ADIM ADIM TARİHİ YARIMADA: LALELİ (KEMALPAŞA)

19. DURAK 3 Nisan 2022 Pazar LALELİ (KEMALPAŞA)Tayfun NASUHBEYOĞLU
EK: İSKENDERPAŞA

Bugün Ramazan ayı 2. günü pazar. Tarihi yarımada durakları bitmek üzere. Kalan bölgeleri sakin olacağını düşünerek pazar günleri gezeceğiz. İlk kez gezi yerine metro ile ulaştık. Aksaray Metrosunda indik. Öncelikle 15 Ocakta gezdiğimiz ancak bitiremediğimiz İskenderpaşa mahallesinde eksik kalan yerleri tamamlayacağız. (Vatan Caddesi, Horhor Caddesi, …… Caddesi arasında kalan ada) İskenderpaşa eksik kalan yelerleri 15. DURAK İSKENDERPAŞA (15 Ocak 2022 Cumartesi) sayfasının sonuna ekleyeceğim. Bu sebeple bu sayfada Kemalpaşa yer alacak.

-KEMAL PAŞA CAMİİ HAZİRESİ
-HASAN FEHMİ PAŞA TÜRBESİ
-LALELİ BABA KABRİ
-KEMAL PAŞA CAMİİ

Pertevniyal Valide Sultan Camiinden çıktıktan sonra tam karşımızdaki tramvay yolunun da olduğu Ordu Caddesine geçiyoruz. Bugün Vezneciler Caddesi ile Ordu caddesi arasında Bayezıd Camiine kadar olan alanı tarayacağız. Bölgenin en önemli yapıları şüphesiz Bayezid ve Laleli Camileri. Pazar günü olduğu için bazı sokaklar oldukça sakin. Bol miktarda döviz bürosu, otel ve bavul ticaretinin merkezi dükkanları ile laleli. Çok sayıda sokaktan geçtik, adeta zikzaklar çizerek bölgeyi taradık. Bu kez fazlaca sokak ve cadde isminden bahsetmeyeceğim. Ordu Caddesi Sultanahmet yönüne doğru -mecburi olarak- sol tarafımdaki Selimpaşa Sokağına dönerek gezimizin bu bölümüne başlıyoruz. Bulunduğumuz mahalle Kemalpaşa Mahallesi. Tevafuken ilk olarak da Kemalpaşa Cami ve Hazireleri önümüze çıkıyor. Gençtürk Caddesi üzerinde sol yanımızda Camiye ait hazire bulunuyor. İstanbul Haziresi Panosunda büyük puntularla üç isim birden yer alıyor. Kemal Paşa Camii Haziresi, Hasan Fehmi Paşa Türbesi, Laleli Baba Kabri. Tabeladan şu bilgileri okuyoruz: “Kemal Paşa Camii Haziresi. İlk yapısı 16. yüzyıla ait olan Kemal Paşa Camii bitişiğinde, zaman içerisinde……. ” Kapalı Türbe kısmı oldukça süslü, türbe, klasik türbe yapısından uzak, kare yapılı, her bir yüzünde 3 pencerenin yer aldığı, hafif kubbeli, güzel bir yapı. Döneminin çizgilerini taşıyor. Caminin girişi cadde üzerinden, görünümü ise gösterişsiz. Çatılı olan cami açıktı. İç kısmı tavana kadar çini ile kaplanmış. Tavan ahşap kaplı. Küçük güzel bir cami.

-İBB NUMUNE PARKI
-HOŞKADEM CAMİİ
-ANKARAVİ MEHMET EFENDİ MEDRESESİ
-KADI HÜSAMEDDİN
ÇAMAŞIRCI HACI MUSTAFA EFENDİ
18 SEKBANLAR CAMİİ
-ONSEKİZ SEKBANLAR KABRİSTANI
-ÜRYANİ MEHMED DEDE TÜRBESİ
-TAŞHAN

