ADIM ADIM TARİHİ YARIMADA: ÇARŞAMBA

18. DURAK (5 Mart 2022 Cumartesi) ÇARŞAMBATayfun NASUHBEYOĞLU

Bugün kesişim noktalarında 4 mahallede gezerek eksik kalan yerleri tamamlamaya çalıştık. Kendimize Çarşamba diye anılan bölgeyi seçtik. Çarşamba semti Atikali ve Balat Mahalleleri içerisinde ve ikisini birbirinden ayıran bir konumda. İsmail Ağa camii etrafında toparlanan tasavvufi ekol semte rengini vermiş.

-YAVUZ SELİM PARKI
-MUALLİM YAHYA İLKOKULU

Bugün aracımızı yine Darüşşafaka Caddesine park etmek niyetiyle yola çıkıyoruz. Caddede yer bulamayınca Fatih Cami etrafından Haliç Caddesine doğru ilerledik ve nihayet park yeri bulduk. Yürüyerek kestirmeden Darüşşafaka Caddesine çıkarak Çarşambaya doğru yol aldık. Darüşşafaka Caddesini Fevzipaşa Caddesinden gelen Yavuz Selim Caddesi kesiyor. Bu cadde, Ali Kuşçu Mahallesi ile Atikali Mahallesi birbirinden ayırıyor. Darüşşafafaka caddesi Çarşamba Karakoluna kadar devam ediyor. Karşıya geçtiğimizde solda köşede (Yavuz Selim – Darüşafaka) bir ilkokul bulunuyor. Muallim Yahya İlkokulu. Tek katlı derslikleri avluya açılan güzel bir ilkokul. Okulun Yavuz Selim Caddesine bakan kısmının yanında küçük bir park Yavuz Selim Parkını görüyoruz. Parkta çocuk oyun gurubu ve küçük bir çay ocağı büfe bulunuyor.

-KOVACI DEDE CAMİİ
-KAZASKER MUSTAFA EFENDİ MEDRESESİ (Yeni inşaat)
-İSTANBUL KIZ AİHL
-ÇARŞAMBA MEYDAN PARKI
Mehmet Ağa Çeşmesi
Kitabesi;
Sâhibü’l-hayrât ve’l-hasenât Rumeli
muhzirânından Mehemmed Ağa’nın Koğacı Dede
Mescidi’ne hasbetenlillâh müceddeden ihyâsına
muvaffak olduğu hayrât-ı celîledir.
Sene gurre-i Cemaziyelevvel 1245
Not: Çeşmeye dair sadece cami duvarında
bulunan kitabesi kalmıştır.
(Kaynak: https://kulturenvanteri.com/
E.T:1.5.2022)

Darüşşafaka Caddesi üzerinde Çarşambaya giderken sol tarafta Kovacı Dede Camii, tam karşısında caddenin sağ tarafında ise, İstanbul Kız İmam Hatip Anadolu Lisesi yer alıyor.
Öncelikle Eşimi Zeynep Şifa’ya elbise bakmak üzere daha önce geldiğimiz mağazaya bırakıyorum. Okulun Cami ile arasındaki sokaktan Valide Medresesi Sokağına girerek sağa doğru kıvrılan yolda Tekiner Sokağına ulaşıyoruz. Sağa dönerek Tekiner Sokakta ilerlediğimizde solda köşede bulunan mağazaya ulaşmış oluyoruz. Kovacı Dede Camiinde buluşmak üzere mağazaya girmeden ayrılıyorum. Kovacı Sokağından Darüşşafaka Caddesine doğru ilerliyoruz. Sağ tarafımda Cami, sol tarafımda ise etrafı çevrelenmiş, Kazasker Mustafa Efendi Medresesi inşaatını  görüyoruz. Kovacı Dede Cami, avlusunda çok sayıda kabir bulunuyor. Cami girişinde sol tarafta bulunan kitabesinde; “Halveti Şeyhi Sevindik Şucaaddin tarafından XV. yüzyıl sonlarında yaptırılmıştır. Aslında zâviye iken XVII. yüzyılda Vardarlı Kovacızâde Şeyh Mehmed Efendi tarafından minber koydurulmuştur. Zamanla harab olup, yalnız minare kadiesi ve mezarlığı kalan yapı 1984’te Fatih’in Eski Eserlerini İhya ve Koruma Derneği tarafından halkın yardımıyla tamamen yeniden yaptırılmıştır. Kaynaklarda geçen etrafındaki medreselerden eser yoktur.” Caminin girişinde sağında zemini mavi boyalı, 5 satırlık Osmanlıca kitabede bulunuyor. Kitabenin yanındaki ikinci tabelada ise ise latinize olarak kitabede ne yazdığı verilmiş. Kitabede Camiinin Rumeli Muhzaranından Muhammed Ağa tarafından H 1245 / M 1824 yılında yenilendiğini öğreniyoruz. Ancak başka bir kaynakta bu kitabenin şu an sadece kitabesi kalmış olan Mehmed Ağa Çeşmesine ait olduğu yazılıdır. Ki kitabenin metninden bu görüş daha ağır basıyor. Cami açıktı. Tavanı ahşap, mihrabı tavana kadar uzanan sade bir cami. Cami etrafını hızlıca dolaşıp farklı açılardan fotoğraf çekiyorum. Caminin çapraz karşısında küçük bir yeşil alan Çarşamba Meydan parkı gözüküyor. Parka giderek hem parkı hem de parktan camiyi fotoğraflıyorum. Park küçük olsa da yine ferahlık katmış. En azından kısa süreli de olsa banklarda oturma imkanı olmuş. Gördüğüm kadarıyla Yakında bulunan büyük alana sahip Yavuz Selim Çukurbostan Parkından başka büyük park yok.

