ADIM ADIM TARİHİ YARIMADA: YAVUZ SULTAN SELİM

17. DURAK 19 Şubat 2022 CumartesiYAVUZ SULTAN SELİMTayfun NASUHBEYOĞLU
Lütfullah Efendi Çeşmesi
Tamir Tarihi: H. 1129 / M. 1716-1717
Kitabesi;
Görenler yâd edip hayr ile nâmın dedi târîhin
Bu bâlâ çeşme tecdîdine bâdî oldu Lûtfullâh
-LÜTFULAH EFENDİ ÇEŞMESİ
-TATBİKAT CAMİİ
-YAVSΠBABA TEKKESİ HAZİRESİ
-ULUSLARARASI FATİH SULTAN MEHMET AİHL
-BENLİZADE AHMET REŞİT EFENDİ TÜRBESİ
SEBİLİ, HAZİRESİ (Restorasyon)

Bugün rotamız Yavuz Sultan Selim Camii çevresi. Aracımızı Darüşşafaka caddesinde yer bulamadığımızdan Haliç Caddesine park ediyoruz. Aracı park ettiğimiz yer etrafı çevrelenmiş Fatih Külliyesine ait restore edilen yapılardan. Haliç Caddesinde hafifçe yokuş aşağı Haliç’e doğru ilerliyoruz. Sonrasında Haliç Caddesine paralel giden Çırakçı Çeşmesi Sokağa giriyoruz. Epeyce bir süre dar sokakta yol aldıktan sonra sol tarafımızda tarihi bir çeşmeyi görüyoruz. Gezimizin ilk fotoğrafı isminin Lütfullah Efendi Çeşmesi olduğunu öğrendiğimiz çeşme oluyor. Çeşme H. 1129 tarihinde yaptırılmış. Aynasının tadilata ihtiyacı bulunuyor. Musluğu bulunuyor. 2 satırlık kitabesi bulunuyor. Sokak aşağıya doğru daha bir eğimli olarak iniyor. Aşağı inmeyi göze alamıyoruz. Çeşmenin yanındaki merdivenlerden Turna Yolu Sokağından yukarı doğru çıkıyoruz. Yokuş yukarı çıktığımızda karşımıza Yavuz Selim Camii ve Yavuz Selim Çukurbostan Yaşam Parkı çıkıyor. Biz her ikisine de uğramadan Turna Yolunu kesen Yavuz Selim Caddesinden sola dönüyoruz. Ara ara hem parkı hem de camiyi uzaktan fotoğraflıyoruz. Sağımızda aşağıda Çukurbostan Parkı büyük bir alanda üstten güzel görünüyor. Fatih’te iki yerde çukurbostan bulunuyor. İlki olan Fındıkzade’kini gördüğümde isminin Çukurbostan olduğunu düşünmüştüm. Ancak bu parkı da görünce yol seviyesinin altında kaldığından “çukurbostan” dendiğini öğrenmiş olduk. Bostan dendiğine göre öncesinde sebze yetiştirildiğini anlıyoruz. Park sağımızda olduğu halde yürüyoruz. Parkın bitimine yakın solda kısa minareli çatılı, büyük pencereleri olan güzel bir cami görüyoruz. Camii kapalı idi. İsmi Tatbikat Camii. Uluslararası Fatih Sultan Mehmet İmam Hatip Lisesinin tatbikat camisi. Caminin önünde Yavuz Selim Caddesi üzerinde yolu ikiye ayıran bir hazire bulunmakta. Yavsi Baba Haziresi. Etrafı çevrelenmiş, bakımlı. Tabelasından şu bilgileri okuyoruz: “Hazire günümüze gelemeyen Yavsî Baba Tekkesi’ne aittir. Tekenin banisi Fatih devrinin meşhur alimi Ali Kuşçu’nun damadı Şeyhülislam Ebusuud Efendi’nin babası İskilipli Muhyiddin Muhammed Efendidir. Yavsî lakabı kendisine II. Bayezid tarafından ilme sıkı bağlılığından ötürü verilmiştir. 1576’da Abdülmecid Sivasî ile birlikte Halvelitiğe geçen tekke bu tarihten itibaren “Sivasi Tekkesi” olarak tanınmıştır. Hazirede Rumeli Kazaskeri Mehmed Arif Efendi, kız kardeşi Şerife hanım, kızı Aliyye Zeyneb Hanım ve Sadrazam Mustafa Paşa’nın kızı Sahra Hatun medfundur.” Hazirenin sembolik olarak üç adet penceresi kalmış. Pencere ile bilgilndirme panosunun arasında nereye ait bilmediğimiz parça bir kitabe yer alıyor. Tatbikat Camiyi soluma alarak Darüşşafaka Ön Sokağına giriyorum. Sokak kıvrılarak aynı isimli caddeye çıkıyor. Solumda ise imam hatip okulu devam ediyor. Caddeye çıkarken solumda ve cadde üzerinde restorasyonu devam eden Benlizade Ahmet Reşit Efendi Türbesi, sebili ve Haziresini fotoğraflıyoruz. Restorasyon afişlerinde şu bilgiler yer alıyor: “Yapının özgün girişi Darüşşafaka Caddesi üzerindeki ahşap kapıdan sağlanmakla beraber, sonradan bu kapı kapatılmış ve giriş Darüşşafaka Lisesi’nin bahçesinin içerisinden sağlanmaya başlamıştır. İnşa tarihi, 18.yy. sonu 19.yy başlarına indirilmektedir. Benlizade Medresesinden günümüze ulaşan türbe ve sebil yapısı, kare planlı ve birbirine geçişleri olan, kagir, tek katlı iki yapıdan ibarettir. Giriş bölümü bir koridor şeklinde olup, beşik tonozla örtülmüştür. Girişin sağ tarafında bir hazire bulunmaktadır. Güney cephesine bakan pencereleri tuğla ile örülerek kapatılmıştır.” Aynı yoldan tekrar geri geliyorum. Tatbikat camiini bu açıdan da fotoğraflıyorum. Tatbikat caminin altında girişi …. sokağından yapılan düğün, nişan toplantı, organizasyon amaçlı mekan bulunuyor.