İBB arka kısımlarına doğru ilerliyoruz. İBB’ye ait Numune Parkı bir rahatlama sağlamış. Bankların, Çocuk oyun guruplarının olduğu parka bitişik, kırmızı kiremitli çatısını ve minaresini gördüğümüz camiye doğru yöneliyoruz. Bulunduğumuz yerden Şehzade Caminin bir çok açıdan fotoğrafını çekiyoruz. Uzaktan gördüğümüz cami yanına ulaştığımızda kapalı olduğunu görüyoruz. Caminin ismi Hoşkadem Camii. Tabelasından banisinin Fatih Sultan Mehmet Han’ın sekbanbaşısı Hoşkadem Ağa’nın oldğunu okuyoruz. Yapılış tarihi olarak 1456, yeniden imar tarihi ise 1977 olarak yazılmış. Caminin tam karşısında Tarihi bir yapı göze çarpıyor. Etrafı çevreli yapı Türk Dünyası üzerine faaliyet gösteren bir STK tarafından kullanılıyor. Araştırmalarımızda buranın Ankaravi Mehmet Efendi Medresesi olduğunu öğreniyoruz. (MEHMED EMİN EFENDİ, Ankaravî hakkında ayrıntılı bilgi edinmek için Diyanet İslam Ansiklopedisine bakılabilir E.T:13.4.2022)  İBB binasının yanından araç parkının içerisinden Şehzade Camii ile güzel bir kompozisyon oluşturan Türkiye’nin en uzun isimli camisinin minaresini görüyoruz. Camiye doğru ilerlerken 15 Temmuz Şehitleri anısına bilgilendirme panosunu? bizi karşıladı. Bakımsızlıktan yazılar silinmek üzere. Sanki birileri bu olayı unutturmak ister gibi. Cami, Şehzade Camii ile karşılıklı. Beyaz renkli minaresi ile küçük hoş bir camii. Bu cami de de Fatih Müftülüğü tarafından yaptırılan bilgilendirme amaçlı kitabe yer almıyor. Cami duvarı ve kapı üzerine asılı tabeladan sadece Caminin ismi ve yapılış tarihini öğrenebiliyoruz. “Kadı Hüsameddin Çamaşırcı Hacı Mustafa Efendi 18 Sekbanlar Camii” yukarıda belirttiğim gibi Türkiye’nin en uzun ismine sahip camisi. Aslında isim 3 ayrı parçadan oluşuyor. Kadı Hüsameddin, Çamarşırcı Hacı Mustafa ve 18 Sekbanlar. Camii, Kanuni Sultan Süleyman dönemi İstanbul Kadısı “Kadı Hüsamettin Çelebi” yaptırılmıştır. Kabristan’ın cami haziresi olarak düzenlenmesinden sonra 18 Sekbanlar ismi ile de anılmış, sonra 1755 yılında çıkan yangında hasar gören cami Çamaşırcı Hacı Mustafa Efendi tarafından tekrar yapılmış. Böylelikle uzun bir isim ortaya çıkmış. Cami kiremit çatılı, içi sade. Tavanı desenli ahşap beyaz / krem renkli güzel alana olarak küçücük, isim uzunluğu olarak Türkiye’de birinci olan bir camii. Caminin hemen yanında Onsekiz Sekbanlar Kabristanı bulunuyor. Tabelasından şu bilgilere ulaşıyoruz: “Kabristanda, 1453 yılında İstanbul’un fethine katılıp bu sırada şehit düşen on sekiz mutlu asker (Ni’me’l – Ceyş) yatmaktadır. Hemen yanında bulunan mescidin karşısında vaktiyle “18 Sekbanlar” ismiyle anılan bir de sıbyan mektebi bulunmaktaydı. Osmanlı Ordusunda yeniçeri ocağına bağlı sekban bölüğünden olan ve isimleri bilinmeyen bu askerler için hepsi adına anonim bir kitabe dikilmiştir… Kabristan içine, kimliği bilinen tek mezar Sekbanlar Kethüdası Hızıroğlu Hamza’ya aittir. Ayrıca Bukağılı Dede’ye ait olduğu belirtilen, Cumhuriyet döneminde yenilenmiş, şahidesinde 1767 tarihinin kaydedildiği bir de kabir mevcuttur.” Kabristan oldukça bakımlı, etrafı muntazam bir şekilde çevrilmiş, kabristan içerisinde bir kitabe dikkati çekiyor. Ayrıca kabristanın dip kenarında genişçe bir duvar oluşturulmuş. Üzerinde dairesel yeşil zemin üzerinde ay ve hilal, hemen yanında ise 2 satır arapça metin yer almaktadır. Araştırmalarımızda Şehitliğin, 2018 yılında İBB tarafından restore edildiği bilgisine ulaşıyoruz. Cami ve şehitliğin önündeki yapılar yıkılarak tarihi dokuya rahat nefes aldırılmış. Ayrıca 15 Temmuz darbe kalkışmasında da İBB çevresindeki direnişte 18 şehidin olması tevafuk olsa gerek. Bu konuyu bir dergi sayfalarına yansımış, okumak isteyenler bakabilir (Haber: 5,5 asır sonra aynı noktada 18’er şehit Gerçek Hayat E.T.14.4.2022).  18 Sekbanlar  Sokağından aşağı doğru ilerlediğimizde sağı tarafta bir bölümü kaldırıma taşmış cırtlak yeşile boyalı, kubbeli kare biçiminde bir türbeye rastladık. Tabelasında Üryani Dede Türbesi yazıyor. Türbe oldukça bakımsız. Açık olan penceresinden içeride sanduka gözüküyor. Sandukanın bir kenarında “İstanbul’un Fethinde bulunmuş, Fatih Sultan Mehmed Han devri alimlerinden Üryani Mehmed Dede Hazretlerinin Türbesidir” yazısını okuyoruz. Sakin cadde ve sokaklarda dolaştıktan sonra tarihi bir çarşı / han dikkatimizi çekti. Tabelasında: “1760 Sipahiler Hanı, Katırcılar Hanı, Çukurçeşme Hanı Taşhan 1993” yazıyordu. Tabelanın üzerindeki kemerde çarşının İngilizce metni yer alıyor (Historical old bazaar).