-BEYCEĞİZ CAMİİ
-BEYCEĞİZ ÇEŞMESİ (Restorasyon Gerekiyor)
-ŞEYHÜLİSLAM İBRAHİM EFENDİ KABRİSTANI
-SEYYİD ALİ EFENDİ ÇEŞMESİ
Seyyit Ali Efendi Çeşmesi
Yapılış Tarihi: H. 1113 / M. 1701-1702
Kitabesi;
Rûhuna Seyyid Alî Fâzılın
Yapdılar bu çeşmeyi baʽde’l-vefât
Oldu cârî âleme mâ’-i tahûr
Menbaʽı tâ haşre dek bula sebât
Âb-ı Kevserden nişândır gûyiyâ
Sâhibine vere Hak fevz ü necât
Hak bu kim ayn-ı hayâtın aynıdır
Ayn-ı cennetde bula aynü’l-hayât
Cedd-i vâlâsı şefaat eyleyip
İçip havzından sîr-âb-ı tayyibât
Müstakimâ yaz onun târîhini
Çeşme-i Seyyid Alî aynü’l-hayât
(Kaynak: https://kulturenvanteri.com/ E.T.5.3.2022)

Mağazada işleri bitmesini müteakiben yola birlikte devam ediyoruz. Mağazadan çıkıp Tekiner Sokakta Çarşamba yönünde bir iki adım attıktan sonra Beyceğiz Caddesine ulaşıyoruz. Sola dönerek cadde boyunca ilerliyoruz. Biraz ilerledikten sonra sokak bir anda genişliyor. Kovacı Dede Sokağı da Beyceğiz ile birleşerek 3 yol oluşturuyorlar. Caddenin bitiminde karşımıza Beyceğiz Cami çıkıyor. Caminin bu cephesinde avluda şadırvan bulunuyor. Camiyi sola alarak diğer cephesine doğru yürüyoruz. Caminin ana girişi Beyceğiz Mescidi Sokağından yapılıyor. Cami girişinde bulunan kitabeden cami hakkında şunları öğreniyoruz: “Vakıf kayıtlarına göre “Kasım Çelebiyyü’s-şehir bi-İbn-i Beğcügez” tarafından yaptırılan mescidin vakfiyesi H. 873 /1473 tarihli olduğundan, bu tarihten önce inşa edildiği anlaşılmaktadır. Bazı kaynaklarda banisi olarak gösterilen Mehmed Bey’in ikinci banisi olması gerekir. Fatih devrinde yapılan ilk şeklinden eser kalmayan kâgir duvarlı, ahşap çatılı mescidi çeşitli tamir ve genişletme çalışmalarından sonra 1994’te tamamen yeniden yapılmıştır.” Cami kapalı olduğundan içerisini göremedik. Cami ana girişinin sol tarafında bir tarafı cami duvarına yaslı, diğer kenarı avlu duvarına bitişik, yüzü sokağa dönük tarihi bir çeşme yer alıyor. Caminin adıyla anılan Beyceğiz Çeşmesi. Çeşmenin kitabesi, musluğu olmayan, teknesi yol seviyesinin altında kaldığından üzeri kapatılmış, klasik ilk dönem çeşmelerden. Beyceğiz Mescidi Sokağında yolumuza devam ediyoruz. 50 metre kadar sonra sola Beyceğiz Fırını Sokağına dönüyoruz. Henüz sokağa girmiştik ki sağımızda bir hazire dikkatimizi çekti, Şehhülislam İbrahim Efendi Kabristanı. Kabristan etrafı çevreli, bakımlı yeni. Hazireye ait tabelada; “Kabristan içinde Şeyhülslam İbrahim Efendi ve ailesineait kabirler bulunmaktadır. İbrahim Efendi H 1197 /M1738 tarihinde görevde iken vefat etmiş ve buraya defnedilmiştir. Kabristanda şeyhülislamın ailesi dışında da özellike ilmiye sınıfından zatlarda medfundur. Kabristanın duvarında yol seviyesinin altında kalmış H. 1113 / M 1701-2 tarihli çeşme kabristanda defedilmiş olan Seyyid Ali Efendi adına vefatından sonra yaptırılmıştır.” Hazire tabelasının yanında kabristan avlu duvarına bitişik, yukarıda belirtildiği gibi yarı yol seviyesinin altında kalmış Seyyid Ali Efendi Çeşmesi bulunuyor.  Çeşme restore edilmiş, 4 satır 3 sütundan oluşan kitabesi bulunmaktadır (metni yukarıdadır).

İsmail Ağa Cami
Cümle Kapısı Üzerindeki Kitabe
1 Teâlallâh zihî raʻnâ binâ nev câmiʻ-i vâlâ
Menâr-ı nûr-ı rahmet cilve-gâh-ı şâhid-i takvâ
2 Tazarruʻ-gâh-ı mevcudât-ı âlem dense lâyıktır
Ki her bir revzeni bir dest-i tâatkâr eder iʻma
3 Değildir çâkî-i mihrâbı tarf-ı kıble-gâhından
İcâbet râhı açmış sâlik-i takvâ için gûyâ
4 Nice âvîze etmez ona kendin beyzaiyye kim
Sirâcı olmak için mûmdur mihr-i cihân-ârâ
5 Hudâyâ iki âlemde saʻâdet bula bânîsi
Eğerçi kadr-i ecrin etdi nass men bi-innemâ
6 Bunun gibi nice hayrâta yâ Rabbi muvaffak kıl
Hezârân câyı Allah eylesin takvâ için ihyâ
7 Çıka tâ kim hatîb-i mihr-i enver minber-i çerhe
Ola mahfel-güzîn-i naʻat-hânı tasliyet-pîrâ
8 İkâmet eyleyüb dâʻim salât-ı cumʻa-i şükrin
Sufûf-i kudsiyân ihlâs ile olsun duʻâ-gûyâ
9 Tamâm olunca Esʻad lafzen ü maʻnen dedim târîh
“Yapıldı bin yüz otuz altıda bu maʻbed-i zîbâ”
H. 1136 / M. 1723-24

