ADIM ADIM TARİHİ YARIMADA: BALAT, FENER, AYVANSARAY

2. DURAK (25 Eylül 2021-Cumartesi) BALAT-FENER-AYVANSARAY Tayfun Nasuhbeyoğlu

Tarihi yarımada gezisinin 2.durağında Balat-Fener bölgesine gitmek için yola çıktık. Ancak mahalleler iç içe olduğundan Ayvansaray’a da geçmiş olduk.

Balat denilince 3-4 katlı, bitişik nizam, pencere kısmı dışarı çıkıntılı, demir balkonlu, sıra sıra dizilmiş renkli apartmanlar, daracık sokaklar, şato surları gibi kiremit renkli ihtişamlı Özel Rum Okulu –ki Fener Rum Patriği zannedilir çoğu zaman- aklıma geliyor. Diğer zamanlarda önünden geçtiğimiz Musevi vatandaşlarımız tarafından işletilen Özel Balat Hastanesi ve “demir yığını” Bulgar Kilisesi akla gelen diğer yapılar.

FENER RUM ORTODOKS PATRİKHANESİ
AYRINTILI BİLGİ İÇİN
İSLAM ANSİKLOPEDİSİNİN

İLGİLİ MADDESİ

Sabah 10 gibi Eminönü yönüne doğru yol alırken Balata geldiğimizde aracı park edecek yer aradık. Önce iç kısımlarda bir tur attık. İçimize sinen bir yer bulamadık. Tekrar caddeye çıktık. Sabah erken saatler olduğundan cadde üstünde uygun bir yer bulduk. Meğerki arabayı park ettiğimiz yer Fener Rum Patrikhanesinin hemen alt kısmı imiş. Doğal olarak geziye ilk önce buradan başladık.

AYA YORGİ KİLİSESİ
-DR. SADIK AHMET CADDESİ

Patrikhane dendiğinde ihtişamlı bir yapı tahayyül edilir. Hatta yukarı da bahsettiğim gibi Özel Fener Rum Ortaokulu ve Lisesi binası çoğu zaman patrikhane ile karıştırılır. Patrikhane Dr. Sadık Ahmet Caddesi üzerinde bulunuyor. Dr. Sadık Ahmet Batı Trakya Müslüman-Türk liderlerinden… Dıştan görünüşü oldukça sade. Koyu kahverengi ahşap kaplama (?) ile yapısal olarak ayrılıyor. Aya Yorgi kilisesine üstten bakan herhangi bir orijinal tasarımı olmayan bir bina görünümü veriyor. Bu kompleks içerisinde ziyarete açık kısım Aya Yorgi Kilisesi… Güvenlik kontrolünden geçtikten sonra içeri girdik. Küçük bir avlu içerisinde Kilise ve okul patrikhane bulunuyor. Tabi ki patrikhaneyi sadece dıştan gördük. Kiliseyi gezdik. Avludaki çeşme dikkatimi çekti. Kilisenin içerisinden birkaç fotoğraf çektikten sonra Dr. Sadık Ahmet Caddesinde ilerledik. Cadde dubalarla çevrilmiş dubaların bazıları açık bazıları kapalı. Büyük ihtimal pazar günleri veya özel ayinlerde kapatılıyor. Etrafında güvenlik önlemi alınmış. Cadde üzerinde ilerlerken binanın müştemilatı olduğunu tahmin ettiğimiz yapının içerisinde onarım vardı.  Açık kapıdan yüzyıllara şahitlik etmiş bir çınar ağacı ilgimizi çekti. Gövdesinde boşluklar oluşmasına rağmen halen dimdik ayakta… Sokakta pencere önündeki kediler fotoğraf karemize yakalandı.

Sabah çok erken olmamasına rağmen burada hayat öğleden sonra başlıyor. Gezdiğimiz saatlerde dükkânlar açılmış, kafeler, masa ve sandalyelerini dizmiş tek tük olan müşterisini ağırlıyordu. Sokaklarda adım başı küçücük mekânlarda masa ve sandalyesini kaldırıma çıkarmış çok sayıda kafe vardı.

Caddeden tekrar geri döndük yol ayrımında Vodina Caddesi başlıyordu. Cadde üzerinde sağlı sollu masalarını kaldırıma yerleştirmiş müşteri bekleyen kafeler, hediyelik satan dükkânlar, tarihi yaşatmaya çalışan dükkânlar, antikacılar… Renkli binalar, renkli simalar…

Bu bölgenin en önemli özelliği sokakların dar oluşu, öğleden önce sakindi, yürümekte zorlanmadık. Ancak öğleden sonra kalabalık artmaya başladı. Hele bir de araç geçtiğinde yürümekte zorlanıyorsunuz.

