ADIM ADIM TARİHİ YARIMADA: FINDIKZADE –

8. DURAK 31 Ekim 2021 Cumartesi SEYYİD ÖMER – FINDIKZADETayfun NASUHBEYOĞLU

Bugünkü durağımız Fındıkzade bölgesi. Düşüncemiz, Millet Caddesi, Kızılelma Caddesi ile Yedikule İstasyon Caddesi arasında kalan bölümü tamamlamaktı. Bugün bol miktarda sahipsiz kedi ve sahipli köpek gördük. En çok beğendiğimiz mekan Fındıkzade Yaşam Merkezi ve Ramazan Efendi Camii oldu… Şimdi güzergah sırasına göre yazmağa başlayalım.

BEKİR PAŞA CAMİİ
-AKBABA MEHMET EFENDİ CAMİİ
-FATİH BELEDİYESİ FINDIKZADE ÇUKURBOSTAN YAŞAM MERKEZİ

Bir önceki gezimizdeki güzergahı takiben Kızılelma Caddesi üzerine Bekir Paşa Camiyi az ilerisine aracımızı park ettik. Bekir Paşa Camii yeni restore edilmiş bir camii. Saat 10.30 ancak avludan dahi içeri giremiyoruz kapalı olduğundan, dönüşte açıldığında fotoğraflamak üzere millet caddesine doğru geriye yürüyoruz. Yeni yapılmış tarihi bir geçmişi olmayan Akbaba Mehmet Efendi Camiyi fotoğraflayarak içeri doğru girmek istiyoruz. Bu camiye daha önce iki kez gelmiştim. Cami imamı ile tanışmak ve derneğimizde seminer vermesi için davet etmiştik İsmail kardeşim ile… Hocamızda bizi kırmayarak seminer vermişti. Camii dıştan 4-5 katlı pencereli apartman görünümlü, cadde üzerinde müştemilatı olarak Kur’an Kursu ve Kütüphanesi bulunuyor. Cami açık mı diye yukarı çıktık, tabi ki kapalı idi. Aşağı indiğimizde bir vatandaşımız, -belki “wc’lere bakan” sert bir tonla ne arıyorsunuz demesin mi? Biz de caminin içini görmek istediğimizi söyledim. O an aklımıza camiye gelen çocukların bazı kişiler tarafından azarlanması aklımıza geldi. Tabi ki üzüldük… Türkçü Sokaktan ilerleyerek Fatih Belediyesi Fındıkzade Çukurbostan Yaşam Merkezine geldik. Burası yolun altında kalan çok yönlü bir mekan. Park, yeşil alan, havuzlar, oyun gurupları, basket ve futbol sahaları, yürüyüş yolları, piknik masaları, sosyal tesis, kum havuzu ve yaşam merkezi binası gibi büyük bir park. Alan kare şeklinde ve 20-30 metre aşağı doğru yürüyerek parka iniyorsunuz. Bizim gittiğimiz saatlerde park sakindi. Bol bol fotoğraf çektik. Buraya kadar gelmişken sosyal tesiste çay içerek biraz olsun mola verdik. Aslında bu alanın ismi “Fındıkzade Millet Bahçesi” olabilir. İnternet haritalarda araştırdığımda Sema ve Aydın Doğan Eğitim Parkı olarak ismi geçiyor. Earth üzerinden ölçüm yaptığımda 25 dönüm gibi bir alan olduğunu gördüm. Az geldi. Hülasa ben de eşim de parkı bakımlı ve donanımlı gördük. Havuzu bol bir park. Bir kenar boydan boya havuzla çevrelenmişti. Etrafı tel örgülerle çevrili kum havuzu hoşumuza gidiyor, Hekimoğlu Ali Paşa Parkında da aynısını gördük. Kedi ve köpekler giremeyeceği şekilde çocuklar temiz bir şekilde kumla oynuyorlar. Örnek alınması yaygınlaştırılması gereken güzel düşünülmüş bir uygulama. Köpek gezdiren bir vatandaşımızın havuzun içerisine köpeğini sokması ve suyun içerisinde koşturması hoş bir görüntü değildi. Tam tepeden panoramik bir fotoğraf çekip parktan ayrılıyoruz.