1 Allah yüceltsin; ne de güzel bina, yeni ve yüce bir cami;
rahmet nurunun kandili, takva güzelinin cilve yeri.
2 Her bir penceresi Allah’tan korkup sakınan bir kulun eline benzer, bu
sebeple âlemdeki varlıkların Rablerine yalvardıkları yer denilse yaraşır.
3 Mihrabının girintisi kıble yönünün ucundan değildir;
sanki takva ehli için kabul yolu açmıştır.
4 Yumurta şeklindeki parlak ayna kürecikleri kendilerini nasıl
asmasınlar? Dünyanın süsü güneş kandili olmak için mumdur.
5 Ey Rabbimiz, her ne kadar insanlar içinde kadrini yücelterek
karşılığını almış olsa da bu mabedi yaptıran iki âlemde saadet bulsun.
6 Ey Rabbimiz, bunun gibi nice hayır eserleri yaptırmaya muvaffak kıl.
7 Allah binlerce mevkii takva için ihya eylesin. Parlak güneş hatibi,
felek minberine çıktıkça (kıyamete kadar) mahfilde övgüsünü yapan,
8 okuduğu salâvat-ı şerifeyi süslemiş olsun. Saf saf olan melekler
şükür cumasının namazını kılıp ihlâs ile dua etsinler.
9 Ey Esad, tamamlanınca hem lafız hem de anlam olarak tarihini
“bu güzel mabet bir yüz otuz altıda yapıldı” dedim.
Kaynak: Fatih Belediyesi Kitabelerin Kitabı Fatih
-OYMAKAPI CAMİİ
-AHMET İZZET EFENDİ TÜRBESİ
-ÇARŞAMBA KARAKOLU
-İSMAİL AĞA CAMİİ VE HAZİRESİ

Sokaklarda ara ara restore edilmiş veya yeniden ahşap görünümlü yapıları görüyoruz. Beyceğiz Fırını Sokağını kesen Nişanca caddesine kadar ilerliyoruz. Hemen karşımıza daha önce ziyaret ettiğimiz Nişanca Mehmet Paşa Cami’ye ulaşıyoruz. Caminin girişinin tam karşısında önünde çeşme bulunan iki katlı ahşap bir bina görmüştük. Ahşap binanın tekkeye ait bilgilendirme yazısından Sertarikzade Tekkesi olduğunu anlıyoruz. (Atikalipaşa durağımıza eklemede bulunuyoruz). Tekrar Çarşamba Meydan Parkındayız. Parkın köşesinde bulunan yeni restore edilmiş izlenimi veren tek katlı yapı dikkati çekiyor. Ne olduğunu merakla yapıya doğru ilerliyoruz. üç adet yanyana dizilmiş kemerli pencereler güzel gözüküyor. Ancak hemen üstündeki ahşap çıkma kat güzel görünümü bozmuş. Çatı katı gibi bir alan elde edilmiş gibi. Duvarında Oymakapı Cami tabelasını görüyoruz. Kapı girişinin sağında bulunan tabeladan burasının Ahmet İzzet Efendi Türbesi (Lokmacı Dede) olduğunu anlıyoruz. (Sokağın adı Lokmacı Dede Sokağı) Tabelanın yanında Osmanlıca bir kitabe yer alıyor. 10 satırlık kitabenin ilk satırı besmele son satırı ise tarihler not düşülmüş. Halen yapıyı bir STK araştırma merkezi olarak kullanıyor. Tabelada yazılanlara göre: “Lokmacı Dede ismiyle de bilinen Ahmet İzzet Efendi 1217-1292 / 1802 – 1875) yılları arasında yaşamış. II. Mahmut devrinin önemli kişilerinden Emin Efendi’nin oğludur. Peygamber neslinden gelen Ahmet İzzet Efendi kabrinin de olduğu Kazasker Hasan Rafet Efendi Tekkesi diye anılan bu mekana şeyh tayin edilmiştir. Fakirlere ve talebelere destek verir, yedirip içirmeyi çok severdi. Mekke ve Medine’nin fakirlerine devamlı yardım gönderirdi. Bir özelliği de hastalara bakması idi. Buhari-i Şerifi her yıl bu dergahta hatim ettirirdi.” Kapısı kapalı idi. Tekkenin diğer sokakta bulunan diğer girişini de gördükten sonra İsmail Ağa Camiine doğru Manyasizade Caddesine yöneliyoruz. Caddenin başında tarihi tek katlı Çarşamba Karakolu bulunuyor. Cadde boyunca ilerliyoruz. İsmailağa Cemaatinin en yoğun olduğu bölge. Bu sebeple özellikle giyim sektörü, kitapçı oldukça yoğun bir şekilde yer alıyor. Kendilerine özgü bir tarz oluşturmuşlar -başkasının ne söyleyeceğine aldırmadan- ve bu tarz ciddi bir üretim sektörü haline gelmiş. cadde oldukça dar. İsmailağa Cami bir cephesi caddeye bakıyor. Ve dar da olsa caddeden ara girişi bulunuyor. Sağda İsmailağa Sokağına giriyoruz. Sokağın köşesinden başlayarak cami ve avlusu sokak boyunca devam ediyor. Caminin ana girişi buradan yapılıyor. Cami cephesi bittikten sonra avlu duvarı başlıyor. Avluda hazire bulunuyor diğer bir çok cami gibi. Cami avlusundan içeri girmeden önce dış cepheyi kolaçan ediyoruz. Avlu giriş kapısının solunda bulunan tabeladaki bilgileri okuyoruz: “Şeyhülislam Ebu İshak İsmail Efendi tarafından H. 1136 / 1723 – 24 tarihinde kendi evi yerine yaptırılmıştır. Kabe ölçüleri esas alınarak yapılan fevkani camide,  Osmanlı mimarisinin, klasik üsluptan barak üsluba geçişi izlenebilir. Yüksek  ana kubbe, üç tarafındaki küçük kubbe ve tonozlar ile son cemaat yerinin küçük kubbeleri, örtü sistemini oluşturur. Avlu kapısı üzerinde fevkani sıbyan mektebi ve avlusunun yanında Dârü’l hadis bulunmaktadır. 1894’deki bir zelzelede harap olmuş ve minaresi yıkılmıştır. 1952 senesinde Vakıflar İdaresi’nin gözetiminde halkın yardımıyla aslına uygun olarak yenilenmiştir. 1988 yılında son cemaat mahalline bitişik geniş bir ilave sahın eklenmiştir. Banisinin kabri hazirededir.” Caminin dış avlu duvarına asılmış fotoblok tabelada Şeyhü’lislam İshak İsmail ve Cami haziresi başlığı altında bilgi verilmiş: “1090’da (1679) İstanbul’da doğan babasının yine şeyhülislam olan Ebu İshak İsmail Efendi’dir. (aynı isim mi yoksa Ebu “babası” anlamında İshak İsmail’in babası mı??) İshak Efendi müderrislik ve kadılık görevinde bulunmuştur. Kitap tercümeleri bulunmaktadır. I. Mahmud’un emriyle şeyhülislamlığa getirilmiştir. 1734’te İstanbul’da vefat etmiştir. Hazirede otuza yakın kabir bulunmaktadır” Sokaktan camiyi fotoğrafladıktan sonra avludan içeri giriyoruz. Girişte sağ tarafta hazire bulunuyor. Hazire oldukça bakımlı. Hem toplu olarak, hem de ayrı ayrı kabirde medfun olanların isimleri verilmiş. Hazirenin hemen yanında Medrese bulunuyor. Yüksekçe kemerli bir kapıdan avlusuna giriliyor. Kapının üzerinde 4 satır 3 sütun kitabe bulunuyor. Avlunun ortasında şadırvan ve avluya açılan derslikler bulunuyor. Her bir dersliğin ismi bulunuyor. Avlunun bir köşesinde şirin küçük bir çeşme bulunuyor. Medresenin avlusundan çıktıktan sonra avluda bir şadırvan daha bulunuyor. Camii girişi kapısı üzerinde (cümle kapısı) 6 satır, 3 sütunluk kitabe bulunmaktadır. Kitabenin sol alt kısmında 1136 tarihini okuyoruz. Cami ana yapısı tek kubbe üzerine, yarım küçük kubbeler sütunlar ile ana kubbeye bağlanmış. Camiye sonradan eklenmiş bölümleri ile epeyce genişletilmiş. Caminin son cemaat kısmından çıkıyoruz. Çıkışta hanımlar kısmı bölümü yer alıyor. İki yapı arasındaki üzeri kapalı koridordan caddeye çıkılıyor. Caminin caddeye bakan kısımlarında dükkanlar bulunmaktadır.