Öncelikle girdiğimiz sokağı sonuna kadar bitirelim. Sonra diğer sokaklar için de aynı planı uygulayalım diye düşündük.  Tabi ki gezerken gezinin akışına bırakmak, farklı sokaklara girerek yeni şeyler görmek daha gizemli ve daha güzel oluyor…

Vodina Caddesinde devam ediyoruz. İlaç alacaktık, reçetenin günü geçmesin diye eczaneye uğradık. Eczanenin dışı nostaljik eski dükkanları andırıyor. İlacı alırken içeride dış vitrinde Facıd marka manuel hesap makinasını görmek beni petrol ofisimizin olduğu yıllara götürdü. İşyerinde aynı model hesap makinası vardı. Kolu çevirdiğinizde işlem yapıyordu.

-HZ. HÜSEYİN SADIK (r.a) KABRİ
-TAHTA MİNARE CAMİİ

Caddede ilerken sol tarafta camekânlı bir oda içerisinde Hz. Hüseyin Sadık Radiyallahu anhuma yazılı kabire rastladık. Kabrin hemen yanında tabelasında 1458 senesinde yapıldığı yazılı Tahta Minare Cami gördük. Ancak ne hikmetse kapılar kapalıydı. Geçen hafta da Zeyrek bölgesini gezerken öğleden önce camiler kapalı idi. Bazı camilerin yüksek avlu duvarları ve de üzerinde de jiletli teller… Hapishane duvarı gibi. Ülkem adına -hırsızlık vb güvenlik nedeniyle- bu tür küçük Mescid türü camilerin kapalı olması bir yana jiletli telle çevrilmesi ne kadar da üzücü.

Bu kadar hediyelik dükkân önünden geçiyoruz uğramamak olur mu? “-Bende bir şeyler almak istiyorum” diyen Zeynep için Saklıbahçe isimli dükkâna girdik. Girerken dükkânın büyüklüğünü çok da anlamamıştım. Ancak dükkân bölge şartlarına göre geniş ve de çok fazla çeşit var. Antika imitasyonları çok güzel. Hediyelik eşyalar, nostaljik  ahşaptan arabalar, kılıçlar, kuklalar, vazolar… Bu kadar çok çeşit olunca karar vermekte o denli zor oldu.

-AHRİDA SİNAGOGU
-HACI İSA CAMİİ
-KASIM GÜNANİ SEMT KONAĞI
-SAHABEİ KİRAMDAN ABDULLAH EL-ENSARİ R.A

Kürkçü çeşmesi sokağında dolaşırken Ayvansaray bölgesinde kalan “Ahrida Sinagogunun” önünden geçmişiz. Kapısı kapalı olduğu gibi Türkçe herhangi bir ibare bulunmadığından ne olduğunu anlayamadık o anda. Sonradan internetten baktığımızda anladık. Zaten anlasak ta içeri giremezmişiz. Çünkü girmek için özel izin almak gerekiyormuş.

Bölgede gezerken gördüğümüz camiler alan olarak çok küçük. Mahalle mescidi görünümünde. İşte bu camilerden birisi de Gevgili Sokağında bulunan Hacı İsa Cami idi. Yine mahalle mescidi formatında küçük bir camii. Fatih müftülüğü tarafından asılan mermer tabelada “Fatih’in sancaktarlarından ve ni’me’l-ceyşten Hacı İsa tarafından H.870 / M 1465-66 yılında yaptırılmıştır. Kareye yakın planlı kagir eserin banisi giriş kapısının sağında medfundur” ibaresine rastladık. Cami her zaman olduğu gibi yine kapalıydı. Bu sebeple caminin içini göremedik.

Sokakları arşınlamaya devam ettik. Rengarenk apartmanların bulunduğu Çilingir sokağa girdik. Biraz ilerledikten sonra ferah bakımlı bir parka rasgeldik. Fatih Belediyesince yaptırılan bu parkın içerisinde Kasım Günani isminin verildiği Semt Konağı binasını ve hemen yanında Aile Sağlık Merkezi binasını gördük. Sırtımızı binalara vererek karşısında bulunan renkli binaları fotoğrafladık. Gezdiğimiz her yerde Fatih Belediyesinin izlerini gördük. Bizim gezdiğimiz günlerde 360 apartmanın dışının boyanması ile ilgili afişler her yanda bulunmaktaydı.