-YAVUZ SELİM ÇUKURBOSTAN YAŞAM MERKEZİ (Sosyal Tesis)
-ÇUKURBOSTAN CAMİİ

Yavuz Selim Caddesinden çukurbostana iniyoruz. Burasının tam adı Yavuz Selim Çukurbostan Yaşam Merkezi. Parkın içerisinde bir çok donatı  bulunuyor. Bölge parkı gibi. Otopark, cami, havuz, sosyal tesis, piknik masaları, basket ve futbol sahaları, çocuk oyun gurupları, fatih belediyesi yavuz selim eğitim birimi vs) Yol seviyesinden parka dört dönerek hafif eğimle iniyoruz. İsteyen merdiveni kullanabilir. İndiğimiz tarafta katlı otopark bulunuyor. Parkın içerisini dolaşıyoruz. Parkın ortası sayılabilecek noktada cami dikkati çekiyor. Çukurbostan Camii. İyi düşünülmüş. Camiye bitişik bir yapı daha var. Caminin içerisini merak ediyoruz. İçeri girdiğimizde Kur’an sesleri kulaklarımızın pasını alıyor. Cami canlı ve hareketli. Allah razı olsun. Parktan Yavuz Sultan Selim Camii çok güzel görünüyor. Ara ara fotoğraf çekiyoruz. Yine orta kısımda sayılabilecek bir yerde fotoğraf çekilirken fon olması için büyük bir fatih panosunu görüyoruz. Tabi ki tam arkasında Yavuz Sultan Selim Camii tüm ihtişamıyla gözüküyor. Çok güzel düşünülmüş. Bizde Zeynep’in fotoğrafını çekiyoruz. Yine bu bölgede uzunlamasına havuz yer alıyor. havuzun zemini mavi. Biraz eğilerek suya Yavuz Sultan Selim Camiinin gölgesi yansımış mı diye bakıyorum. Çok az bir yansıma var. Belki bu saatte böyle. Havuz kültürü ülkemizde maalesef oluşmuş değil. Aklımdan burada daha geniş ve zemini su yosunu yeşili gibi hafif bir ton olsa idi, camiinin silueti nasıl yansırdı. Daha güzel bir görüntü olacağı aşikar. Duvar boyunca sahalar yer almış, kulüplerin sabah antrenmanı var. Çocuklar cıvıl cıvıl. Parkın içerisinde Fatih Belediyesine ait Yavuz Selim Kafeyi görüyoruz. Bu tür yerleri özellikle belirtiyorum. Hem kendim için hem de başkaları için… Self servis çayımızı ve Zeynep için ise meyveli sodayı aldıktan sonra güzel hava da dışarıdaki masalardan seçtiğimiz birisine oturuyoruz. Masanın üstünde cam var. Masanın üzeri sanki yağmur çiselemişte üzeri ıslak yağmur damlaları varmış gibi gözüküyor. Halbuki masanın üstü silinmiş, ancak sıcak soğuk temasından dolayı alt kısmında bu tür bir görüntü oluşuyor. Çayımızı yudumladıktan sonra parktan Yavuz Sultan Selim Camiine gitmek üzere çıkıyoruz.

-YAVUZ SULTAN SELİM CAMİİ VE TÜRBELER

Yavuz Sultan Selim Camii İstanbul’da az bilinen, konumu itibariyle Haliç’e hakim bir noktada görülmesi gereken bir camii. Caminin türbelerin bulunduğu kapısından içeri giriyoruz. Giriş kapısındaki tabelada Yavuz Sultan Selim Türbesi, Sultan Abdülmecid Türbesi, Hafsa Sultan ve Şehzadeler Türbesi yazısını okuyoruz. Bu arada türbelerin pazartesi günleri kapalı olduğu da yazıyordu. Avluda 4 ayrı türbe bulunuyor. Önce Yavuz Sultan Selim Türbesine giriyoruz. Türbenin içerisinde tek bir sanduka bulunuyor. Sandukanın üzerinde düz bir zeminde Sultanın kaftanı ve kavuğu bulunuyor. Onun üstüne ise konulanları yansıtması için ayna konulmuş. Sandukanın önündeki tabelada Yavuz hakkında bilgi veriliyor. 9. Osmanlı padişahı Yavuz’un babasının II. Bayezıd olduğunu çoğumuz bilir. Ancak annesinin isminin Gülbahar Hatun olduğunu bilmeyiz. Türbenin içerisinde mezar taşına benzeyen bir kitabe görüyoruz. Bu taş Sin-Şın Taşı. Taş cam içerisinde muhafaza ediliyor. Taşın altındaki tabelada “Sin-Şın Taşı’nın ne olduğunu, neden böyle dendiğinin hikayesini öğreniyoruz: “Yavuz Sultan Selim Han, 24 Ağustos 1516 tarihinde Mercidabık Savaşı’nı kazandıktan sonra Halep Şehrine girmiş….  Camekan  içerisindeki bu taş söz konusu taştır. Sin Şın Taşı olarak bilinir.”  Türbeden çıktıktan  sonra solumuzda  güzel bir çeşme bulunuyor. İkinci türbe, Yavuz Sultan Selim’in eşi, Kanuni’nin annesi Ayşe Hafsa Valide Sultan’ın türbesidir. “Yavuz Sultan Selim’in vefatı üzerine Kanuni Sultan  Süleyman’ın 1520 yılında tahta çıkmasıyla Valide Sultan unvanını almıştır…Türbede Ayşe Hafsa Valide Sultan ve Yavuz Sultan Selim’in kızı Şah Sultan medfundur.” Türbenin içerisinde iki sanduka bulunuyor. Yavuz’un eşi ve 1572’de vefat eden kızı Şah Sultan’ın kabri. Sade güzel bir türbe. Üçüncü ve son türbe ise şehzadeler türbesidir: “Türbe Mimar Acem Ali tarafından 1522-1523 yıllarında yapılmıştır. Türbe, düzgün kesme taştan yapılmış olup sekizgen planlı ve üzeri kubbeyle örtülüdür. Yapının cepheleri dikdörtgen silmelerle hareketlendirilmiş, kubbe dış kasnağında celî- sülüsle yazılmış ayet kuşağına yer verilmiştir. ….Türbede Kanuni  Sultan Süleyman’ın oğulları….  Vezir İbrahim Paşa’nın eşi Hatice Sultan  medfundur.” . Dördüncü türbe, Sultan Abdulmecid Türbesi. Türbenin önünde bulunan prizma tabeladan şu bilgileri okuyoruz:  “Sultan Abdulmecid (1839-1861) Türbesi’nin yapım kitabesi bulunmamaktadır. Büyük olasılıkla bu türbe padişahın ölümünden önce 1861 yılında yapılmıştır. Mimarının kim olduğu kesinlik kazanmamakla beraber dönemin önemli mimarlarından Garabet Balyan tarafından yapıldığı sanılmaktadır. Sultan Abdülmecid, Sltan II. Mahmud ile Bezmialem Valide Sultan’ın oğlu olupi 31. Osmanlı padişahıdır…… Türbe içerisinde Sultan Abdülmecid’den başka padişahın oğulları Şehzade Abdüssamed (1855), Şehzade Seyfeddin (1856), Şehazde Burhaneddin (1876) gömülüdür.” Abdulmecid Türbesinin giriş kapısı üzerinde Sad Suresi 50. ayeti Hattat Hulusi Efendi tarafından yazılmış, altında 1328 tarihini görüyoruz. Son iki türbe kapalı olduğundan içeri giremedik. Avludan Haliçe doğru bol bol fotoğraf çekiyoruz. Avluda üstü açık kabirler bulunuyor. Bir kabir biraz daha farklı, Etrafı çevreli, kabir üzeri 6 sütun üzerinde kubbe bulunuyor. Sütunlar arasından değişik açılardan fotoğraf çekiyoruz. Bu kabrin kime ait olduğunu araştırmak üzere cami içerisine evvel avlunun dört bir tarafını geziyoruz. İç avluda şadırvan bulunuyor. Caminin iç avludan giriş kapısında kitabesinden cami hakkında bilgi ediniyoruz: “Cami Kanuni Sultan Süleyman tarafından babası adına H. 929 / M 1522 yılında yaptırılmıştır. Cami; tabhaneler, imaret, sıbyan mektebi ve türbelerden müteşekkil bir külliyenin merkezinde yer almaktadır. İmaret binası günümüze ulaşmamıştır. Kesme taştan inşa edilen kare planlı sade görünüşlü eseri, tek büyük kubbe örtmektedir. Camiye bitişik tabhane odaları Osmanlı erken devir mimarisinden klasik devre geçişin işaretidir…” İç avluda pencere üstlerinde bulunan çiniler motif ve renk ahengi ile çok güzel görünüyorlar. Caminin ana giriş kapısının üzerinde 3 satırlık bir kitabe bulunmaktadır. Caminin tek kubbeli yapısı iç kısma genişlik ve ferahlık katmış. Avluda birkaç kare fotoğraf daha çektikten sonra giriş yaptığımız türbeler kısmının tam karşısında bulunan Sultan Selim MTA Lisesinin bulunduğu avlu kapısından çıkıyoruz.

