ADIM ADIM TARİHİ YARIMADA: NİŞANCA, KATİP KASIM

13. DURAK (26 Aralık 2021 Pazar) NİŞANCA – KATİP KASIMTayfun NASUHBEYOĞLU

yazım işi devam etmektedir

Yarımada gezilerinin sonuna doğru yaklaşıyoruz. Bugünkü durağımız Nişancı ve Katip Kasım. Aksaray ve Cerrahpaşa bölgelerinde eksik kalan bölgeleri de gezerek haritayı tamamladım. Bugünkü gezimde öne çıkan hususları yazının başında yazarak ayrıntılara geçelim:

Bu bölgede maalesef hiç park yoktu. Ermeni Patrikliği ve katedrali bu bölgede. Çok sayıda çeşme gördük ki, hemen hemen hepsi restore edilmeyi bekliyordu. Mahalle sakinlerinin bir çoğu Afrika ve Orta Asya kökenli. Pazar olmasına, dükkanların birçoğunun kapalı olmasına rağmen yoğun bir kalabalık vardı. Büyük cami yoktu.

Refia Hanım Çeşmesi
Yapılış Tarihi: H. 1239 / M. 1823
Kitabesi;
Mâ’-i Zemzem feyz ider atşâna bu
İç Hasan ile Hüseyn aşkına su
Sâhibetü’l-hayrât Refîa Hanım
Rûhuna rızâen-lillâhi Fâtiha
Kaynak: kulturenvanteri.com (E.T.:1.1.2022)
Kürkçübaşı Külhanı Sokak Çeşmesi
Yapılış Tarihi: H. 1145 / M. 1732-1733
Kitabesi;
Bârekallâh saʽy ü himmet eyleyip bir ehl-i hayr
Eyledi bu ayn-ı pâkî hasbeten-lillâh binâ

İçmeyince geçmesin atşân bu nev çeşmeden
Âb-ı sâf-ı dil-keşi zîrâ verir câna safâ

Nûş eden ihvândan budur temennâmız müdâm
Sâhibü’l-hayrı duʽâ-yı hayr ile bir kez ana

Fenniyâ târîhini atşâna işrâb eyledim
Akdı bu nev çeşmeden Âb-ı Hayât-ı can-fezâ
Kaynak: kulturenvanteri.com (E.T.:1.1.2022)
-REFİA HANIM ÇEŞMESİ
(Restore bekliyor)
-KÜRKÇÜBAŞI KÜLHANI SOKAK ÇEŞMESİ
(Restore bekliyor)
-ŞAH U GED CAMİİ
-PERVANE DEDE TÜRBESİ
-HAZİNEDAR USTA ÇEŞMESİ (3’lü)
-TARİHİ YAPI

Yine Millet Caddesindeyiz. Ancak bu kez Aksaray’a daha yakın bir noktadan Dr. Adnan Adıvar Caddesine döndük. Caddenin yukarı doğru genişleyen bölümünde aracı sol tarafa park ettim ki yolun sağ tarafında çekici aracını gördüm. Bulunduğum yerde bir yasak tabelası yoktu. Önümde araçta vardı. Yine de içime sinmedi. Ne olur ne olmaz diyerek aracı çalıştırdım. Sola Cerrahpaşa Caddesine döndüm, aşağı doğru ilerledikten sonra, geçen haftalarda öğlen namazını, bu gezide de ikindi namazını kılacağım Katip Muslihiddin Caminin yanından geçerek -Katip Muslahaddin Sk- sola Abdullatif Sokağına aracı park ettim. Pazar sabahı olduğundan ortalık sakindi. Katip Muslahaddin Sokaktan aşağı doğru inmeye başladık. Sağımızda kalan Kürkçübaşı Külhanı Sokağın başında etrafı İBB tarafından restore edilmek üzere çevrelenmiş çeşmeyi görüyoruz. Etrafı kapatılmış olduğundan çeşmeyi göremedik. Ancak araştırmalarımızda bu çeşmenin Refia Hanım Çeşmesi olduğunu öğreniyoruz. Çeşme, H. 1239 / M. 1823 tarihinde yaptırılmış. Sokağa girmişken devam ediyoruz. Sağ tarafımızda Müezzin sokakla kesiştiği köşede önümüze yine restore edilmeyi bekleyen bir çeşme daha çıkıyor. Araştırdığımız kadarıyla çeşme H. 1145 / M. 1732-1733 tarihinde yapılmış. isim olarak Kürkçübaşı Külhanı Sokak Çeşmesi ismini bulabildik. Gerçek ismi olmayabilir. Kare yapılı üç tarafı açık, bir tarafı apartmana yaslı çeşmenin üzerindeki kitabesinin sağ alt kısmı tahrip olmuş. Kitabe 4 satır ve 2 sütun olarak yazılmış. Çeşme de musluk bulunmamaktadır. (Müezzin sokağın Cerrahpaşa Caddesinden girişinde AÖF İrtibat bürosu bulunuyor) Çeşmenin tam karşısındaki sokaktan -Sancaktar Baba Sokağı- Küçük Langa Caddesine doğru yokuş aşağı iniyoruz. Caddeye indiğimde sağa dönerek Hastane yönüne doğru daha önce kalabalık olduğu için gezemediğimiz küçük parçayı tamamlayarak bölgeyi bitirmeyi planlıyoruz. Caddede biraz ilerledikten sonra solda kalan Şâh u Geda Camiine rastlıyoruz. Cami kitabesinde: “Hünkâr kapıcılarından Mehmed şah tarafından yaptırılmıştır. Bânisi H. 971 / 1563 senesinde vefat ettiğine göre cami bu tarihten önce yapılmıştır. İsmini Taşlıcali Yahya’nın “Şah u Geda” isimli şiirinden almıştır. Bostan Camii ismiyle de bilinmektedir. Zamanla bakımsız kalan cami, 1978 yılında hayır sahipleri tarafından tamir e ihya edilmiştir. Son cemaat yeri 1989 yılında kapatılmıştır.” yazmaktadır. Cami bir sıra briket, bir sıra tuğla ile inşa edilmiş. Bahçe kapısı dahi kapalıydı. Camiyi bir çok yönden fotoğrafladık. Caminin arka tarafı geniş bir otopark.