-KALINTI KİLİSE
-KUYUCU MURAD PAŞA TÜRBESİ
-ORD. PROF. DR. AHMED ZEKİ VELİDİ TOĞAN PARKI
Seyyid Hasan Paşa Sebili ve Çeşmesi
Yapılış Tarihi: H. 1158 / M. 1745-1746
Sebilin Kitabesi;
1 Âb-rûy-ı şehriyârân-ı cihân Mahmûd Hân
Cûy-ı cûd u lutfudur sîr-âb-sâz-ı kâinât
2 Ahd-i adlinde o şâhenşah-ı İskender-ferin
Sû-be-sû âsâr ile oldu müzeyyen şeş-cihât
3 Sîyyemâ ol Hüsrev-i dehrin vezîr-i azâmı
Hazret-i Seyyîd Hasan Paşa-yı memdûhu’l-sıfât
4 Ol Hidivv-i mekremet-cûya Hudâ tevfîk edip
Etdi ihyâ nîce hayrât-ı hisân-ı bâkıyât
5 Yapdı ez-cümle bu dil-cû nev sebîl-i dil-keşi
Kim zülâl-i cûdının evsâfıdır kand-i nebât
6 Selsebîl-i cennet-âsâ âb-ı Kevser-zâsının
Nûş iden dil-teşne âb-ı Hızra etmez iltifât
7 Tarh-ı zîb-efzâsını seyr eyleyip evsâfta
Cüst ü cû etdi velî çok şâir-i şîrîn-nikât
8 Lîk Ni’met nazm-ı rengîn-i letâfet-bahşile
Böyle vasf etmek sana mahsûs mahz-ı vâridât
9 Sâhibü’l-hayrı hatâdan hıfz edip ikbâl ile
Haşre dek âsâr-ı hayrâtı bula yâ Rabb sebât
10 Âbı geldikte dedim tebşîr edip târîhini
Mâ Hasan Paşa sebîlinden gel iç âb-ı hayât