-ACEMOĞLU CAMİİ
-MEHMET AĞA KÜLLİYESİ
(-MEHMET AĞA CAMİİ ÇEŞMESİ (1)
-MEHMET AĞA TEKKESİ
-MEHMET AĞA CAMİİ ÇEŞMESİ (2)
-HAMAMI
-MEHMET AĞA CAMİİ)

-MEHMED AĞA PARKI

Camiden çıkıp caddede aşağı doğru yürüyoruz. 100 metre kadar sonra sol tarafımızda alt katı taştan, diğer 2 katı boyanmış 3 katlı, caminin tam ortasında minaresinin yer aldığı Acemoğlu Camiini görüyoruz. Cami caddeye bakan cephesi sıfırlanmış. Minaresi ortada kalmış. Cami giriş kapısının üzerinde estetiğe mugayir bir şekilde caminin ismi “Acemoğlu camii şerifi 17.asrın H. 1074 senesinde Acem Hüseyin tarafından 1974 senesinde Fatih’in eserlerini ihya ve koruma derneği yeniden inşaa ettirmiştir” Cami giriş katın üstünde bulunuyor. Girişteki holde bulunan tabeladan cami hakkında bilgi ediniyoruz: “Bezirgânbaşı Acem Hüseyin Efendi tarafından XVI. yüzyılda medrese odaları ve mektebi ile birlikte yaptırılmıştır. Zamanla harap olan cami 1970 -75 yılları arasında cami derneği tarafından ahşap çatılı, fevkani olarak ihya edilmiştir. Cami açıktı. Camiye merdivenle çıktık. Küçük, oldukça sade bir camii. Camiyi geçtikten sonra köşede küçücük bir ada belediye tarafından yeşillendirilmiş. Manyasızade Caddesi burada sonra eriyor. Fethiye Caddesi başlıyor. Fethiye Caddesi üzerinde sol taraftaki Mehmedağa Camii Sokağına giriyoruz. İleride uzakta üzerinde kitabesi olan bir kapı görüyoruz. Yakına vardığımızda burasının bölgeye göre büyük sayılabilecek Mehmed Ağa Külliyesi olduğunu anlıyoruz. Sokak caminin kenarından hafif bir kıvrımla devam ediyor. Avlu giriş kapısı üzerinde 4 satır 4 sütun kitabe kapının hemen sağında ise çeşmesi bulunmaktadır. Çeşmenin kitabesi ve musluğu bulunmamaktadır. Avlu giriş kapısı ve çeşmenin üstünde tek katlı ahşap bina yer almaktadır. Cami avlusundan içeri adımımı atmadan önce caminin çevresini iyice dolaşıyorum. Cami, Mehmedağa Camii, Mehmed Dede, Mehmed Ağa Hamamı, Çulhalar, Tavukçu Abdullah sokaklarının tam ortasında yer almaktadır. Mehmed Dede sokağın tam karşısında, Mehmed Ağa hamamı Sokakta külliyenin bir parçası olarak Mehmed Ağa Hamamı bulunmaktadır. Mehmed Ağa Hamamı sokağında cami avlusuna giriş kapısı ve kapının hemen solunda bir çeşme daha bulunmaktadır. Bu çeşme daha bakımsız. Kitabe yeri var, ancak kitabesi ve musluğu bulunmamaktadır. Ayrıca tekne kısmı yol seviyesinin altında kalmış. Avluya açılan bir diğer kapı, Mehmed Ağa Sokağı bitiminde Çulhalar Sokağın başlangıcında bulunuyor. Son iki avlu kapısının üzerinde herhangi bir kitabe bulunmamaktadır. İkinci çeşmenin olduğu avlu kapısından bir kaç basamak çıkarak nihayet avluya giriyoruz. Avluda Mehmed Ağa Türbesi bulunuyor. Kubbeli, kare biçiminde 2 katlı büyükçe olan türbenin kapısını kilit vurulmuştu. Daha sonra camiye doğru yöneliyoruz. Girişte bulunan tabeladan cami hakkında bilgiler ediniyoruz: “Darussaade Ağası Mehmed Ağa tarafından Mimar Davud Ağa’ya H. 995 / 1585’te yaptırılmıştır. Türbe, tekke, darulhadis ve çifte hamamıyla bir külliye içerisinde yer alan cami, sekiz sütuna dayanan merkezi kubbe, dört köşesinde ve mihrab sofasında küçük yarım kubbelerle örtülmüştür. Osmanlı Klasik dönem mimari özellikleri ihtiva eden eser XVI. yüzyıl Kütahya ve İznik, sonradan XVIII. yüzyıl Tekfur Sarayı çinileriyle bezenmiştir. Cami çeşitli tamirler görerek günümüze ulaşmıştır.” Pencere üzerlerinde Fatiha yazılı olan çini süslemeler dikkati çekmektedir. Cami maalesef kapalıydı. Bu kadar büyük bir cami, öğlen saatine yarım saat kalmasına rağmen kapalı olması çok üzücü. Meyve vermeyen kurumuş ağaç gibi. (Ayrıntılı bilgi için İslam Ansiklopedisi MEHMET AĞA KÜLLİYESİ maddesi E.T: 5.3.2022) Mehmed Dede Sokağı ile Mehmed Ağa’nın köşesinde iki adet salıncak grubu konulmuş isimsiz bir minimini bir park bulunuyor. Google earthte eskiden tabelasında Mehmed Ağa Parkı ibaresini gördük.