Hazinedar Usta Çeşmesi
Yapılış Tarihi: H 1207
Kitabesi;
Menbaʽ-ı cûy-bâr-ı ihsândır
Meşreb-i şeh Selîm-i mülk-ârâ
Böyle İskender-i zamâna delîl
Hızrı eyler murâdına Mevlâ
Cârî oldukça çeşme-sâr-ı hayât
Zatı nûş eylesin zülâl-i bekâ
Nâz-perver Afîfe kim oldur
Sâbıkâ dâdı-yı şeh-i vâlâ
Kıldı Kassâblar yolun tathîr
Edip âb-ı inâyetin icrâ
Ey Sürûrî dedim iki târîh
Katre-efşân olunca feyz-i Hudâ
Ayn-ı lutf-ı Hazînedâr Usta
Oldu dil-teşneye neşât-efzâ
Kaynak: kulturenvanteri.com
(E.T.:1.1.2022)
Nazperver Kalfa Sıbyan Mektebi
Kitabesi; H 1207
Hazret-i Sultân Selîm Hân kim sıgâr ile kibâr
Hep sebak-hân-ı senâdır ol şeh-i devrân için

Nâzperver Usta kim şimdi hazînedârdır
Bir zamân dadı imiş dâd-âver-i devrân için

Şükr edip vakt-i hidîv-i âleme erdiğine
Hayra sarf etmekte nakdin Îzid ü Mennân için

Merhametle dest-gîr-i âcizândır bâ-husûs
Şefkati mâderden efzûn zümre-i tıflân için

Bir muallim-hâne bünyâd etti kim hayrâtını
Hak kabûl eyler içinde okunan Kur’ân için

Ey Sürûrî hâce dursun tıfl-ı ebced-hân bilir
Bu iki târîhe söz olmaz bu nev-bünyân için

Bü’l-aceb mekteptir oldu mekseb-i ecr-i cezîl
Nâzperver Dadı yaptı mektebi sıbyân için
Kaynak: kulturenvanteri.com (E.T.:1.1.2022)

Cadde de ilerlemeye devam ediyoruz. Sağda binanın önünde küçük bir kabir görüyoruz. Burası Pervane Dede Türbesi. Türbenin tabelasında ilgili zata ait bilgi bulunmuyor. Sadece: “Kabir üzerinde bulunan şahide üzerindeki kitabede; “Ya hu / El merhum ve mağfur / Pervane Dede” yazmaktadır. Türbenin kapısı açık. Tek bir kabir bulunuyor. Mezarın başındaki sarık gibi olan taşa tesbihler asılmıştı. Aynı yönde yola devam. Sağımızda bir ilimizin il derneği olarak kullanılan tarihi bir yapıyı, yapının caddeye bakan kısmında harika bir çeşmeyi görüyoruz. Tarihi binanın kapısında 5 satır, ilk 4 satırda 3 sütun, son satırda 4 sütun olmak üzere kitabe bulunmaktadır. Çeşme orta ve geniş kısmında bir çeşme ve yanlarda dar kısımlarda birer çeşme olmak üzere üç çeşmesi bulunmaktadır. Çeşmelerde musluk bulunmaktadır. Yakın bir zaman da restore edilmiş olabilir. Çeşmenin üzerinde 5 satır ilk dördünde 3 sütun, son satırında 2 sütun yazılı kitabesi dikkat çekiyor. Binaya ait etrafı çevrelenmiş birçok kabir bulunmaktadır. Kapının ve çeşme kitabesinde 1207 tarihi not düşülmüş. Yani Hicri 236 yıl öncesi. (M.1792-1793) 18. yüzyılın sonlarına denk geliyor. Mimari üslupta zaten onu gösteriyor. İnternetten araştırdığımız kadarıyla bu çeşmenin ismi “Hazinedar Usta Çeşmesi” imiş. Naz-perver Usta Çeşmesi olarak ta bilinirmiş. Tarihi binanın Nazperver Kalfa Sıbyan Mektebi olarak kullanılmış.

-KASAP İLYAS CAMİİ
-KADEM-İ ŞERİF TEKKESİ

Yol devam ediyor Küçük Langa Caddesi bitmesine rağmen. Org Abdurrahman Nafiz Gürman Caddesi ile kesintisiz devam ediyor Sağımızda Cerrahpaşa Tıp Fakültesinin bölümleri bulunuyor. Sağ tarafımızda etrafı çevrelenmiş Kasap İlyas Camini görmekteyiz. Güzel bakımlı görünen küçük bir cami. Cami duvarının önünde İBB tarafından hazırlanmış İngilizce ve Arapça olarak bilgilendirme tabelasını okuyoruz. Fatih Müftülüğünün 2000 senesinde hazırladığı kitabede şunlar yazmaktadır: “Ni’me’l Cayşten Kasap İlyas tarafından XV. yüzyılın sonunda yaptırılmış. 1495 tarihli vakfiyesinde caminin yanında bir mektep ve altı odanın bulunduğu anlaşılmakta olup bunlar günümüze ulaşmamıştır. …..banisi hazirede medfundur.” caminin avlusundan hastaneye bir kaç  basamakla çıkılıyor. Cami açıktı. İçeriden de bir kaç kare fotoğraf aldıktan sonra yolun sonuna yaklaşıyoruz. Yine sağımızda 2018 yılında İBB tarafından restorasyonu bitirilmiştir. Halen bir sivil toplum kuruluşu tarafından kullanılan Kadem-i Şerif Tekkesini görüyoruz. Tekke iki katlı. Bahçe kapısı açıktı. Bir kaç basamakla çıkıldığında sağımızda kabirler görüyoruz. Tekkenin bahçesinde bir çeşme görüyoruz. Çeşmenin 6 satır 3 sütun olan kitabesinde 1199 tarihi not olarak düşülmüş.

