ADIM ADIM TARİHİ YARIMADA: TOPKAPI

14 Ekim 2021 PerşembeTOPKAPITayfun NASUHBEYOĞLU

İstanbul’da birkaç gündür hava kapalı. Ara ara yağmurlu. Geçtiğimiz Cumartesi yoğun yağıştan dolayı tarihi yarımada gezimize ara vermek zorunda kalmıştık. Bugün açık ve güzel bir hava var. Bunu fırsat bilerek rotamızı Topkapı Suriçine çeviriyoruz. Vatan Caddesi güzergahından yukarıya doğru çıkmak istiyoruz. Ancak yan yol çok yoğun. Yukarı çıkan bir yoldan girdik, ancak tek yön muhabbeti sebebiyle bir türlü suriçine çıkamadık. Tekrar Vatan Caddesine girdik. Akdeniz Caddesi kavşağından sağa dönüp Millet Caddesine çıktık. Pazar Tekke Durağından içeri girebildik. Bu arada epey bir zaman kaybettik. Hayırlısı deyip aracımızı ara sokaklardan birisine Şeyhülislam Sokağına park ediyoruz. Tarihi yarımada sokaklarını gezerken bazen özellikle sokak ve cadde isimlerini anıyorum. Çünkü her sokak ismi bir kültürel ve tarihi dokunun bir parçası. Sokaklar dar ancak temiz ve araçların düzenli olarak park etmesi için asfalt sarı çizgilerle çizilmiş. Yerdeki ok işaretleriyle de yön tayini yapılmış.

GAZİ AHMET PAŞA CAMİİ
AYRINTILI BİLGİ İÇİN
İSLAM ANSİKLOPEDİSİNİN
AHMET PAŞA KÜLLİYESİ MADDESİ…

Şeyhülislam Sokağından yukarı doğru çıkıyoruz. Dar bir sokak olan undeğirmeni sokaktan geçtikten sonra sola dönüyoruz. Gazi Ahmet Paşa Caminin dış avlusu kapısından içeri girmeden. Girişteki tabelada yazanlar dikkatimizi çekiyor: “Yavuz Sultan Selim’in kızı Fatma Sultan’ın eşi, veziri azam Kara Ahmet paşa tarafından İstanbul’un Yedinci tepesi olan Topkapı’da cami, medrese, çeşme, sebil, mektep, hamam ve türbeden oluşan, külliye olarak inşaasına 1554 yılında Mimar Sinan tarafından başlanıldı. 1555’de idam edilen Ahmet Paşa, idamından yedi yıl sonra1562 yılında beraatine karar verilince inşaata eşi Fatma Sultan tarafından tekrar devam edilerek 1571 yılında tamamlandı. 1696 ve 1894 depremlerinde kısmi hasar görmesi nedeni ile II. Abdulhamid tarafından 1896 tarihinde onarım görmüştür.” 

Cami büyük bir camii. Caminin kapısındaki girişinde hemen sağ tarafında bakımsız kalmış mezarlar bulunmakta olup, ilerisinde musalla taşı bulunmaktadır. Durup dururken musalla taşından neden bahsedilir ki, zaten her cami avlusunda bulunmaktadır. Şöyle ki musalla taşının etrafı sanki banyolardaki duş perdesi renginde ve oldukça iğreti düzenlenmiş. Fotoğraftan da görüleceği üzere öncelikle musalla taşının etrafının çevrilmesinin ne anlamı var anlayamadım. Ya da gereklilik ise tarihi dokuya uygun bir çevirme olabilirdi. Yine musalla taşının bulundu cami köşesinde camekanla çevrilmiş bölümünde görüntüyü bozduğunu söylemeliyim. Bu tür yapılara ek yapıldığında uzman kişilerden görüş almak veya çizimini yaptırmak gerekiyor. Ben yaptım oldu ile olmuyor. Bu güzel caminin iç avlu kapsından içeri giriyoruz. Cami avlusunda revakların altı çevrilmiş Kur’an Kursu ve yurt olarak kullanılıyor. Şadırvan oldukça estetik yapılmış. Cami iç avlusundaki Trabzon hurması dikkatimizden kaçmıyor. Caminin giriş tabelasında diğer tabeladan farklı olarak şunlar yazmaktadır: “…cami altı sütuna dayanan merkezi kubbeli planı, çok sayıda pencereleri, revaklı avlusu ve şadırvanıyla Osmanlı mimarisinin klasik devir temsilcisidir. İznik çinileri, mermer ve ahşap işçiliği 16.yüzyılın güzel örnekleridir. Cami avlusunun üç tarafını medrese çevirmektedir… Eserin banisi külliye içindeki türbede medfundur.”

