ADIM ADIM TARİHİ YARIMADA: ALİ KUŞÇU – CİBALİ

16. DURAK 12 Şubat 2022 Cumartesi ALİ KUŞÇU – CİBALİTayfun NASUHBEYOĞLU

Bugünkü durağımız Fatih Camisinde içerisinde bulunduğu bölgeler olacak. Aracımızı Vatan – Akdeniz – Fevzipaşa – Başimam Sk – Hafızpaşa Sk – Yavuz Selim Caddesi güzergahını izleyerek Darüşşafaka Caddesine park ediyoruz. Bu caddelere aşinayız. Ancak ara sokaklara girdikçe durum değişiyor. Ali Kuşçu Mahallesini gezerken bir taraftan yarım kalan Zeyrek, bir taraftan Cibali az da olsa Yavuz Sultan Selim Mahallelerine yolumuz düştü. Çok sayıda onarılmayı bekleyen, bazen yapı bütünlüğünü kaybetmiş, kalıntıları kalmış çokça tarihi yapı görüyoruz. Her durakta yazdığım gibi yapacak iş çok. Sırf restorasyon değil. Bütünlüğü koruyacak daha kapsamlı projeler ve de yapıları canlandıracak faaliyetler olmalı. Bu durakta belirgin bilinen yerler hakkında bilgi vermeden geçeceğim. Fatih Külliyesi gibi.

-ŞEYH RESMİ CAMİİ
(Şeyhülislam Mehmed Cemaleddin Efendi Camii)
-ŞEYHÜLİSLAM MEHMED CEMALEDDİN EFENDİ CAMİİ ÇEŞMESİ
-YENİÇEŞME MEDRESESİ (Restorasyon)

Aracımızı Darüşşafaka Caddesine park ettikten sonra Otlukçu Yokuşu Sokağına girerek gezimize başlıyoruz. Sokakta yokuş aşağı iniyoruz. Sağ tarafımızda avlu kapısı dahi kapalı küçük yeni restore olduğunu düşündüğümüz bir camiye rastlıyoruz. Caminin avlu giriş kapısında Şeyhülislam Mehmed Cemaleddin Efendi Camii yazısını okuyoruz. Ancak cami duvarında müftülük tabelasında “Şeyh Resmi Camii” yazıyordu. Caminin avlu kapısının hemen yanında kesme taştan çeşme dikkati çekiyor. Sonradan yapılmış. Çeşmenin kitabesi ve musluğu bulunmuyor. Çeşmenin isminin caminin ismi ile aynı olabileceğini düşünüyoruz. Ki öyle de çıkıyor. Mehmet Cemaleddin Efendi Çeşmesi. Caminin üst kısmında park görülüyor. Parkı ve camiye giriş olabilir umuduyla üstte kalan sokağa geçmeyi düşünüyoruz. Ancak düşüncede kalıyor. Aşağı doğru yolumuza devam ediyoruz. Hemen sağımızda köşede restorasyon amacıyla etrafı Fatih Belediyesince çevrelenmiş Yeniçeşme Medresesini görüyoruz. (Hüseyin Remzibey Sokağı) İnşaallah restorasyonu yapıldığında ortama değer katacaktır. Harabe haldeki medreseyi bir çok yönden fotoğraflıyoruz. Pencere gibi bir bölümünden Şeyh Resmi Camiini çekiyoruz. Camiyle yapı iyi bir kompozisyon oluşturuyor.

-HACE-İ RAKIM EFENDİ CAMİİ
(Perşembe Tekkesi Camii)
-KADIÇEŞME PARKI
-FATİH BELEDİYESİ MÜFTÜALİ SEMT KONAĞI

Tekrar Otlukçu yokuşu Sokağından Haliç Caddesine kadar inerek caddede Fatih Cami yönüne doğru ilerliyoruz. Biraz ilerledikten sonra caddenin sol tarafında köşede küçük bir camii dikkatimizi çekiyor. Caminin girişi Hattat İzzet Sokaktan yapılıyor. Haliç caddesi tarafından camii yol seviyesinin altında kalıyor. Avlu giriş kapısının hemen üzerinde bulunan kitabede Hace-i Rakım Mustafa Efendi Camii hakkında şu bilgi verilmiş: “Hocazade Mustafa Efendi tarafından H. 994 / 1585 yılında Mimar Sinan’a yaptırılmıştır. ………tek kubbe örtmektedir.” Cami Zeyrek  Mahallesi sınırlarında kalıyor. Hattat İzzet Sokağına girmiş iken devam ediyoruz. İlk sola Haliçgören Sokağına giriyoruz. Sokağın bitiminde 3 kola ayrılıyor. Karşımızda tam köşede halk ekmek bayii bulunuyor. Haliç gören sokağı sola doğru kıvrılarak aşağıya doğru iniyor. İhvan sokakla kesiştiği noktada park dikkatimizi çekiyor. Kadı çeşme Parkı. Küçük bir park. Girişi Haliçgören sokağı tarafından. Parkta çocuk oyun gurubu ve kafe bulunuyor. Parkın hemen bitişiğinde Fatih Belediyesine ait 3 katlı Müftüali Semt Konağı bulunuyor.

-MUSTAFA MUSLİHİDDİN CAMİİ (Yarhisar Camii)
-FATİH BELEDİYESİ KADIÇEŞME EĞİTİM BİRİMİ
-KADI ÇEŞMESİ HAZİRESİ
-KADI ÇEŞMESİ
-ŞEYHÜLİSLAM MUİD AHMED EFENDİ MEDRESESİ (Harabe)

Semt konağı sağımızda kalacak şekilde aşağı doğru yürüyoruz. İlk sağda bulunan Şebnem Sokağa dönerek Yarhisar Camiine ulaşıyoruz. Mustafa Muslihiddin Camii (Yarhisar Camii) avlusu dahi kapalı olduğunda içeri giremedik. Cami, Şebnem Sokak ile Kadı çeşmesi sokağının kesiştiği köşede bulunuyor. Caminin kitabesini arıyoruz. Kitabesi Kadı Çeşmesi Sokakta minarenin kaidesine konulmuş. Kitabesini uzaktan fotoğraflamaya çalıştık, lakin net çekim yapamadık. Cami hakkındaki bilgiyi, Fatih Belediyesi tarafından Türkçe ve İngilizce olarak hazırlanan tabeladan ediniyoruz.: “1461 yılında, Fatih Sultan Mehmed zamanında İstanbul kadısı olan devrin alimlerinden Yarhisarlı Mustafa Muslihiddin Efendi tarafından yaptırılmıştır. Minberi Kara Halilzade Abdurrahim Efendi’nin validesi Saliha hanım tarafından koydurulmuştur. Büyük İstanbul  yangınında harap olup bir yıkıntı haline gelen cami, hayırseverler tarafından 1954-56 yılları arasında tamir edilmiştir. Caminin yakınındaki  çeşme Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılmıştır ve Mustafa Muslihidddin Efendi’den dolayı Kadı Çeşmesi olarak anılmaktadır.  Caminin bitişiğinde Şeyhülislam Muid Ahmed Efendi’nin yaptırdığı medrese vardı. Günümüzde yıkıntı halindedir. 1500 yılında İstanbul kadılığından azledilerek vefat eden Mustafa Muslihiddin Efendi caminin civarında medfundur” Kadı Çeşmesi Sokağında yokuşu çıkmışken biraz daha yukarı doğru ilerlediğimde yine belediyeye ait 2 katlı Kadıçeşme Eğitim Birimi tabelasını görüyoruz. Park, Semt Konağı ve Eğitim Birimi üçlü oluşturmuş. Kadıçeşmesi Sokağında tekrar geriye dönüyorum. Sokağın karşısına geçiyorum. Sol köşede Kadı Çeşme Haziresi ve çeşme bulunuyor. Hazirede medfun bazı zatların isimleri fotoblok tabelada verilmiş. (Müderrisi Kiramdan Osman Efendi, Es-seyyid İlyas ağanın oğlu, Es-seyyid Numan Efendi). Hazirenin hemen bitişiğinde Kadı Çeşmesi bulunuyor. Çeşme döneminin özelliğini  gösteriyor. Çeşmenin kitabesi ve musluğu bulunmamaktadır. Camiyi sağımıza alarak Şebnem Sokakta ilerliyoruz. Caminin yüksekçe olan avlu duvarından mezar taşlarını görüyoruz. Caminin hemen yanında bir çok yerden yıkıntı halinde gelmiş bir yapı görüyoruz. Araştırmalarımızda bu yapının Şeyhülislam Muid Ahmed Efendi Medresesi olduğunu öğreniyoruz. Medrese restore edileceği günleri bekliyor. (MUÎD AHMED EFENDİ hakkında ayrıntılı bilgi edinmek için Diyanet İslam Ansiklopedisine bakılabilir E.T:18.2.2022)