Çeşmenin Kitabesi;
Maâşallah
Sâhibü’l-hayrât ve’l hasenât
Sadrazam Es-seyyid Hasan Paşa)
(Kaynak: https://kulturenvanteri.com/ E.T:14.4.2022)

Zikzaklar çizerek sokakları dolaşmaya devam ediyoruz. Büyük Reşit Paşa Caddesinde vezneci yönüne ilerliyoruz. Sağımda İstanbul Üniversitesi binaları yer alıyor. Caddenin isminin yazdığı tabelanın duvarında Kubbealtı Akademisi tarafından bir kitabe asılmış. Panoda, “İstanbul’un işgali sırasında 16 Mart 1920 sabah 5.45’de Şehzadebaşı Karakolun’nu basarak yataklarında uyumakta olan altı askerimizi şehit etmişlerdir. Ruhları şad olsun” yazısı dikkat çekiyor. Karşımızda Vezneciler Metrosu ve Kalender camisi görüyoruz. Cadde biter bitmez sağa dönerek Bayezid Meydanına doğru yol alıyoruz. Yine sağımızda İstanbul Üniversitesi bulunuyor. Üniversite bahçesinde kilise kalıntısı dikkatimizi çekti. İBB kalıntı kilise ile ilgili büyükçe bir bilgilendirme panosu yerleştirmiş. Panodaki bilgilere göre, kilise 1971-72 yıllarında ortaya çıkarılmış. Kapalı haç planlı kiliseden günümüze sadece doğu kısmının temeli kalmış. Yine girişi üniversite bahçesinden yapılan, bir duvarı kaldırıma sıfır Kuyucu Murad Paşa Türbesini görüyoruz. Yıllardır buradan defalarca geçtik. Lakin bir türbenin varlığını ilk kez bugün öğrendik. Türbeye giremedik. Bahçede olduğu için güvenlikten izin alıp gitmek gerekiyordu. Pencereden içerisi görülüyor. Üç adet koyu yeşil örtü ile kaplı sanduka mevcut. Türbe kapısı yanında sebil dikkati çekiyor. Türbe kapısında bulunan bilgilendirme tabelasında: “Hırvat asıllı olarak bilinen Kuyucu Murad Paşa, devşirme usulüyle saraya alınıp burada yetişmiş, Sultan I. Ahmed dönemi vezirlerindendir. Yemen Beylerbeyi, daha  sonra Trablusşam, Karaman, Şam, Kıbrıs ve Diyarbakır Beylerbeyi olmuştur. Anadolu Celali  isyanlarını bastırmıştır. Kuyucu lakabı, bir rivayete göre asileri katlettikten sonra kuyuya doldurtması, diğer bir rivayete göre ise 1585 Tebriz  Seferinde atıyla birlikte kuyuya düşüp İranlılar’a esir  düşmesi dolayısıyladır. 1610 yılında Paşa, kendi adına  İstanbul Vezneciler’de bir külliye yaptırmıştır.  Külliyesi medrese, dershane – mescid, türbe, sebil, sibyan mektebi ve dükkanlardan  oluşmaktadır. Kuyucu Murad Paşa 1611 yılında vefat etmiştir. Türbe kesme küfeki  taşından kare planlı olup, kubbe ile örtülüdür…  Türbe  kapısının önünde üç gözlü revak bulunmaktadır. Çift  sıra iki kat pencere düzenine sahip olan yapıda alt sıra pencereler dikdörtgen açıklıklı, üst sıra pencereler ise kemerli  olarak düzenlenmiştir. Türbede Sadrazam  Kuyucu Murad Paşa, Abaza Mehmed Paşa ve Cigalazade  Sinan Paşa’nın oğlu Mehmed Paşa  medfundur.”