Caminin çini desenleri turkuaz, yeşilin farklı tonları ile dikkat çekici. İki rekat namaz kıldıktan sonra caminin içerisinde fotoğraf çekiyorum. Üst kata çıkamadık. Kapısını bulamadık veya kilitli idi. Caminin giriş kapısının üst kısmındaki saat ortama uymamış. Pencerelerdeki renkli süsleme ve hüsnü hatlar ışık vurduğunda güzel bir görünüm katıyor. Caminin penceresinden gözüken dışa kapalı bahçe de maalesef bakımsız bir halde. Caminin iç avlusuna giriş yaptığımız kapının karşısındaki kapıdan dışarı çıkıyoruz. Caminin etrafını dolaşıyoruz. Buradaki kapı kapalı. Caminin bulunduğu kısım bittiğinde hafifçe sola doğru devam edildiğinde Fatma Sultan Camii Sokağına giriyorsunuz. Fatma Sultan, eşi vefat ettikten sonra Gazi (Kara) Ahmet Paşa adına caminin yapımını tamamlamış. İki alt sokakta kendi ismi ile de anılan küçük bir camii bulunmaktadır. Daha önceden bu küçük mescidde namaz kılmıştım. Ancak bu kez yolumuz düşmedi. Sokak boyunca devam ediyoruz. Karşı sokağa Dr. Nasırbey sokağına geçiyoruz. İlginç bir şekilde sokak bir anda genişliyor. Yeşil güzel bir sokak. Biraz ilerledikten sonra ilk sokaktan Sefa Bostanı sokaktan sola dönüyoruz. Sol tarafımızda özel bir okul ve okula mı ait anlayamadığımız tarihi bir yapı vardı. Sokağı bitirip sola Sefa Hamamı sokağa dönüyoruz. Bu sokak çıkmaz bir sokak, bu sokakta iki katlı bahçe içerisinde Topkapı Aile sağlığı merkezi bulunmakta. Sokaktan mecburen geri dönüp devam ediyoruz. Sefa Bostan sokak burada devam ediyor. Sağımızda yeniden düzenlenmiş ve genişletilmiş Bostan Parkını gördük. Park bakımlı güzel görünüyor. Sokak sağa yukarı doğru dönüyor. Bu sokak U şeklinde bir sokak. Parkın üst kısmında piknik masası türünde masalar konmuş. Tekrar Dr. Nasırbey Sokağına tekrar çıktık. Sokağın bitiminde sağa Kürkçü Bostanı Sokağa girdik. Bu arada sokak isimlerinde bostan isminin yer alması parkın isminin de bostan parkı olduğu düşünülürse bu bölgelerde bostanların olduğu sonucu çıkar mı. Bakmak lazım. Kürkçü sokağı bitirdiğimizde sol tarafımızda restorasyonu yeni tamamlanmış ve ibadete açılmış Kürkçübaşı Ahmet Şemsettin Camiini görüyoruz.