Damad Mehmed Efendi Medresesi
Fatih semtinde, Karadeniz caddesi üzerindeki
Sinan Ağa Caminin karşı köşesinde, set üzerinde
yapılmış bu medresenin kurucusu Padişah
III. Murad’ın (1574-1595) müsahibelerinden,
Raaziu’ye kadının damadı “Damad Mehmed
Efendi”olarak ünlenmiş, Müderris Mudurnulu
Mehmed Efendidir. 1869 yılında 15 öğrencisi
ve 5 odası olduğu yazılı belgede, 1918’de
burasının arsa durumunda olduğu yazılıdır.
(Kaynak: Türk Dünyası Araştırmaları
İstanbul Medreseleri Ali Cengiz Üstüner
Sayı 142 Şubat 2003 pdf (E.T.23.2.2022)
-GELENBEVİ ANADOLU LİSESİ
-PİRİ MUSTAFA PAŞA HAMAMI (Kalıntı)
-SİNAN AĞA CAMİİ
-DAMAD MEHMET EFENDİ MEDRESESİ (Kalıntı)
(Çayırlı Kütüphanesi – Restorasyon Bekliyor)

Şebnem Sokakta kalıntılar bitinceye kadar ilerliyoruz. Karşımızda okul binasını görüyoruz. (Gelenbevi AL) Solumuzda ise Müftü Hamamı Sokağı… Sokağın başında sağlı sollu olarak tarihi kalıntılar yer alıyor. Büyük ihtimal yol geçmiş. Sol tarafımızdaki kalıntı iyice küçülmüş, penceresinden fotoğraf çekiyoruz. Diğer duvarın kalıntısı apartmanın istinat duvarı gibi yanında yer alıyor. Bu sokak Yavuz Sultan Selim Mahallesinde kalıyor. Araştırmalarımıza göre burasının, 17. yüzyılda yapılmış Piri Mustafa Paşa Hamamı Kalıntıları olduğunu öğreniyoruz. Müftü Hamamı Sokakta devam ederek, sağdan ilk sokağa dönüyoruz. Hanedan Sokakta ilerliyoruz. Karşımızda  Sinan Ağa Camii görünüyor. Sinan Ağa Camii Cibali Mahallesinde yer alıyor. Camiye girmeden caminin hemen karşısındaki arsada etrafı sacla çevrelenmiş, tarihi bir kalıntı dikkatimizi çekiyor. Önce oraya yöneliyoruz. Burası bir yapının kalan parçası mı, -ki öyle olduğunu düşünüyorum- yoksa bağımsız bir küçük yapı mı? Sonradan yaptığımız araştırmalarımızda bir kaynakta bu yapının Çayırlı Kütüphanesi olduğunu, ancak başka bir kaynakta ise, kütüphanenin de dahil olduğu Damat Mehmet Efendi Medresesi olabileceğini öğreniyoruz. Medrese / Kütüphane Hanedan Sokak ile Karadeniz Sokak kesiştiği köşede yer alıyor. Muhtemelen sadece kütüphane bölümü ayakta kalmış. Çünkü arsa da başka kalıntı yoktu. Fatih Belediyesince hazırlanan Sinan Ağa Camii tabelasındaki bilgilerde de bir zamanlar bu arsa da Damat Mehmet Efendi Medresesi ve Hamamının bulunduğunu okuyoruz. Birçok yönden kalıntıları fotoğrafladıktan sonra Sinan Ağa Camiine geçiyoruz. Camii kitabesinde: “Fatih Camii bina emini ve Ni’me’l ceyşten Sinan Ağa tarafından yaptırılmıştır. Fatih devri eseridir. Zamanla harap olmuştur. günümüze temel kalıntıları ve mezarlığın bir kısmı ulaşmıştır. 1995 yılında hayırsever vatandaşlar tarafından yeniden yaptırılmıştır.” Caminin avlusunda kabirler bulunmaktadır. Kabir kısmı bakımsız maalesef. Cami açıktı. Tavanın orta kısmında avizeyi kare şeklinde çevrelemiş süsleme ve dört bir yanına ayetel kürsi yazılmış değişik bir motifle çerçevelenmiş olarak görüyoruz.

-HACI FERHAD AĞA CAMİİ
-HACI SÜLEYMAN BEY İLKOKULU
-HACI FERHAD AĞA TÜRBESİ
-HACI FERHAD AĞA SIBYAN MEKTEBİ
(Restorasyon Bekliyor)
-HACI ARİF AĞA ÇEŞMESİ
-HAYDAR PAŞA MEDRESE ve HAMAMI
(Harabe – Restorasyon Bekliyor)
Hacı Arif Ağa Çeşmesi
Yapılış Tarihi: H. 1269 / M. 1852-53
Kitabesi;
“ve cealna minel mai kulle şey’in hayy”
Etmişdi Hacı Ârif Ağa rıhlet-i bekâ
Rûhu için oldu bunda revân âb-ı can-fezâ
Dil-teşnegâna söyledi târîhini Senîh
Âb iç bu çeşmeden gel et o merhûma duʽâ

(Kaynak: https://kulturenvanteri.com/ E.T:28.2.2022)

