ADIM ADIM TARİHİ YARIMA: ATİKALİ, DERVİŞ ALİ

3 Aralık 2021 CumaATİKALİ – DERVİŞALİTayfun Nasuhbeyoğlu

Bugünkü gezi durağımız Aksaray. Günlerden Cuma. Mutat olduğu üzere 2 haftadır geldiğimiz güzergahı izleyerek, Aracımızla, Kızılelma Caddesi üzerinde sahil yoluna kadar inerek hastaneyi solumuza alarak (Org. Abdurrahman Nazif Gürman Cd – Küçük Langa Cd) ilerledik park yeri bulabilmek ümidiyle. Epeyce bir mesafe gittik. Bazen daralan, bazen genişleyen kıvrıla kıvrıla uzanan yolda ilerledik. Sağ tarafımızda küçük çaplı düzensiz İstanbul -Laleli terminalini gördük. Güven vermeyen özel otoparklar gördük. Hatta birine yanlışlıkla girdik, sonrasında çıktık. Bu bölgedeki otoparkların bir saati 25-30-TL. Özetle tekrar geldiğimiz yere geriye doğru döndük. Hastanenin önünde park yeri bulduk. Tam geziye başladık ki. Araç çekicinin sürekli tur attığını farkettik. Bizim aracı da çeker mi kaygısı ile tekrar aracımıza bindik ve daha sakin bir bölgeyi gezmeye karar verdik.

-PANAYİA RUM ORTODOKS KİLİSESİ
-KARİYE ŞEHİR PARKI
-İSTİPOL SİNAGOGU

Mihrimah Sultan Camii önünde aracımıza park yeri bulduk. Bugünkü durağımızı Derviş Ali ve Atik Ali olarak belirledik. Yolun karşısına geçtik. Ve stadı sağımıza alarak Salma Tomruk Caddesinden aşağı doğru inerek gezimize başladık. Solumuzda “Panayia Rum Ortodoks Kilisesini” gördük. Duvarları yüksek olduğundan içerisi görünmüyor. Birkaç fotoğraf çektikten sonra kilisenin yanındaki Özben Sokaktan giriş yaptık. Kilisenin etrafını dolaşarak (Özben Sk – Ağızlık Sk – Neşter sk) Neşter sokaktan bu kez kiliseyi sağımıza alarak aşağı doğru indik. İlk sokaktan sola doğru dönerek büyükçe bir parka ulaştık. Kariye Bölge Parkına… Kariye Bölge Parkı isminden de anlaşıldığı üzere Kariye Caminin hemen alt kısmında bulunuyor. Güzel bir park. Bakımlı. Parkın diğer kapısından çıkarak Kariye Türbesi Sokaktan aşağı doğru inişe geçtik. Sağımızda bir araç zor sığacak genişlikte bir aralıktan parka açılan kapı gözüküyor. Aşağıya kadar Salma Tomruk Caddesine kadar indik. Sağa döndük. Cadde dar. biraz ilerimizde eski 3 katlı ahşap yapı dikkatimizi çekiyor. Ahşap binanın tam karşısında bir yapı görüyoruz ancak ne olduğu ile ilgili bir yazıya rastlamıyoruz. Araştırdığımızda buranın İstipol Sinagogu olduğunu öğreniyoruz. Ki birazdan arka sokaktan çektiğimiz fotoğraflarda buranın sinagog olduğunu tahmin etmiştik. Ancak ön kısımdan gerisi görünmediği için ayrı bir yapı, arka sokaktan gördüğümüzde de ayrı bir olduğunu zannetmiştik. Bakımsız restorasyon ihtiyacı olan eski bir yapı. Arka kısımdaki Davut yıldızı olmasa yapıyı bir şeye benzetemiyorsunuz.