-NEFİSE HANIM ÇEŞMESİ
(Restore bekliyor)
-KÜÇÜK LANGA CADDESİ ÇEŞMESİ
(Harabe)
Nefise Hanım Çeşmesi
Yapılış Tarihi: H.1233 / M.1817
Kitabesi;
Sâbıkâ ser-çavuşân-ı dergeh-i arş-ı âstân
Nâmdaş-ı fâtih-i Hayber ağa-yı kâm-bîn

Banû-yı ismet-serâyı ol ulüvv-i himmetin
Menbaʽü’l-hayrât Nefîse Hanım ol iffet-karîn

Nakd-i cûd u himmetin hep birr ü hayra sarf edip
Mevki‘inde yapdı böyle çeşme-i zîbâ-metîn

Dense vasfında sezâ “aynen tüsemmâ Selsebîl”
Çâh-ı Zemzem havz-ı Kevser menba‘-ı mâ’-i maʽîn

Hayrın o zeynü’n-nisânın eyleyip makbûl ede
Ömrün efzûn sa‘yini meşkûr Rabbü’l-âlemîn

Dedi bir câmın Necâtî nûş edip târîhini
Gel al iç bu çeşme-sâr-ı nûrdan mâ’-i maʽîn
Kaynak: https://kulturenvanteri.com (E.T.:2.1.2022)

Tekkeden çıkıp hemen yanındaki Beyazıd-ı Cedid Camiini dıştan fotoğraflıyoruz. Daha önceki haftalarda iç kısımlarını görmüş ve fotoğraflamıştık. Aynı caddeyi gerisin geriye dönüyoruz. Bu kez solumuzda kalan tekkeyi geçtikten sonra restore edilmeyi bekleyen güzel bir çeşme daha görüyoruz. Araştırmalarımız neticesinde bu güzel çeşmenin isminin Nefise Hanım Çeşmesi  olduğunu öğrendik. Çeşme H 1233 / M 1817 yılında yapılmış. Çeşmeler içerisinde nadide yeri olanlardan. Çeşmede çok ince işçilik ve sanat var. “İki mermer sütunun tuttuğu oymalı bir kemer içerisindeki büyük boy ayna taşında istiridye kabuğu ve girland motifleri vardır. Kemerinin üzerinde düz bir korniş altında kitabesi görülmektedir. Kornişten sonra yine istiridye kabuklarıyla süslü ve ortasında beyzî bir madalyon içerisinde ( Maşallah) yazılı bir taç gelmektedir. Teknesi ve sedleri sağlam ise de musluğu koparılmış, suyu kesilmiştir.” (Kaynak: http://www.suvakfi.org.tr E.T.:2.1.2022) Çeşmenin en üst kısmında maşallah ibaresinin altında kitabesi bulunuyor. Kitabe 4 satır, 3 sütun olarak yazılmış. Cadde de ilerlerken daha önce üst kısımları dolaştığım, sol tarafımda hastane tarafında kalan Yokuş Çeşmesi sokağına bu kez alt kısımdan giriş yapıyorum. Yukarı doğru yokuş yukarı gitmeden sağımda kalan ilk sokağa Müverrih Naima Sokağına giriyorum. Sokağın girişinde 2011 yılında Fatih Belediyesi tarafından hazırlanan tabelada -bir benzeri çalışma camiler için de yapılmış- sokağa ismini veren zatın hayat hikayesi Türkçe ve İngilizce olarak yer alıyor: “Müverrih Naima Sokak. 17.yüzyıl tarihçisi Naima, 1655 yılında Halep’te doğmuştur. Asıl adı Mustafa Naim’dir. Genç yaşlarda İstanbul’a gelmiştir. Saray-ı Hümayun’da Divan Katibi iken “Naima” mahlasını almıştır… 1702’de Vakanüvis olarak tayin edilmiş, amcazadesi Hüseyin Paşa’nın emriyle Osmanlı tarihi yazmıştır. 17.yüzyılın en önemli eserlerinden olan Naima Tarihi çeşitli dillere tercüme edilmiştir. 1716 da vefat etmiştir. Kabri İstanbul Fethiye Camii haziresindedir.” Sokağın girişindeki tabelayı okuduktan sonra, sokakta devam etmeden, Yokuş Çeşmesi sokakta devam ediyorum. Bu kez Bekarbey sokağından giriyorum oldukça dar bir sokak. (Sulu Bostan Sk – Abacı Mahmud Sokak – Cerrahpaşa Camii Sokağı) Cerrahpaşa Camii Sokaktan Küçük Langa Caddesine doğru yokuş aşağı iniyoruz. Tam karşıma çeşme olabileceğini tahmin ettiğim bir yapı çıkıyor. Şu ana kadar gördüklerimden farklı, sıva ile kaplanmış, sadece kemer benzeri kapı gibi bir yapı. Çeşme diye düşünüyorum. (Araştırmalarımızda buranın çeşme olduğunu öğreniyoruz. İsmini bulamadım kayıtlarda not olarak Küçük Langa Caddesi Çeşmesi olarak geçiyor). Küçük Langa Caddesinde Aksaray yönünde yürümeye devam. Cadde gidiş geliş. Ortadan bölünmemiş. Diğer günlerde oldukça kalabalık. Biraz yürüdükten sonra yol çatallaşıyor. Ortada 100 metre kadar refüje rastlıyoruz. Küçük Langa Aralığından devam ediyoruz. Sağımızda tek katlı prefabrik Aksaray Mahalle Muhtarlığını görüyoruz.