Ali Efendi Çeşmesi Kitabesi
“Rableri onlara tertemiz bir içecek içirir.”
İnsan Süresi / 21.Ayet
Tüccâr-ı mutebereden sâhibü’l-hayr Uzunköprülü
Ali Efendinin halîlesi merhûme Âişe Eşref Hanımın
ve kâffe-i ehl-i imânın ervâhına el-Fâtiha
H 1341 Şaban – Rumi 1343 Şubat
İtibarlı tüccarlardan hayır sahibi Uzunköprülü
Ali Efendi’nin eşi merhume Aişe Eşref Hanım’ın
ve tüm Müslüman geçmişlerimizin ruhlarına
el-Fatiha
Kaynak: Fatih Belediyesi Kitabelerin Kitabı Fatih
-SULTAN SELİM MTA LİSESİ
-TARİHİ KALINTI
-MİSMARCI CAMİİ
-ALİ EFENDİ ÇEŞMESİ
(Harabe- Restorasyon Bekliyor)
-ABDİ SUBAŞI CAMİİ
-MİSMARCI ÇEŞMESİ

Okulun hemen yanında Sultan Selim Caddesi uzanıyor. Caddenin köşesinde yıkıntılar görüyoruz. Tarihi bir yapıdır bilmiyoruz. Sultan Selim Caddesinde sağımıza okulu alarak aşağı doğru iniyoruz. Balat Mahallesi sınırları içerisindeyiz. Daha önce Balat’a gelmiştik. Eksik kalan yerleri de bugün tamamlayacağız inşallah. Okul duvarları bittikten sonra sağımızda Mismarcı Camine ulaşıyoruz. Cami, saat 12.30 ‘u geçmiş olmasına rağmen avlu kapısı dahi kapalıydı. Avlu kapısından Micmarcı Camii hakkında belediyece hazırlanan tabelaya zoom yaparak fotoğrafını çekiyoruz. Ancak yazılanlar net olarak okunamıyor. Okuduğumuz kısmında caminin 1500 yılından önce Mismarcı Yusuf Şucaaddin tarafından yaptırılmıştır. Zamanla harap olan cami 1979 yılında minare kaidesi hariç aslına uygun olarak yaptırılmıştır. Caminin hemen bitişiğinde harabe haline gelmiş bir çeşme bulunuyor. Çeşmenin kitabesi üzerinde. İnsan Suresi 21. ayeti kerimesi altında 3 satır kitabesi bulunuyor. Çeşme miladi olarak 1925 yılında yaptırılmış.
Çeşmenin hemen yanındaki 2 katlı apartman girişinde Mismarcı Camii Kütüphanesi tabelasını görüyoruz. Aşağı doğru yokuş iyice dik bir hal alıyor. Mimarcı Sokağından aşağı inerken Mismarcı Yokuşuna sapıyoruz. Kısa bir mesafe yürüdükten sonra yol bitiyor. Dik merdivenle aşağıya iniliyor. Biz inmedik merdivenlerden. Uzaktan kiremit renkli Fener-Rum ilk ve ortaokulu ve cami minareleri göze çarpıyor. Geri dönüp tekrar Mismarcı Sokaktan aşağı dik yokuşu iniyoruz. Burada yaşayanların nasıl zorluklar çektiğini konuşarak aşağı iniyoruz. Sokağı sola kıvrıldığı köşede Abdi Subaşı Camiini görüyoruz. Sokağı devam etmeden caminin avlusundan geçerek aşağıdaki sokağa geçiyoruz. Abdi Subaşı Camii apartmanların arasında kalmış küçük bir cami. Camiden Haliç manzarası güzel gözüküyor. Cami açıktı. Kahverenkli ahşap tavanı ile güzel bir cami. Aşağıdaki oldukça dar sokağa merdivenleri kullanarak iniyoruz. Caminin kitabesi aşağıdaki sokak girişinde bulunuyor. Mermer kitabenin yazıları silinmiş. Okuyabildiğimiz kadarıyla: “Fatih devri ileri gelenlerinden Abdi Subaşı tarafından 15. asrın birinci yarısında yaptırılan mescid 1539’da yanmış ve Kanuni dönemi bina eminlerinden Mahmud Ağa tarafından Mimar Sinan’a tekrar yaptırılmıştır. “Mahmud Ağa, Kubu beli, İncebel” isimleriyle de bilinen mescid 19. yüzyılda tamir geçirmiş ve 1941 Fener yangınında harab olmuştur. Minare ve çeşme kaideleri kalmışken çevre halkının yardımlarıyla yeniden inşa edilerek 1989 yılında ibadete açılmıştır.” Kitabeyi okuduktan İncebel Sokağında camiyi sağımıza alarak hafif bir yokuş yukarı çıkıyoruz.  İncebel Sokağı, Yavuz Selim Mahallesi sınırları içerisinde bulunuyor. Sağımızda yüksekçe üzeri tellerle çevrili yüksekçe taş duvar olduğu halde yürüyoruz. Daha sonra haritalardan baktığım kadarıyla aşağımızda Rum Patriği ve içerisinde bulunan Aya Yorgi kilisesi buluyor. Sağ tarafımızda ise ahşap 2-3 katlı apartmanlar görüyoruz. Uzunca bir yürüyüşten sonra sokak sola doğru kıvrılıyor. Sonrasında karşımıza yeni restore edildiği belli olan tarihi bir çeşme çıkıyor. Çeşmenin ismi Mismarcı Çeşmesi. Çeşmenin kitabesi ve musluğu bulunmuyor.