Salma Tomruk Caddesinde yürümeğe devam ediyoruz. Karşımızda Draman Caddesiyle kesiştiği köşede tarihi güzel bir bina var. Binanın kasap sokakta bulunan ön kapısına doğru gitmedik. İnternetten araştırdığıma göre burası Fatih Halk Eğitim Müdürlüğü binası… Draman caddesine girer girmez hemen yol ikiye ayrılıyor. Soldaki sokaktan Tatlıcı Sokaktan içeri giriyoruz. Oradan da tekrar sola Saldırma Sokağına dönüyoruz. Sonrası çıkmaz sokak (Sarı Çizmeli Sokağı). Karşımıza ahşap bir yapı çıkıyor. Bu yapı yukarıda da bahsettiğim gibi Davut yıldızı bulunması, ve yıldızın hemen altında binada mihrap benzeri bir çıkıntının olması dikkatimizi çekiyor. Pencereleri tahta ile kapatılmış. Geldiğimiz yola tekrar dönüyoruz. Tatlıcı Sokağına vardığımızda sola dönüyoruz. Sonra biraz yürüdükten sonra ilk sağa Keçeci sokağına giriyoruz.

-KEFEVİ CAMİİ
-DERVİŞ ALİ PARKI

Sokağın bitiminde sokağı ortalayacak şekilde bir cami önümüze çıkıyor. Bu cami Kefevi Camii. Kefevi Camii duvarında Fatih Müftülüğünün 2000 yılında tüm camilere yaptırdığı kitabeden göremedik. Ancak 2011 senesinde Fatih Belediyesince yazılan bir metne rastlıyoruz: “Kefeveli Camii diye de bilinen camii, Bizans devrinden kalma bir manastırın müştemilatından biri imiş. Fetihten sonra Katoliklere tahsisi yapılmış. IV. Murad’ın emri ile camiye dönüştürülmüş. 1970 yılında onarılmış…”  yazısını  okuyoruz. Caminin içerisini gezmeden dıştan birkaç fotoğraf aldıktan sonra yeşil alan dikkatimi çekiyor. Burası Derviş Ali Parkı. Parkın üst kısmında Belediyeye ait Sosyal Hizmet Birimleri Binası bulunuyor. Parkın ortasında havuz, piknik masaları, oyun gurubu gibi her parkta bulunan unsurla vardı. Ancak kafe benzeri bir yapı göremedim. Parkın kenarından Camiyi bütün olarak fotoğraflıyorum. Sonrasında caminin içerisine giriyoruz. Caminin içerisi düz ahşap tavan. Uzunlamasına küçük-orta bir camii.

-KARAALİ CAMİİ

Draman Caddesinde uzunca bir süre yukarı doğru yürüdükten sonra sağımızdaki sokaktan isminin Karaali olduğunu öğrendiğimiz çatısında oldukça komik duran küçücük sacdan yapılmış minareli Karaali Camiini görüyoruz. Eşime marketin önünde beni beklemesini söyleyerek bir çırpıda camiye doğru gidip geliyorum. Alişan Sokakta 50-100 metre yürüdükten sonra soldaki cami Karaaali Mescidi. Kitabesinde: “16.asırda Hüseyin Ağa tarafından yaptırılan mescid; “Hüseyin Ağa”, “Kara Halil” ve Kızıl Mescid isimleriyle de anılmıştır. Zamanla harab olan ve 1916’da yanan mescid 1965-66 yıllarında halkın yardımıyla yeniden inşa edilerek ibadete açılmıştır.” Caminin içerisine girmedim. Cuma vaktine yakın olduğu için içerisi kalabalık olabilir, görüntü almak uygun olmaz diye girmedim. Birde hanımı aşağıda bırakmıştım. Küçük bir mescid olan Karali Mescidi, 2 kat yüksekliğinde, kare, sade bir bina, giriş kısmına ek yapılarak ilk cemaat yeri yapılmış. İlgi çekici noktası çatısında iğreti küçücük minaresi. Görünümü tarihi dokuya hiç mi hiç uygun düşmemiş. Aşağıya caddeye inip biraz ilerlediğimizde solda Fatih Belediyesi tarafından yeni yapıldığı belli olan açık alanda çift katlı park imkanı sunan güzel bir otopark yapılmış Draman Otoparkı.