ODUN YARICIZADE CAMİİ

Çilingir sokağından geldiğimiz yönde geri dönerken apartman arasında kalmış bir sahabe kabrine rastladık. Dikdörtgen olarak kesilmiş mermerin üzerinde “Sahabei Kiramdan Abdullah El Ensari Hz. Ra.” yazısını okuduk. Kabirde yatanlara dua ettikten sonra yolumuza devam ettik. Çilingir sokakta renkli evlere sırtınızı dönüp karşı tarafa baktığımızda minaresi gözüken bir cami gördük. O yöne doğru rotamızı belirledik. En yakın sokaktan parkın yanındaki sokaktan gidelim dedik, ancak sokak çıkmaz sokakmış, tekrar geriye dönüp diğer sokaklardan geçerek uzaktan minaresini gördüğümüz camiye ulaştık. Bu cami Pastırmacı Sokakta bulunan Odun Yarıcızade Camii idi.

FERRUH KETHÜDA CAMİ

Pastırmacı sokağı yukarı doğru uzayan merdivenli bir sokak. Sokağın başında tabelayı gördüğümüzde ismiyle müsemma olmuş, “pastırmamız çıkacak” diye söylendik. Merdivenleri çıkarken sol tarafta camii vardı. İçeriye yine giremedik kapalı olduğundan. Merdivenler yukarı doğru daralarak kıvrıla kıvrıla uzuyordu. Yukarı çıksak mı yoksa geri mi dönsek diye düşündük. İlerleyip sonra çıkmaz sokak diye geri dönmekte vardı. Buraya kadar gelmişken geri dönmeyelim ilerleyelim dedik. Yukarı doğru çıkarken merdivenler sağa doğru dönüyor ilerisi görünmüyordu. Çıkmaya devam ettik merdiven küçük şirin iki katlı bir apartmanın önüne sola doğru ilerliyordu. Merdivenin sağına baktık otların her yeri sardığı tarihi kalıntılar tabi ki çöp ve bira şişeleri. Belli ki burası bazı saatlerde birilerinin mekanı… Geri mi dönelim yoksa tarihi kalıntıların üzerine çıkarak ilerisini göremediğimiz yola mı girelim. Kalıntıların olduğu tepeye çıkmaya ve ilerlemeye karar verdik. Tepeye çıkıp biraz ilerlediğimizde önümüz açıldı ve Haliç manzarası ortaya çıktı. Tepe de patika yolda ilerledik önümüzde bambaşka bir mahalle ve daha bakımlı bir ortam… Aşağı doğru bakıldığında güzel bakımlı bir park hemen yanında yeni onarıldığı belli tarihi bir cami yer alıyordu. Aşağıya doğru Fatih Belediyesinin adını İmam Hatiplerin açılmasında öncü rol oynamış ismi birçok okulda yaşatılan Mahmut Celalettin Ökten parkına doğru inmeye başladık. Park bu kadar yoğun bina arasında ortama ferahlık katmış. Aşağı inerken parkın hemen sağında sıvaları kazınmış restore edilen yapı gördük. Burasının afişlerdeki ifadelerden yola çıkarak Fatih Belediyesince Semt Konağı yapılacağını anladık. Yapılacak semt konağını tarafından cami avlusuna girmek için kapı vardı. Ancak kapalıydı. Diğer kapıları baktık. Açık olan kapıdan avluya girdik. Bu cami yeni restorasyonu bitmiş Mimar Sinan tarafından yapılan Ferruh Kethüda Camii idi. Avludan camiye doğru yöneldik. Hem iç kısmı görelim hem de 2 rekât tahiyyatül Mescid namazı kılalım diye. Kapı yine kapalıydı. Ancak avluda bekleyen görevli bizi fark etti. Camiyi görmek istersek açabileceğini söyledi. Öğle namazından önce kapıyı kapalı tuttuklarını çocukların girip ses sistemiyle oynadıklarını söyledi. Teşekkür ettik. Böylece caminin içerisine girdik. Cami tavanı ahşaptan ortada ters kase gibi kubbe vardı. Cami dışından bakıldığında normal çatılı bir yapı gözüküyor. Bugün gördüğümüz en bakımlı cami olduğunu söyleyebilirim. Cami avlusunda camiye ismini veren Ferruh Kethüdanın mezarı ve birkaç mezar daha bulunmaktadır. Cami çıkışında cami avlusu duvarına bitişik bir çeşmenin onarılması ve suyun akar hale getirilmesi bizi ziyadesiyle sevindirdi.