Ayakapı Çeşmesi
Bu cihan içre bilin ey teşneler
Âb-ı kevserdir eşi bu çeşmenin
Didim içen âşıka tarihdir
Nuş-i can olan suyu bu çeşmenin
(994)
(Kaynak: https://kulturenvanteri.com/ E.T: 19.2.2022)
-KARABAŞ CAMİİ
-KARABAŞ ÇEŞMESİ
-AYAKAPI ÇEŞMESİ
-AYAKAPI HAMAMI (Restore Bekliyor)

Mismarcı Çeşmenin hemen üzerinde yokuş yukarı uzanan sokak çeşmenin ismi ile aynı. Mismarcı Çeşmesi Sokağına girmeden İncebel Sokakta devam ediyoruz. Dar sokak kıvrılarak uzuyor. Sağa doğru dar bir patika yol görüyoruz. Ben bir çırpı bakıp geleyim diyerek, patika yola giriyorum. Çıkmaz sokak tabelası bulunan sokağın ismi Cibali Setüstü Sokağı. Yıkık dökük harabe yapılar, tek katlı onarılmayı bekleyen evler dikkati çekiyor. Biraz daha yüksekte olduğu için Haliç manzarası gözüküyor. Yine Haliç’in diğer yakasındaki inşaatı devam eden yapı dikkatimizi çekiyor. Çok uygunsun olduğunu tekrar söylememe gerek yok herhalde. Ben yaptım oldu. Aşağı sokakta küçük bir cami de fotoğraf karemize takılıyor. Patika yoldan tekrar normal yolumuza giriyoruz. Birazdan solumuzda biraz önce gördüğümüz camiyi görüyoruz. Yeniden ayağa kaldırılmış bir cami. Karabaş Camii. Caminin İncebel sokaktan girişi yok. Ancak ikinci katı yol hizasında. Caminin yanındaki merdivenlerden aşağıya indiğimizde -Serhalife aralığı- girişi görüyoruz. Cami kapalı idi. Merdivenlerden inmeye devam ederek Çukur Mescid Sokağına ulaşıyoruz. Karabaş Cami Çukur Mescid olarak da biliniyor. Ve kaybolan camiler listesinde yeniden ihya ediliyor. Karabaş Cami ile bir bütün oluşturan aynı isimli yeni onarılmış Karabaş Çeşmesini fotoğraflıyoruz. Çeşmenin musluğu yoktu. Üst kısmında kitabe için yer ayrılmıştı. Geziyi kaleme alırken yaptığım araştırmada cami ile ilgili bir haber dikkatimi çekti. Haberde: “Tarihi Yarımada’ya günümüze sadece resmi kayıtlardan ismi ulaşan kayıp cami ve mescitlerden biri daha yeniden yapılacak. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), Balat’ın “Çukur Mescit Sokağı’nın” başında bulunan küçük araziye Karabaş Mescidi’ni yeniden yapmak için ihale açtı. …. “Çukur”un çekimleri, mescidin yapılacağı bölgeye yakın sokaklarda yapılıyor. “Çukur” dizisi, Balat’ın tarihi mekânlarını kamuoyunun dikkatine sunuyor. Kayıp mescidin yapılacağı yer Yavuz Sultan Selim Mahallesi sınırları içinde yer alsa da, Balat denen semtte yer alıyor. Serhalife Sokağı üzerinde, Çukur Mescit Sokağı’nın tam karşısındaki arazide sadece bir duvar var. Çukur bir bölgede olduğu için Karabaş Mescidi’nin halk arasında Çukur Mescit olarak bilindiği varsayılıyor. Gazete Habertürk’ten Mehmet Demirkaya’nın haberine göre İBB Yapı İşleri Müdürlüğü, Haliç kıyısına yakın 200 metrekarelik 2265 ada 1-2 No’lu parsellere mescidi yeniden inşa ettirecek. İstanbul’un kayıp 167 cami ve mescitleri listesinde yer alan Karabaş Mescidi’nin ihyası için açılan, “Karabaş Mescidi Rekonstrüksiyon (Yeniden yapım) İnşaatı” ihalesi 12 Mart 2018 tarihinde yapılacak. İhaleyi üstlenecek olan firmanın, Karabaş Mescidi rekonstrüksiyon yapım işini yer teslimi yapıldıktan sonra 340 günde tamamlaması gerekiyor.” (Haber Türk web sitesi E.T.:19.2.2022) Haberden de anladığımız gibi yeni ihya edilmiş bir camii. Oldukça dar ve yer bakımsız, yer yer yeni onarılmış binaların arasında ilerliyoruz. Sol tarafımızda yüksek olmayan bir duvar Haliçe paralel uzanıyoruz. Şu an Haliç kenarındaki yola sıfır noktasındayız. Duvar boyunca ilerliyoruz. Tek aracın bile zorla geçebileceği Çukur Çeşme Sokağını bitirdiğimizde Haliçten başlayarak yokuş yukarı uzanan geniş bir caddeye Miralay Nazım Bey Caddesine çıkıyoruz. Sokağın bitiminde hemen sağda yüzü caddeye dönük bakımlı bir çeşme bizi karşılıyor. Ayakapı Çeşmesi. Çeşme, Ayakapı’da bulunan çeşme kesme taştan klâsik tarzda inşa edilmiş 16. yüzyıl yapısıdır. Halk arasında “Gül Çeşme” ismiyle de anılmaktadır. Kitabesi 2 satır 2 sütundur. Sivri kemerinin altında, tas koymaya mahsus yer bulunmaktadır. Musluğu bulunmaktadır. Çeşmenin hemen karşısında harabe haline gelmiş, çeşme ile aynı ismi taşıyan Ayakapı Hamamı görünüyor. Hamamın Miralay Nazım Bey Caddesine bakan yüzünde üzerinde -2 satır 2 sütun- kitabesi olan kapı bulunuyor. Ahşap kapı yer yer kırılmış, parça odunlarla kapatılmış. Hamamın Haliç’e paralel giden caddesi Abdulezel Paşa Caddesi üzerindeki girişinde kapının açık olduğunu görüyoruz. İçeri baktığımızda hamamın demirci dükkanı olarak kullanıldığını görüyoruz. Hamam 1582 yılında Mimar Sinan tarafından inşa edilmiş. Diyanet İslam Ansiklopedisinde: “Ayakapı hamamı Fatih Ayakapı’da, Abdülezel Paşa caddesi, yani sahil yolu ile Miralay Nazım bey Caddesi’nin kesiştiği köşede yer alan yapı Nurbanu Sultan tarafından Mimar Sinan’a yaptırılmıştır. 1582 yılında inşa edilen yapı, Ayakapı hamamı, Çufut hamamı, Havuzlu hamam, Yenikapı hamamı olarak da bilinmektedir. Evliya Çelebi’nin ‘’Yahudilere Çufutkapısı hamamı’’ diye bahsettiği yapı Osmanlı döneminde Balat-Fener bölgesinde yaşayan Yahudi nüfusunun tercih ettiği hamamdır.” (Ayrıntı için Diyanet İslam Ansiklopedisi Havuzlu Hamam maddesine bakılabilir. E.T:19.2.2022)

-İBB HALİÇ SOSYAL TESİSLERİ
-ŞAİR NEDİM PARKI
-AYAKAPI
-SEKBANBAŞI ABDURRAHMAN AĞA TÜRBESİ
-AYA DEDE TÜRBESİ (Mahzun bir kabir)
-SİRKECİ DEDE TÜRBESİ VE HAZİRESİ