-TERCÜMAN YUNUS CAMİİ
-MEDRESESİ

Az ileride sağda Tercüman Yunus Camii gördük. Camiye yol kenarından 15 basamaklı merdivenle çıkılarak giriş yapılıyor. Merdiven karşılıklı çift. Merdiveni bitirip içeri girilen kapının üst kısmında 2 satır 2 sütun kısa bir yazı bulunmaktadır. Caminin giriş kapısının üzerinde de 3 satır 2 sütun yazı bulunmaktadır. Caminin tavan kısmında sade ötesi. hiçbir süsleme veya hüsni hat yazısı bulunmuyor. Duvarlar tavana kadar çini kaplama. Caminin duvarında bulunan tabelada / kitabede : “Kanuni Sultan Süleyman’ın tercümanlarından Yunus Ağa tarafından H.948 / 1541 tarihinde yapımına başlatılmış, vefatı üzerine kardeşi Mustafa Ağa tarafından tamamlatılmıştır. Cami 1729 da yandığından III. Ahmed tarafından ihya dilmiş, 1914’te tehlike yıktırılarak fevkani olarak yeniden yaptırılmıştır. Evvelce dikdörtgen planlı, çatılı, kâgir bir bina olan eser. 1985 yılında Vakıflar İdaresi tarafından dört duvar üzerine kubbeli olarak yapılmıştır. Banisi hazirede medfundur. Kapısı caminin bahçesine açılan Kuran Kursu bulunmaktadır. Avluda anaokulu çocukları sıra olmuş, cıvıl cıvıl sesleriyle cuma vaktini bekliyorlar. Caminin hemen bitişiğinde yine merdivenle çıkılan kare plan yapılı kubbeli medrese vardı. Ancak kapısı kapalıydı içeriye giremedik. Uzaktan fotoğraflamakla yetindik.

-DERVİŞ  ALİ CAMİİ

Caminin sağındaki ilk sokaktan -oldukça dar- içeri doğru girdik (Saray Ağası Cd). Sokaklardan kareler yakalamağa çalışırken. Özellikle bir yapı çok ilgimi çekti. Binanın üst kısmı etrafı saclar çakılmış. Cuma vakti de iyice daraldı. Sağımda bulunan ikinci sokaktan içeri girdik. (Yahyazade Caddesi – Dilmaç Sk) sokakta yokuş yukarı biraz ürüdükten sonra ilginç bir minaresi olan küçük bir camiye denk geldik. Derviş Ali Camii. Minaresi ilgimizi çekti. Caminin tabelasında ise şunlar yazmaktadır: “II. Bayezid devri mimarlarından Mimar Derviş Ali tarafından yaptırılan mescidin kesin tarihi bilinmemekle birlikte H.918 / 1512 tarihli vakfiyesi mevcuttur. Cami 1812 yılında yeniden inşa edilmiş, zamanla harap olmuş, 1978 yılında cami derneği tarafından yıkılıp yeniden yaptırılmıştır. Mihrap duvarına bitişik 19.yüzyıla ait minaresi İstanbul’da pek az örneği kalan bir tarzdadır. Banisinin kabri hazirededir.” Cuma namazını bu camide kıldım. Caminin içi oldukça küçük, ancak avluya da hasır serilmiş. Bahçesinde bakımsız bir halde hazire bulunmaktadır. İçeride cemaat olduğundan sadece mihrabı gören bir fotoğraf çekebildim. Minaresi kalınca sekizgen yapıda -taş kiremit-, minarenin üst kısmı ilk etapta sanki oraya sonradan eklemleniş gibi duruyor. Her sekizgen yüzeye denk gelecek şekilde pencereler yapılmış. Cuma namazını kıldıktan sonra yukarı doğru ilerledik. Sağdaki ilk sokaktan, sonrada soldaki ilk sokaktan yukarı doğru devam ediyoruz (Dilmaç Sk – Kurtağa Çeşmesi Sk – Draman Çukuru Sk). Draman çukuru sokağı dar ve bitişik nizam, uzun bir müddet yürüdükten sonra ancak bir sokağa çıkabiliyorsunuz. Nihayet Nurettin Tekke Sokağa ulaştık. Sokağın sağından tekkeye doğru devam ettik.