-SUR KALINTILARI

Aksaray bölgesini bitirmeye çalışırken sokak isimlerini hatırlayamayacağım kadar sokağa giriş yaptım. Fotoğraflar çektik. Küçük Langa Caddesinden Aksaray yönüne doğru sağ tarafımızda otoparklar, otobüs terminalleri, kağıt arıkçılara rastladık. Bol miktarda parça parça sur kalıntıları fotoğrafladık. Bir kısım yerler sanayi gibi. Göze hoş gelmiyor. Surlar onarılsa güzel bir görüntü çıkardı. Tarihi yarıma da surları tamam olurdu. Bu arada Yenikapı Metro Durağını gördük. Dere yatağı üzerine kurulu köprüden geçerek metroya gidiliyor.

BAKLACI KEMALEDDİN CAMİİ

Küçük Langa Caddesinin başlangıç noktasına kadar yani Yenikapıdan – Aksaray merkeze doğru giden bölünmüş yola, Gazi Mustafa Kemal Paşa Caddesine geldik. Şimdilik yolun karşı tarafına geçmedim. Önce sola caddeye sonra ilk sola dönerek Tiryaki Hasan Paşa Sokağına girdik. Bu bölgeyi adım adım tarayıp, sonra geçeceğim inşaallah. Aksaray’ın bu bölgesinde ticaret canlı. Yurtdışı bavul ticareti, turistler, Türkiye’deki öğrenci veya yerleşik milletler. Tam bir milletler topluluğu. Uzaktan uzunca bir minare görünüyor. Camiye doğru ilerliyoruz. Sol tarafımızda apartman binaları arasında ve de apartman binası şeklinde, dıştan süslenmiş Baklalı Kemaleddin Camiini görüyoruz. Minaresi apartmanların arasında görünebilmesi için yüksekçe yapılmış. Giriş kapısı üzerinde sol tarafta 1473 tarihini ve sağ tarafta ise sonradan yapım tarihi olan 2000 yılını okuyoruz. Giriş kapısından içeri girdiğimde alçak tavanlı mihrabı olan köşegen bir yapıyla karşılaşıyorsunuz. Merak etmeyin bu asıl cami mekanı değil. İçten merdivenle üst kata çıkıyoruz. ki caminin asıl mekanı burası. Yüksek tavan, kubbeli yapı, balkon gibi üst katlar ile güzel temiz bir camii. Tavana kadar çini ile kaplanmış. Belediye tarafından hazırlanan tabelada tarihçesi hakkında şunlar yazıyordu: “Aksaray Çarşısı ile Küçük Langa arasında olan cami, H 927 / M 1520′ de yapılmıştır. Mescid H. 1293 / M. 1876’da tamamen yanmış yerine tekrar inşa edilmiştir. Baklacı Kemaleddin’in kabrinin yeri bilinmemektedir.” Camiden çıkıp sokakta devam ediyoruz. Sokağı kesen Namık Kemal Caddesine sağa dönüyoruz. Caddede biraz ilerledikten sonra sağa İnkılap Caddesine dönüyoruz. Sol tarafımızda TEİAŞ binası bulunuyor. Bu binanın yanında yıkmadan önce İSKİ merkez binası vardı. Yıkılması isabet olmuş, geniş bir alan açılmış. Sola Valide Cami Sokağına dönüyoruz.

-EBUBEKİR PAŞA
-a- SIBYAN MEKTEBİ
-b- HAZİRE
-c- SEBİL
-d- ÇEŞMELER (3’lü)
(Restore bekliyor)
-e- SU TERAZİSİ
Ebubekir Ağa Sebili (Kapının üzerinde)
Yapılış Tarihi: H. 1136 / M. 1723-1724
Kitabesi;
Muʽîn-i derd-mendân u semiyy-i Hazret-i Sıddîk
Ser-i serheng-i dîvân-ı muʽallâ zât-ı âlî-câh

Muvaffak oldu Hak raʽnâ eserdir kim binâ etdi
Sebîl ü merkad ü mekteble tahsîl-i rızâullâh

Mukîm-i dergehi hem kâtibi hem garka-i lûtfu
En ednâ çâkeri Râkım duʽâ-gûyendesi nâ-gâh

Ederken fikr-i târîhin sımâa bir nidâ geldi
Ebûbekir’in sebîl ü mektebin makbûl ede Allâh

Ebubekir Ağa Sıbyan Mektebi Çeşmesi
Yapılış Tarihi: H. 1137 / M. 1724-1725
Kitabesi;
Cenâb-ı bû Bekîr Ağa ser-i serheng-i dîvânî
Hudâ hıfz ede zâtın inkılâb-ı rûzigârından

Yapıp bu çeşme-sâr-ı dil-güşâyı hasbetenlillâh
Numûne eyledi âsâr u hayr-ı bî-şümârından

Dedim bir mısrâ-ı dil-cû ile Rahmî ona târîh
Ebûbekir’in için mâ’âb-ı Zemzem çeşme-sârından