Namazımızı kılıp çıktıktan sonra hemen parkın yanında Fatih Belediyesince kiraya verilen bir kafe gördük. Buraya kadar gelmişken çay içelim dedik. Günün bu saatinde oldukça sakindi. Eşimle birlikte biz çay aldık. Zeynep ise listeden seçim yapmakla meşguldü. Bu mu olsun şu mu olsun derken Karpuz Frozen denilen içecek olsun dedi. Ancak bu içeceği hazırlayan personel henüz iş başı yapmadığından bu seçenek iptal oldu. Kafeterya da sorumlu hanım Zeynebe sana limonata yapayım dedi. Zeynep limonatasını içtikten sonra yola devam ettik.

YUSUF SECAATTİN AMBARİ CAMİİ

Haliç kenarında bulunan ana caddeye Mürselpaşa caddesine çıktık. Arabamızın olduğu yöne Eminönü yönüne doğru yürüdük. Caddenin solunda geniş bir avluda yer alan küçük bir camii olan Yusuf Secaattin Ambari Camiini gördük. Avluda çukurda kalmış mahsun bir çeşme gördük. Camiye doğru yöneldik. Bu kez cami açıktı bir kaç basamak çıkarak içerisine girdik. Cami üst katta, alt katı bir vakfın merkezi olarak kullanılıyor. Caminin isminde yer alan Secaattin kelimesinin yazılışı farklı farklı yazılımı vardı.

STEVİ STEFAN BULGAR KİLİSESİ

Sol tarafımızda İBB tarafından parkın kaldırımları sökülmüş ve betondan yeniden yapılmıştı. Ancak beton estetik değildi. Tarihi doku içerisinde aykırı ve iğreti duruyordu. Kaldırımlarda daha nostaljik farklı taşlar kullanılabilirdi. Her ne hikmetse bu tür tadilatlarda estetik düşünülmüyor. Bir an gözümüz Haliç’in karşı kıyılarına takıldı. Uzaktan kıyıya sıfır gibi gözüken 4-5 katlı inşaat halindeki binalar göze hiç de hoş gelmiyordu. Neden kıyı bandına bu tür bina yapılır diye eleştirmekten kendimizi alamadık. Binanın ne olduğunu daha sonra araştırmak üzere yürüyüşümüze devam ettik cadde boyunca… Parkı geçtikten sonra daha önce de rehber eşliğinde gezdiğimiz Bulgar Kilisesine girdik. Bulgar Kilisesi geniş bir avluda yer alıyor. Avluyu gezmeden önce içerisini görmek için ilerledik. Bulgar Kilisesinin diğer kiliselerden farklı kılan özelliği –birçok kişinin de bildiği üzere- tümüyle demir kullanılması ve prefabrik olmasıdır. Aya Yorgi Kilisesinde oturaklar sandalye şeklinde ve aralarında az da olsa mesafe vardı. Burada ki oturaklar okul sırası şeklinde. Oturakların arkasında anlamını bilmediğim kanatlar arasında bir çocuk başı vardı.  Her kilisede olduğu gibi yoğun renkli, figürlerin resimlerin olduğu bir mekân… Üst kata çıktık oradan da fotoğraf çektik. Kiliseden çıktık, avluyu gezmek üzere… Avlu da fildişini andıran ayaklı mozaik ile bezenmiş küçük bir süs havuzu vardı. Küçükte olsa güzel bir bahçesi var. Nar ağaçları ilgimizi çekti. Kilise avlusundan çıkarken solda üç tane lahit gördük. Üzerinde kuru kafa ve çapraz kemikler yer alıyordu. Dikkat ölüm tehlikesi işaretlerini andırıyordu.

Eminönü yönünde ilerlemeye devam ediyoruz. Cadde yıkılmış kemerin altından geçerken iyice daralıyor. Sol tarafta tarihi küçük bir bina da Sanat Merkezi CamHane tabelasını görüyoruz. Bahçeden binalara doğru ilerledik. merdivenler ile aşağı iniliyor. Merdivenin duvarına “Cama dair tüm olasılıklar ellerimden dökülecek, tüm bilgim ve tecrübem konuşabileceğim renkli bir lisana dönüşecekti. ” diye devam eden bir önsöz formatında yazılmış tabela vardı. Aşağısını kalabalık gördük inmedik uzaktan fotoğraflamakla yetindik.