-ŞEHİT FURKAN IŞIK PARKI
-ŞEYH MEHMET HAFFAF HZ. TÜRBESİ

Sırrıpaşa Sokak ve Cevdetpaşa Caddesinde yürüyoruz. Sağımızda Şehit Furkan Işık Parkını görüyoruz. Park derken sadece çocuk oyunun gurubunun olduğu sokağın köşesinde küçük bir park. Cadde de yürümeye devam ediyoruz. Solumuzda etrafı çevrili Şeyh Mehmet Haffaf Hazretlerinin Türbesi, sağımızda Seyyid Ömer Camii bulunuyor. Önce türbeyi ziyaret ediyoruz. Açık alanda kabirler bulunmakta olup, kapalı mekan türbe oldukça sade. İçerisinde 2 sanduka bulunmaktadır. Duvarında asılı tabelada: “Mehmet Haffaf Hz. Ra Kadızade Tekkesi Şeyhül İslam Hazreti Abdülmecid Han Velayeti iktidar Şeyhül’ İslam hânikâhın eyledi ihya rasin. Aşıkâne vecd geldikçe o sultane hüda ruhi Abdülkarin imdadını kılsun muin. Cevherin tarihi ziver hal’i bahşolsun dile kurb’i devran kıldı. Tecdid Kadiriyye Tabyesin Sultan Abdülmecid 1265” yazıyı okuyoruz.

-SEYYİD ÖMER CAMİİ
-KÜÇÜK PARK
-SEYDİ SEYFULLAH BABA KABRİ

Türbeden çıkıp hemen çapraz karşımızda bulunan camiye doğru yol alıyoruz. Seyyid Ömer Camiine merdivenle çıkılıyor. Görüntü itibariyle tarihten hiçbir iz taşımamaktadır. Diğer bir çok mahalle camileri de zaman içerisinde yangın, deprem vb yıkıma uğramış. Ancak görüntü itibariyle cami yeni olmasına rağmen eski tarihi dokusunu hissedebiliyorsunuz. Ancak Seyyid Ömer Cami soğuk duruyor. Tabelasında şunlar yazıyor: “II.Bayezid’in Arpaemini, Nimel – ceyşten Seyyid Ömer bin Fahreddin tarafından kitabesinde yazıldığı üzere H. 896 / 1490-91 tarihinde yaptırılmıştır. Vakfiyesine göre hamam, bostan ve dükkanlar ve evler cami için vakfedilmiştir. Zamanla harap olan cami 1953’te Vakıflar idaresince  yeniden  yapılıncaya kadar dört duvar halinde kalmıştır. Caminin kıble cihetindeki  tekkenin faaliyet tarihi bilinmemekle beraber  Abdülmecit  Han tarafından 1848’de yenilendiği, kitabesinden anlaşılmaktadır. Kaynaklarda  caminin solundaki yazısız kabrin baniye ait olduğu  bildirilmektedir.  1995-97 yılları arasında cami yıkılarak dernek tarafından  yapılmıştır.”  İnşaallah bir gün orijinal olarak yeniden yapılır. Caminin bahçesinde küçük bir kabristan bulunmaktadır. Caminin dış kısmı caddeye bakan ön kısmında küçücük bir park var. Parkın hemen karşısında bir türbe gözümüze takıldı. Hemen caddenin karşısına geçtik. Vezir Caddesi ve Eski Vezir Sokağı kesiştiği köşede bulunan türbenin etrafı çevrili ve tabelasında “Seydi Seyfullah Baba Ruhuna Fatiha” yazısını okuyoruz. Korkuluğa bağlanmış tabelada ise “Seyyid Seyfullah Baba Hazretleri” ismi yazıyordu. Tabelada: “Süheyl Ünver’in kitabına atıfla Seyyid Seyfullah Babanın, Sultan Fatih Hazretleriyle gelen bir saka olduğunu söyler. Kabir 15.yy’a aittir. Ancak 1936 tarihli bilgiye göre kabrin olduğu yerde moloz taş duvar örgülü ahşap çatılı türbe olduğundan, üzerindeki levhada ise Fatih Sultan Mehmet’in sakalarından Seyfullah Efendi’nin mezarıdır Ancak zamanla yol geçmesi ve çatının çökmesi sonucu mezar taşlarında bilgi olmadığı için mezarların kime ait olduğu tespit edilememiştir.” Mezarın çevre düzenlemesi Fatih Belediyesince yaptırılmış.