Haliç kenarına geçmek üzere Abdulezel Paşa Caddesini geçiyoruz. Uzaktan tekrar Ayakapı Hamamını çekerek, İBB Haliç Sosyal Tesislerinin yanından denizin kenarına ulaşıyoruz. Hava açık, deniz kenarında oturanlar ve de balık tutanları görüyoruz. Yan yana bir çok balıkçının olta iplerini (misina) nasıl da birbirine karışmadan, takılmadan denize fırlatmaları hala ilginç gelir bana. Bizde bir banka oturarak biraz soluklanıyoruz. Denize yüzümüzü döndüğümüzde arkamızdaki yeşillik İBB Şair Nedim Parkı. Denize dikkatle bakıldığında onlarca şeffaf deniz anası görüyoruz. Dinlendikten sonra tekrar geldiğimiz yöne geri dönerek Ayakapı Caddesine ilerliyoruz. Ayakapı, tarihi yarımada surlarına giriş kapılarından birisi. Kapıya yüzünüz dönük olduğunda kapının hemen solunda çeşme, sağında ise türbe bulunmaktadır. Çeşmenin bir kısmı fotoğraf karemize girmiş, ancak türbeyi fotoğrafladıktan sonra dalgınlıkla çeşmenin fotoğrafını yakından çekemedik. Bir başka zaman fotoğraflamak ümidiyle türbeden bahsedelim. Sekmanbaşı Abdurrahman Ağa Türbesi yazılı tabeladan şu bilgilere ulaşıyoruz: “Bu türbede, 1453 yılında İstanbul’un fethine katılan ve şehit olan ni’me’l ceyşten Sekmanbaşı Abdurrahman Ağa’nın kabri bulunmaktadır. Yeniçeri ocağına bağlı sekban bölüklerinin başıdır. Şehit olduğu yere defnedilmiş, türbe ve üzerindeki fevkani mescid Ahmet Çelebi tarafından yaptırılmıştır. Daha sonra Sultan I. Mahmud zamanında Sadrazam Nişancı Şehla Ahmed Paşa tarafından (1740-1742) türbe ve mescid yenilenmiş, bitişiğine de karakol yaptırılmıştır.” Türbe 2 katlı ahşap yapının ilk katında bulunuyor. Kapısı kapalıydı. Camdan sanduka yeşil örtüye sarılmış olarak görülüyor. Ayakapı’dan geçerek hafif yokuş yukarı ilerliyoruz. Solumuzda köşede Hisaröünü sokağı köşesinde tek kalmış, sadece kitabesi bulunan bir kabir görüyoruz. Araştırdığımızda bu kabrin isminin Aya Dede Türbesi olduğunu öğreniyoruz. Ayakapı Sokakta ilerliyoruz. Bir sonraki sokakta ve yine sol tarafımızda Sirkeci Dede Türbesi ve Haziresi ile karşılaşıyoruz. Türbe alanı geniş, çevreli, bahçesi düzenli. Tabelasında, bilgiler verilmiş: “Türbe ve hazirenin bulunduğu alanda bir zamanlar Halveti Tarikatına bağlı “Sirkeci İsmail” olarak da bilinen Yorgani Tekkesi yer almaktaydı. Yorgani Emir Şeyh Mehmed Kisedar-ı Geylâni tarafından kurulmuş olan tekke, şeyhin oğlu “Sirkeci” olarak ünlenmiş Şeyh İsmail Efendi’den ötürü bu isimle anılmaktadır. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde tekkenin tarihi Ebu Eyüb el-Ensari’nin İstanbul’un fethine katıldığı 7. yüzyıla kadar inmektedir. Aynı eserde, 8. yüzyılda Emeviler tarafından yapılan başka bir kuşatma sonrasında burada bir de şer’i mahkeme kurulduğu belirtilmiştir. 19. yüzyıl sonlarında arsa haline gelmiş olduğu kaynaklarda belirtilen tekkeden günümüze türbe ve haziresi ulaşmıştır. İçerisinde tek sanduka bulunan türbede, tekkenin 2. postnişini Sirkeci İsmail Efendi’nin medfun olduğuna inanılmaktadır. Hazirede, İzmit Karantina Müdürü Muhammed Salim Efendi, Kur’an Hafızı Şeyh İbrahim Efendi ve Küçük Mustafa Paşa Hamamcısı gibi çeşitli meslek guruplarından zatlar medfundur.”

İhramcı Mehmed Sadık Efendi Çeşmesi
“Malın hayırlısı, Allah yolunda harcanandır.”
(Hadis-i Şerif)
İşbu çeşme-i latîfin bu kere taʽmîrine bâis olan
İhramcı el-Hâc Muhammed Sâdık Efendi’nin ve
taallukâtının hayratıdır.
Sene Şaban 1307 – M. 1890 – Nisan
Kaynak: Fatih Belediyesi Kitabelerin Kitabı Fatih
(E.T. 27.3.2022)

Adile Sultan Mektebi
1 Hazret-i Âdile Sultân mekârim-pîrâ
Kârgir eyledi bu mektebi tecdîd ü binâ
2 Mekteb-i ilm ü kemâl oldu içinde etfâl
Eylesin kesb-i ulûm etmeğe saʻy-i evfiâ
3 Eyleye nice ücûr u hasenâta mazhar
Zevc-i merhûmu Mehemmed Ali Paşa’yı Hudâ
4 Zât-ı pür-ismet (ü) hem duhter-i iffet-eseri
Bulalar âfiyet ü ömr ile ikbâl ü safâ
5 Düşdü bir mısra’-ı rengîn ile târîhi Senîh
“Mektebi kıldı bu yıl Âdile Sultân inşâ”
Sene H. 1 Zilkade 1285 M. 13 Şubat 1869

1 Cömertliğin süsü Âdile Sultan Hazretleri
bu mektebi kârgir olarak yaptırdı.
2 Bu, öğrenme ve olgunlaşma mektebidir.
Çocuklar, içinde ilim öğrenmek için çok gayret etsinler.
3 Merhum kocası Mehmet Ali Paşa’yı Allah,
nice ecir ve güzel işlere mazhar eylesin.
4 Namuslu zatı ve iffetli kızı da afiyet ve
uzun ömür ile ikbal ve safa bulsunlar.
5 Ey Senih, güzel bir mısra ile tarihi düştü:
“Âdile Sultan mektebi bu yıl inşa ettirdi.”
Kaynak: Fatih Belediyesi Kitabelerin Kitabı Fatih
(E.T. 27.3.2022)
İHRAMCI MEHMED SADIK EFENDİ ÇEŞMESİ
(Gül Cami Çeşmesi)
-ADİLE SULTAN MEKTEBİ
-GÜL CAMİ (K)