Karadeniz Sokak ve İrfan Ahmet Sokak bizi Hacı Ferhad Ağa Camiine ulaştırıyor. Cami, İrfan Ahmet Sokağı ile Müstakbel Şair Baki Sokağı köşesinde bulunuyor. Cami kapalı olduğundan içeri giremedik. Avlu kapısının solunda bulunan kitabesinde: “Cami, Ferhad Ağa tarafından 939 / 1532 tarihinde yaptırılmıştır. Yangında harap olan cami, 1968 yılında tamir edilmiştir. Banisinin kabri mihrab duvarı önündedir.” yazısını okuyoruz. Ferhad Paşa veziriazamlık yapmış bir zattır. Aslen Arnavut olup, Enderun’da yetişmiştir. Caminin hemen yanında Müstakbel Şair Baki Sokağında Hacı Süleyman Bey İlkokulu yer alıyor. Minaresi kesme taştan yapılmıştır. İrfan Ahmet Sokağı caminin köşesinden yokuş aşağı sola doğru kıvrılarak devam ediyor. Caminin kıble kısmında mütevazi yalnız kalmış, cırtlak bir yeşile boyanmış bir kabir görüyoruz. Üzerinde Hacı Ferhad Ağa Türbesi yazısını okuyoruz. Kabrin hemen yanında mekteb olduğunu tahmin ettiğimiz isminin öğrendiğimiz Hacı Ferhad Ağa Sıbyan Mektebinin kalıntılarını görüyoruz. Mektep kalıntılarının tam karşısında bir sivil toplum kuruluşunun merkezi yer alıyor. Hacı Ferhat Ağa Türbesini sağımıza alarak Mekteb ile Cami arasında kalan yaya yolundan ilerleyerek Hacı Ferhat Cami Sokağına giriş yapıyoruz. içeri girdiğimizde sokak genişliyor. Sağ tarafımızda caminin yüksekçe avlu duvarı olduğu halde sokağın sonuna kadar yürüyoruz. Hacı Ferhat Camii Sokağını kesen Haydar Caddesine ulaşıyoruz. Sağa doğru yürüyüşümüze devam ediyoruz. 100 metre kadar ileride sağda ismini daha sonra öğrendiğimiz Hacı Arif Ağa Çeşmesini görüyoruz. Çeşme Hicri 1269 yılında yaptırılmış olup, kare yapılıdır. Zaman içerisinde gelişigüzel sıvanmış duvarlarındaki sıvalar düşmüş alttaki kırmızı kiremit tuğlalar açığa çıkmış. Aslı nasıldı bilmiyoruz. Çeşmenin mermer kısmı restore edilmiş gibi duruyor. Ancak diğer kısımlar restore olmayı bekliyor. Kitabesinde enbiya suresi 30.ayettinden “ve cealna minel mai kulle şey’in hayy” bölümü yer alıyor. Ayetin tamamının meali şöyle: “İnkâr edenler, gökler ve yer bitişik iken onları ayırdığımızı ve her canlıyı sudan yarattığımızı görmezler mi? Hala inanmayacaklar mı?”. Ayetin hemen altında 2 satır 2 sütun kitabesi bulunuyor. Çeşmenin musluğu bulunmuyor. Yine aynı caddede çeşmenin hemen çapraz karşısında yaya yolu ile ayrılmış Haydar Hamamı Sokağında sağlı sollu iki parça harabe haline gelmiş, restore edilmeyi bekleyen tarihi yapıları görüyoruz. Yapıların araştırdığımızda isminin Haydar Paşa Medresesi olduğunu öğreniyoruz. Tarihi yapıların etrafı ve bazı yerlerde ise pencereleri saclarla çevrelenerek korumaya alınmış. Sokağın isminde ve görüntüden de anlaşılacağı üzere Haydar Caddesi üzerinde solda kalan kubbeli yapısı görünen bölüm hamam olarak kullanılıyormuş. “Medrese Kanuni Sultan Süleyman’ın nazırlarından Hadım Haydar Paşa tarafından 1563-1564 yıllarında yaptırılmıştır. Araştırmalar bu medresenin içinde hamam, cami ve sebilden oluşan büyük bir külliyenin parçası olduğunu göstermektedir. Tarihi kaynaklarda hamam, cami ve sebilin mimarının Mimar Sinan olduğu belirtilmekle birlikte bu medresenin mimarı bilinmemektedir. Dolayısıyla aynı dönemde aynı külliyenin bir parçası olarak yapıldığı için bu medresenin mimarının Mimar Sinan olması kuvvetle muhtemeldir.” (Kaynak: http://acikerisim.fsm.edu.tr:8080/xmlui/handle/11352/2688 E.T:26.2.2022) Hamamın caddeye bakan birazı yol seviyesinin altında kalmış kısmında kırmızı kiremit tuğladan 2 kemer bulunuyor. Belki de çeşme idi. Bu kısmı da fotoğrafladıktan sonra Haydar Hamamı Sokağından içeri giriyoruz. Sağımızda hamam, solumuzda medrese duvarları arasında ilerleyerek sağlı sollu bir çok çıkmaz sokağa girdik. Etrafta yenilenmiş bir kaç ahşap bina gördük. Lakin yıkılmış binalarda gördük. Büyük ihtimalle medresenin etrafında sonradan oluşmuş çarpık yapılar yıkılarak medrese restore edilecek. (Haydar Hamamı1 Çıkmazı- Aksak Çıkmazı – Kaşıkçı1. Sokağı – Kaşıkçı Çıkmazı – Araplar Sokak – Bıçakçı Çeşmesi Sokağı)

-BIÇAKÇI ALAADDİN CAMİİ ÇEŞMESİ (3 Yüzlü)
(Restorasyon Bekliyor)
-BIÇAKÇI ALÂADDİN CAMİİ
-HAYDAR PAŞA ÇEŞMESİ (Restorasyon Bekliyor)
Bıçakcı Çeşmesi
Yapılış Tarihi: H. 1312 / M. 1896-97
Kitabesi;
“Ve sekahüm Rabbühüm şerâben tahûra”
Bânî-i sânî Hacı Şevki

Haydar Paşa Çeşmesi
Yapılış Tarihi: H. 977 / M. 1569-1570
Kitabesi;
Âsaf-i sânî vü Haydar Paşa
Yapdı bir çeşme nîk-pervâz ol cû
Önüne gelene der târîh-ci
Mâ’ Hasan ile Hüseyin aşkına su
(Kaynak: https://kulturenvanteri.com/ E.T:28.2.2022)

O kadar çıkmaz sokak dolaştıktan sonra Arap Sokağından tekrar başladığımız sokağın, Haydar Hamamı Sokağının alt kısmına ulaşıyoruz. Aşağı doğru henüz yürümeye başlamıştık ki sağımızda kalan Bıçakçı Çeşmesi Sokağına dönüyoruz. Sokakta 50 metre kadar ilerledikten sonra sağımızda Bıçakçı Alaaddin Cami ve Çeşmesini görüyoruz. Caminin avlusunda camiye ismini veren Bıçakçı Alaaddin Dede kabri bulunmaktadır. Cami ve Çeşme Bıçakçı Çeşmesi Sokağı ile Çağa Sokak köşesinde yer alıyor. Caminin girişi Çağa Sokaktan yapılıyor. Çeşme, camiye bitişik, üç yüzü olan çatısı yarım kubbeli bir yapı. Hiçbirisinde musluk bulunmuyor. Ortadaki bölümün teknesi sağlam sayılır. Diğerlerinin tekneleri kırılmış. Onarılmayı bekleyen bir çeşme. Orta bölümdeki kitabesinde bazı çeşmelerde yazan İnsan Suresi 21.ayeti yer alıyor. Ayrıca kitabede çeşmeyi ikinci kez tamir ettiren kişinin ismi Hacı Şevki yazıyor. Çeşmenin kubbesinin hemen üstünde cami duvarında ikinci bir kitabe daha yer alıyor. Kitabe mavi zemin üzerine 2 satır, 2 sütun olarak yazılmış. Caminin Çağa Sokakta bulunan avlu giriş kapısında bulunan kitabede ise: “Ni’me’l-ceyşten Bıçakçı Alâaddin Ali tarafından yaptırılan caminin vakfiyesi H. 909 / M 1503 tarihlidir. Mescid, İsmail Efendi tarafından 1868’de ve Hacı Şevki Efendi tarafından 1893’de yenilenmiştir. Cami dikdörtgen planlı, duvarları taş-tuğla örgülü, çatısı ahşaptır. Mihrab dış yüzeyinin dışındaki kitabe 1868 tamirine aittir. Yine mihrab cephesine bitişik bulunan beş köşeli çeşme 1893 tarihini taşımaktadır.” Kitabede çeşmenin 5 yüzü olduğunu yazıyor. Dikkat edildiğinde 2 yüzün caminin avlu duvarı ile çevrili olduğu, sokağa bakan açıkta kalan 3 yüzü olduğu anlaşılıyor. Cami kapalı olduğundan içerisini göremedik. Çağa Sokağında yokuş yukarı yol almaya devam ettik. Tekrar biraz önce geçtiğimiz Haydar Caddesine çıkıyoruz. Sola dönüyoruz. Yani Haydar Paşa Hamamının bitim noktasından tekrar yukarı doğru devam etmiş oluyoruz. Yokuş yukarı yüz metre kadar ilerledikten sonra sağımızda tarihi bir çeşme solumuzda ise Divitdar Keklik Mehmed Efendi Camiini görüyoruz. Çeşmenin 2 satır 2 sütunluk kitabesi bulunuyor. Kitabeden yaptıranın Haydar Paşa olduğu anlaşılıyor. Haydar Paşa Çeşmesi restore edilmeyi bekliyor. Çeşmenin mermer olan aynasının bir kısmı kırılmış, musluğu bulunmamaktadır. Çeşmenin arkasından merdivenle yukarı doğru çıkılıyor (Haydar yokuşu).