Valide Cami Sokağı bitiminde tekrar sola dönüyoruz. Uzaktan Pertevniyal Valide Sultan Camiini fotoğraflıyoruz. Millet Caddesine çıkıyoruz. Caddeye çıkar çıkmaz tekrar sola Fındıkzade yönüne doğru devam ediyoruz. Sol tarafımızda açık otopark bulunuyor. Yıkılan İSKİ binasının yerine henüz bir şey yapılmamış. Ümit ederiz yapılmaz. Güzel bir meydan ortaya çıkar. Yine karşımızda uzaktan millet caddesinin diğer köşesinde bulunan Muratpaşa Camii gözüküyor. Olabildiğince yaklaştırarak fotoğraf çekiyoruz. Tramvay tellerine konmuş güvercinler ile Muratpaşa Camiinin aynı karede buluşması güzel bir kompozisyon oluşturmuş. Sol tarafımızda otoparkın bitimiyle etrafı çevreli hazire ve tarihi bir yapı köşede yer alıyor. Araştırmalarımızda bu yapının Ebubekir Paşa Sıbyan Mektebi olduğunu öğreniyoruz. Bina H. 1136 / M. 1723-1724 tarihinde yapılmış. Yapı sadece mektepten ibaret değil haziresi, sebili, çeşmesi ve su terazisi ile bir bütün. Yapıyı halen bir sivil toplum kuruşu kullanıyor.
Önce otoparkın içerisine girerek özellikle hazire ve yapının bu açıdan fotoğraflarını çekiyorum. Tarihi yapının köşesinden döndüğümüzde iki katlı tarihi yapının alt katında eskiden beri var mıdır bilinmez küçük bir dükkan yer alıyor. Gelir amaçlı vakfedilmişte olabilir. Dükkanın yanında yapının kapısı yer alıyor. Kapının üzerinde 4 satır, 2 sütunluk kitabe yer alıyor. Kapının sağ yanında ise yapının tarihçesi hakkında bilgi verilen tabelada şunlar yazıyor: “Ebubekir Paşa Sıbyan Mektebi İstanbul Aksaray’daki Sıbyan Mektebi ve Sebil ikilisi, üç adet çeşme, su terazisi ve hazireden oluşmaktadır. 1724 yılında Ebubekir Paşa tarafından yaptırılmış ve kuruluşunun ardından yüzyıl sonrasında da hizmet vermeye devam etmiştir. Mısır, Moro, Kıbrıs eyaletlerinde, Cidde, Habeş Valilikleri ile Mekke-i Mükerreme Şeyhül – haremliği görevlerinde bulunan Ebubekir Paşa bu hazireye defnedilmiştir.”  Binadan sonra sırayla hazire, 2 metre arayla tekli küçük ebatlı çeşmeler, sürekli rastladığımız türden çeşme yer alıyor. Çeşmenin üzerinde 3 satır, 2 sütun kitabe yer alıyor. Çeşmenin yapım tarihi mektebinkinden bir yıl sonrasına verilmiş. Su terazisi yapısının alt katı da dükkan olarak kullanılıyor. Aksaray bölgesini nihayet tamamladım. Şimdi karşı caddeye yani Yenikapı – Aksaray arasındaki caddenin diğer tarafında kalan Katip Kasım ve Nişanca bölgesini gezmek üzere geçiyorum.

-ÇEŞME
-AYA TODORİ RUM KİLİSESİ

Bu bölge ayrı bir dünya. Bir cadde bu kadar mı keskin bir şekilde dünyaları ayırır? Pazar günü olmasına rağmen hem kalabalık, hem de daha farklı milletlerin yer aldığı bir bölge. Ayrıca bazı sokakları balat bölgesindeki mimariyi andırıyor. Bu bölgede gayrimüslim vatandaşlarımızın da yoğun olarak yaşadığı anlaşılıyor. Katip Kasım Mahallesine Mesih Paşa Muhtarlığı yazan tek katlı prefabrik yapının solundan merdivenle aşağı inerek giriş yapıyorum. Muhtarlık binasının diğer yanından sokağın caddeye girişi bulunuyor. Aşağı merdivenle indiğimiz sokağın ismi İmrahor Hamamı Sokağı. Sokak, Katip Kasım Mahallesi sınırlarında kalıyor. Sokakta ilerliyoruz. sokak çatallaşıyor. Köşede iki katlı üçgen gibi genişleyen bina dikkatimizi çekiyor. Tabelanın yan kısmında “Langa Spor Kulübü Genel Merkezi” yazarken ön yüzünde “Fatih İlçesi Katip Kasım Mahalle Muhtarlığı Çözüm Merkezi” tabelasını okuyoruz. Binanın ön yüzünde köşede binanın duvarında tarihi bir çeşme görüyoruz. Çeşmenin kitabesi bulunmuyor. Musluğu var. Kemerli bir yapıya sahip olan çeşmenin, kemer kısmından musluğunda bulunduğu en alt kısma kadar işlemesiz mermer bulunuyor. Mermer çeşmeye tam anlamıyla soğukluk katmış, hiç estetik olmamış. Araştırmalarımızda çeşmenin isminin “Langa Karakolu Çeşmesi” veya “İmrahor Hamamı Sokağı Çeşmesi” ismiyle anıldığını görüyoruz. Yani çeşmenin özgün bir ismi yoktur. Çeşme ve bina ile ilgili şimdilik herhangi bir bilgiye ulaşamadık. Binanın diğer köşesindeki sokaktan Paşazade sokağa giriyoruz. Sokağın köşesinde İmrahor Hamamı Sokağı tarafında 3 katlı altı dükkan, Paşazade sokakta ise ilk etapta yine 3 katlı, yokuşun başına doğru 2 katlı altlarında dükkanları olan tarihi bir yapı dikkatimizi çekiyor. Aslında bina çokta dikkatimizi çekmiyor. Yokuş yukarı çıkarken kot farkından dolayı 3 kattan, 2 kata düştüğü yerde haç sembolüne rastlamamız dikkati çekiyor. Yokuş yukarı hafifçe sola doğru kıvrılan sokakta biraz önceki bina tek katlı olarak devam ediyor. Avlu duvarından yüksekçe kilise çanının bulunduğu kuleyi görüyoruz. Kuleye ait dışa sokağa açılan kapalı bir kapısı vardı. Kule kaidesi üzerine iki katlı yapılmış. Dört yönde de ikiz pencereler yer alıyor. En üstü kubbeli bir yapı. Benzerini Samatya’da görmüştük. Kulenin olduğu yerde avlunun muhtemelen kapısı vardı. Ancak gelişigüzel bir şekilde taşlarla örülmüş. Önüne de çuvallar yığılmıştı. Binanın etrafında dönüyoruz kapısını bulmak amacıyla. Kapısı ana Hayriye Tüccarı Caddesine bakıyor. Kapının demirlerinden içerisi gözüküyordu. Kapıyı açtım içeri girdim. avluda 2 katlı taş binayı fotoğraflamıştım ki görevli içeri girmenin de fotoğraf çekmeninde yasak olduğunu söylemesin mi? Teşekkür edip çıktık. Araştırmalarımızda burasının “Yenikapı Ayios Teodoros Rum Ortodoks Kilisesi” (bazı kaynaklarda “Aya Todori Kilisesi”) olduğunu öğreniyoruz. Google Earth ta görüntülere baktığımızda 1-2 sene öncesine kadar burada “Özel Langa Rum İlköğretim Okulu” tabelası varmış. Bu yapı 4 tarafı dükkanlarla çevreli, içerisinde okulu, kilisesi vs olan bir kompleks yapı. Dükkanlar büyük ihtimal kilise için vakfedilmiş. Tekrar geriye dönerek Paşazade Sokağa geri dönüyorum. Sağımda kilise olduğu halde bu kez sola Katip Kasım Cami Sokağına giriyoruz.