-SEYYİD HASAN PAŞA MEDRESESİ, SEBİLİ, ÇEŞMESİ
-II. BAYEZİD TÜRK HAMAM KÜLTÜRÜ MÜZESİ
Seyyid Hasan Paşa Sebili ve Çeşmesi
1 Cihan sultanlarının yüzü suyu Mahmut Han’ın
cömertliğinin akarsuyu kâinatı suya kandırmaktadır.
2 O İskender kudretli şahlar şahının âdil
devrinde her taraf yer yer güzel eserlerle doldu.
3 Hele o devrin padişahının veziriazamı, övülmüş
sıfatlara sahip, cömert vezir
Seyit Hasan Paşa Hazretleri’ne Allah yardım
eyleyip pek çok güzel hayır eseri kalıntılarını ihya etdi.
4 Mesela bu gönül çekici güzel yeni sebili yapdırdı.
5 Cömertliğinin tatlı suyunun tadı ney şekeri gibidir.
6 Cennet ırmağı gibi olan Kevser suyundan içen susamışlar,
hayat suyuna dönüp bakmazlar.
7 Güzel ve süslü binasını görünce çok
hoş sözlü şair şiirler yazdı.
8 Fakat Nimet, içe doğan, letafet bahşeden güzel şiirinle
böyle vasfetmek sana mahsustur.
9 Ey Rabbimiz, hayır sahibini ikbal ile hatalardan koru.
10Hayır eserleri haşre dek ayakta kalsın.
Suyu akınca müjde ile tarihini dedim:“
Hasan Paşa sebilinden gel, hayat suyu iç.”
Kaynak: Fatih Belediyesi Kitabelerin Kitabı Fatih
(E.T:14.4.2022)

Vezneciler Caddesinde polis merkezine kadar ilerledik. Tam polis merkezinin köşesinde küçük bir yeşil alan Ord. Prof. Dr Zeki Velidi Toğan Parkı ve medrese binasını gördüğümüzde sağa medresenin bulunduğu sokağa Kimyager Dervişpaşa Sokağına girdik. Sokağın diğer ucu kapalı. Sol tarafımızda Seyyid Hasan Paşa Medresesi yer alıyor. Medrese H. 1158 / M 1745-1746 yılında Sadrazam Seyyid Hasan Paşa tarafından inşa edilmiş olan külliye iki ayrı yapılar topluluğundan oluşmuştur. Beyazıt (II.) Hamamı’nın arkasında Vezneciler’de yer alan medresenin meydana getirdiği grupta sıbyan mektebi, sebil, çeşme ve dükkânlar bulunmaktadır. Güneyde Ordu caddesinin üzerinde ise hanın oluşturduğu grupta iki çeşme, fırın ve dükkânlar yer almıştır. Külliye Mimarbaşı Mustafa Ağa tarafından inşa edilmiştir. 
(Ayrıntılı bilgi için İslam Ansiklopedisinin SEYYİD HASAN PAŞA KÜLLİYESİ maddesine bakılabilir (E.T:14.4.2022) Medrese binası sade ancak medreseye ait sebil, çeşmeler oldukça estetik bir yapıya sahip. Sebil her bir parçası 4 satır olan 5 parçadan ibaret kitabesi bulunuyor. Kapının üzerinde sarı çerçeve içerisinde, turkuaz zemin içerisine, tek satır, bir üstünde çatı kısmına yakın tek satır 2 sütun kitabe yer almaktadır. Kapının yanında bulunan çeşmenin kitabesinde üstte tek satır Maaşallah yazısı, altta çeşmenin hemen üstünde ise 2 satırlık kitabe yer almaktadır. Çeşmenin diğer yanında medrese ana giriş kapısı üzerinde 6 satır 3 sütun kitabe yer almaktadır (Kitabenin latince ve tercemesi için sayfanın sonuna bakabilirsiniz). Ayrıca kapının sağında ve solunda medresenin isminin yer aldığı tabela bulunuyor. Sağdaki küçük olan tabelada artı olarak Sadr-ı Esbak ifadesi yer almaktadır. Medrese halen İstanbul Üniversitesine bağlı Türkiyat Enstitüsü olarak kullanılmaktadır. Medresenin Ordu caddesine bakan duvarının sol üst köşesindeki kuş evi dikkatimi çekti. Oldukça süslü, yanlarında birer minaresi ile medeniyetimizin incelikli yönleri hakkında önemli ip uçları veriyor. Medrese bitiminde bir yüzü Ordu caddesine bakan, tarihi hamam bulunmaktadır. Hamam, halen İstanbul Üniversitesi bünyesinde II. Bayezid Türk Hamam Kültürü Müzesi olarak  kullanılmaktadır. Müze 9.30-16.30 saatlerinde  gezilebiliyor. Ancak kapalıydı. Büyük ihtimal ile saatler sadece haftaiçi geçerli. Müzenin cadde kısmındaki prizma tabelada hamam ile ilgili şu bilgiler yer almaktadır: “Sultan II. Bayezid’in 16.yüzyılın ilk yarısında yaptırmış olduğu Bayezid Külliyesi’nin bir parçası olarak inşa edilmiştir. İstanbul’daki en büyük hamam olması nedeniyle Hamam-ı Kebir ve Patrona Halil İsyanının çıkış noktası olması ile de Patrona Hamamı olarak da bilinmektedir…Hamam İstanbul’da bugün ayakta kalabilmiş mimari bakımdan en gösterişli örneklerinden biridir. Bu durum bilhassa cadde  üzerindeki cephesi üzerinde belirgindir…”  