Sirkeci Dede Sokaktan türbenin fotoğrafını çektikten sonra tekrar sağımıza türbeyi alarak Gül Cami Sokağına giriyoruz. Sağdaki ilk sokağı geçtikten sonraki Tatarağası Sokağa giriyoruz. Biraz ilerledikten sonra sol tarafımızda yıkılmış duvar göze çarpıyor. Hemen üzerinde ise Gül Caminin minaresi dikkati çekiyor. Gül Cami etrafındaki sokaklarda dolaşarak sonunda camiye ulaşıyoruz. (Şair Nevi Sokak) Caminin önündeki sokak Vakıf Mektebi Sokağına giriyoruz. Sokak bu bölümden itibaren araç girişine kapalı, çünkü caminin bitimiyle sokaktan merdivenle inilerek diğer sokağa geçiliyor. Cami, çeşme, 2 katlı yapı ve çınar ağacı güzel bir kompozisyon oluşturmuş. Caminin karşısındaki çeşme, İhramcı Mehmed Sadık Efendi Çeşmesi, Gül Cami Çeşmesi olarak ta bilinir. Çeşme 1307 yılında tamir olunmuş. Tamir eden zat, çeşmeye isim olmuş. İlk yaptıran kimdi bilmiyoruz. Çeşmenin 4 satırdan oluşan kitabesi bulunmaktadır. Kitabenin ilk satırında “Malın hayırlısı, Allah yolunda harcanandır.” Hadis-i Şerifi yer almaktadır. Yine caminin tam karşısında 2 katlı, mimari olarak son döneme ait izler taşıyan yapı göze çarpıyor. Araştırmalarımızda bu yapının Adile Sultan Mektebi olduğunu öğreniyoruz. H 1285 / 1869 yılında inşa ettirilen mekteb kapısının üzerinde ilk dört satırı 2 satır 2 sütun ve son satırı da tek olmak üzere kitabesi bulunuyor. Camiye ulaştığımızda öğlen namazı vakti geçmişti. Bu kez cemaatle namaz kılamadık. Caminin önünde İBB tarafından hazırlanan bazı camilerde bulunan prizma tabela (her yüzünde farklı bir dilde) ve Fatih Müftülüğü tarafından hazırlanan kitabesi bulunuyor. Gül cami, kiliseden dönme bir cami. Prizma tabelada yapı hakkında tarihi bilgiler verilmiş: “Doğu Roma döneminden kalma dini bir yapıdır. Eski adı ve yapım tarihi hakkında kesin bilgiler olmamakla birlikte 10. ya da 11. yüzyılda yapıldığı tahmin edilmektedir. İkonoklazm akımı sırasında Büyük Saray’ın ana girişi Halki kapısı üzerindeki İsa ikonasının indirilmesine karşı çıktığı için öldürülen Theodosia adlı kadının kutsal emanetlerinin bu kiliseye konduğu ve bu kilisenin Aya Thedosia olduğuna inanılır….” diye metin devam ediyor. Diğer tabeladan Sultan II. Bayezid döneminde
(1499) camiye çevrildiğini öğreniyoruz. Camiye “gül” isminin ise bir çok rivayete göre “Gül Baba” isimli zatın cami içerisinde medfun bulunmasından dolayı olması zikredilir. Camiye tamir geçirmiş. Osmanlı izleri de taşımaktadır. II. Mahmud döneminde Hünkâr mahfili de eklenmiştir. Caminin kubbe çapları küçük, sütunlar yüksek. Tavan süslemeleri yer yer dökülmüş. Dikkatimi çeken bir hususta kemerlerde üç adet Davut Yıldızının bulunması. Camiden çıkarak geldiğimiz yönde tekrar Şair Nevi Sokağa giriyoruz. (Gül Cami hakkında ayrıntılı bilgi için Diyanet İslam Ansiklopedisine bakabilirsiniz E.T.: 27 mart 2022)

-KÜÇÜK MUSTAFAPAŞA TARİHİ HAMAMI
-FATİH BELEDİYESİ KÜÇÜK MUSTAFAPAŞA EĞİTİM BİRİMİ
-KÜÇÜK MUSTAFA PAŞA PARKI
-KÜÇÜK MUSTAFA PARKI
-SİVRİKOZ ÇEŞMESİ
-CİBALİ KAPISI
-CİBALİ KARAKOLU VE CEBE ALİ TÜRBESİ RESTORASYONU

Şair Nevi sokakta sol tarafımızda Gül Cami duvarları olduğu halde ilerliyoruz. Sokağın bitiminde tam karşımızda tarihi hamam dikkati çekiyor. Araştırdığımızda hamamın Küçük Mustafapaşa Hamamı olduğunu öğreniyoruz. Hamam 1477 yılında II. Bayezid’in vezirlerinden Mustafa Paşa tarafından inşa edilmiş (Aynı yıllarda yaşayan vezir Koca Mustafa Paşa’dan ayırt edilmesi için kendisine Küçük lakabı verilmiş). Şair Nevi Sokağını Şerefiye Sokağı kesiyor. Sola dönerek sokakta ilerliyoruz. Sol yanımızda yüksekçe konumda Gül Cami görünüyor. Caminin yüksekçe duvarları bittikten sonra sağımda kalan Şerefiye Sokaktan içeri giriyoruz. İsmi gibi aralıktan ilerleyen yol sağa kıvrılıyor. Sonrasında genişliyor. Kalaycı Sokağa ulaştık. Kalaycı Sokakta tek katlı prefabrik Fatih Belediyesine ait Küçük Mustafapaşa Eğitim Birimi yer alıyor. Adı gibi kendisi de küçük bir yapı. Yine aynı sokakta biraz ileri de sağda aynı isimli Küçük Mustafa Parkı yer alıyor. Park ismi gibi küçücük. Parkın bir tarafında iki katlı kırmızı tuğlalı eski bir yapı bulunuyor. Çocuk oyun gurubu ve bir kaç tanede bank bulunuyor. Bu küçük parkın tam karşısında ise Küçük Mustafapaşa Parkı yer alıyor. O da küçük bir park. Az da olsa yeşilliği bulunuyor.

Sivrikoz Çeşmesi
Latinize:
Fî sebilillah ki an ma’mur kerdin çeşme-i ra
Çeşm û buved nâzı ı bi-didar-ı Beheşt
Güft derviş ez gücâ amed revân in ayn ı pâk
Şud cevâv ı u be tarih ez enhar-ı Beheşt (972)
Güncel Türkçe:
Sırf Allah rızası için şu çeşmeyi mamur ve ihya eden zât!
Onun pak gözleri de Cennetleri temaşa ile rızıklandırılacak
Derviş dedi ki bu pâk-leziz pınar nereden çıkıb geldi böyle!
Bunun hesabı tarih hesabıyla bu Cennet nehirlerinden cümlesi dir.

Küçük Mustafapaşa Parkının köşesinden sola Odun İskelesi Sokağına girdik. Sokağın bitiminde Sağa Cibali Şerefiye Sokağa girerek, Cibali Kapısından Haliç’e doğru çıkış yapıyoruz. Cibali kapısını sırtımı Haliç’e dönerek fotoğraflıyorum. Cibali Kapısının Haliçe bakan yüzünde Sivrikoz Çeşmesini görüyoruz. Çeşme yeni restore edilmiş. Musluğu bulunan çeşmenin kitabe yeri mevcut, ancak henüz konmamış. Çeşmenin yan yüzünde çeşmeye ait İBB tarafından tabela konmuş. Çeşme H. 972 (M. 1564) tarihinde yapılmış. Çeşme orijinal halini kaybetmiştir. Çeşmenin kim tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Kitabesi günümüze ulaşmamıştır. Kaynaklarda kemerin içerisinde Farsça bir kitabe bulunduğu tespit edilmiştir. Cibali Kapısının girişinde sağımızda Cibali Karakolu ve Cebe Ali Türbesi Restorasyonu yazan tabelayı görüyoruz. Restorasyon çalışmasını İstanbul Valiliği yürütüyor.