-NUREDDİN-İ CERRAHİ TEKKESİ
Şâh-ı şâhân-ı cihan Abd-i Mecîd
Neyyir-i

Pertev-i
Hüsn-i

Hak
Çeşm-i

Evliya
Ola

Söyledi
Pir dergâhı
1274

Nureddin-i Cerrahi Tekkesi ve hemen yanında Candefa Hatun Camii görüyoruz. Tekke yeni restore edilmiş, yapılara giriş henüz açık değil, sadece avluya girebildik. Giriş kapısının yanında kaldırım üzerinde bilgilendirme prizma panodan şunları okuyoruz: “Halvetiliğin Cerrahi kolunun asitanesi ve pir makamı olan bu tekke, Cerrahiliğin piri Şeyh Seyyid Muhammed Nureddin-i Cerrahi (ö. 1721) adına 1703’te III. Ahmed tarafından inşa ettirilmiştir. İstanbul’un önde gelen tarikat merkezlerinden olan Nureddin-i Cerrahi Tekkesi zaman içinde dört kere yeni baştan inşa edilmiş, günümüzdeki biçimi 19.yy’da vuku bulan onarım faaliyetleri sonucunda ulaşmıştır. Tekkenin harem dairesi II. Abdulhamid tarafından bugünkü şekliyle iki katlı ve ahşap olarak inşa ettirilmiştir. Tekkeyi oluşturan bölümlerin cephelerinde, niyaz penceresini kuşatan sütunçeler dışında herhangi bir süsleme görülmez. Tekkenin yegane dikkati çeken süsleme unsuru tevhidhane tavanından görülen ve muhtemelen 1835-1836 tarihinde II. Mahmut zamanındaki yenileme çalışmasından kalmış olan çıtalı tezyinat ve Sultan Mahmud güneşidir. Nureddin-i Cerrahi Tekkesi gerek İstanbul’un tasavvuf kültürü, gerekse de tarikat musikisi açısından en önemli merkezlerden birisi olmuş, dönemlerinin ileri gelen mürşitleri olan postnişinleri her türlü çevreden çok sayıda insanı bu merkeze cezbetmiştir.” Yola bakan penceresinde sade bir süsleme ve pencere üstünde 1211 tarihli hat yazısı bulunuyor. Yazıda -yanlış okumadı isem: Kutbul Arifin Hazreti Şeyh Nureddin Cerrahi Kuddisu sırru” yazıyor. Giriş kapısının üzerinde besmele ve kelimei tevhid yazıyor çok estetik ve güzel bir şekilde… Ayrıca kapının kendi üzerinde de her bir kanadında 2 satır yazı bulunmaktadır. İçeri girdiğinizde kapının üst kısmında ve dışarıda olduğu gibi kapının bizzat üzerinde 1324 tarihli ve her bir kanatta 2 satır yazı bulunmaktadır. Koridorda çeşitli hat levhaları, tekkedeki kabirlerin kime ait olduğunu gösteren tabela, ve talik üslubuyla şiirler yazılmış. Şiirlerin hemen yanında latinize metni yer alıyor. Ayrıca Kabe, Mescid-i Nebi ve Mescid-i Aksa tabloları yer alıyor. Bir farkla çini olarak. Dergahın içerisinde kabirler bulunmaktadır. Kapalı olduğu için camdan fotoğraf çekebildik. Koridor çok küçük bir avluya açılıyor. Avluda köşede süslü bir çeşme, bir mezarlık, bir çınar ağacı ve de dört tarafında birer çeşme bulunan mermer şadırvan bulunmaktadır. Köşedeki tekli süslü çeşme etrafında çuvallarla molozlar duruyordu. Mezarın hemen yanında dubara montelenmiş 2 sütun 10 satır şiir asılmış. Yine hemen yanında küçük bir panoda şiirin latinize hali yazılmış. Şeyhi Nureddin’e atfen yazılmış. sonunda 1429 tarihini görüyoruz. 14 yıl öncesine ait. Avlunun diğer köşesinde mezar taşı küçük olan bir başka mezar daha görüyoruz. Bir kaç kare fotoğraf daha çektikten sonra dışarı çıkıyoruz.