-KATİP KASIM CAMİİ
-FATİH BELEDİYESİ NİŞANCA ÇOK AMAÇLI SALONU VE EĞİTİM BİRİMİ
-HALİL ÇEVKAN ÇEŞMESİ (3’lü – Restore bekliyor)

Katip Kasım Cami Sokağı karşılıklı dükkanların olduğu, canlı, dar bir sokak. Camiye ulaşana kadar yürümeye devam ediyoruz. Sağımızda Katip Kasım Camiini görüyoruz. Caminin minaresi orijinal gibi gözüküyor. Cami minareye göre küçük kalmış. Öğlen namazı bu camiyi seçtik. Camide namaz kılacağımızı zannediyorduk. Ancak cami kapalı idi. Hemen avlunun içerisindeki Kur’an Kursunda namaz kıldık. Daha doğrusu Kur’an Kursunun giriş katı mescid olarak düzenlenmiş. Cami kalabalıktı. Avluda kabirler vardı. Ancak bakımsız gibiydiler. Camiye ait bilgilendirici kitabe veya tabelaya rastlamadık. İnternetten yaptığımız araştırmada: “Caminin banisinin Kasım Bey bin Abdullahü’l-Kâtib olduğunu öğreniyoruz. Kâtip Kasım Efendi’nin Ni’mel-Ceyş’ten olduğuna dair bilgiler vardır. Ne zaman yapıldığı belli değildir. Hazirede bulunan mezar taşında bu zatın Bayezid’in sır kâtibi olduğunun belirtildiğini yazmaktadır. Bu da 15. yüzyılın sonu 16. yüzyıl başlarında yapılmış olma ihtimalini ortaya koyar. Cami 1691’de onarılmıştır. Duvarlar kâgir, çatısı ahşap ve kiremit örtülü, kaidesi kare olan minaresi, tek şerefeli olup tuğladandır. Caminin tavanı, mihrabı, minber ve kürsüsü ahşaptır. Son dönemlerde (2005) yeniden tamir edilmiştir. Mezarlığında Kâtib Kasım ve ailesi metfundur.” (Kaynak: http://www.turkiyenintarihieserleri.com/ (E.T.: 6.2.2022) Aynı kaynakta caminin bir adının da sofular cami olduğu yazıyor.

Halil Çevkan Çeşmesi
Yapılış Tarihi: H.1000 / M.1591 – 1592
Kitabesi;
Zıll-i Hak Hazret-i Sultân Murâd
Dâver-i devr ü şehinşâh-ı zamân
Sırrü’n-nâs ala dîn-i mülûk
Kulları içre onun oldu ayân
Cümleden fahr-i ağayân-ı kirâm
Nâdirü’d-dehr Halîl-i çevgân
Niyyet-i hâlise ile oldu
Tâlib ü râgıb-ı hayrât-ı hisân
Yapdı bu çeşmeyi cândan olup ol
Tâlib-i hüsn-i rızâ-yı Subhân
Bu Fedâyî dedi târîhin onun
Ayn-ı ihsân-ı Halîl-i çevgân
Kaynak: kulturenvanteri.com (E.T.:7.2.2022)

Molataşı Sokakta uzun bir süre yürüdükten sonra sağ tarafımızda kalan Kenan Bey Sokakta iki katlı Fatih Belediyesi Nişanca Çok Amaçlı Salonu ve Eğitim Birimini sokağın başından fotoğraflıyoruz. Önünde insanlar vardı bu sebeple yakından çekmedim. Molataşı Sokakta ilerliyoruz. Sol yanımız üzerinde Tarihi kalıntılar bulunuyor. Neredeyse yıkılacak. Kalıntının hemen bitişiğinde Nişansa Hamamı Sokak köşesinde üç yüzlü çeşme dikkatimizi çekiyor. Çeşmenin restore edilmesi gerekiyor. Musluğu bulunmayan çeşmelerin orta da yer alanında kitabe bulunmaktadır. Kitabe 4 satır, 3 sütun olarak yazılmış. Çeşmenin ismini araştırdığımda ilk etapta sokak ismi ile arama yaptım. İsmine ait bir sonuç çıkmadı. Ancak eski zamanlarda İstanbul’un en güzel fotoğrafları başlıklı facebook sayfasında çeşmenin 1970’li yıllara ait siyah beyaz fotoğrafını gördüm. Yorumlar kısmında çeşmenin isminin “Hasan Halil Çevkân Çeşmesi” olarak geçtiğini öğreniyoruz. Bu kez bu isimle arama yaptığımda birçok site çıkıyor: “Halil Çevkân Çeşmesi” Çeşme, bir kaynakta H. 999 başka bir kaynakta düz H. 1000 olarak tarihlendirilmiş: “Kesme taş malzeme ile üç yüzlü yapılan bu çeşmenin altı beyitlik kitabesi Şair Fedâyi İsmail Bey’e aittir. Çeşmenin her bir yüzü klasik üslupta sivri kemerli yapılmıştır. Bu kemerler yığma taş ayaklar üzerine oturmaktadır. Ayna taşlarının iki yanında birer adet su tası bulunmaktadır.  Çeşmenin üzeri taş malzeme ile yapılmış eğimli bir çatıyla örtülmüştür.”  (Kaynak:https://www.hasascibasiahmetozdemir.com/ E.T.:7.2.2022) 
Çeşmeyi fotoğrafladıktan sonra Nişanca Hamamı Sokağına giriyorum.

