli taşlar ile süslü eşyalar görülmeye değer. Kılıç, taht, taç, kolyeler ve daha birçok süs eşyası hepsi kıymetli taşlarla ince ince işlenmiş. Naseruddin Şah’ın yakut inci ve pırlantalarla işlenmiş küresel dünya haritası ilgi çekici. Mücevher ve taşlar konusunda meraklı iseniz gezmenizi tavsiye ederiz. Gezmeseniz de bir şey kaybetmezsiniz.

Müzeden çıktıktan sonra eve geldik. İkindi namazımızı kıldıktan sonra Kayhan Parkı tarafında yolun karşısına geçtik. Epeyce bir yürüdükten sonra Nostaljik bir lokantaya gittik. Bağdaş kurup yemeğimizi yedik.

10.gün Tahran (11 Ağustos 2019 Pazar)

Bugün hediyeye ayıralım dedik. Ancak geç kaldık. İsfahan da almak varmış. Çeşit ve ürün alternatifi açışından… Sabah geç kalktık. Öğlen namazından sonra Vahid aradı. Akşama yakın 18.00 gibi evlerinin orada büyük bir alış veriş merkezi varmış. Oradan alırız dedi. 
Bizde Muhammed’le para bozdurmak için Tahran merkeze gittik. Binaların önünde kaldırımlarda ayakta, oturan seyyar dövizciler var. 400-TL bozdurduk hediyeler için… (100-TL=2.100.000-IR) 

İşimiz erken bitti. Sonra erken diye parka –City Park- gidip oturduk. Metrodan inip Vahid’lerin evine gittik. Meyve, pasta ve çay ikramı yaptı. Sağolsun. Oğlu Muhammed Hüseyin ile tanıştık. 6.sınıfa geçmiş. Vahid’lerin orada bizim alacağımız hediyeler açısından alternatif çok az. Ancak mecburen yarın tatil olduğu için almak zorunda kaldık. Akşam namazını iş merkezinde kıldıktan ve Vahid’le vedalaştıktan sonra eve geldik.

11.gün Tahran (12 Ağustos 2019 Pazartesi)

Tahran’da son günümüz. İran’da bugün Kurban Bayramının 1.günü. Zaten resmi tatil de 1 günmüş. Yani Ramazan ve Kurban bayramlarının etkisi çok az. Sayılı günler gelip geçiyor. Son gün Muhammed yorgun olduğundan bir yere gitmek istemedi. Bayram olmasına rağmen işyerleri büyük oranda açıktı. Bu bölgede alışkın olduğumuz alışveriş merkezleri vardı. İkindi namazını kıldıktan sonra MiladTower’ı görmek üzere yola çıktım. (Snaap 110.000-IR)

MİLAD TOWER

Milad tower dünyanın 6.yüksek kulesi. Biletimi aldıktan sonra yukarı çıkmak için biraz bekledik. (190.000-IR) 280 metre yükseklikten tahran Panoramik olarak izlemek güzel. Havanın kararmasını bekledim. Işıklar yanmış olarak da fotoğraf çekeyim diye. Saat 21’e doğru kuleden indik. Geleneksel eserlerin yer aldığı bölümü gezdik. Akşam namazını kıldıktan sonra alış veriş merkezinden yerel tatlardan aldım. İkram etmek için… Snaaptan araç çağırdım. Kalabalık olduğundan 10 dakika kadar bekledim. Nihayet o kalabalıkta aracımızı bulup binebildik. (130.000-IR)

Etrafı derleyip toparladıktan sonra Snaaptan araç çağırdık. Yol uzun. Bu sebeple 635.000-IR ye geldi. Şoför gelir gelmez yabancı olduğumuzu anlamış olmalı ki 1.000.000-IR istedi. Ben ise hesap makinasına 650.000-IR yazdım bunun üstünde vermeyeceğimi gerekirse ineceğimi hal diliyle anlattım. Neyse ki kabul etti. Şoför hızlı çıktı. Seri araba kullanıyor. Snaap uygulamasında ilk kez fazla para isteyen bir şoförle karşılaştık.
Havalimanına geldik. 1 saat kadar check-in açılmasını bekledik. Nihayet biletimizi aldık. Giriş kapısının önünde bekleme koltuklarına oturduk. Yorgun bir şekilde… Allah’ın izniyle uçacağız. 

12.gün Tahran (13 Ağustos 2019 Salı)

Salı gecesi saat 4.40 ta uçağımız kalktı. Sabah 7.00 gibi İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanına dâhil olduk.

Güzel anlamlı bir gezi oldu.