-CANFEDA HATUN CAMİİ

Tekkeye bitişik, bir girişi Canfeda Camii Aralığı Sokağından olan Canfeda Hatun Camine ilerliyoruz. Caminin ana girişinde
(Canfeda Camii Sokağı) prizma şeklindeki panodan cami hakkında bilgi ediniyoruz. “Canfeda Hatun Camii, Kahya Kadın veya Kethüda Kadın isimleri ile de bilinen Sultan I. Ahmed’in Harem Kethüdası Canfedâ Saliha Hatun tarafından 1584 yılında yaptırılmıştır. III. Murad zamanında kabiliyeti ve iyi huyu sayesinde ön plana çıkarak, Nurbânu Valide Sultan’ın en gözde cariyesi ve sağ kolu haline gelen Canfeda Hatun, Topkapı Sarayı Harem dairesinde en yüksek mevki olan kethüda (kâhya) kadınlık görevine getirilerek bütün haseki ve cariyelerin sorumlusu ve idarecisi olmuştur. Yaşamının son günlerinde ise kendini hayır işlerine adayarak Karagümrük’te harap durumda olan mescidi ihya etmiş ve yerine Canfeda Hatun Camii’ni yaptırmıştır. Zaman içerisinde geçirdiği pek çok onarım ve tamiratlarla günümüze kadar ulaşmış olan caminin 20.yüzyılın sonlarında geçirdiği onarımlarda minaresi yıkılarak beden duvarları yükseltilmiştir. İstanbul’da farklı yerlerde hayratı olan Canfeda Saliha Hatun’un mezarı Eyüp Sultan ilçesinde bulunmaktadır.” Cami dıştan ytong tuğla görünümlü, minaresi yukarıda belirtildiği gibi yeni bir yapı. Cami içerisinde tavanda süsleme bulunmamaktadır. Caminin orta kısmından başlayarak mihraba kadar bir kat yüksekliğinde çinilerle kaplanmış.

-ÇEŞME
-BEŞ KARDEŞLER KABRİSTANI
-TARİHİ YAPI (KÜLLİYE)
-MUSTAFA RAKIM EFENDİ KABRİ

Nurettin Tekke Sokağa tekrar çıkarak bu kez Fevzi Paşa caddesi yönünde ilerliyoruz. Sokağın bitiminde köşede yol seviyesinin altında kalmış bir tarihi bir çeşme görüyoruz. Taştan kare yapılı çeşmenin musluk kısmı kemerli bir yapı. İki kenarı yandaki mevcut binaya yaslanmış. Çeşmesi bulunmamaktadır. Çatı kısmının hemen altında 2 satır 4 sütun kitabe bulunmaktadır. Restore edilmeyi bekleyen çeşmelerimizden. Ana caddeye çıkarak Fatih Cami yönünde ilerliyoruz. (Not: Dikkatimizden kaçmış sonradan fark ettik ki çeşmenin tam karşısında “Beş Kardeşler Kabristanı” bulunmakta imiş. İlerleyen zamanlarda fotoğrafını çekip bilgi aktaracağım inşaallah). 50 metre sonra solumuzda kubbeli tarihi yapıyı gördük. Dört tarafı kubbeli yapılarla çevreli, içerisinde avlusu olan bu yapı halen bir üniversite tarafından kullanılmaktadır. Kapalı olduğundan dıştan fotoğraflamakla yetindik. Yapının bitiminde sola yukarı doğru merdivenler uzanmaktır.. Karşıda cami minaresi gözüküyor. Merdivenlerden çıkarken sağımızda Hattat Kazasker Mustafa Râkım Efendi Türbesi’ni görüyoruz. Kapalı olduğu için camdan fotoğraflayabiliyoruz içerisini… Türbe binasının çatı kıvrımları oldukça estetik. Pencerelerin üst kısmında çatı altında güzel bir hat yazısı duvarı süslemektedir. Camın korkuluklarına Mustafa Râkım Efendi hakkında bilgi notuna rastlıyoruz: “Mehmed Kapudân’ın oğlu olarak H. 1171 / 1758’de Ünye’de doğdu……” Camdan gördüğüm kadarıyla odanın birisinde iki mezar bulunmakta. Birisi normal mezarlık, diğeri sanduka şeklinde…