-ABBAS AĞA ÇEŞMESİ
-ABBAS AĞA ÇEŞMESİ
Yapılış Tarihi: H. 1032 / M. 1622-1623
Kitabesi
Halîfe-i Hân Osmân yaʽni kim Abbâs Ağa
Rûhu içün su getirdi edip mâ’i hayra tebdîl

Mustafâ Ağa delîl oldu bu binâ-yı çeşmeye
Râh-ı Hakda bâni vü binâya Hızr olsun delîl

Suyunu her nûş eden bünyâda dedi târîhin
Çeşme-i Abbâs’dır yâ âbı ayn-ı selsebîl

Kaynak: https://kulturenvanteri.com web sitesi
erişim tarihi : 25.11.2021

Kabrin yanında Eski Vezir Sokağında restore edilmiş, musluğu takılı ve akar durumda tarihi bir çeşme bulunmaktadır. Çeşme yol seviyesinin altında kalmış. Çeşme kısmının üzerinde 2 satır, 3 sütun kitabe bulunmaktadır. Araştırmalarımız sonucu tarihi çeşmenin adının Abbas Ağa Çeşmesi olduğunu öğreniyoruz. Yapım tarihi H.1032 / M.1622 ‘dir. Su Vakfı web sitesinde çeşme hakkında şunlar yazmaktadır: “Fatih’te İbrahim Çavuş ve Denizabdal mahalleleri arasında Vezir Caddesi üzerindedir. Seyyid Ömer Camii’ne yakın bulunduğu gibi hamamında karşısında olduğundan bu çeşmeye “Yeni Hamam Çeşmesi” de denilmektedir. ( Seydi Seyfullah Dede Türbesi karşısı). Genç Osman’ın bendelerinden Abbas Ağa tarafından (H.1032- M.1622) yılında yaptırılmıştır. Türk klâsik mimari üslûbunda kesme taştan inşa edilmiştir. Ayna taşı mermerden olup çiçek motifleriyle süslüdür. Ayna taşının iki yanında tas konacak yuvarlak vardır. Teknesi ve kenar sedleri kırılmış, yol seviyesinin altında kalmıştır. Saçağı yoktur ahşap bir yapıya bitişiktir. Suyu akmamaktadır. Kitabesi sivri kemerinin hemen altında, ayna tasının üstünde üç satır halinde yerleştirilmiştir. Üç beyitlik kitabe zamanla okunamayacak kadar bozulmuştur. Tarih mısrasının aşağıdaki şekilde olduğu “İstanbul Çeşmeleri”nde kaydedilmiştir. “ Çeşme-i Abbas’dır ya âbı Ayn-ı selsebil” (Kaynak: http://www.suvakfi.org.tr/cesme/abbas-aga-cesmesi-h-1032-m-1622/1396/ E.T:21.11.2021)

Gezimize Mecitbey Sokağından devam ediyoruz. Sol tarafımızda kalan Mismarcı 1. Sokağa giriyoruz. Biraz ilerledikten sonra Seyyid Ömer Mahalle Muhtarlığı binasının önünden geçerek Miralay Hasan Kazımbey Sokağındaki girişi olan Kamil Başaran Parkına ulaşıyoruz. Fatih şartlarında orta büyüklükte bir park. İçerisinde her zaman olduğu piknik masaları, çocuk oyunları, kafe bulunuyor. Bu parkta yanlış görmedi isem havuz yoktur. Parkın yeniden düzenleme yapılması gerekiyor…

Altımermer Çıkmazı Sokağından sola dönüyoruz. Altımermer Caddesinde ilerliyoruz. Sağımızda kalan Vedide Baha Pars Ortaokulunu geçtikten sonra sağdaki Emrullah Efendi Sokağına giriyoruz. Biraz ilerledikten sonra sağımızda bir parka rastlıyoruz. Parkın isminin yer aldığı tabelayı göremiyoruz. Sadece Şelale Çay Bahçesi tabelasını gördük. Parkın içerisinde prefabrik olarak şehit aileleri derneği binası bulunuyor. Parkta piknik masaları, çocuk oyun gurubu ve biraz yüksekten aşağı doğru akan kanal şeklinde havuz bulunuyor. İsmini de bu mini şelaleden alıyor herhalde. Google Eartta parkın ismi Seyyid Ömer Şelaleli Park ve Emin Ali Parkı olarak geçiyor. Tabela olmaması eksiklik. Parkın diğer sokağa bakan kapısından çıkıyoruz. Bu sokak Hüseyin Kazım Sokak. Bu sokakta ilerledikten sonra sağa dönerek Köprülüzade sokağına giriyoruz. Sokağın köşesinde Hacı Bayramzade Kuran Kursu binası bulunmaktadır.