-DİVİTDAR KEKLİK MEHMED EFENDİ CAMİİ
-OYUN PARKI
-TARİHİ KALINTI
-HASAN BABA PARKI VE TÜRBESİ
-ESKİ İMARET CAMİİ (Restore ediliyor)

Çeşmenin hemen karşısında bulunan Divitdar Keklik Mehmed Efendi Camii kapısı direk sokağa açılıyor. Avlusu bulunmamaktadır. Cami kapalı olduğun caminin içerisini görmek nasip olmadı. Cami kapısının solunda bulunan kitabeden camii hakkında bilgi ediniyoruz: “Divitdar Keklik Mehmed Efendi tarafından inşa edilen caminin yapım tarihi bilinmemektedir. Zamanla harap olan camii H. 1300 / M 1882′ de Bahriye Nazırı Hasan Hüsnü Paşa tarafından ahşap kubbeli olarak yenilenmiştir. 1950 yılında tamir görmüş, 1972’de beton kubbeli olarak yeniden yapılmıştır.”  Caminin hemen yanındaki aralıktan çocuk oyun gurupları gözüküyor. İçeri doğru girdiğimizde çocuk oyun gurubunun olduğu yerde alan genişliyor. En azından apartmanlar arasında nefes alacak bir alan oluşmuş. Girişte sol tarafımızda camiye ait olduğunu düşündüğümüz bahçe, yüksek duvarla ve jiletli tellerle çevrelenmiş. Parkın içerisinden Camiyi fotoğrafladıktan sonra parktan çıkarak sola dönerek Haydar Caddesinde ilerleyişimizi sürdürüyoruz. Birazsan sağımızda Haydar Caddesi ile Hasan Baba Sokak köşesinde harabeye dönüşmüş tarihi bir yapı ya daha rastlıyoruz. Bu yapının ne olduğunu sonraya bırakarak sağa Hasan Baba Sokağına dönüyoruz. Yokuş yukarı çıkmaya başlıyoruz ki hemen 20 metre sonra sağımızda Fatih Belediyesi Hasan Baba Parkı ve Türbesi tabelasını görüyoruz. Park ve Türbe, Hasan Baba Sokak ile Astar sokak köşesinde. Girişi Astar Sokaktan yapılıyor. Park ve Türbenin etrafı güzel bir şekilde çevrelenmiş. Köşe kısmına çocuk oyun gurubu konmuş. Yanında ise kabirler bulunuyor. Kabir gerçekten bakımlı, pırıl pırıl. Kabirde yatan zatlara ve düzenleme de emeği geçenlere dua ediyoruz. Hasan Baba Sokaktan yokuş yukarı çıktığımızda sol tarafımızda daha önce Zeyrek bölgesini gezerken gördüğümüz Hacı Hasan Camiini görüyoruz. Uğramadan geçiyoruz. Aşağı inip tekrar Park ve Türbenin önündeki Astar Sokakta ilerliyoruz. Parka ve türbelere bakan apartmanların önleri çiçek dolu. Astar Sokakta 50-100 metre ilerledikten sonra solumuzdaki ilk sokağa giriyoruz. Küçük Mektepli Sokak. Buraya daha önce gelmiştik. Dik bir yokuş olan bu sokakta yukarı doğru çıkıyoruz. Tam yukarı çıktığımızda sokak sola kıvrılıyor. Yol düzeliyor. Sola dönerken köşede etrafı çevreli restore edilen bir yapı görüyoruz. Herhangi bir tabela olmadığından ne olduğunu anlayamıyoruz. Yapının arka kısmındayız muhtemelen. Daha sonra araştırdığımızda bu yapının kiliseden camiye çevrilmiş bir yapı olduğunu öğreniyoruz. Eski İmaret Camii (İmâret-i Atîk Camii) . “Pentepoptes Manastırı Kilisesi, Doğu Roma İmparatoru Aleksios Komnenos’un annesi Anna Dalassena tarafından 1081- 1087 yılları arasında inşa edildiği tahmin edilmektedir. İstanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet kendi külliyesini yaptırmadan önce medreseye dönüştürülen Molla Zeyrek Camii’nin imareti olarak da kullanılıyordu. Sonradan camiye dönüştürülünce Eski İmaret adını aldı.” (Eski İmâret Camii hakkında ayrıntılı bilgi almak için İslam Ansiklopedisinin ilgili maddesine bakılabilir E.T.28.2.2022)

-ŞEYH ALİ HAZRETLERİ
-SANKİYEDİM CAMİİ

Küçük Mektepli Sokakta devam ediyoruz. Sokağın sonunda karşımızda Hacı Hasan Cami avlu duvarında daha önce fotoğrafladığımız Hacı Hasan Camii Çeşmesini görüyoruz. Gülbahçe Sokağından Nevşehirli İbrahim Paşa Caddesine çıkıyoruz. Yukarı doğru biraz ilerledikten sonra Cadde üzerinde Turşucu Halil Sokağı köşesinde etrafı çevrelenmiş kabirler görüyoruz. Demir korkuluk üzerine asılı fotoblokta “Bu hazirede medfun zatlar içerisinde Şeyh Ali Hazretleri, Muhammed Ağa ve Fayıma Hatun”unda olduğunu okuyoruz. Caddede yolumuza devam ediyoruz. Bir sonraki sokak olan Kırbacı Sokakta uzaktan cami minaresini görünce sokağa giriyoruz. Sokakta biraz ilerledikten sonra sağımızda Sanki Yedim Camiini görüyoruz. Sanki Yedim Camiine daha önce de gelmiştim. Hepimize örnek olacak hikayesini daha önceden biliyordum. Apartmanlar arasında kalmış olan caminin avlusu bulunmuyor. Sokaktan tam görüntü alamadığımdan caminin hemen karşısındaki sokaktan Aktar Yekta Sokağından fotoğraf çekiyorum. Giriş kapısının solundaki kitabede yazanları okuyoruz: “XVII. asırda yapıldığı tahmin edilen caminin banisi Keçeci Hayreddin veya Adanalı Şakir Efendi olduğu ve bu zatın “sanki yedim” diyerek biriktirdiği parayla bu mescidi yaptırdığı bilinmektedir. I. Cihan Harbi’nden önceki Fatih yangının da harap olan eser 1959 – 60 yıllarında halkın yardımıyla aslından farklı biçimde yeniden yaptırılmıştır.” Sonradan yaptırılmış diğer bir kitabede ise, son onarımın 2014 yılında bila bedel bir şirket tarafından yaptırıldığı yazıyordu.  Caminin kapısı kapalı idi. Ancak caminin karşısındaki dükkandan bizim camiye girmek istediğimizi gören bir kardeşimiz hızlıca gelerek kapıyı açtı ve biz böylelikle caminin içerisini görmüş olduk. Kendisine teşekkür ediyoruz. Tek kubbeli çini motifleri özenle seçilmiş küçük şirin bir camii. Cami çıkışında kapıyı kapattık. Uzaktan dükkandaki görevliye teşekkür ederek yola devam ettik.

-MANİSALI MEHMED PAŞA CAMİİ
-ATPAZARI TEKKE HAZİRESİ

Kırbacı Sokaktan yukarı doğru çıkarak tekrar caddeye çıkıyoruz. Bu noktadan itibaren caddenin ismi değişiyor. (Nevşehirli İbrahim Paşa – Mıhçılar Caddesi) Mıhçılar Caddesinde solumdaki sokağa İmam Niyazi sokağına girerek aşağı doğru ilerliyoruz. Sokağı kesen Eski Mutaflar Caddesinden geçerek yine İmam Niyazi Sokağına devam ediyoruz. Sağ yanımızda Manisalı Mehmed Paşa Camiine rastlıyoruz. Cami girişinde sol tarafında bulunan kitabesinde: “Fatih devri uleması ve devlet ricalinden Manisalı Mehmed Paşa tarafından 15. asırda yaptırılmıştır. Vakfiyesi H. 909 / 1503’te düzenlenen cami, İstanbul’un asayişinden mesul olan on iki yeniçeri çorbacısının nöbet yerlerine dağılmadan önce, topluca akşam namazlarını kıldıkları yer olduğundan “Kul Cami” adı ile de bilinir. 17. yüzyıldan itibaren etrafında tesis  edilen tekkenin tevhithanesi olarak da kullanılan dikdörtgen planlı, kâgir duvarlı, ahşap çatılı cami, çeşitli yangınlardan etkilenmiş ve özellikle 1918  Cibali yangınında harab olmuştur. Dört duvardan ibaret kalan yapı, dış boyutları korunarak  bazı  değişikliklerle 1960 -64 yılları arasında ihya  edilmiştir. Haziresinde, kazaskerlik ve vezirlik yapmış olan, caminin banisi Mehmed Paşa ile devlet ricalinden, ulemadan ve tekke şeyhlerinden zatlar medfundur.” yazmaktadır. Caminin hemen solunda hazire bulunmaktadır. Hazirenin ismi cami ismi ile aynı olurdu genellikle. Atpazarı Tekke Haziresi, Manisalı Mehmed Paşa Caddesinin avlusunda bulunan bir haziredir. Hazire korkuluklarına asılmış fotoblok tabelada cami kitabesi ile benzer bilgiler yer almaktadır. Farklı bilgilerde: “Atpazarı tekkesi Şeyh Osman Efendi’nin (v 1691) XVII. yüzyılın ikinci yarısı içerisinde bu caiye “vaz’ı meşihat etmesinden sonra kurulmuştur. Tekke de medfun zatlar camiye ismini veren Manisalı Mehmed Paşa Hazretleri, Şeyh Ahmed Efendi,…” Cami açıktı. Sade bir cami. Caminin dört yanını süsleyen çerçevelenmiş hüsn-i hat yazıları güzel bir hava katmış.