-ATİK ALİ PAŞA CAMİİ
-ÇAY  BAHÇESİ

Türbe Atik Ali Paşa Camii avlusuna bakıyor. Türbe ile Cami arasında küçük bir meydan oluşturulmuş ve ortasında şadırvan yapılmış. Cami etrafı çevreli. Cami iç avlusu yok denecek kadar küçük. Son cemaat yeri kesme taştan kemerli kubbeler ile güzel görünüyor. Cami iç kısmı oldukça sade. Kolonları yuvarlak değil kare. Kemerli bir yapı. Küçük bir kubbesi var. Örneği az olan değişik bir camii. Camiden çıktığımızda ana cadde tarafında köşede bulunan Atik Ali Paşa Camii bilgilendirme prizma panosunda şu bilgilere rastlıyoruz: “Bu cami “Zincirlikuyu”, “Karagümrük” ve “Vasat Ali Paşa” isimleri ile de bilinmektedir….”  panonun hemen yanında caminin ana caddeye bakan kısmında çay bahçesi bulunmaktadır. Camiyi değişik açılardan fotoğrafladıktan sonra yolumuza devam ediyoruz.

-KABA HALİL EFENDİ MEDRESESİ
(-İBB FATİH ULUSLARARASI GENÇLİK OFİSİ
VE -KABA HALİL EFENDİ KABRİ)

Hasan Fehmi Paşa Caddesine çıkıyoruz. Sol tarafımızda tarihi bir yapı görüyoruz. Kapısında İBB Fatih Uluslararası Gençlik Ofisi tabelasını görüyoruz. İçeri giriş yasak, ancak demir korkuluklu penceresinden avluda Kaba Halil Efendi kabrini görüyoruz. Bilgilendirme yazısında bu binanın Kaba Halil Efendi Medresesi olduğunu öğreniyoruz. Medresenin 1754-1767 tarihlerinde Kadı Halil Paşa tarafından inşa edildiğini öğreniyoruz. “Bu medrese bağımsız medrese tipinin örneklerindendir. El Hac Halil Efendi Anadolu Kazaskerliği ve İstanbul Kadılığı makamlarında bulunmuştur.” 1767 tarihinde vefat etmiş olup, medresenin haziresinde medfundur. Medresenin bitiminde Hasan Fehmipaşa ve Sarayağası Caddelerinin başlangıcı, Nişanca Caddesinin bitimi noktasında köşede tarihi bir çeşme görüyoruz. Biraz önce gördüğümüz -Nureddin Tekke Sokak- çeşmenin birebir aynısı gibi. Ancak bunda musluk bulunmaktadır. Üzerindeki kitabe 2 satır ve 2 sütundan oluşuyor.

ÇEŞME
-ÜÇ BAŞ CAMİİ VE HAZİRESİ
(-ÜÇ BAŞ NUREDDİN HAMZA KABRİ)

Sarayağası Caddesinde aşağı doğru ilerliyoruz. Çeşmeyi geçtikten hemen sonra sağda “Üç Baş Camii” ve caminin avlusunda bulunan hazirede “Üç Baş Nureddin Hamza bin Ataullah Hz.” kabri de bulunmaktadır. Mezarlık maalesef bakımsız. Bazı mezar taşları yıkılmış. Mezarlığın duvarı üzerindeki korkulukların üzerinde Üç Baş Nureddin’in hayatı hakkında bilgi ve hazirede medfun bazı zevatın isimleri yer alıyor: “Osmanlı alimlerinden olan Nureddin Hamza bin Ataullah Üçbaş diye de bilinir. Sakarya Karasu’ya bağlı Üçbaş köyünde doğmuştur. Doğum tarihi bilinmemektedir. İstanbul’da 940 (M.1533) tarihinde vefat etti. Kabri yaptırdığı Üçbaş Mescidinin bahçesindedir. Zamanın ….. Hazirede medfun bazı zatlar şunlardır: Kemaleddin Efendi, Bağdat Kadısı Ebubekir Efendi, Şerife Hanım, …Eski Mekke Kadısı Muhammed Efendi, …” Üçbaş Camii tabelasında: “Karasu Üçbaş köyünde doğmuş olan Nureddin Hamza tarafından H.1939 / 1532 senesinde yaptırılmıştır. Mimar Sinan’ın tarihi tespit edilebilen ilk eseridir. …kalmadır.” Caminin avluya giriş kapısının üzerinde kitabe bulunmaktadır. Kitabe 2 sütun 6 satırdan oluşmaktadır. Caminin son namaz yerinde 2 sütun 4 satır ahşap çerçeve ile çevrelenmiş kitabeyi görüyoruz. Küçük bir cami. Tavan ve duvarlarda hiçbir desen yoktur. Sade bir görünümü vardır. Kısa bir minaresi bulunmaktadır. Caminin hemen bitişiğinde bir vakıf binası bulunmaktadır.