Yahyazade Ahmed Efendi Çeşmesi
Yapılış Tarihi: H. 1138 / M. 1725-1726
İnşa Kitabesi;
Hazret-i Ahmed Efendi yaʽnî Yahyâ-zâde kim
Eyleyip ihlâs-ı niyyet kıldı bu hayrı emel

Oğlu Feyzullâh Efendi’ye vasiyyet eyleyip
Fi-sebîlillâh akıtdı mâ’-i câri bî-bedel

Hayrını makbûl ede Hak kendini mağfûr edip
Cennet-i aʽlâda Kevserden vere hayrü’l-bedel

Dedi yek mısra ile târîhini bu müstemend
Ayn-ı kâmil âb-ı Yahyâ-zâde hayr-ı bî-bedel

Tamir Kitabesi;
Bu çeşme seksen seneden beri harâb olup
muattal kalmış ve sâhibetü’l-hayrât Hâce
Atiyye Hanım bu kere mükemmelen çeşmeyi
taʽmîr ve suyollarını tecdîd etdirip bâniye-i
sâniye ünvanını almıştır.
23 Rebiülevvel 1312
(Kaynak: https://kulturenvanteri.com/ E.T.5.3.2022)
-ATİKALİ OTOPARKI
-YAHYAZÂDE AHMED EFENDİ ÇEŞMESİ
(Restore Bekliyor)
-DRAMAN ÇEŞMESİ
-DRAMAN YÜZME HAVUZU VE SPOR MERKEZİ
-HALİL ABDURRAHMAN ÇEŞMESİ

Mehmed Ağa Sokağında Fatih Belediyesine ait Atikali Otoparkı yer almaktadır. Sokakta ilerlemeye devam ettiğimizde tam karşımıza ahşap 3 katlı apartman ve hemen yanında özel bir anaokulu yer alıyor. Mehmed Ağa Sokak okulun önünden devam ediyor. Mehmed Ağa Sokağın bitiminde sokağı kesen Sarayağası Caddesine giriyoruz. Sola yöneldiğimizde sağ tarafta kalıntı bir duvar göze çarpıyor. Merak edip baktığımızda Sarayağası Caddesi ile Yahyazade Sokağının tam köşesinde süslü tarihi bir çeşme olduğunu anlıyoruz. Ebat olarak küçük sayılabilecek bir çeşme. İsminin Yahyazade Ahmed Efendi Çeşmesi olduğunu araştırmalarımızda öğreniyoruz. Çeşme H. 1138 / M 1725-26 senesinde yaptırılmış. Çeşmenin dört bir yanı mermer bloklarla çevrelenmiş. Üst kısmında yazı büyüklüğü küçük 2 satırlık kitabesi bulunmaktadır. Ayna ve üst kısmı oldukça süslü. Ancak bakımsız Teknesi ve musluğu bulunmayan çeşmeye her zaman olduğu gibi vatandaşlarımız tarafından yazılar karalanmış. Yine de bugünlere gelmiş. Çeşmenin üzerinde inşa kitabesi bulunmamaktadır, ancak kaynaklarda bulunduğu için biz de aldık. Çeşmenin üzerinde ki kitabe tamir kitabesi olup, tarih olarak H. 23 Rebiülevvel 1312 tarihini göstermektedir (Miladi 24 Eylül 1894 Rumi 12 Eylül 1310). 80 senedir harab olan çeşmeyi Atiyye Hanım tamir ettirmiş. Yahyazade Sokağına girmişken ilerliyoruz. Draman Çeşmesi Sokağından yokuş aşağı inerken yol ikiye çatallaşıyor. Sağdaki sokaktan Astarcı Sokaktan yokuş yukarı bir çırpı çıkıp tekrar iniyorum. Yukarı da sokağın bitiminde tam karşıda onarılmayı bekleyen ahşap 2 katlı binayı fotoğrafladıktan sonra tekrar aşağı Draman Çeşmesi Sokağına iniyorum. Sokağın sağ tarafında Astarcı Sokağın tam yukarı çıkışının olduğu yerde Fatih Belediyesince 2021 yılında restore edilmiş bir tekne kısmı yol seviyesinin altında bir çeşme görüyoruz. Çeşmenin üzerindeki tabeladan çeşmenin isminin Draman Çeşmesi olduğunu öğreniyoruz. Çeşmenin musluğunu büyük ihtimal çalmışlar. Kitabesi bulunmamaktadır. Draman çeşmesinden aşağı doğru yürümeye devam ediyoruz. Sol tarafımızda Fatih Belediyesine ait Draman Yüzme Havuzu ve Spor Merkezi bulunuyor. Epeyce yürüdükten sonra sokağın çatallaşmadan hemen öncesinde sağımda iki bina arasında renkli güzel bir çeşme görüyoruz. Halil Abdurrahman Çeşmesi. Çeşmeye ait 2 sütun kırmızı renkli, yanında siyah renkli, sonra normal, sonra tekrar siyah renkli mermerle çevrelenmiş, sonrasında kapı girişi gibi kemerli yapı, çeşmenin aynası oldukça süslü. En üstte besmele, altında ise 2 satırlık kitabe bulunuyor. Kitabe yazısının ortasında daha büyük fontta Malikül Mülk yazısı dikkati çekiyor. Çeşme H 1340 M 1924 yılında yapılmış. Yani ilk kez Cumhuriyet dönemine ait bir çeşme.