-AKŞEMSEDDİN İHO
-29 MAYIS İLKOKULU
-ŞEYH SÜLEYMAN MESCİDİ
-HACI EYÜPZADE ŞÜKRÜ BEY ÇEŞMESİ
-AT PAZARI MEYDANI
Hacı Eyüpzade Çeşmesi
Yapılış Tarihi: H. 1277 / M. 1860-1861
Kitabesi;
Hacı Eyyûb ile el-Hâc Alînin rûh-ı pâkiyçün
Bu vâlâ çeşme-i sârı kılıp vârisleri icrâ
Hacı Eyyübîzâde Şükrü Bey kim vâsi-i sâdık
Ol iki zât için yapdı sebîli eyledi ihyâ
Bu zâtlar yağcıyân içre ne hoş âlî-himemlerdi
Vasiyyetle uluvv-i himmetin hep etdiler îfâ
Zihî âb-ı zülâl-i câvidân kim semt-i Çırçır’da
Letâfetde nazîrin görmemişdir dîde-i dünyâ
İçen içsin Hüseyn-i Kerbelânın rûhu şâd olsun
Dem-â-dem afv kılsın her ikisin Hazret-i Mevlâ
İçip âbın Kerîmî cevher-âsâ yazdı târîhin
Bu raʽnâ çeşme-i anber-safâyı etdiler inşâ

(Kaynak: https://kulturenvanteri.com/ E.T:28.2.2022
)

Cami içerisini fotoğrafladıktan sonra İmam Niyazi sokakta aşağı doğru inmeye devam ediyoruz. Sola Ömer Efendi Sokağına dönüyoruz. Biraz ilerledikten sonra Akşemsettin İmam Hatip Ortaokulu ve hemen yanındaki 29 Mayıs İlkokulunu görüyoruz. İlk okulun önünde yol çatallaşıyor. Sağa ayrılan yoldan Ömer Efendi Sokağından giriyoruz. 15-20 metre sonra karşımıza yeni restore edildiği belli olan “Şeyh Süleyman Mescidi karşımıza çıkıyor. Avlu kapısı kapalı idi. Sokaktan sola dönerek dairesel bir şekilde tekrar biraz önce yürüdüğümüz sokağa bu kez ismi Atpazarı sokağa giriyoruz. Dışarıdan avluyu fotoğrafladık. Avlusunda mezar taşları dikkat çekiyordu. Karşımızda yeni restore edilmiş Hacı Eyüpzade Çeşmesini görüyoruz. Çeşme kesme taştan ortasında mermer alınlıklı, küp şeklinde bir yapılmış. Kitabesinin üzerinde dairesel bir alanda Allah lafı yazılmış. lafzın altında 1277 tarihi not düşülmüş. Kitabesi 6 satır 2 sütun üzerine yazılmış. Mermer üzerinde ki motifler, işlemeler çok güzel işlenmiş. Musluğu bulunmuyor. Çeşmenin solundan merdivenle Arifzade sokağından yukarı doğru çıkılıyor. Merdivenlerin bitiminde Zeyrek Muhtarlığını görüyoruz. Tekrar Atpazarı Sokağına Eski Mutaflar Caddesi güzergahı ile At Pazarı Meydanı yazılı takın bulunduğu alana geliyoruz. At Pazarı Meydanı Sokağı belli saatlerde trafiğe kapalı. Sağlı sollu kafeler, ortasına doğru sol ayağını kaldırmış, at heykeli bulunmaktadır. İstikamet Fatih Camii. Eski şifahane Sokağından Hattat Nazif Efendi Sokağına çıkıyoruz. Bu sokakta Fatih Külliyesinin avlu duvarları yer alıyor.

-FATİH KÜLLİYESİ
-FATİH İHO

Fatih Külliyesi giriş kapılarından Türbe Kapısındayız. Namaza 20 dakika daha var. Ben hızlıca avlu etrafında ve bir koşu sokakları dolaştıktan sonra öğlen namazında buluşmak üzere eşim ve Zeynep Türbe kapısından içeri giriyorlar. Fatih külliyesi hakkında bol miktarda yayın olduğundan ayrıntı vermeyeceğim. Sadece kendimce farklı gördüğüm bir kaç fotoğraf karesini paylaşacağım. Fatih Türbesi Sokağı boyunca sağ tarafımda külliyenin avlu duvarı boyunca yürüyorum. Külliyenin giriş kapsı ve üzerindeki besmele ve kitabeyi fotoğraflıyorum. Avlu penceresinden bakıldığında avluda bulunan kabirler ve türbeler gözüküyor. Sokak bitiminde avlunun köşesinde 2 katlı yapı dikkati çekiyor. Avlunun köşesini döndüğümüzde Fevzipaşa Caddesine kadar uzanan avlu duvarı başlıyor. Mıhçılar Sokakta sağımızda avlu duvarı Fevzipaşa Caddesine doğru yürüyoruz. Bu cephede de tek bir kapı bulunuyor. Kapının üzerinde daire içerisine alınmış besmele ve hemen altında kitabesi bulunuyor. Biraz ileride işçiliği ve estetiği güzel çeşme dikkati çekiyor. Bu sokaktan geçmişte bir çok kez geçmemize rağmen kapılar ve çeşme hiç dikkatimi çekmemişti. Çeşmede kapılarda olduğu gibi en üstte daire içerinde kitabe ve altında kitabesi bulunuyor. Çeşmeye 3 basamak merdivenle çıkılıyor. Çeşmenin musluğu bulunmamaktadır. Mıhçılar Sokağının sonunda avlu duvarı sona eriyor. Cenaze araçlarının da giriş yaptığı Tabhane Sokağa ulaşıyoruz. Tabhane sokağının sağında büyük çaplı türbeler, solunda ise Fatih İmam Hatip Ortaokulu bulunmaktadır.

-İHH MESCİD
-BOZDOĞAN KEMERİ (Restorasyon)
-İTFAİYE ŞEHİTLERİ CAMİİ
-SARAÇHANE PARKI
-HAVA ŞEHİTLİĞİ PARKI
-TEYYARE ŞEHİTLERİ ANITI