Abide Hanım Çeşmesi
Kitabesi;
Sâhibü’l-hayrât olan Hacı Hüseynin hem dahî
Duhter-i pâk-i onun merhûme yaʽnî Sâfiye

Zevcesi Âbide âbâd etdi bu nev çeşmeyi
Ruhlariçün nûş iden atşâna sıhhâ âfiye

Ayn-ı Zemzem’dir Behiştî târîhin der teşnegân
İçelim rûh-ı Hüseyn aşkına âb-ı sâfiye

Kaynak: https://kulturenvanteri.com web sitesi
erişim tarihi : 25.11.2021

Kuran Kursuna bitişik Hacı Hüseyin Kethüda Cami meşhur ismiyle Sormagir Camii bulunuyor. Caminin ismi hoşumuza gidiyor. Sanki Yedim Camii ismi gibi ilgi çekici. Caminin avlusunda bulunmakta. Caminin giriş yaptığımız kısmında avlu yok denecek kadar. Merdivenle camiye çıkıyorsunuz. Çukurda kalan 5-6 basamak merdivenle inilen tarihi çeşme ilgimizi çekiyor. Büyük ihtimal sonraki dönemde yeniden yapıldığında yol seviyesinin epeyce altında kalmış. Musluğu olan çeşmenin üst kısmında tek sütun 6 satır kitabesi bulunuyor. (Kitabede yazılar öğrenmek için Musluğun bulunduğu kısımdaki desen dikkatle incelendiğinde özenli, estetik bir işçiliğin olduğu görülüyor. Çeşmenin ismi bir kaynakta Abide Hanım Çeşmesi (H.1145- M.1732) olarak geçiyor. Çeşme Hacı Hüseyin Ağa Çeşmesi olarak ta biliniyor. Caminin son cemaat yeri açıktı. Üstelik saat 12 civarı olmasına rağmen… Bu sebeple içerisinin fotoğrafını pencereden çekebildik. Tabelasından caminin tarihçesi hakkında bilgi alıyoruz: “Şeyhülislam Kethüdâsı debbağzâde Hüseyin Efendi tarafından yaptırılmıştır. Hazirede medfun bulunan bânisinin vefat tarihi H. 1131 / 1718 olduğundan caminin bu tarihten önce inşa edildiği anlaşılmaktadır. 1915’te yanan caminin sadece duvarları kalmış etrafı gecekondularla işgal edilmişken 1979 yılında cami derneği tarafından aslına uygun olarak ihya edilmiştir. 1984’te minaresi eski kaide üzerinde yeniden yapılmıştır. Hüseyin Kethüdâ Efedi yapının sahibini soran birine, “sorma gir” demesi üzerine halk arasında bu isimle anılır olmuştur.”  Camiden merdivenlerden inerek diğer kapıya yöneliyoruz. Solumuzda üç adet kabir görüyoruz. Tabelada yazdığı gibi birisi caminin banisine ait. Bir mezar taşında 1138 tarihini okuyoruz. Avlu kapısından bir başka sokağa Taşköprüzade Sokağına çıkıyoruz. Sağımızda cami kalacak şekilde sokakta ilerliyoruz.

Latinize metin
“Ya Hazret-i Sultan Abdulkadir Geylani”
“Gel ey aşık bulam dersen kemâli

Gül kokusundan al gel sen nişâni
Bu makâmda medfun Hazret-i Şeyh İsmail

Kılup hizmet sıdk ile niceler buldu ihsani
Nice müddetler kalıp arsa hâlî fi’l-eser

Şerefle bu dergâh-ı Kâdiri eyledi i’marını Sabrî
Bulursunuz şüphesiz âlemde feyz-i ilahi
12 rebiu’l-evvel 1280
FATİH BELEDİYESİ  HEKİMOĞLU  EĞİTİM BİRİMİ
-KÜRKÇÜ (KÖRÜKÇÜ) TEKKESİ HAZİRESİ