-KADI SADİ MESCİDİ HAZİRESİ
-TAKSİARHİ RUM KİLİSESİ
-HIZIR ÇAVUŞ CAMİİ

Yukarıda sokak çatallaşıyor demiştik. Draman Çeşmesi Sokak sağdan kıvrılarak devam ederken, Diğer sokak Miraç Sokak adıyla sola kıvrılıyor. Biz Miraç Sokağa giriyoruz. Kısa bir mesafe yürüdükten sonra sağda bir cephesi Miraç Sokağa, diğer cephesi Karapapak Sokağına bakan Kadı Sadi Mescidi Haziresini görüyoruz. Hazirenin etrafı duvarla çevrelenmiş. İç kısmı yarı bakımlı sayılır. Bir çok hazire ve kabristanda İstanbul Hazireleri panosu veya en azından fotoblok tabela olurdu. Bu hazirede herhangi bir tabelaya rastlamadık.
Genişliği oldukça dar olan Karapapak Sokağında yürüyüşümüze devam ediyoruz. Sokağın başlangıcına doğru ilerledikçe kilise çanı kulesi? gözükmeye başlıyor. Kilisenin be cepheden duvarları yüksekçe ve bakımsız, jiletli tellerle çevrilmiş. Bu cepheden bir kaç fotoğraf çektikten sonra sağa Sağa Aynalı Dükkan Sokağına dönüyoruz. Sol tarafımızda kilise duvarları olduğu halde sokağın sonuna kadar geliyoruz. Kilise duvarı sokağın sonuna kadar uzanıyor. Tam köşesinden sola dönerek Ayan Caddesine çıkmış oluyoruz. Kilisenin, girişinde yapıldığı cephe daha bakımlı. Giriş kapısının üstündeki tabeladan isminin Taksiarhi Rum Kilisesi olduğunu öğreniyoruz. Kilise kapısının karşısındaki sokağa Hızır Çavuş Mescidi Sokağına giriyoruz. Sokak hafif bir yokuş yukarı ilerledikten sonra keskin bir şekilde sola kıvrılıyor. Tam sola dönüşten sonra hafif aşağı doğru ilerlediğimizde önümüze sokağa ismini veren Hızır Çavuş Camii çıkıyor. Cami Hızır çavuş Sokağı ile Çorbacı Çeşmesi Sokağının kesiştiği köşede yer alıyor. Kısa minaresi caminin tarihçesi ile uyumlu olmadığı, sonraki yüzyıllarda eklendiği belli olmaktadır. Caminin girişi Hızır Çavuş Sokağından yapılıyor. Avlu giriş kapısının solunda bulunan tabelada cami hakkında bilgi ediniyoruz: “Fatih devri divan çavuşlarından Hızır Ağa tarafından 15. yüzyılda yaptırılmıştır. 1854 yılındaki büyük Balat yangınında yanındaki mektebi ile yanan cami hayırsever bir şahıs tarafından yaptırılmıştır. Avludaki 1453 tarihli mezar taşının Hızır Çavuş’a aidiyeti hususunda kaynaklarda farklı görüşler yer almaktadır.” Caminin küçük de olsa avlusu bulunmaktadır. Haziresinde üç kabir bulunmaktadır. Camiye girdiğimizde öğlen namazına az bir süre kalmıştı. Sade bir cami.