NİŞANCI MEHMET PAŞA CAMİİ ÇEŞMESİ-1 (Restore bekliyor)
-NİŞANCI MEHMET PAŞA CAMİİ
NİŞANCI MEHMET PAŞA CAMİİ ÇEŞMESİ-2 (Restore bekliyor)

Sokağın sonuna yakın noktadan sokağa ismini veren hamamın ve uzakta görülen kilisenin fotoğrafını ise yakınlaştırarak çekiyorum biraz sonra uğramak üzere Türkeli Caddesine çıkıyoruz. Sol yöne doğru ilerliyoruz. Hamamın bir kapısı da bu caddeye açılıyor. Hamamı geçtikten sonra yine sol tarafımızda büyükçe bir alanda hurdalık gibi bir alan görüyoruz. Hurdalık alanı geçer geçmez bu kez caddenin sağ yanında kalan camiyi görüyoruz. Ağaçlarda yaprak olmadığından ağacın dalları arasından minaresi çekiyorum Nişancı Mehmet Paşa Camiinin.. Caminin avlu giriş kapısında tarihi özeliği bozulmuş çeşmeye rastlıyoruz. Giriş kapısının yağında sebil bulunuyor. Cami içerisine giriyoruz. Son cemaat yerinde asılı bisiklet ilgimizi çekiyor. Çocuk ve gençleri namaza teşvik etmek amacıyla verilen ödül olabilir diye düşünüyoruz. Camiye ait herhangi bir kitabeye rastlamadım. (Araştırmak üzere) Caminin etrafında bir çok kabir görüyoruz. Caminin diğer kapısından çıktığımda -Nişanca Mehmetpaşa Camii Sokağı- ikinci bir çeşme ile karşılaşıyoruz. ikinci çeşme de birinci çeşmeye benziyor. İkinci çeşmede tekne kısmının önünde 3 adet çiçek deseni bulunuyor. Ayna kısmında motifler yer alıyor. Çeşmesi bulunmuyor. İlk gördüğümüz çeşme ise ayna kısmı tümden mermerle kapatılmış gibi. Her iki çeşme de ya sonradan tekrar yapılmış, ya da sıvanmış, orijinalliği bozulmuş. Mehmetpaşa Camii Sokaktan camiye ait son fotoğrafları çekerken kareye sevimli bir kedimiz takılıyor. Geldiğim yoldan geri dönüyorum. Türkeli Caddesi, Nişanca Hamamı Sokağı ve tekrar 3 yüzlü çeşme….

-BEZCİYAN ERMENİ İLK VE ORTA OKULU
-ERMENİ PATRİKLİĞİ
-MERYEMANA ERMENİ KİLİSESİ
-SURP ASDVADZADZİN PATRİKLİK KATEDRALİ

Uzaktan görüp fotoğrafını çektiğim kilise olduğunu düşündüğüm yapıya doğru ilerliyoruz. Sokağa Sevgi Sokağı ismini vermişler. Büyük ihtimal hoşgörü mesajı içerdiği için olsa gerek… Sol tarafımda Özel Bezciyan Ermeni İlkokulunu, sağımda ise Ermeni Patrikliğini görüyoruz. Patrikliğin önünde yer alan prizma tabeladan tarihçesi hakkında bilgi sahibi oluyoruz: “Türkiye Ermenileri Patrikliği Osmanlı Devletinde yaşayan Ermenilerin ruhani ve dünyevi işlerini  yönetmek üzere  Fatih Sultan Mehmet tarafından tesis edilmiştir (1461). Bugün, Türkiye’de  yaşayan Apostolik Ermeni cemaati üyelerinin ruhani merkezidir. Fatih Sultan Mehmet Konstantinopolis’i fethettikten sonra bir Ermeni Cemaati oluşturulması için Anadolu’nun değişik yerlerinden Ermenileri İstanbul’a getirip yerleştirdi. Episkopos Bursalı Hovagim’i de patrik ilan etti. Samatya’daki Sulu Manastırda (günümüzde Surp Kevork Kilisesi) yeni patrikliğin merkezi olarak tahsis edildi. 17. y.y.ın ilk yarısı İstanbul Ermeni Patrikliği için taşınma dönemidir. 50 yıla yakın bir süre içerisinde yangınlar nedeniyle birkaç kez Kumkapı – Samatya arasında yer değiştirdikten sonra, 1641’de son kez Kumkapı’ya taşınır. 5-6 temmuz 1718 büyük yangınında harap olan patrikhane binası ve Patriklik Kilisesi, hassa mimatı Melidon Araboğlu ve Sarkis Kalfa tarafından kısa sürede yeniden inşa edilir. … Ruhani Meclis dini konularda en yüksek mercidir.” Patrikliğin giriş kapısı önündeki  tabelada “Türkiye Ermenileri Patrikliği Fatih Sultan Mehmet’in fermanıyla kurulmuştur. 1461” yazısını okuyoruz. Patrikliğin karşısında Meryemana Ermeni Kilisesi tabelasını okuyoruz. Girişin hemen yanında bulunan prizma tabelada Surp Asdvadzadzin Patriklik Katedrali ve Bezciyan Ermeni okulu hakkında bilgilendirme yazısını okuyoruz: Katedral yazısının altında şunlar yazıyordu: “”İstanbul’un Osmanlı hakimiyetine geçmesinin ardından Ermenilere tahsis edilen ve 1641 yılından itibaren Patrikhane kilisesi olan Surp Asdvadzadzin, eski bir Bizans manastırıdır. 1645, 1718 ve 1762’de çıkan yangınlarda yanan ve tekrar inşa edilen kilisenin … Hasköylü Patrik Nerses Varjabedyan’ın mezarı merkezi kilisenin,  II. Mahmud’un  mali ve kişisel danışmanı ve yakın dostu, dönemin Darphane yöneticisi  Harutyun Amira Bezciyan’ın lahdi ve heykeli  ise Surp  Haratyun Şapeli içindedir. Kilisenin yanındaki eski Surp Haç Kilisesi,  sosyal  faaliyetler  için toplantı salonu olarak hizmet vermektedir.” devamında Bezciyan Ermeni Okulu hakkında ise kısa bir yazı yer alıyor:  “İstanbul’da ilk Ermeni Okulu  1790 yılında Şınorhk  Amira Miricanyan  tarafından açılmıştır. … Okul, bugün anaokul ve ilköğretim okulu olarak varlığını  sürdürmektedir.”  Yazıyı okuduktan sonra katedralden içeri giriyoruz.