Biraz sonra sağımızda giriş dahil 4 katlı bir apartmanda Fatih Belediyesi Hekimoğlu Eğitim Birimini ve aile sağlığı merkezi de bulunuyor. Bina bitişik nizam olduğu için binaların arasında kalmış. Sokak bittiğinde sola dönüyoruz. (Altımermer Caddesi). Sağa Silivrikapı Caddesine dönüyoruz. Aşağı doğru ilerliyoruz. Biraz ileride sağımızda binaların arasında kalmış Kürkçü (Körükçü) Tekkesi Haziresini görüyoruz. Hazirenin üzeri açık. Etrafı çevrili küçük bir alan. içeride 2 adet kabir bulunmaktadır. Hazirenin bir kapısı ve demir korkuluklu bir penceresi bulunuyor. Pencereye asılan yazıda: “Körükçü olarak da tanınan Halvetiliğin Sünbüli koluna bağlı Şeyh İsmail Zühdi Efendi tarafından kurulmuştur. Kabirde Şeyh Abdulkadir Efendi, Şeyh Hüseyin Bedreddin Efendi ve Şeyh İsmail Efendi medfun olduğu yazılı. Duvarında kitabesi bulunuyor (Tek satır altında 2 sütun 3 satır ve tekrar tek satır). Hazirenin kapısına vinil afişten kitabede Osmanlı Türkçesiyle yazan metnin latinize edilmiş hali asılmış. Ancak plastik kelepçelerle tutturulmuş. Her an zarar görebilir.

-DOKURHAN CAMİİ

Silivrikapı caddesi üzerinde uzaktan isminin Dokurhan olduğunu öğrendiğimiz camiye doğru ilerliyoruz. Yeni bir cami 1969 yılında Merhum Şevket Dokur tarafından yaptırılmış. Camiye merdivenle çıkılıyor. Merdivenin devamı ise Kur’an Kursu. Camiye girmek için yöneldiğimizde abdesthanede görevli olduğunu zannettiğimiz kardeşimize caminin açık olup olmadığını sorduk. Cami kapalı imiş, sağolsun, kapısını açtı bizde caminin içerisini gördük. Kare, düz tavan, duvarları 2-2,5 metre mermer kaplama, kalanı desenler ve hüsni hat ile kaplanmış. Mihrabıda mermer kaplama.

Dokurhan Caminin karşısındaki sokağa Serdengeçti Sokağına giriyoruz. Sonrasında dar bir sokak olan Öksüzce camii sokağına giriyoruz. İsminden dolayı cami olabilir diye sokağın sonuna kadar gittik, ancak cami göremedik. Epeyce yürüdükten sonra sağımızda bir yardımlaşma ve dayanışma derneğini görüyoruz. Sokak Lambası. Sokak bitiminde sağa Vidin Caddesine döndük. Sonra da sola Ramazan Efendi Sokağına girdik. Bu bölgedeki sokaklar maalesef çok dar. Ramazan Efendi Sokakta bir derneğin gençlik temsilciliği ve merkez binasını gördük. Ramazan Efendi Sokağı bitiminde karşımıza Ramazan Efendi Cami çıkıyor. Aynı zaman da bu cadde de (Kuvayi Milliye Cad) İETT otobüslerinin ilk durağı bulunuyor.

 -RAMAZAN EFENDİ CAMİİ
-RAMAZAN EFENDİ PARKI
-MEYDAN

Camiden avlusundan içeri giriyoruz. Avlusu içerisinde dikdörtgen şeklinde her yüzünde 3 adet çeşme bulunan ancak musluğu bulunmayan şadırvanı görüyoruz. Yine avludaki çok sayıda kabir bulunuyor, ancak bahçe düzenlemesi yetersiz, yani bahçe bakımsız. Avluda ayrıca içerisinde sandukaların bulunduğu türbe bulunmaktadır. Türbe kapalı olduğundan içerisini camdan fotoğrafladık. Tabela caminin duvarında değildi. İndirilmişti. Yazılanları okuyoruz: “Bezirgan Hacı Hüsrev Çelebi tarafından, Şeyh Ramazan Efendi için yaptırılan tekkenin, cami-tevhidhanesi olarak H.994 / 1586’da inşa edilmiştir. Mimar Sinan’ın son eserlerinden olan cami ile beraber çilehâne, türbe türbe ve şadırvan bölümlerinden başka günümüze ulaşamamış derviş hücreleri bulunmaktaydı. MUuhtemelen 1782 yangınından etkilen tekke, 19.asrın başında ünlü bestekâr Hamamîzâde İsmail Dede Efendi tarafından tamir ettirilmiştir. Tekkelerin kapatılmasından sonra cami-tevhidhane, yalnız cami olarak kullanılmıştır.Banisinden dolayı “Bezirgan Mescidi” adıyla da anılan cami, dikdörtgen planlıdır. Harim kısmı ve son cemaat yerinden oluşmaktadır. Duvarları tuğla ve taş örgülü, çatısı ahşaptır…Cami dıştan sadedir, ancak içi 16. yüzyıl İznik çiniciliğinin en parlak örnekleriyle doludur. Minare klasik üslubunu korumuştur. Türbede Şeyh Ramazan Efendi ve altı halifesi medfundur.” Caminin iç kısmı gerçekten de çini sanatının güzel örnekleri ile bezenmiştir. Çiniler büyük pencerelerin üst kısmına kadar uzanıyor. Üst pencere sırasınca süsleme kullanılmamış. (Ayrıntılı bilgi için Diyanet İslam Ansiklopedisi “Bezirganbaşı Camii maddesi – Erişim Tarihi 25.11.2021)