-BAYEZİD MEYDANI
-BAYEZİD KÜLLİYESİ
(CAMİİ, ÇEŞMESİ, TÜRBESİ)
-YAZMA ESERLER KÜTÜPHANESİ
-SAHAFLAR ÇARŞISI
-ARKEOLOJİ MÜZESİ

Tekrar geldiğim yönde geri dönüp vezneciler caddesinden meydana çıkmaya çalışıyorum. Biraz önce gördüğümüz Parkın içerisinde parka ismini veren şahsın küçük bir heykeli ve hayat hikayesi yer aldığı anıt bulunuyor. Nihayet polis amirliğinin önünden Bayezid Meydanına çıkıyoruz. Meydanda -bir türlü bitirilemeyen- çevre düzenlemesi devam ediyor. Bir tarafta İstanbul Üniversitesinin tarihi giriş kapısı, diğer yanda muhteşem Bayezid Cami. Cami ve meydan hakkında yazılıp çizilenler oldukça fazla olduğundan kısaca değinerek geçeceğiz. İstanbul Üniversitesinin tarihi kapısını gördüğümde bir zamanlar en üstteki tuğranın sökülmesi aklıma geliyor. İslam’dan ve milletin değerlerinden uzak tepeden, baskıcı suni zihniyetin zulmünün er geç bu topraklarda sona ereceğini bilmek, içimizi rahatlatıyor. Bayezid Camii de yakın zaman da restorasyonu büyük oranda biterek hizmet vermeye başladı. Cami de bir çok fotoğraf çektikten sonra Yazma Eserler Kütüphanesi ve Sahaflar Çarşısı yönüne çıkıyorum. Sahaflar çarşısının içerisinden kapalı çarşı yönünde diğer kapıdan çıkarak Bayezid caminin etrafını dolaşıyorum. Caminin tramvaya bakan tarafında türbe ve kabirler bulunuyor. Burada restorasyon devam ediyor. Camii duvarın da çeşme dikkati çekiyor. Kitabesinde Enbiya 30. ayetinden bir bölüm yer alıyor. (Ayrıntılı bilgi için İslam Ansiklopedisinin BEYAZIT II CAMİİ ve KÜLLİYESİ maddesine bakılabilir (E.T:18.4.2022) Ordu Caddesinde Aksaray yönüne doğru ilerlemeye devam ediyoruz. Bu kez sağımızda Hamam Kültürü Müzesi ve Arkeoloji Müzesi olduğu halde yürüyüşümüze devam ediyoruz. İstanbul Üniversitesi bünyesinde Rıdvan Çelikel Arkeoloji müzesi haftaiçi her gün ücretsiz ziyaret edilebiliyor.