-ÇORBACI ÇEŞMESİ (Restorasyon Bekliyor)
-ŞEHİT İMAM İBRAHİM YILMAZ MESCİDİ

Balat’ı daha önce gezmiştik. Bu kısım kalmış. Solumuza Hızır Çavuş Camiini alarak Çorbacı Çeşme Sokağından yola devam ediyoruz. Tam adımımızı atmıştık ki iki yabancı turist merdivenli sokağı sordular. Merdivenli Yokuş Sokağı çok duyduk, belki de görmüştük, ancak şu an oraya konumunu tam çıkaramadık. Navigasyondan baktık. Meğer hemen önümüzde 20 metre sonra sağdaki sokakmış. Balata gelen turistler Merdivenli sokağa mutlaka gelir ve burada fotoğraf çekilirler. Biz de fotoğraf çekecektik, lakin kalabalık olduğu için çekmekten vazgeçtik. Merdivenli Yokuş Sokağı oldukça dik, sağlı sollu rengarenk Balat’ın klasik evlerinin yer aldığı bir sokak. Balat’ta buna benzer sokaklar bulunmaktadır. Sokağın sağında prizma tabelada Fener Evleri Konakları başlığında bilgi verilmiş. Biz bu tabelayı sonrasında Google Earth da gördük. Şu an tabela var mıdır bilmiyorum. Çorbacı Çeşmesi Sokağında hafif de olsa gittikçe artan yokuşta yukarı doğru çıkmaya devam ediyoruz. Yokuşun sonuna doğru sağda boş bir arsa, karşısında yeni onarılmış 2-3 katlı apartmanlar arasından geçerek nihayet yokuşun tepesine ulaşıyoruz. Zirvesinde sol tarafta yarısından çoğu yol seviyesinin altında kalmış mahsun bir çeşme bizi karşılıyor. Araştırmalarımızda bu çeşmenin isminin Çorbacı Çeşmesi olduğunu öğreniyoruz. Çeşmenin kitabesi bulunmuyor. Ayna kısmı tüm yıpranmalara karşı ayakta kalabilmiş. Çeşme hakkında, yapı tarihi hakkında bilgiye ulaşamadım. Sadece genel olarak tarihi çeşmeler ile ilgili haber içerisinde geçiyor. En kısa süre restore edilmesi ümidiyle yola devam ediyoruz. Yokuşu çıkıp tam düzlüğe ulaşırız demiştik, ancak, Çeşmenin olduğu yerden hemen sonra sokak keskin bir yokuş aşağı devam ediyor. Öncesinde gezdiğimiz için aşağı inmek yerine sağımızda bulunan Hacı İbrahim Sokağına girerek dik yokuşu çıkmaya başlıyoruz. 50 metre kadar ilerlemiştik ki, sağımızda bu kez Hacı İbrahim Çıkmazını görüyoruz. Çıkmazda karşılıklı yan yana dizilmiş 5-6 apartman klasik Balat evleri yer alıyor. Merak edip çıkmaz sokağa girdik. Tarihi Yarımadayı gezmenin en güzel yolu gelişigüzel sokaklara girmek, yeni kapılar açmak. Çıkmaz sokağın sonuna kadar geliyoruz. Sonunda sağdaki evler bitmiş, sadece soldaki bir iki aparman kalmıştı. Yani önümüz alabildiğine açıktı. Yüksekten ufkunuz açık olarak manzarayı seyrediyoruz. Haliç kısmen gözüküyor. Yolu düşenlere tavsiye ederim. Apartmanların önünde asma üzümler bulunuyor. Yazın burası daha bir renkli oluyor demek ki. Tekrar gerisin geriye dönüyoruz. Hacı İbrahim Sokakta yokuş yukarı çıkmaya devam ediyoruz. 20 metre kadar sonra sağımızda apartman altında Şehit İmam İbrahim Yılmaz Mescidi tabelasını görüyoruz. Mescid açıktı. Apartman olduğu için tavan yüksekliği düşüktü. Tavanı ve duvarları ahşap kaplı.

Fethiye Cami Kitabesi
1İmâmü’l-müslimîn ü muktedâ-yı ehl-i imândır
Hilâfet-menkabet Abdülmecîd Hân-ı kerem-pîrâ
2 Menâr-ı câmi‘-i ahdi ezân-ı sıyt-i adl ile
Cihâna velvele-bahş-ı salâh olmaktadır hâlâ
3 O şeh mahfil-nişîn-i saltanat oldukça şevketle
Selâmlık suffesi olsun harîm-i mescid-i dünyâ
4 Edip bu Câmi‘-i Fethiyye’nin ta‘mîrine himmet
Binâsına küşâyiş verdi ki evvelkinden a‘lâ
5 Menâbirde okunsun nâm-ı pâki haşre dek
Yâ Rab Cemâat eylesin huttâb-veş hayr-ı duâ îfâ
6 Görüldükte bu hayr-âsârı da ol şâh-ı devrânın
Mücevher iki târîh eyledi Zîver kulu imlâ
7 “Ne ra‘nâ ma‘bed-i Fethiyyeyi kıldı nefâsetle”
“Şeh-i Fâtih-nişân sultânımız Abdülmecîd ihya”
H. 1262 / M. 1845-46

1 Müslümanların halifesi, cömertlikle bezenmiş Abdülmecit Han, müminlerin
imamı ve ehl-i imanın önderidir.
2 Saltanatının camiinin minaresi adaletin sesi olan
ezanla halen cihana sala okumaktadır.
3 O padişah azametle saltanat mahfilinde oturdukça
selamlık suffesi dünya mescidinin harimi olsun.
4 Bu Fethiye Camii’nin tamirine himmet edip binasını
öncekinden daha iyi bir şekilde yaptı.
5 Ey Rabbimiz, haşre değin temiz adı minberlerde
okunsun. Cemaat, hatipler gibi hayır dualar etsin.
6 Zamanın şahının hayır eserleri görüldüğünde
Ziver kulu iki mücevher tarih söyledi:
7 “Fethiye Camii’ni ne de güzel yaptı.” “Fatih gibi bir padişah olan
sultanımız Abdülmecit ihya etti.”
Kaynak: Fatih Belediyesi Kitabelerin Kitabı Fatih (E.T:7.5.2022)
-FETHİYE CAMİİ (K)
-FETHİYE İMAM HATİP ORTAOKULU
-RECEP TAYYİP ERDOĞAN ANADOLU
İMAM HATİP LİSESİ

Hacı İbrahim Sokağında yokuş yukarı çıkmak kaderimiz. Sokağın sonuna kadar yola devam ediyoruz. Uzunca bir süre yürüdükten sonra yokuş azalıyor. Kısmen düz bir yola yürüyorsunuz. Sokağın başında sol yanımızda tek elden yeni yapıldığı belli bitişik nizam bir dizi üçer katlı ahşap aparman dikkati çekiyor. Bu apartmanlar İstanbul Recep Tayyip Erdoğan Anadolu İmam Hatip Lisesine bitişik konutlar. Halen mahalle olarak Balat sınırlarındayız. Haci İbrahim Sokağının başındayız. Sola okula doğru yöneliyoruz. Mermerşahi Sokaktan sola, Fethiye Medresesi Sokağa dönüyoruz. Karşımıza tek katlı ortaokulun okulun duvarı çıkıyor. Sokak sağa kıvrılıyor. Okul bitimiyle tekrar sola dönerek Fethiye Camiine ulaşıyoruz. Caminin hemen karşısında Fethiye İmam Hatip Ortaokulu, devamında ise Recep Tayyip Erdoğan Anadolu İmam Hatip Lisesi bulunuyor. Fethiye Cami Kiliseden dönme. Restorasyonu yeni bitmiş. Bazı kısımlarda restorasyon hala devam ediyor.
“Bugün görülen kilise, Latin işgalinin (1204-1261) arkasından XIII. yüzyıl sonlarında Bizans sarayı ileri gelenlerinden Mikhail Glabas Tarkaniotes tarafından inşa ettirilmiştir. Kilise, Gürcistan ve Azerbaycan’ın fethi hâtırası olarak Fethiye Camii adıyla 1590’a doğru camiye dönüştürülmüştür… “ (Ayrıntılı bilgi için İslam Ansiklopedisinin FETHİYE CAMİİ maddesine bakılabilir (E.T:7.5.2022)
Öncelikle cami etrafında fotoğraf çekiyorum. Sonra namaz için camiye giriyorum. Giriş kapısının üzerinde 5 satır, ilk 4 satırı 3 sütun son satırı ise 2 satır olmak üzere kitabesi bulunuyor. Cami pırıl pırıl. İçerisinde sembolik mi yoksa gerçekten su var mı bilmediğim bir kuyu ve yanında helkeler bulunuyor. Mihrab caminin tarihsel yapısına uygun düşmemiş, estetik de olmamış. Namazdan sonra Fethiye Medresesi Sokaktan Çarşamba’ya doğru Fethiye Caddesine doğru yöneliyoruz.