-SEFERİKOZ CAMİİ
-NALINCI KASIM SOKAK ÇEŞMESİ
(Restorasyon Gerekiyor)
-ÜNİVERSİTE
-ÜSKÜBİ ÇAKIRAĞA CAMİİ

Cibali Kapısından baktığımızda minaresini gördüğümüz camiye doğru yokuş yukarı Seferikoz Sokağında ilerliyoruz. Seferikoz Camiine ulaşıyoruz. Cami kapalı olduğundan içerisini göremedik. Tabelasından şu bilgilere ulaştık: “Seferikoz Mehmed Efendi tarafından yaptırılan caminin vakfiyesi H. 900 / 1495 tarihli olduğundan caminin bu tarihten önce inşa edildiği anlaşılmaktadır. “Cibali Mescidi” adıyla da anılan cami 19. yüzyılda çeşitli tamirler görmüştür. Fevkani kagir duvarlı ahşap çatılıdır. Altında Bizans devrinden kalma bir sarnıç bulunmaktadır.” Yokuş yukarı dar sokakta  ilerliyoruz. Caminin köşesinden sağa doğru yönelerek yolumuza devam ediyoruz. Sol tarafımızda etrafı taş duvarla çevrili Kadir Has Üniversitesi bulunuyor. Seferikoz Sokağını kesen Nalıncı Kasım Sokağına ulaşıyoruz. Yani tam bir daire çizmiş olduk. Tekrar aynı yere yakın noktaya ulaştık. Bu kez sola dönüyoruz. Bu kez sol tarafımızda üniversite yer alıyor. Nalıncı Kasım Sokakta aynı isimle anılan restore edilmeyi bekleyen çeşmeyi görüyoruz. Nalıncı Kasım Sokak Çeşmesi. Çeşmenin etrafı betondan ince bir kalıpla çerçevelenmiş. Sokağın başında uzaktan bir cami minaresini görüyoruz. Nalıncı Kasım Sokağı başlangıcına kadar ilerliyoruz. Sokak Üsküplü Caddesi olarak devam ediyor. Köşede Üskübi Çakır Ağa Camii yer alıyor. Camii girişindeki tabelada: “Caminin Ni’me’l Ceyşten Üsküblü Çakır Ağa tarafından 15. yüzyılda yaptırılmıştır. Çakır Ağa’nın dördü İstanbul’da biri Silivri, diğeri de Edirne’de olmak üzere altı mescidi vardır. Kanuni devrinde Defterdar Süleyman Efendi tarafından Mimar Sinan’a tamir ettirilmiştir ve minber koyulmuştur. 1874 ‘te yangın geçirmiş ve tamir görmüştür. 1989 senesinde dikdörtgen planlı kesme taştan ve çatılı olarak yenilenmiş, altına bodrum yapılmıştır. Bazı duvar parçaları Mimar Sinan devrine aittir.” Caminin iç kısmı kapalıydı. Son cemaat yerinden ve üst kata çıkarak fotoğraf çektik. Güzel bir cami.

-İBN-İ MEDDAS SALİH PAŞA CAMİİ HAZİRESİ
-SALİH PAŞA ÇEŞMESİ
(Restorasyon Gerekiyor)
-SALİH PAŞA CAMİİ (İbn-i Meddas Camii)

Üslübi Caminin diğer yüzünün baktığı sokağa geçiyoruz. Solumuza camiyi alarak Bostan Hamamı Sokakta ilerliyoruz. Hafifçe sağa doğru ilerleyerek devam ediyoruz. Bu kez Haraççı Bostanı Sokağa sapıyoruz. Haraççı Bostan Sokağını kesen Salih Paşa Caddesinden sola dönerek aynı isimli camiye doğru yol alıyoruz. Haraççı Bostanı Sokak ve Salih Paşa caddesinde çok sayıda restore edilmeyi bekleyen yapılar görüyoruz. Caddede bir süre yol aldıktan sonra sağımızda camiyi görüyoruz. Ancak önce karşımızda sokağın köşesinde (Salih Paşa Caddesi -Şeyh İlahi Sokağı) yer alan hazire dikkatimizi çekiyor. İbn-i Meddas Salih Paşa Cami Haziresi, kitabesinde: “Hazire, Salih Paşa olarak şöhret bulmuş İbn-i Meddas Efendi tarafından yaptırılmış camiye aittir. Sadrazam Salih Paşa’nın cami duvarının köşesine yaptırdığı çeşmeden ötürü bu isimle anılmaktadır. Hazirede, Ni’me’l Ceyşten İbn-i Meddas Efendi’nni mezarı bulunmaktadır. Hazirede ayrıca Mustafa Ağa’nın kerimesi Emine Hanım, Kemahlı Kaba Hasırcı Ahmed Ağa ve torunu Ayşe gibi kişilerde yatmaktadır.” İbn-i Meddas, pabuçcunun oğlu anlamına geliyormuş. Camiye bitişik aynı isimli Salih Paşa Çeşmesi bulunuyor. Çeşmede 3 satırlık kısa bir kitabe yer alıyor. Çeşmenin aynası kırılmış, musluğu da bulunmamaktadır. Çeşme hakkında yaptığımız araştırmalarda şu bilgilere ulaştık: “Salih Paşa Çeşmesi, Unkapanı, Salihpaşa Caddesi’nde (No:34 karşısı) Salih Paşa Camii duvarındadır. Kesme taştan, klâsik uslubta yapılmış bir çeşmedir. Haznesi yarıya kadar duvara gömülüdür. “İstanbul Çeşmeleri ve Sebilleri”nde Zeynep Hanım Çeşmesi adıyla geçen bu çeşmenin üzerinde bulunan kiremit örtülü çatısı ve saçağının zamanla harap olduğundan bahsedilir. Günümüzde üzerine çıkılan bir kat ilavesiyle eski görünümünden oldukça uzaklaşmıştır. Sivri kemerli çeşme nişi silmeli bir dikdörtgen çerçeve içine alınmıştır. Tamirine ait olan kitabesi niş içerisindedir. Kemerinin içerisinin de kilit taşı hizasında silik vaziyetle bir rozet yer alır. Mermer teknesinin önü kırılmış, yol seviyesinin altındadır. Suyu akmamaktadır. Tersane Emini Sadrazam Salih Paşa tarafından yaptırılan bu çeşme 1912’de Zeynep Hanım adlı bir hayırsever tarafından tamir ettirildiği için Zeynep Hanım Çeşmesi adıyla da geçmektedir. Tamir Tarihi: H. 1331 / M. 1912-1913 Kitabesinde; Banî-i sânisi Zeyneb Hanım’ın hayrâtı bu çeşmenin suyu Hacı Şehâbeddin Efendi’nin ruhiçün” (Kaynak: https://kulturenvanteri.com/ E.T: 19.2.2022)