Caminin kapısından çıktıktan sonra meydana doğru yürüyoruz. Meydanda Fatih Belediyesi Yedikule Bahçe Bitki Hastanesi ismiyle çadır açmış ve çadırın üzerinde “Yedikule Bahçe Bitki Hastanemize getirin tedavilerini ücretsiz yapalım.” yazısı ile çiçeklerin bakımı, vb konularda hem bilgilendirme yapılıyor hem de çiçeği götürmeniz halinde tedavi edilip sonrasında teslim ediliyor. Güzel düşünülmüş bir uygulama… Meydandan cami ile aynı ismi taşıyan Ramazan Efendi Parkına geçiyoruz. Caminin etrafında bu denli genişlikte parkın olması çok güzel. Havuzu, piknik masaları, kafe, çocuk oyun gurubu, her zaman ki gibi. Parkın içerisinden caminin uzaktan fotoğrafını çekiyoruz.

Parkın Bezirgan Odası Sokağına açılan kapısından çıktıktan parkı sağımıza alarak ilerledik ve Kuru Sebil Sokağına girdik. Sonrasında Hekimoğlu Ali Paşa Caddesi üzerine bulunan, apartmanların arasında kalmış, cami görüyoruz. Mimarisi “modern mimari”. Konik şeklinde minaresi, küp şeklinde yapısı bulunan caminin, tabelasından İsminin Şüca Mehmet Çavuş Camii olduğunu okuyoruz. Caminin giriş kısmı diğer sokaktan olduğu için biz kapalı olan arka kapıdan giremedik. Dolaşıp ön tarafa da geçmedik.

-ŞÜCA MEHMET ÇAVUŞ CAMİİ
-HEKİMOĞLU ALİ PAŞA PARKI,
-HEKİMOĞLU ALİ PAŞA ÇEŞMESİ
ALTIMERMER PANAYİA RUM ORTODOKS KİLİSESİ,

Nihayet Hekimoğlu Ali Paşa Parkına geldik. Bir önceki Samatya gezimiz de zaman olmadığından sadece camiyi fotoğraflayabilmiştik. Güzel bir park. Yeni elden geçtiği belli. Bakımlı. Camiye bitişik olması güzel bir ortam oluşturmuş. (kafe-havuz-çocuk oyun gurubu- çocuk kum havuzu-piknik masaları vs) Parkı gezip fotoğrafladıktan sonra Öğlen ezanı okunuyordu. Namazı hangi camide kılacağımız belli oldu. Öğlen namazını Hekimoğlu Ali Paşa Caminde kıldık. Sonrasında geçen hafta fotoğrafını çekemediğimiz çeşmenin fotoğrafını tekrar çekerek yolumuza devam ettik. (Fotoğrafları bir önceki gezimize ekledik)

Geçen gezimiz kiliseden birkaç kare aldıktan sonra şarzım bitmişti. Bu kez kilisenin girişinin olduğu sokaktan devam ederek geçiyoruz. Sola döndüğümüzde Hekimoğlu Ali Paşa Camii ile Kilisenin çan kulesini aynı karede yakalıyoruz. (Fotoğrafları bir önceki gezimize ekledik)