KÜRKÇÜBAŞI AHMET ŞEMSETTİN CAMİİ
TOPKAPI KÜTÜPHANESİ
TOPKAPI SOSYAL TESİSLERİ
TOPKAPI PARKI

Cami restorasyon kokusu duyuluyor. Girişin hemen sağında ve sol tarında abdest alınan yerin yanında mezarlıklar var. Cami ahşap tavanlı, ilgi çekici olan mihrap barok üslubuyla boyanmış. Doğrusunu söylemek gerekirse renkler pek te uyumlu değil. Orijinali de böyle miydi bilemiyorum. Caminin içerisinden bir kaç kare fotoğraf çektikten sonra, ana caddenin karşısındaki sokaktan içeri giriyoruz. Sokakta biraz ilerledikten sonra geri dönüyoruz. Çünkü bu sokak çıkmaz sokakmış (Dullar Çıkmazı). Bu sokakta butik oteller var. Ana caddeden devam ediyoruz tekrar. Solda köşede ki bina dikkatimizi çekiyor. Yeni olduğu belli, cam kaplama bu bina ne kadar tarihi dokudan uzak, iğreti. Sol ilk sokaktan, Hallaç Hasan Aralığından yokuş yukarı çıkıyoruz. Sola dönüp 50 metre ilerledikten sonra sola bu kez Hallaç Hasan Sokağına dönüyoruz. Dönüş yerinde karşımızda “Topkapı Fukaraperver Cemiyeti Kuruluş :1908” tabelasını görüyoruz. Hallaç Sokaktan, sola Topkapı Bostanı Sokağına dönüyoruz. Epey ilerledikten sonra sokağın sonuna geliyoruz. Sola Paşa Odaları sokağına dönüyoruz. Sağımızda Fatih Belediyesi Topkapı Kütüphanesi bizi karşılıyor. Bu kapıdan içeri giriyoruz. Sol tarafta kütüphane, sağımızda sosyal tesisler var. Surun hemen dibinde kütüphane, sosyal tesis, park, çocuk oyun gurupları, yeşil alan, otopark, kadın ve erkek mescidleri bulunan komple bir yapı. Fatih Belediyesi eskiden atıl, izbelik olan bu yeri anlamlı projelerle halkımıza kazandırmış. Fatih Belediyesi Topkapı Sosyal Tesisleri nezih bir mekan. Surun hemen dibinde çayınızı yudumlayabilir, bir şeyler atıştırabilirsiniz. Yolu düşenlerin uğramasını tavsiye ederim. Çayımızı yudumladıktan sonra parkın içerinden geçerek yola devam ediyoruz.

TOPKAPI SURLAR

Kapının hemen ağzında bekleyen iki yeniçeri heykelinin arasından geçerek surların dışına çıkıyoruz. Bu kapı Topkapı… Rivayetlere göre Fatih Sultan Mehmet Han bu kapıdan İstanbul’a giriş yapmış. Surun dışında kale duvarları boyunca geziyoruz. Bol bol fotoğraf çekiyoruz. Sur dışında Mescidi Selam – Topkapı Metro durağı bulunmaktadır. Karşıdaki mezarlıkların arasından Bayrampaşa’ya yürüyerek geçebilirsiniz. Sur dışını gezdikten sonra çıktığımız kapıdan tekrar sur içine giriyoruz. Dış kapının duvarında İstanbul Fethi Derneğince asılan mermer kitabede “İstanbul herhalde Fethedilecektir. Onu fethedecek emir ne mutlu emir ve o asker ne mutlu askerdir.” hadisi şerifi yer almaktadır. Hemen altında ise “HİCRİ 20 CEMAZİYELEVVEL 857 VE MİLADİ 29 MAYIS 1453 SALI SABAHI FATİHİN ORDUSU TOPLARIN BU CİVARDA AÇTIĞI GEDİKDEN İSTANBUL’A GİRMİŞTİR.”