-NALBANT CAMİİ
-CERRAH İSHAK VELİ KABRİ
KAZGANİ SADİ SIBYAN MEKTEBİ
KAZGANİ SADİ MEKTEBİ ÇEŞMESİ (Restore bekliyor)
-III. SELİMHAN ÇEŞMESİ (Restore bekliyor)
-TARİHİ YAPI
III. Selim Han Çeşmesi
Yapılış Tarihi:
 H. 1219 / M. 1804-1805
Kitabesi;
…….……. saltanat Sultan Selîm-i Cem-haşem
Teşnedir olmağa dergâhında İskender hidem
Dâ’imâ emr-i müberrât ……….……………
Sâye-i adlinde âlem mazhar-ı lutf u kerem
Her umûrun eyler esbâbın …….…… evvelâ
Ayn-ı hâcetde ola ümmet-i Muhammed muğtenem
İşte bu vâlâ hazîne oldu hıfz-ı âb için
Sarf edip nakd-i zülâli himmeti mânend-i hem
Hem dahî bir çeşme-sâr atşâna icrâ eyleyip
….…… ayn-ı hayâtı buldu olmuşken âdem
Şübhesiz Kâmî bu cevher târîhin ilhâmdır
Oldu bu vâlâ eser bâ-himmet-i şâh-ı ümem
(Kaynak: https://kulturenvanteri.com/ E.T.28.2.2028)

Nalbant Cami: “Fatih Sultan Mehmed Han dönemi cerrahlarından İshak Efendi tarafından yaptırılmıştır. … Küçük avlusunda küçük bir şadırvanı ve banisi Cerrah İshak Efendi’nin kabri bulunmaktadır. Kapısı dışardan tek şerefeli bir minaresi vardır.”

Katip Sinan Camii ve Haziresi: “İstanbul’un fethinden sonra yapılan ilk camilerdendir. 1496 yılında II. Bayezid devrinde mutfak katipliği yapan Katip Sinan tarafından inşaa ettirilmiştir. Hazirede medfundur.”

-KATİP SİNAN CAMİİ VE HAZİRESİ
-ÇOBAN ÇAVUŞ CAMİİ
-LANGALI TEZVEREN DEDE KABRİ

Çoban Çavuş Cami banisi Süleyman Ağa: “1587’de çavuşbaşı olmuş daha sonra, 1608 yılına kadar bu görevde kalmıştır….bu kabir karşısında Katip Kasım ilkokulunun bulunduğu yerde idi.”

Langalı Tezveren Dede Kabri: “Kabir, Şeyh Ramazan-ı Halveti halifesinden Şeyh III. Mehmed Mahmud Efendi’ye aittir.

BAZI SOKAK İSİMLERİ

HANGİ MAHALLELERDEN GEÇTİK? AKSARAY, CERRAHPAŞA, KATİP KASIM, NİŞANCA, MİMAR KEMALETTİN, MUHSİNE  HATUN

GEZİ GÜZERGAHI: -REFİA HANIM ÇEŞMESİ (Restore bekliyor), -KÜRKÇÜBAŞI KÜLHANI SOKAK ÇEŞMESİ (Restore bekliyor) , -ŞAH U GED CAMİİ, -PERVANE DEDE TÜRBESİ, -HAZİNEDAR USTA ÇEŞMESİ (3’lü), -TARİHİ YAPI, -KASAP İLYAS CAMİİ, -KADEM-İ ŞERİF TEKKESİ, -BEYAZID-I CEDİD CAMİİ, -NEFİSE HANIM ÇEŞMESİ (Restore bekliyor) , -KÜÇÜK LANGA CADDESİ ÇEŞMESİ (Harabe), -SUR KALINTILARI, -BAKLACI KEMALEDDİN CAMİİ, -EBUBEKİR PAŞA SIBYAN MEKTEBİ, HAZİRE, SEBİL VE ÇEŞMELERİ (3’lü) (Restore bekliyor), -KİLİSE, -KATİP KASIM CAMİİ, -FATİH BELEDİYESİ NİŞANCA ÇOK AMAÇLI SALONU VE EĞİTİM BİRİMİ,HALİL ÇEVKAN ÇEŞMESİ (3’lü – Restore bekliyor), NİŞANCI MEHMET PAŞA CAMİİ ÇEŞMESİ-1 (Restore bekliyor), -NİŞANCI MEHMET PAŞA CAMİİ, NİŞANCI MEHMET PAŞA CAMİİ ÇEŞMESİ-2 (Restore bekliyor), -BEZCİYAN ERMENİ İLK VE ORTA OKULU, -ERMENİ PATRİKLİĞİ, -MERYEMANA ERMENİ KİLİSESİ, -SURP ASDVADZADZİN PATRİKLİK KATEDRALİ, -NALBANT CAMİİ, CERRAH İSHAK VELİ KABRİ, KAZGANİ SADİ SIBYAN MEKTEBİ, KAZGANİ SADİ MEKTEBİ ÇEŞMESİ (Restore bekliyor), -III. SELİMHAN ÇEŞMESİ (Restore bekliyor), -TARİHİ YAPI, -ÇEŞME (Restore bekliyor), -KATİP SİNAN CAMİİ VE HAZİRESİ, -ÇOBAN ÇAVUŞ CAMİİ, -LANGALI TEZVEREN DEDE KABRİ