Cami yönüne girmiyorum. Ters yöne Büyük Karaman Caddesine yöneliyorum. Reşadiye Hoteli geçtikten sonra soldaki sokağa Taylasan Sokağına dönüyorum. Sağımda kısa kalın minare dikkati çekiyor. Hızlıca cami içerisine girip fotoğrafladıktan sonra yola devam ediyorum. Öğlen namazına Fatih Camiine kavuşmama gerekiyor. Sade bir mescid. Minaresi Mimar Sinan Mescidi ve Derviş Ali Camisinin minaresine benziyor. Sokağın bitiminde sağa dönüyorum. Bozdoğan Kemeri karşıma çıkıyor. Kemer İBB tarafından restore edilmek üzere etrafı çevrelenmiş. Bu sebeple kemerin yukarı kısımlarını fotoğraflıyorum. Kemerin her iki yanında farklı isimli sokaklar uzanıyor. Kemerin sağından Su Yolu Sokağından kemeri soluma alarak aşağı doğru Saraçhaneye doğru ilerliyorum. Haydar Bey Caddesine dönerek Fevzipaşa Caddesi yönünde ilerliyorum. Solumda etrafı gayet ferah küçük bir cami görüyoruz. Caminin avlusu kapalı, ismi yazıyorsa bile göremedik. Sonrasında buranın İtfaiye Şehitleri adına yaptırılmış bir cami olduğunu öğreniyoruz. Dışarıdan güzel gözüküyor. Haydar Paşa Caddesinde ilerlemeden tekrar geriye su yolu Sokağına girerek kemer boyunca ilerliyoruz. Sağımız da bu kez İBB Hayvan Aşılama ve Tedavi ünitesi tabelasını görüyoruz. Yine sağımızda tarihi İBB İtfaiyesi bulunuyor. Sokak bitiminde sağa İtfaiye Caddesine dönüyoruz. Solumuzda Saraçhane Parkı diye bilinen Fatih Anıt Parkı, sol tarafımızda İtfaiyenin ana girişi bulunuyor. İtfaiye binası bittikten sonra Üniversitenin Rektörlük binasını görüyoruz. Binanın ön cephesi Büyük Karaman Caddesine bakıyor. Büyük Karaman Caddesinin solunda ise Hava Şehitliği Parkı ve parkın içerisindeki Teyyare Şehitleri Anıtı bulunuyor. Teyyare Şehitleri Anıtı yanındaki prizma tabelada şu bilgiler yer alıyor: “Mimarı Vedat Tek olan anıt; beyaz mermer ve bronzdan yapılmıştır…… sütun üzerinde ise bronz  bir defne dalı yer almaktadır.” 

Öğlen ezanı okunuyor. Hızlıca Fatih camiine giriyoruz. Hazire girişin yanındaki çeşme dikkatimi çekiyor. Çeşmenin kitabesi, 7 satır 2 sütun olarak yazılmış. Namazı eda ettikten İç avludaki şadırvan bölümünden dışarı çıkıyorum. Yukarıdan bakıldığında (Google Earth) Fatih cami güzel görünüyor. Çevre düzenlemesinin çoğunluğu bitmiş durumda, camii etrafında bulunan yapılar, bir bir hayat buluyor. Fatih Camii İstanbul’da en çok geldiğimiz camidir. Bir çok cenaze namazı buradan kalkmaktadır. Bazen gıyabi cenaze namazı kılmaktayız. Buna rağmen gözümden kaçan bir iki fotoğraf karesini paylaşmakla yetineceğim. Avlu içerisinde Fatih Caddesine açılan kapının bulunduğu yerde Fatih Müftülüğü bulunuyor. Bu kapıdan camiye girdiğinizde prizma tabelada Fatih Külliyesi başlığı altında bilgilendirilmede bulunulmuş. Yazı da: “Fatih Sultan Mehmed tarafından Mimar Atik Sinan’a yaptırılan Külliye 1463-1470 yılları arasında inşa edilmiştir. ….. Fakat günümüzde bu kütüphaneye ait kitaplar Süleymaniye Kütüphanesinde muhafaza edilmektedir.”  Avlunun Fevzipaşa Caddesine bakan kısmındaki yapılarda Sahn-ı Semân Eğitim Merkezi (Yüksek Dereceli Medrese) yer alıyor. (SAHN-ı SEMÂN ayrıntılı bilgi için İslam Ansiklopedisi ilgili maddesine bakabilirsiniz. E.T:13.4.2022) Camiden çıkışta Fatih Camii Güneş Saatleri panolarını da sanki ilk defa görüyorum. Bakmak ve görmek. Kemerli çeşmelere de ilk kez görüyormuş gibi bakıyoruz. İç avludan çıkışta sağda tarafta 3 ü bir yöne diğer 2’si başka bir yöne bakan 5 adet çeşme görüyoruz. Fatih Camiine gelip te künefe yememek olmazdı. Fatih Caddesine çıkış kapısında ellerinde köpük tabak tatlılarını ellerine almış veya almak için sırada bekleyenleri görüyoruz. Bizde sıraya girip 3 adet alıyoruz. Müftülük binasının yanındaki boşlukta yiyoruz.

EK
-ÇOBAN DEDE HZ. VE BOYACIKAPISI HAZİRESİ
-ÇEŞME

(EK 16 Nisan 2022) Ramazan ayı Fatih Camii avlusunda kitap fuarı kurulmuş. Hem kitap fuarına uğramak, hem de Emine’ye bayramlık kıyafet bakmak üzere yola çıkıyoruz. Aracımızı Darüşşafaka Caddesine park ettikten sonra Fatih Camine doğru yöneliyoruz. Bu kez Fatih Külliyesine Boyacıkapı yönünden giriş yapıyoruz. Çıkışta boyacı dükkanı olduğundan bu ismi almış. Giriş kapısının sağındaki avlu duvarına bitişik hazire dikkatimi çekiyor. Yaklaşıp asılı fotoblok tabelaya baktığımızda hazirenin Çoban Dede Hz. Boyacıkapısı Haziresi olduğunu anlıyoruz. Etrafı çevreli. Tabelada: “Rivayete göre kabirlerden biri Eskici Hasan Dede veya Çoban Dede’nin kabridir. Şöyle bir de hikayesi anlatılır. Fatih cami yapılırken, havası en uygun yer aranır. Bu doğrultuda bir çok yee ciğer asılır. Ciğerin en geç kokuştuğu mahal Fatih külliyesinin olduğu yer olduğu görülmüş. Kamulaştırma yapılır, ancak bir çoban verilen miktar yüksek olsa da yerini vermeye razı gelmez. ancak padişahtan bir ricası vardı. Kabul görürse razı olurum der. Külahını ve asasını bina olunacak caminin içine konulması ister. Fatih’te teklifi kabul eder. Böylelikle caminin temeli atılır.” Hazirenin öne bakan kısmında Boyacıkapısına bitişik bir de çeşme bulunuyor. Çeşmenin aynası kırılmış, kitabesi ve musluğu bulunmuyor. Çeşmenin ismini araştırmalarımda bir türlü bulamadım. Şimdilik kaydıyla avludan içeri giriyoruz. Diyanet Kitap fuarını dolaştıktan sonra, Türbeler kısmına yöneliyoruz. Bu kez cenaze namazı kılınan tarafın tam karşısındaki avlu kapısından hazireye giriş yapıyoruz. Güzel bir çeşme göze çarpıyor. Çeşmenin 7 satır 2 sütunluk kitabesi bulunuyor. Musluğu yerinde. Fatih Sultan Mehmed Han Türbesine doğru yöneliyoruz. Türbe hakkında bilgi veren tabelanın tam arkasında hünkar mahfiline giden bir koridor bulunuyor. Yine türbenin arka kısmında camiye bitişik 3 katlı, yapı dikkati çekiyor. Fatih Sultan’ın türbesi oldukça şatafatlı. Türbenin girişi geniş bir saçakla korunmaya alınmış. Saçağın tavanı oldukça süslü. Türbeden İçeri giriş yapıyoruz. İçeride Fatih Sultan Mehmed Han’ın sandukası bulunuyor. Sandukanın etrafı cam ile çevrili. Kubbe ve duvarlar oldukça birbiriyle uyumlu tam bir renk ve desen cümbüşü. Geçmişlerimizi hayır duaları ile yad edip, diğer türbelere geçiyoruz. Gülbahar Hatun Türbesi daha sade. Kesme taştan sekizgen planlı, kubbelidir. Türbede Gülbahar Hatun -Fatih Sultan Mehmed’in eşi- ve kızı Gevherhan Sultan ve iki saraylı medfundur. Haziredeki bir başka türbe Gazi Osman Paşa Türbesidir. Türbe kare planlıdır ve yüksek kubbe ile örtülüdür. Giriş cephesi mukarnaslı iki sütunun taşıdığı sivri kemerli, üst kısmı alınlık şeklinde ve bitkisel süslemelidir. Üç cephesinde birer penceresi türbenin içi oldukça sadedir. Hazirede kabirler arasında dolaşıyoruz. Kimler gelmiş kimler geçmiş. Kabirlere ibret nazarıyla bakabilsek, bir çok sorun çözülecek. Bahar ayı ile birlikte avlu yeşillikler, çiçekler ile bir başka güzel. Sessiz, sakin. Fatih Camiine gittiğinizde hazirenin arka kısımlarına gidip oturmanız tavsiye ederim. Hazirede son dönemde vefat eden İstanbul Büyükşehir Belediye başkanlığı yapmış Kadir Topbaş’ında kabri bulunmaktadır. Hazireden Fatih Cami yeşillikler arasında bir başka güzel görünüyor.