-SURP AĞOP ERMENİ KİLİSESİ
-PARK
-TARİHİ YAPI
-HEKİMOĞLU BİLGİ EVİ,

Taşköprülüzade Sokağında Surp Ağop Ermeni Kilisesini görüyoruz. Kapısı kapalı. Açılır ümidi ile zili çalıyoruz bir-iki kez. Tam geri döndük ki kilisenin bahçesinde bulunan evin camından bir hanım ne istediğimizi sordu. Biz de içerisini gezebilir miyiz dedik. Ancak sadece cuma günleri öğlen saatinde bir kaç saatliğine açıldığını söyledi (Ayrıntılı bilgi için Türkiye Ermenileri Patrikliği web sitesi erişim tarihi 25.11.2021). Sokakta ilerlerken sağımızda büyükçe bir bahçenin içerisinde bulunan tarihi bir yapı dikkatimizi çekiyor. girişi diğer sokaktan olduğundan yola devam ediyoruz. Sağımızda ismini bilmediğimiz -tabelası olmadığından- bir parka rastlıyoruz. Park ortalama parklara göre biraz daha küçük, havuzu, kafesi, piknik masası vs bulunuyor. Biraz önce sol tarafımızda gördüğümüz tarihi yapının giriş kapısına doğru yani diğer sokağa geçiyoruz. Burası Türkiye genelinde faaliyet gösteren bir vakfın Fatih Temsilciliği olarak kullanılıyor.

-ÇUKURBOSTAN PARKI
-ÇOCUK PARKI
-MACUNCU KASIM CAMİİ

Hüseyin Kazım Sokağından geçerken bir okulun bahçesinden bir başka bina Fatih Belediyesi Hekimoğlu Bilgievini görüyoruz (Belki de daha önce gördüğümüz Hekimoğlu Eğitim Birimi). Köprülüzade Sokağında uzunca bir süre ilerledikten sonra gezinin ilk dakikalarından gezdiğimiz Fındıkzade-Çukurbostan Yaşam Merkezinin yanından geçerek köşede bulunan küçük bir parka Çukurbostan Parkına geliyoruz. Park küçük ancak içerisinde kafesi bulunmaktadır. Hızlıca bir kaç fotoğraf çektikten sonra yola devam ediyoruz (Köprülüzade Sokağı — Ahmet Vefik Paşa — Necip Asım Sokak — Hadi Hün Sokağı — Başvekil Caddesi — Gaspıralı Sokağı). Çapa Aile Çay Bahçesi tabelası altında Fatih Belediyesi Çocuk Parkı yazısını görüyoruz. Tabeladan da anlaşılacağı üzere bahçede kafe var. Park oldukça küçük, bu sokaktan girişi zaten küçük bir aralıktan. Bir tane çocuk oyun gurubu var. Ancak parkın her tarafında kafenin sandalyeleri bulunuyor. Ortama çocuk parkı pek uygun düşmemiş.

Gaspıralı Sokakta ilerlemeye devam ediyoruz. Sağa Derviş Paşa Sokağına dönüyoruz. Sokağın bitiminde karşımıza Macuncu Kasım Camii çıkıyor. Macuncu Kasım Camii, tabelasında: “Kasım Abdullah Ağa tarafından H.919 / 1513’te yaptırılmıştır. Bir yangında harab olan caminin sadece arsası mevcut iken hayır sahibi Hikmet Çelikyay tarafından yeniden yaptırılmış 1998’de ibadete açılmıştır. Bânisinin kabri caminin haziresinde bulunmaktadır. Cami dıştan Akbaba Camii benzeri apartman binası gibi. Caminin içerisi sade. Caminin minaresinin kaide kısmında hüve yazıyor.

-KASAP HALİL CAMİİ
-BEŞİKÇİZADE ÇEŞMESİ ÇEŞME
-TARİHİ YAPI

(Kaşgarlı Mahmut Sokak — Velet Çelebi Sokak — Bestekar Rahmi Bey Sokağı — Ziya Gökalp Sokağı — Şair Mehmet Emin Sokağı — Türkçü Sokağı -Kızıl Elma Caddesi) Arabayı park ettiğimiz noktaya ilerlerken Kızılelma caddesinde bulunan 1547 yılında Kanuni Sultan Süleyman’ın Kasapbaşısı Halil tarafından yaptırılmıştır. 1915 yılında çıkan yangın sonucuna yok olmuştur. 2012 yılında İBB tarafından restore edilmiş Kasap Halil Camiine giriyoruz. Caminin hemen bitişiğinde küçük bir park alanı bulunmaktadır. Cami yönünden devam ediyoruz aracımıza doğru.