-MÂLÛL  MEHMED EFENDİ MEDRESESİ HAZİRESİ
-BEYCEĞİZ PARKI
-KESKİN DEDE KABRİSTANI
-VİRANE ÇEŞME
-SERTARİKZADE TEKKESİ
-NİŞANCI MEHMET PAŞA CAMİİ VE HAZİRESİ

Tekrar çeşmenin bulunduğu yere dönüyoruz. Sola dönerek Nişanca Caddesinde ilerliyoruz. Sağ tarafımızda 3 katlı ahşap bina onarım görmeyi bekliyor. Binanın hemen yanında hazireye denk geliyoruz. Mâlûl Mehmet Efendi Medresesi Haziresi bulunmaktadır. Mezarlık yeni restore edilmiş gibi bakımlı. Hazire önündeki tabelada şunlar yazmaktadır: “Hazire, Şeyhülislam Mehmed Efendi tarafından babası Mâlûl Emir Mehmed Efendi adına yaptırmış olan ve günümüze gelemeyen medreseye aittir… …. …. …. bulunmaktadır.” Hazirenin yanında bitişik bir ilkokul tam karşısında ise ortaöğretim okulu bulunmaktadır. Okulun önünden geçerek ilerliyoruz. Okulu geçtikten sonra köşede güzel bir cami ortaya çıktı. Caminin önünde küçükte olsa bir park Beyzeğiz Parkı bulunmaktadır. Camiye ferahlık katmış. Camiye girmeden önce caminin karşısında bizim ise solumuzda başka bir hazire daha görüyoruz. Keskin Dede Kabristanı’nı. Tabelasında şunlar yazmaktadır: “Kabristana ismini veren Keskin Dede 1453’te İstanbul’un fethine katılan müjdelenmiş askerlerdendir. Kuşatma sırasında şehit düşmüştür. Tam panonun resmini çekecekken demirlerin arasından sarı bir kedi, sonra kül rengi bir kedi daha çıktı. Özel fotoğraf çekilmek ister gibi. Bu kabristanda bakımlı, Cami kabristan tarafından güzel görünüyor. Duamızı ettikten sonra artık camiye Nişancı Mehmet Paşa Camiine girebiliriz. Cami avlusunda da mezarlar bulunmaktadır. Basitçe duvara iliştirilmiş yazıda: “Banisinden dolayı külliye, “Nişancı Külliyesi”, Nişancı Paşa Külliyesi… Hazirede medfun bulunan bazı zatlar: Nişancı Mehmet Paşa, ….” Caminin giriş kapısının tam karşısında onarılmayı bekleyen bir çeşme bulunmaktadır. Çeşmenin üst kısmında 2 sütun 3 satır kitabe bulunmaktadır. (Ek: Çeşmenin sırt kısmında 2 katlı ahşap biri apartman dikkati çekiyor. Penceresine asılı fotoblok tabelada yazanlardan burasının Sertarikzâde Tekkesi olduğunu öğreniyoruz. “Tekke, Hicri 1115 / M 1703’te Sertarikzade Mehmed Emin Efendi’nin babası, ….. Zikir gününün Salı olmasından dolayı “Salı Tekkesi” olarak da bilinmektedir.” denildikten sonra tekkenin postnişinleri sıralanmış. — 5 mart 2022) bilgilendirme Artık camiye giriş vakti. Cami orta büyüklükte geniş avlusu olan, avlunun tam ortasında şadırvan bulunan güzel bir cami. Avludan içeri girdiğimizde etraf birden sessizleşiyor. Camiye giriş gösterişli yüksekçe bir kapıdan giriş yapıyoruz. Kapının her iki yanında tuğra ve hemen altında kitabe bulunmaktadır. Sağdaki kitabe 6 satır soldaki kitabe 7 satırdan oluşuyor. Giriş kapısının üzerinde yine tuğra ve 4 uzun satır bulunmaktadır. Tahmin ettiğim kadarıyla tuğralar restore edildikten sonra orijinalinde olmadığı halde konulmuş gibi. Cami Mimar Sinan tarafından inşa edilmiş. Hekimoğlu Ali Paşa Camiine benziyor. Mimar Sinan’ın son eseri olduğu, hatta tamamlamağa ömrü yetmediği, talebelerinden birisinin tamamladığı rivayet edilir. Ortada ana kubbe yanlarda küçük kubbeler. Son cemaat yerinde dikdörtgen kubbe ve bunun her iki tarafında 2 yuvarlak kubbe bulunmaktadır. (Ayrıntılı Bilgi için Diyanet İslam Ansiklopedisi Nişancı Mehmet Paşa Külliyesi maddesi E.T:11.2.2022)