II. Mahmut Han Sebili ve Çeşmesi
1Menbaʽ-ı cûd u himem Sultân Mahmûdü’z-zamân
Bu sebîli eyledi tecdîd ü ihyâ âb iç

2Eylemiş cennet-mekân Mahmûd Hân-ı Evvel’in
Baş kadın âlî-cenâbı onu inşa âb iç

3Nâgehân âteşle mahv olmuşdu âb u revnakı
Şimdi suyun buldu taʽmîr oldu aʽlâ âb iç

4Meşreb-i pâki ola deryâ gibi pür-cûş-ı feyz
Ömr-i Nûh ihsân ede ol şâha Mevlâ âb iç

5Ayniyâ dil-dâdedir târîhine mâ’-i hayât
“Bu sebîli kıldı Hân Mahmûd icrâ âb iç”

(Kaynak: https://kulturenvanteri.com/ E.T:10.3.2022)
-II. MAHMUT HAN SEBİLİ ve ÇEŞMESİ
(Alicenab Kadın Sebili)
-EFDALZADE CAMİİ
-TARİHİ YAPI
-YEDİ EMİRLER KABRİSTANI

Abdestimizi tazeledikten sonra Fatih Caddesine çıkıyoruz. Karşımıza tam köşede sebil ve bitişiğinde çeşme çıkıyor. Araştırmalarımızda sebilin II. Mahmut Han Sebili ve Çeşmesi olduğunu öğreniyoruz.
Alicenab Kadın Sebili olarak da bilinir. Sebilin beş adet yüksekçe penceresi bulunuyor. Her bir pencerenin üzerinde 2 satırlık kitabe yer almaktadır. Sebil, 1746’da I. Mahmut Han’ın eşi Ayşe Başkadın tarafından yaptırılmış, ancak zamanla harap olunca, 1830’da II. Mahmut tarafından yeniden yaptırılmıştır. Sebili sağımıza alarak Fevzipaşa Caddesine doğru iniyoruz. Sokak Fevzipaşa Caddesine merdivenlerle bağlanıyor. Sebil’in yanındaki tarihi mekanda Vakıflar Satış Mağazası bulunuyor. Onun da yanında Efdalzade Camii yer alıyor. Küçük bir avlusu olan mescid, Tabelasında; “Efdalzade Medresesi (mescidi) II. Mehmed ve II. Beyazıt ulemasından Efdalzade Hamiduddin efendinin şeyhülislam olduğu yıllarda yapılmıştır.” yazısını okuyoruz. Yazıdan anladığımıza göre müştemilatındaki tarihi bina ile (altı dükkan üstte 2 kat) birlikte burası bir medrese idi. Cami açıktı. Oldukça küçük bir mescid. Esnaf için iyi. Ezan okunduğunda hemen kılabilir. Camiyi fotoğrafladıktan sonra aşağı doğru devam ediyoruz. Caddeye çıkmadan soldaki dar sokağa Malta Çarşısı Sokağına giriyoruz. Sokakta esnaf olarak demirciler hakim. Kısa olan sokağı bitirdiğimizde sağa yukarı doğru Başimam sokağına dönüyoruz. Biraz sonra sol yanımızda Yedi Emirler Kabristanı, yanında küçük bir çeşme ve bitişiğinde Ali Kuşçu Mahalle Muhtarlığı binasını görüyoruz. Yedi emirler tabelasında: “Kabristanda, 1453 yılında İstanbul’un fethine katılan mutlu askerlerden (Ni’me’l Ceyş) olduğuna inanılan Buharalı yedi emirin yatığı kabul edilmektedir. Fethin 500. senesinde yenilenen kabristan içerisindeki yedi emir şunlardır: Seyyid Abdulgafur, Seyyid Abdurrahman, Seyyid Abdurrahim, Seyyid Cafer, Seyyid Hamza, Seyyid Ukayl ve Seyyid Abdülaziz’dir.”

-HAFIZ AHMED PAŞA CAMİ, TÜRBE ve SEBİLİ
-HAFIZ AHMED PAŞA ÇEŞMESİ

Başimam Sokağın sonuna kadar ilerleyerek tekrar Fatih Caddesine çıkıyoruz. Sola dönerek cadde boyunca ilerliyoruz. Bu kez sol tarafta önümüze Hafız Ahmed Paşa Camii çıkıyor. Caminin caddeye bakan kısmında Hafız Ahmed Paşanın türbesi ve sebili bulunmaktadır. Türbeyi geçtikten sonra avlu giriş kapısı bulunuyor. Kapının hemen solunda yer alan tabeladan cami hakkında bilgi ediniyoruz: “Cami, medrese, çeşme, dâru’l – kurra, sebil ve türbeden meydana gelen külliye, kitabesinden anlaşıldığı üzere H. 1004 / 1595 tarihinde Hâfız Ahmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. 1648 depreminde,1782 ve 1918 yangınlarında büyük tahribata uğramış olan külliye birçok tamirat geçirmiştir.1918 yangınlarından sonra uzun süre harab halde kalmış, sebil tamamen, diğer bölümler kısmen yıkılmıştır. 1976′ da Vakıflar idaresince külliyenin tamirine başlanmış, câminin tamiri yarım kalmıştır…. Sebilin yanında bulunan türbede caminin banisi Hafız Ahmed Paşa medfundur.” Caminin bahçesi  bulunmuyor. Direk iç avluya giriyorsunuz. Avlu revaklarla çevrelenmiş. Her bir oda bir bölüm için ayrılmış, örneğin bir oda Tashih-i Huruf Odası gibi… Hafız Ahmed Paşa IV. Murat’ın Sadaret Kaymakamı ve Sadrazamlığını da yapmıştır. Cami binaların arasında kalmış ve Fatih Camiine çok yakın olmasına rağmen cami tanınmıyor. Cami tek kubbe üzerine inşa edilmiş, güzel bir camii. Tekrar avludan Fatih Caddesine çıkıyoruz. Giriş kapısının yanında Hafız Ahmed Paşa Çeşmesini görüyoruz. Orijinal kitabesi bulunmuyor. Sonradan yazılan kitabede ayeti kerimeden pasaj ve meali verilmiş. “Deki Suyunuz yere batarsa söyleyin, size kim temiz bir su kaynağı getirebilir.?” Mermer aynası sağlam, musluğu bulunuyor. Musluğun hemen üzerinde besmele yazılmış. Çeşmeyi de fotoğrafladıktan sonra artık bugünkü gezimizi bitirmek için aracımıza doğru yol alıyoruz. Aracımızı park ettiğimiz Darüşşafaka Caddesine geliyoruz.

Hacı İsmail Ağa Çeşmesi
Yapılış Tarihi: H.1235 / M.1819-1820
Yeniçeri ocağı kapıcıbaşılarından Surreemini İsmail Ağa 1819 yılında yaptırmıştır.
Kitabesi;
Sâhibü’l-hayrât ve’l-hasenât
Ser-bevvâbîn-i Dergâh-ı Âli Emîn-i Surre-i
Hümâyûn el-Hâc İsmail Ağa

HACI İSMAİL AĞA ÇEŞMESİ
EK (19 Şubat 2022): Dönüş yolunda geçen haftaki durağımız Ali Kuşçu- Cibali görmediğimiz Hacı İsmail Ağa Çeşmesini görüyoruz. Binaların arasında kalmış olan çeşme H 1235 tarihinde yaptırılmış. Restore edilmeyi bekleyen çeşmenin 3 satırlık kısa kitabesi bulunuyor. Musluğu bulunmayan çeşmeyi telefonun şarjının bitmesi sebebiyle ancak 2 fotoğraf karesi çekebiliyorum. Bugün güzel bir gün oldu. Bölgede az bir kısım kaldı gezmediğimiz. İnşaallah bir sonra durakta eksik kalan parçaları tamamlayarak bu bölgeyi bitireceğiz.