-SANAT MERKEZİ CAMHANE
-KADIN ESERLERİ KÜTÜPHANESİ VE BİLGİ MERKEZİ VAKFI

Camhanenin hemen yanında yine parkın içerisinde İBB’ye ait “Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı” tabelalı tarihi binayı görüyoruz. Bahçesine girdik. Haftasonu kapalı olduğundan içeriye giremedik. Dışarıdan fotoğraf çekmekle yetindik. Binaya camhane’de olduğu gibi merdivenlerle inildikten, açık avlu gibi bir yerden geçtikten sonra giriş yapabiliyorsunuz. Binaların ilk hali de böyle miydi, yoksa zamanla doldurulduğu için bina çukurda mı kaldı bilemiyorum. Bana 2.şık daha mantıklı geldi. Araştırmak gerek…

Caddenin karşı tarafına geçmek üzere hareket ettik. Karşımızda rengarenk yanyana dizilmiş binaları fotoğrafladık. Fatih Belediyesi 360 adet apartmanın dış cephesini boyadığı ile ilgili afişler her birçok yerde asılmış durumda.

-ALİ YAZICI CAMİİ
-DİMİTRİ CANTEMİR MÜZESİ

Mürselpaşa Caddesi yazılı tabelanın duvarında asılı olduğu küçük caminin Ali Yazıcı Cami olduğunu öğreniyoruz. Tekrar Fener Rum Patriğinin bulunduğu sokağa giriş yapıyoruz. Daha önce gezilecek yerleri araştırırken fotoğraflarda gördüğümüz renkli merdivenleri olan sokağa doğru yol alıyoruz. Rengarenk merdivenlerin hemen yanındaki tarihi mekanın duvarında Dimitrie Cantemir Müzesi tabelasını görüyoruz. Tabeladan bu binanın ünlü Romen tarihçi, yazar, felsefeci ve bestekar, Berlin Akademisi üyesi, Boğdan Voyvodası Dimitrie Cantemir’e (Kantemiroğlu) (1673-1723) ait olduğunu öğreniyoruz. Bu tabelanın hemen altında 1453 Balat Antik Kafe tabelası bulunmaktadır. Kapıdan içeri girdiğimizde bizi tepemizde asılı rengarenk şemsiyeler karşıladı. Burası oldukça kalabalık bir mekandı. Kafede oturanlar, fotoğraf çekenler, üstelik henüz öğlen saatleri. Kim bilir birazdan kalabalık nasıl artacak. Bizde fotoğraf çekmekte zorlandık, sürekli karemizde insan olduğundan fazla fotoğrafta çekemedik. Müzenin uzun süredir kapalı olduğunu öğreniyoruz. Binanın bahçesinde kemer altlarında masalar ve çoğunlukla turistler vardı. Zeynebin dikkatini etrafı çitle çevrili içerisinde tavuskuşu ve ördeklerin bulunduğu kısım çekiyor. Hızlıca gezip bir kaç kare fotoğraf çektikten sonra Merdivenli Mektep Sokaktan yukarı doğru çıkıyoruz.

-FENER RUM ORTAOKULU VE LİSESİ
-MESNEVİHANE CAMİİ

Artık yorulmuştuk .Ancak tepede kiremit rengi Fener Rum ortaokulunu gördüğümüzden buraya kadar gelmişken o bölgeyi de dolaşalım dedik. Ve son bir gayretle yukarı doğru merdivenleri adımlamaya başladık. Merdivenin sonunda 3 katlı kiremit renkli bina göze hoş geliyordu. Yanyana bir kaç estetik binadan sonra sokağın yol ayrımında sağ tarafta onarılmış aktif bir çeşmeye gözlerimiz takıldı. Çeşmenin olduğu sokak aşağı doğru iniyordu. Sokağın sol tarafında kapıları kapalı, tarihi bir mekan olduğu görünüşünden anlaşılan yapının fotoğrafını çektikten sonra geri dönüp yukarı doğru yürümeye devam ediyoruz. Tevkii Cafer Mektebinin dar dolambaçlı sokaklarında yürürken bahçe duvarından görünen bodrumuyla birlikte 3 katlı bina ve büyükçe bahçesi dikkatimizi çekti. Buranın ne olduğunu daha sonra araştırmak üzere yola devam ediyoruz. Sokağın köşesinde iki katlı taş binanın büyük bir konak veya okul vb bir yapı olabileceği aklımıza geliyor. Dar, kıvrımlı sokaklarda yokuş yukarı çıkarken Fener-Rum okulunun etrafında döndüğümüzün farkındayız. Binanın sağ tarafından çıkıp, sol tarafından aşağıya doğru ineceğiz birazdan… Tam okulun üst kısmında köşede, minare ve Mesnevihane tabelasını görüyoruz. Bu mekan okula sıfır, yani bitişik. Caminin bahçesinden okula ait fotoğrafları daha yakından çekiyoruz. Cami avlusunda Trabzonlu olduğunu öğrendiğimiz imam ile ayak üstü sohbet ediyoruz.