Çeşmeyi fotoğrafladıktan sonra Salih Paşa Camiine girdik. Camii girişinde kapının hemen sağında bulunan tabelasında / kitabesinde şu bilgilere ulaştık: “Fatih devri alimlerinden ve Ni’me’l Ceyşten Paşmakçızâde Hüsameddin Tokadî tarafından fetihten hemen sonra yaptırılmıştır. Amasya Müftülüğü yapmış ve Amasya’da medresesini inşa ettirmiş olan İbn-i Meddas Hüsameddin Efendi’nin, caminin karşısında bulunan haziredeki 1456 tarihli kabir taşında Fatih Sultan Mehmed’in Mescibaşısı olduğu yazılıdır. 17. asırda Sadrazam Salih Paşa, mescidi ihya ettirmiş bir de çeşme yaptırmıştır. 1830’da yenilenen eser 1977-80 arası tamir görmüştür. Dikdörtgen planlı ahşap çatılı caminin minaresi yanda değil, mihrab ekseninde ortada yer almıştır.” Cami oldukça sade, tavan ve duvarlarında herhangi bir işleme bulunmamaktadır. Caminin en dikkat çeken parçası minaresidir. Kırmızı tuğladan, şerefe altı ve şerefesi estetik bir şekilde yapılmış. Hoşumuza gitti.

-TEPEDELEN ÇEŞMESİ (Restorasyon Bekliyor)
-KATİP ÇELEBİ İLKOKULU
-EK: HACI İSMAİL AĞA ÇEŞMESİ (Restorasyon Bekliyor)

Salih Paşa Caddesi başlangıcına kadar ilerledikten sonra yol ikiye çatallanıyor. Sağdaki sokaktan Elvanzade Cami Sokağından ilerlediğimizde Unkapanı alt geçidini görüyoruz. Biz sağdan yokuş yukarı Tepedelen Sokağı güzergâhında ilerliyoruz. Dar kıvrımlı sokaktan yokuş yukarı çıkmak insanı yoruyor. Düze ulaştığımızda Sağımızda harabe haline gelmiş çeşme ile karşılaşıyoruz. Çeşme adını sokaktan alıyor: Tepedelen Çeşmesi. Çeşme acil restorasyon bekliyor. Çeşmeyi fotoğrafladıktan sonra aşağı doğru inerek Şerefli Sokağına ardından Şair Beliğ Sokağına yöneliyoruz. Fil Yokuşu Sokaktan Katip Çelebi İlkokulunu fotoğrafladıktan sonra bugünlük bu kadar diyerek aracımızı park ettiğimiz noktaya doğru geri dönüyoruz.

Hacı İsmail Ağa Çeşmesi
Yapılış Tarihi: H.1235 / M.1819-1820
Yeniçeri ocağı kapıcıbaşılarından Surreemini İsmail Ağa 1819 yılında yaptırmıştır.
Kitabesi;
Sâhibü’l-hayrât ve’l-hasenât
Ser-bevvâbîn-i Dergâh-ı Âli Emîn-i Surre-i
Hümâyûn el-Hâc İsmail Ağa

EK: Dönüş yolunda geçen haftaki durağımız Ali Kuşçu- Cibali görmediğimiz Hacı İsmail Ağa Çeşmesini görüyoruz. Binaların arasında kalmış olan çeşme H 1235 tarihinde yaptırılmış. Restore edilmeyi bekleyen çeşmenin 3 satırlık kısa kitabesi bulunuyor. Musluğu bulunmayan çeşmeyi telefonun şarjının bitmesi sebebiyle ancak 2 fotoğraf karesi çekebiliyorum. Bugün güzel bir gün oldu. Bölgede az bir kısım kaldı gezmediğimiz. İnşaallah bir sonra durakta eksik kalan parçaları tamamlayarak bu bölgeyi bitireceğiz.

BAZI SOKAK İSİMLERİ

HANGİ MAHALLELERDEN GEÇTİK? YAVUZ SULTAN SELİM, ALİ KUŞCU, BALAT, CİBALİ, KASAP DEMİRHUN (10:39 – 15:10)

GEZİ GÜZERGAHI: -LÜTFULAH EFENDİ ÇEŞMESİ, -TATBİKAT CAMİİ, -YAVSΠBABA TEKKESİ HAZİRESİ, ULUSLARARASI FATİH SULTAN MEHMET AİHL, -BENLİZADE AHMET REŞİT EFENDİ TÜRBESİ, SEBİLİ, HAZİRESİ (Restorasyon), -YAVUZ SELİM ÇUKURBOSTAN YAŞAM MERKEZİ, -ÇUKURBOSTAN CAMİİ, -YAVUZ SULTAN SELİM CAMİİ VE TÜRBELER, -SULTAN SELİM MTA LİSESİ, -TARİHİ KALINTI, -MİSMARCI CAMİİ, -ALİ EFENDİ ÇEŞMESİ (Harabe- Restorasyon Bekliyor), -ABDİ SUBAŞI CAMİİ, -MİSMARCI ÇEŞMESİ, -KARABAŞ CAMİİ, -KARABAŞ ÇEŞMESİ -AYAKAPI ÇEŞMESİ,-AYAKAPI HAMAMI (Restore Bekliyor), -İBB HALİÇ SOSYAL TESİSLERİ, -ŞAİR NEDİM PARKI, -AYAKAPI, -SEKBANBAŞI ABDURRAHMAN AĞA TÜRBESİ, -AYA DEDE TÜRBESİ (Mahzun bir kabir), -SİRKECİ DEDE TÜRBESİ VE HAZİRESİ, İHRAMCI MEHMED SADIK EFENDİ ÇEŞMESİ (Gül Cami Çeşmesi),
-ADİLE SULTAN MEKTEBİ, -GÜL CAMİ (K), -KÜÇÜK MUSTAFAPAŞA TARİHİ HAMAMI, -FATİH BELEDİYESİ KÜÇÜK MUSTAFAPAŞA EĞİTİM BİRİMİ, -KÜÇÜK MUSTAFA PAŞA PARKI, -KÜÇÜK MUSTAFA PARKI -SİVRİKOZ ÇEŞMESİ, -CİBALİ KAPISI, -CİBALİ KARAKOLU VE CEBE ALİ TÜRBESİ RESTORASYONU, -SEFERİKOZ CAMİİ, -NALINCI KASIM SOKAK ÇEŞMESİ, -ÜNİVERSİTE, -ÜSKÜBİ ÇAKIRAĞA CAMİİ, -İBN-İ MEDDAS SALİH PAŞA CAMİİ HAZİRESİ, -SALİH PAŞA ÇEŞMESİ, -SALİH PAŞA CAMİİ, -TEPEDELEN ÇEŞMESİ, -İLKOKUL, EK: -HACI İSMAİL AĞA ÇEŞMESİ