EK: 5 Mart 2022 ALİ KUŞÇUTayfun Nasuhbeyoğlu
-AHİZÂDE LEBLEBİCİ CAMİİ
-ABDURRAHİM EFENDİ MEDRESESİ
-CEDİD ABDURRAHİM EFENDİ VE HAZİRESİ
-NECİP BEY ÇEŞMESİ
-ÇOBAN DEDE VE BEHAİ HAZİRESİ
Necip Bey Çeşmesi
Çeşmenin kitabesi;
Vesekahüm Rabbühüm şeraben tahura
Bani-i Evveli Muhammed Efendi, Ban-i Sanisi Vanlı Necib Bey
H.1328 (M.1910)
(Kaynak: https://kulturenvanteri.com/ E.T.5.3.2022)

5 Mart günü Çarşamba bölgesini gezdikten sonra Darüşşafaka Caddesi üzerinden aracımızı bıraktığımız noktaya doğru gidiyoruz. Daha önce araçla geçtiğimiz için bazı yerleri görmüş ancak fotoğraflayamamıştık. Bugün Fatih Cami yönünde yürürken sağımızda kalan Mükerrir Sokak başında Ahizade Leblebici Camiyi görüyoruz. Camiye ait tabela bulamadık. Dıştan ve içten fotoğrafladık. Avlu duvarları üzerindeki jiletli teller dışında, güzel küçük bir cami. Yine Fatih Cami yönünde solumuzda Abdurrahim Efendi Medresesini görüyoruz. Medrese halen Kur’an Kursu olarak kullanılıyor. Medresenin bahçesinde hazire bulunuyor. Hazirenin caddeye bakan dış duvarına fotoblok tabela asılmış. Bu tabelada medrese ve hazire hakkında bilgi ediniyoruz: “Cedid Abduurahim Efendi ve Haziresi H. 1167 / M 1747 ‘de Abdurrahim Efendi tarafından yaptırılan medrese, barok ve klasik dönem mimari özelliklerini göstermekle birlikte kitabesi bulunmamaktadır. Mermer söveli basık kemerli bir avludan girilen medrese avluyu üç yönde çevreleyen “U” şeklinde bir yapıdır. Medresenin güneydoğu köşesinde yer alan hazirede 1171 / 1757 tarihinde vefat eden Abdurrahim Efendi ve bir kısım zat medfundur.”  Caddenin sonuna doğru bir çeşme ve yol seviyesinden biraz yukarıda kalan hazire dikkat çekiyor. Çeşme, hazireye bitişik. Araştırmalarımızda isminin Necip Bey Çeşmesi olduğunu öğreniyoruz. Yarım daire şeklindeki kitabesinde üstte insan suresi 21.ayetten bir bölüm, altta ise tek satır, 2 sütun daha küçük puntolarla çeşmenin ilk ve son banilerinin isimleri yazıyor. Çeşme H.1328 tarihinde, ikinci banisi Necip Bey tarafından yenilenmiş. Çeşmenin ayna kısmı Süleyman Mührü ve iki selvi ağacı arasında yer almış. Çeşmenin musluğu bulunmuyor. Bitişiğindeki Çoban Dede ve Behai Haziresi bakımlı görünüyor. Fotoblok tabelasında: “Türbe bugünkü yerine sonradan nakledilmiştir. Nereden nakledildiği tam olarak bilinmemektedir. Ancak 1940 yılına ait bir Encümen Arşivi belgesinde Çoban Çavuş Türbesi ile ilgili “Fatih devri ricalinden Çoban Çavuş Türbesi ve Ahizade Leblebici Mescidi mezkur yol üzerinde iken yolun genişletilmesi sebebiyle bu iki bina yıktırılmış Çoban Çavuş Makberesi ve türbesinin içinden çıkan bakaya Behai Haziresine getirilerek sed kenarına tespit edilmiştir.” denmektedir. Hazirede medfun bazı zatlar Şeyhülislam Behai Efendi, Mustafa Asım Efendi, Mustafa Efendi…”

BAZI SOKAK İSİMLERİ

HANGİ MAHALLELERDEN GEÇTİK? ALİ KUŞCU, ZEYREK, YAVUZ SULTAN SELİM, CİBALİ (10:39 – 15:12)

GEZİ GÜZERGAHI: -ŞEYH RESMİ CAMİİ (Şeyhülislam Mehmed Cemaleddin Efendi Camii), -ŞEYHÜLİSLAM MEHMED CEMALEDDİN EFENDİ CAMİİ ÇEŞMESİ, -YENİÇEŞME MEDRESESİ (Restorasyon), -HACE-İ RAKIM EFENDİ CAMİİ (Perşembe Tekkesi Camii), -KADIÇEŞME PARKI, -FATİH BELEDİYESİ MÜFTÜALİ SEMT KONAĞI, -MUSTAFA MUSLİHİDDİN CAMİİ (Yarhisar Camii), -FATİH BELEDİYESİ KADIÇEŞME EĞİTİM BİRİMİ, -KADI ÇEŞMESİ HAZİRESİ, -KADI ÇEŞMESİ, -ŞEYHÜLİSLAM MUİD AHMED EFENDİ MEDRESESİ (Harabe), -GELENBEVİ ANADOLU LİSESİ, -PİRİ MUSTAFA PAŞA HAMAMI (Kalıntı) -SİNAN AĞA CAMİİ, -DAMAD MEHMET EFENDİ MEDRESESİ (Kalıntı) (Çayırlı Kütüphanesi – Restorasyon Bekliyor) -HACI FERHAD AĞA CAMİİ, -HACI SÜLEYMAN BEY İLKOKULU, -HACI FERHAD AĞA TÜRBESİ, -HACI FERHAD AĞA SIBYAN MEKTEBİ, -HACI ARİF AĞA ÇEŞMESİ, -HAYDAR PAŞA MEDRESE VE HAMAMI (Harabe – Restorasyon Bekliyor), -BIÇAKÇI ALAADDİN CAMİİ ÇEŞMESİ (3 Yüzlü), -BIÇAKÇI ALÂADDİN CAMİİ, -HAYDAR PAŞA ÇEŞMESİ (Restorasyon Bekliyor), -DİVİTDAR KEKLİK MEHMED EFENDİ CAMİİ, -OYUN PARKI, -TARİHİ KALINTI, -HASAN BABA PARKI VE TÜRBESİ, -ESKİ İMARET CAMİİ (Restore ediliyor), -ŞEYH ALİ HAZRETLERİ, -SANKİYEDİM CAMİİ, -MANİSALI MEHMED PAŞA CAMİİ, -ATPAZARI TEKKE HAZİRESİ, -AKŞEMSEDDİN İMAM HATİP ORTAOKULU, -29 MAYIS İLKOKULU, -ŞEYH SÜLEYMAN MESCİDİ, -HACI EYÜPZADE ŞÜKRÜ BEY ÇEŞMESİ, -AT PAZARI MEYDANI, -FATİH KÜLLİYESİ, -FATİH İMAM HATİP ORTAOKULU, -İHH MESCİD, -BOZDOĞAN KEMERİ (Restorasyon), -İTFAİYE ŞEHİTLERİ CAMİİ, -SARAÇHANE PARKI, -HAVA ŞEHİTLİĞİ PARKI, -TEYYARE ŞEHİTLERİ ANITI, -II. MAHMUT HAN SEBİLİ ve ÇEŞMESİ (Alicenab Kadın Sebili), -EFDALZADE CAMİİ, TARİHİ YAPI, -YEDİ EMİRLER KABRİSTANI, -HAFIZ AHMED PAŞA CAMİ, TÜRBE VE SEBİLİ, -HAFIZ AHMED PAŞA ÇEŞMESİ EK (19 ŞUBAT2022): -HACI İSMAİL AĞA ÇEŞMESİ
(EK: 5 MART 2022: -AHİZÂDE LEBLEBİCİ CAMİİ, -ABDURRAHİM EFENDİ MEDRESESİ, -CEDİD ABDURRAHİM EFENDİ VE HAZİRESİ, -NECİP BEY ÇEŞMESİ, -ÇOBAN DEDE VE BEHAİ HAZİRESİ)