-TEVKİİ CAFER CAMİİ

Camiden çıktığımızda çok az bir gayretle yukarı doğru gidersek yolumuz isminin Tevkii Cafer Camii olduğunu öğrendiğimiz camiye çıkacaktı. son bir gayretle bu camiye de girdik. Cami avlu kapısındaki tabelada “Bânisi: Kadıasker Taçzâde Nişancı Câfer Çelebi Yapımı: H.921 M.1515” yazıyordu. Camiyi ziyaret edip öğlen namazını kıldıktan sonra tepe noktadan okula doğru aşağıya inmeye başladık. Bu kez Fener Rum Okulu sol tarafımızda kalacak şekilde dik yokuştan inmeye başladık. Okul hem yüksekte, hem de eğimli dik bir arazi üzerine kurulu olduğundan binayı çevreleyen duvarlar çok yüksek. Sokaktan binaya doğru bakıldığında sadece binanın tepe kısımları gözüküyor. Aşağı doğru inmeye devam ediyoruz. Okulun giriş kapısı önünde çok sayıda insan fotoğraf çekiyordu. Biz de okulu bu açıdan bir kez daha fotoğrafladık. Bu okulu yek pare en iyi Fethiye Müzesi veya Recep Tayyip Erdoğan İmam Hatip Lisesi bölgesinden görebilirsiniz. Arnavut kaldırımlı sokaktan aşağı inerken zorlanıyoruz. Aşağı inmeye yaklaştığımız yerde yol çatallaşıyor. Bölgeyi gezenlerin fotoğraflarında en çok paylaştıkları binalarla karşılaşıyoruz. Ortada kalan dış cephesi yuvarlak bina tadilatta idi. Sağdaki Akçin sokağından inerek aracımıza ulaşıyoruz. Böylelikle bugünkü tarihi yarımada turumuzun Balat-Fener bölümünü tamamlamış olduk. Bugün süremizi aştık. Yorulduk. Bundan sonraki turlarımızda -inşaallah- saat 12 gibi turu bitirmeye karar verdik.

BAZI SOKAK İSİMLERİ

HANGİ MAHALLELERDEN GEÇTİK? YAVUZ SULTAN SÜLEYMAN, BALAT, AYVANSARAY

GEZİ GÜZERGAHI: -FENER RUM ORTODOKS PATRİKHANESİ, -AYA YORGİ KİLİSESİ, -DR. SADIK AHMET CADDESİ, -VODİNA CADDESİ, -HZ. HÜSEYİN SADIK (r.a) KABRİ, -TAHTA MİNARE CAMİİ, -AHRİDA SİNAGOGU, -HACI İSA CAMİİ, -KASIM GÜNANİ SEMT KONAĞI, -SAHABEİ KİRAMDAN ABDULLAH EL-ENSARİ R.A, -ODUN YARICIZADE CAMİİ, -FERRUH KETHÜDA CAMİİ, -MAHMUT CELALETTİN ÖKTEN PARKI, -YUSUF SECAATTİN AMBARİ CAMİİ, -STEVİ STEFAN BULGAR KİLİSESİ, -SANAT MERKEZİ CAMHANE, -KADIN ESERLERİ KÜTÜPHANESİ VE BİLGİ MERKEZİ VAKFI, -ALİ YAZICI CAMİİ, -DİMİTRİ CANTEMİR MÜZESİ, -TEVKİİ CAFER CAMİİ, -FENER RUM ORTAOKULU VE LİSESİ, -MESNEVİHANE CAMİİ