SURP NİGOĞAYOS ERMENİ KİLİSESİ
AYRINTILI BİLGİ İÇİN
TÜRKİYE ERMENİLERİ PATRİKLİĞİ
İLGİLİ WEB SAYFASI

Suriçine girdiğimizde yönümüzü sağ tarafa çeviriyoruz. Aşağı doğru Vatan Caddesine doğru inen Sulukule Caddesinde ilerliyoruz. Hemen ileri de sağda S. Nigoğayos Ermeni Kilisesini görüyoruz. Duvarları yüksek içerisi görünmüyor. Sadece Çan Kulesi gözüküyor. Dış kapısı yeni kahverengine boyanmış. Kapıyı hafifçe ittik açık olma ihtimaline karşı. Boya taze parmaklarımıza yapıştı. Kapı hafifçe açılır gibi oldu. Biraz daha itersek açılacak zannettik. Kilitli imiş açılmadı. Bizim kapıyı ittiğimizi gören bir turist ailesi de eline boya bulaşmasın diye peçete ile tutup kapıyı ittirdi. Ancak açılmadığı gibi peçete de boyaya yapıştı. Kapının kapalı olduğuna iyice kanaat getirdikten sonra aşağıya doğru yolumuza devam ettik. Sol tarafımızda boydan boya surlar yer alıyor. Biraz ileride ikinci bir kilise daha gördük. Ancak herhangi bir isme rastlayamadık. İnternetten araştırmak üzere yolumuza devam ettik.

GAZİ (KARA) AHMET PAŞA TÜRBESİ

Ara sokaklardan tekrar yukarı doğru çıktık. Bu kez cadde üzerinde bulunan Gazi (Kara) Ahmet Türbesinin yanına çıktık. Türbenin bulunduğu küçük bahçesinin kapısında asma kilitli idi. İçeri giremedik. Etrafını dolaşalım belki başka bir yerden girişi vardır dedik. Türbenin üst tarafı bir spor kulübüne tahsis edilmiş. Spor Kulübü derken aklınıza sportif faaliyetler yapılıyor gelmesin. Spor kulüplerinin bir çoğu bu tür yerleri lokal olarak kullanıyor ve okey ve kağıt oynuyorlar maalesef. Bu binada 2016 senesinde o zamanın Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir tarafından yaptırılarak spor kulübüne (!) verilmiş. Lokalin hemen yanı başında türbe ile bitişik sayılabilecek bir mesafede ve yine hemen yanında caminin bulunmakta olup, Türbe ve caminin yanında taş sesleri yükselmektedir. Duamızı ettikten sonra caddenin karşısındaki Bayezid Ağa Camiine öğle namazını kılmak üzere giriyoruz.

BAYEZİD AĞA CAMİİ

“Cami Fatih’in sekbanbaşılarından ve ni’me’l ceyşten Bayezid Ağa tarafından H.857 / 1453 tarihinde duvarları kâgir, çatısı ahşap olarak yaptırılmıştır.” Zamanla harap olan cami 1955 te ihya edilmiştir.” Caminin iç tavanı betonarme yapılmış beyaz renkle badana yapılmış. Oldukça sade. Cami özellikle dış kısımları, bahçesi bakımsız. Caminin orijinal hali esas alınarak restorasyona ihtiyacı var. Namazımızı kılıp aracımızı bıraktığımız sokağa doğru ilerliyoruz. Son olarak Gazi Ahmet Parkını ve parkın içerisinden aynı isimli caminin uzaktan fotoğrafını çekerek bugünkü gezimizi bitiriyoruz.

BAZI SOKAK İSİMLERİ

HANGİ MAHALLELERDEN GEÇTİK? TOPKAPI MAHALLESİ

GEZİ GÜZERGAHI: -GAZİ AHMET PAŞA CAMİİ -BOSTAN PARKI -KÜRKÇÜBAŞI AHMET ŞEMSETTİN CAMİİ -TOPKAPI KÜTÜPHANESİ -TOPKAPI SOSYAL TESİSLERİ -TOPKAPI PARKI -TOPKAPI SURLAR -S. NİGOĞAYOS ERMENİ KİLİSESİ -…….KİLİSESİ -GAZİ (KARA) AHMET PAŞA TÜRBESİ -BAYEZİD AĞA CAMİİ -GAZİ AHMET PAŞA PARKI