Beşikçizade Çeşmesi
Yerinde Bulunmayan Kitabesi;
Teal’allâh zehi ayn-ı âli ab-ı hayat-efzâ
Onu icrâ idüb lillâh Mehemmed ü Fatıma bu dem

Nicelerdir ahali-i hayr-ı vâlâ himmete da’im (…)
İki âlemde olsun aziz ve şâd eyle (…)

Hatalardan ma’sun ede kim zatın Huda
Kabul ede bu hayratı Huda ferman-revâ (…)

Kemal-i şevk ile Azmi dedim itmamına tarih
Sebil oldu Hüseyin ile Hasan aşkına mâ’-i zemzem
Kaynak: https://kulturenvanteri.com (E.T:30.11.2021)

Tarihi bir bina ve kapısına gelmeden bir çeşme bulunuyor. Çeşmenin musluğu yok. Yeni restore edilmiş. Araştırmalarda isminin Beşikçizade Çeşmesi olduğunu öğreniyoruz. Çeşme H.1104 / M.1692-1693 tarihinde yapılmış. Kültür Envanteri isimli web sitesine göre üzerindeki kitabede vardı ve bu kitabede yazanları sitesinde paylaşmış. Tarihi binanın giriş kapısı üzerinde 2 sütun 6 satır kitabe bulunmaktadır. Binayı halen sivil toplum kuruluşu kullanıyor. Bu yapının, Beşikçizâde Tekkesi olarak 18. asrın sonlarında Beşikçizâde El-Hac Süleyman Efendi tarafından kurulmuş bir Nakşî tekkesi olduğunu öğreniyoruz. Cumhuriyet döneminde kapatılması ile birlikte metruk duruma düşmüş 2009 tarihinde Kültür Bakanlığından onay çıkması üzerine, Fatih Belediyesi tarafından 2011 yılında restore edilmiş. (Ayrıntılı bilgi için https://kulturenvanteri.com (E.T:30.11.2021) web sitesini ziyaret edebilirsiniz. Bu tür metruk bırakılmış, tarihi eserlerin restore dilmesi ve hayatın içerinde tekrar görünür olması ne kadar önemli. Emeği geçenlere tekrar tekrar teşekkürler.
Aracımızın bulunduğu yere en yakın cadde üstü Bekir Paşa Caminin kapısı açıkken içeri avluya giriyoruz. Bu cami Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilmiş. Avlusunda mezarlar var. Caminin son cemaat yeri açık, ancak iç kısım açık değildi. Camdan içerisinin fotoğrafını çekiyoruz. Hanımlar bölümü üst katta ve açıktı. Ben de yukarıya buradan çıktım. Fotoğraf çektikten sonra aşağı inerek bu günkü gezimizi tamamlamış olduk. (14:42)

BAZI SOKAK İSİMLERİ

HANGİ MAHALLELERDEN GEÇTİK? SEYYİD ÖMER, SİLİVRİKAPI,  CERRAHPAŞA, ŞEHREMİNİ, HASEKİ SULTAN

GEZİ GÜZERGAHI: –BEKİR PAŞA CAMİİ, -AKBABA MEHMET EFENDİ CAMİİ, -FATİH BELEDİYESİ FINDIKZADE ÇUKURBOSTAN YAŞAM MERKEZİ, -ŞEHİT FURKAN IŞIK PARKI, -ŞEYH MEHMET HAFFAF HZ. TÜRBESİ, -SEYYİD ÖMER CAMİİ, -PARK, -SEYDİ SEYFULLAH BABA KABRİ, ABBAS AĞA ÇEŞMESİ, -KAMİL BAŞARAN PARKI, -ŞELALE PARKI??, -HACI HÜSEYİN KETHÜDA SORMAGİR CAMİİ, -ABİDE HANIM ÇEŞMESİ (HACI HÜSEYİN AĞA ÇEŞMESİ)  –FATİH BELEDİYESİ  HEKİMOĞLU  EĞİTİM BİRİMİ, -KÜRKÇÜ (KÖRÜKÇÜ) TEKKESİ HAZİRESİ, -DOKURHAN CAMİİ, -RAMAZAN EFENDİ CAMİİ, -RAMAZAN EFENDİ PARKI, -MEYDANI, -ŞÜCA MEHMET ÇAVUŞ CAMİİ, -HEKİMOĞLU ALİ PAŞA PARKI, -HEKİMOĞLU ALİ PAŞA ÇEŞMESİ, –ALTIMERMER PANAYİA RUM ORTODOKS KİLİSESİ, -SURP AĞOP ERMENİ KİLİSESİ, -PARK, -TARİHİ YAPI, -HEKİMOĞLU BİLGİ EVİ, -ÇUKURBOSTAN PARKI, -ÇOCUK PARKI, -MACUNCU KASIM CAMİİ, -KASAP HALİL CAMİİ, -BEŞİKÇİZADE ÇEŞMESİ -TARİHİ YAPI