Kumrulu Mescid

Bakkalzade sokağı, — Nişanca Caddesi devamı —- Müstakimzade sokağı —- Yavuz Selim CD — Yedi Emirler Sokağı —- Karadut Sokağı otopark içerisinden cami fotoğrafı — sola döndük meymenet sokaktan aşağı Fevzipaşa Caddesine çıktık. Hızlı adımlarla aracımıza doğru yürümeye başladık.

Son olarak Edirnekapı gezimizde eksik kalan Ekmekçi Baba Kabrini ve hemen ilerisindeki çeşmenin fotoğrafını çekerek bugünkü gezimizi bitiriyoruz.

BAZI SOKAK İSİMLERİ

HANGİ MAHALLELERDEN GEÇTİK?: DERVİŞ ALİ, AYVANSARAY, ATİKALİ

GEZİ GÜZERGAHI: -PANAYİA RUM ORTODOKS KİLİSESİ, -KARİYE ŞEHİR PARKI, -İSTİPOL SİNAGOGU, -HALK EĞİTİM BİNASI, -KEFEVİ CAMİİ, -DERVİŞ ALİ PARKI, -FATİH  BELEDİYESİ SOSYAL HİZMET BİRİMİ, -KARAALİ CAMİİ, -TERCÜMAN  YUNUS CAMİİ, -MEDRESESİ, -DERVİŞ ALİ CAMİİ, -NUREDDİN-İ CERRAHİ TEKKESİ,  -CANFEDA HATUN CAMİİ, -ÇEŞME, -BEŞ KARDEŞLER KABRİSTANI -TARİHİ YAPI (KÜLLİYE), -MUSTAFA RAKIM EFENDİ KABRİ, -ATİK ALİ PAŞA CAMİİ, -ÇAY  BAHÇESİ, -KABA HALİL EFENDİ MEDRESESİ (İBB FATİH ULUSLARARASI GENÇLİK OFİSİ VE -KABA HALİL EFENDİ KABRİ),  -ÇEŞME, -ÜÇ BAŞ CAMİİ VE HAZİRESİ (-ÜÇ BAŞ NUREDDİN HAMZA KABRİ), -MÂLÛL  MEHMED EFENDİ  MEDRESESİ HAZİRESİ, -BEYCEĞİZ PARKI, -KESKİN DEDE KABRİSTANI, -ÇEŞME, -NİŞANCI MEHMET PAŞA CAMİİ VE HAZİRESİ, –VİRANE ÇEŞME, -SERTARİKZADE TEKKESİ, -KUMRULU MESCİD, -YEŞİL ALAN -28 ÇELEBİ YEŞİL ALANLAR, -VEFA STADYUMU