-ŞEHİT FİKRET METİN ÖZTÜRK İLKOKULU
-HİRAMİ AHMED PAŞA CAMİİ (K)

Fethiye Medresesi sokağı bittiğinde tam karşı binanın yanında Şehit Fikret Metin Öztürk İlkokulu binası bulunuyor. Biz sola İsmail Ağa cami yönüne doğru Fethiye Caddesine giriyoruz. Biraz yürüdükten sonra cadde ismi Manyasizade Caddesi olarak değişiyor. Tam değişim noktasında sağa Koltukçu Sokağına rotayı döndürüyoruz. Dar sokakta yürümeye yeni başlamıştık ki, karşımıza küçük bir kilise yapısı çıktı. Burası kiliseden çevrilme Hirami Ahmed Paşa Cami. Caminin girişine basitçe bir giriş sahanlığı eklenmiş. Girişin sağında bulunan tabelada şunlar yazmaktadır: “Aslı XII. yüzyıl Bizans kilisesi olan yapı H. 999 / 1590 tarihinde Hirâmî Ahmed Paşa tarafından câmiye çevrilmiştir. Zamanla harap olan eser 1966 yılında Vakıflar İdaresince ihya edilerek ibadete açılmıştır.” Caminin etrafında dört bir yanından fotoğraf çektikten sonra camiye girmek üzere harekete geçiyoruz. Ancak öğlen namazı bitmesinin üzerinden henüz 15 dakika geçmişken kapatılmış. Hayret ki ne hayret. Artık dönüş için araca doğru yöneliyoruz. Aracımıza giderken Ali Kuşçu Mahallesinde eksik kalan bir kaç yeri daha fotoğraflayarak geziyi tamamlıyoruz. Bu bölümü ek olarak 12 Şubat 2022 Cumartesi günkü 16. durak olan Ali Kuşçu – Cibali bölümüne ekliyoruz. (EK: -AHİZÂDE LEBLEBİCİ CAMİİ, -ABDURRAHİM EFENDİ MEDRESESİ, -CEDİD ABDURRAHİM EFENDİ VE HAZİRESİ, -NECİP BEY ÇEŞMESİ ve -ÇOBAN DEDE VE BEHAİ HAZİRESİ)

BAZI SOKAK İSİMLERİ

HANGİ MAHALLELERDEN GEÇTİK? ATİK ALİ,  DERVİŞALİ, BALAT, ALİ KUŞÇU (11.07-14:42)

GEZİ GÜZERGAHI: -YAVUZ SELİM PARKI, -MUALLİM YAHYA İLKOKULU, -KOVACI DEDE CAMİİ, -KAZASKER MUSTAFA EFENDİ MEDRESESİ (Yeni inşaat), -İSTANBUL KIZ AİHL, -ÇARŞAMBA MEYDAN PARKI, -BEYCEĞİZ CAMİİ, -BEYCEĞİZ ÇEŞMESİ, -ŞEYHÜLİSLAM İBRAHİM EFENDİ KABRİSTANI, -SEYYİD ALİ EFENDİ ÇEŞMESİ, -OYMAKAPI CAMİİ, -AHMET İZZET EFENDİ TÜRBESİ, -ÇARŞAMBA KARAKOLU, -İSMAİL AĞA CAMİİ VE HAZİRESİ, -ACEMOĞLU CAMİİ, -MEHMET AĞA KÜLLİYESİ (-MEHMET AĞA CAMİİ ÇEŞMESİ (1), -MEHMET AĞA TEKKESİ, -MEHMET AĞA CAMİİ ÇEŞMESİ (2), -HAMAMI, -MEHMET AĞA CAMİİ), -MEHMED AĞA PARKI, -ATİKALİ OTOPARKI, -YAHYAZÂDE AHMED EFENDİ ÇEŞMESİ, -DRAMAN ÇEŞMESİ, -DRAMAN YÜZME HAVUZU VE SPOR MERKEZİ, -HALİL ABDURRAHMAN ÇEŞMESİ, -KADI SADİ MESCİDİ HAZİRESİ, -TAKSİARHİ RUM KİLİSESİ, -HIZIR ÇAVUŞ CAMİİ, -ÇORBACI ÇEŞMESİ (Restorasyon Bekliyor), -ŞEHİT İMAM İBRAHİM YILMAZ MESCİDİ, -FETHİYE CAMİİ (K),
-FETHİYE İMAM HATİP ORTAOKULU , -RECEP TAYYİP ERDOĞAN ANADOLU İMAM HATİP LİSESİ, -ŞEHİT FİKRET METİN ÖZTÜRK İLKOKULU, -HİRAMİ AHMED PAŞA CAMİİ (K), (EK: ALİ KUŞÇU DURAĞINA EKLENDİ: -AHİZÂDE LEBLEBİCİ CAMİİ, -ABDURRAHİM EFENDİ MEDRESESİ, -CEDİD ABDURRAHİM EFENDİ VE HAZİRESİ, -NECİP BEY ÇEŞMESİ, -ÇOBAN DEDE VE BEHAİ HAZİRESİ)