LALELİ KÜLLİYESİ
(Cami, Çeşme, Çeşme (2’li), Sebil ve
Türbesi (Çeşme),

-ADİLŞAH KADIN ÇEŞMESİ
-LALELİ BABA MAKAM KABRİ VE ÇEŞMESİ
Laleli Sebili
Kitabesi;
1 Bismillahirrahmanirrahim Fe-iza mariztü fe-hüve yeşfin
2 Kul hüve lillezine amenü hüden ve şifaün ve yeşfi sudura kavmin mü’minin
3 Ve şifaün li-ma fi’s-sudur ve hüden ve rahmeten li’l-mü’minin
4 Fıhi şifaün li’n-nasi inne fi zalike le-ayeten li-kavmin yetefekkkerun
5 Ve münezzilü mine’l-Kur’ani ma hüve şifaün ve rahmetün li’l-mü’minin.
(Kaynak: https://kulturenvanteri.com/ E.T:18.4.2022)
“Bismillahirrahmanirrahim”
Şuara 80 41/Fussilet 44 9/Tevbe 14 17 / İsra 82

Âdilşah Kadın Çeşmesi
Yapılış Tarihi: H. 1219 / M. 1804-1805
Kitabesi;
Devletlü Beyhan Sultan ve Hadîce Sultan Hazretlerinin
vâlideleri merhûme Âdilşah Kadın Efendinin ruhu içün
Fâtiha
(Kaynak: https://kulturenvanteri.com/ E.T:18.4.2022)

Ordu Caddesinde aşağı doğru yürüyüşümüze devam ederken sağda Laleli Cami ihtişamıyla göze çarpıyor. Minarelerinin inceliği ile 18. yüzyıl dönemi olduğunu tahmin ediyoruz. Caminin altında cadde boyunca dükkanlar sıralanıyor. Caminin bu yöndeki giriş kapısı sokağın tam köşesinden yüksekçe bir kapıdan yapılıyor. Kapının her iki yanında birer çeşme yer alıyor. Sağdaki çeşmenin kitabesinde besmele yer alırken diğer çeşmenin kitabesinde ise …… yer alıyor. Kapı girişinin üzerinde tek satır 3 sütun kitabe yer alıyor. Başta Allah buyuruyor ki, sonda ise Allah doğru söyledi anlamında Sadakallahülazim ibaresi, ortada ise ayeti kerime geniş bir şekilde yer alıyor. Girişte bulunan prizma tabelada Laleli Cami hakkında şu bilgiler yer alıyor: “Adını yakınındaki Laleli Baba Türbesinden ya da Laleli Çeşmesinden almaktadır. III. Mustafa döneminde Koca Ragıb Paşa’nın sadrazamlığı sırasında 1760-1763 yılları arasında inşa edilmiştir. Bazı kaynaklarda sol minarenin yapıya altı yıl sonra eklendiği ifade edilmektedir… Avluya üç yönden merdivenle ulaşılır. Beşi son cemaat yerini örten toplam 18 kubbeli avlunun ortasında şadırvanı bulunur. İki yanda yer alan minarelerden güneybatıdaki, avlu duvarıyla bütünleşirken, diğeri yapıya sonradan eklenmiştir. Hünkâr mahfiline çıkan rampa da yapıya bu kritik noktada eklemlenir. Caminin avlusunu dolaşıyoruz. Külliyelerde olduğu gibi birçok yapı görüyoruz. Medrese, türbe, sebil, çeşmeler ve imaret gibi yapıların yanında İslam Ansiklopedisinin ilgi maddesinden mumhâne ve sonradan muvakkithâne de ilâve edilmiştir. Avlu içerisindeki yapılardan biri halen bir STK tarafından kullanılmakta olup, burada Kur’an-ı Kerim’i Doğru ve Güzel Okuma Tashih-i Huruf Kursu verildiğine dair tabelayı okuyoruz. Caminin bir diğer girişinde üç katlı gözüküyor. yüksekçe merdivenle birinci kata ulaşılıyor. Giriş kapısını üzerinde kelime-i tevhit yazısı, üzerinde 2 ayrı parçadan oluşan mermer sütun ve zemin yer alıyor. Bu tür bir cami girişine şu ana kadar rastlamadık. Çok estetik mi bilemiyorum? (Ayrıntılı bilgi için İslam Ansiklopedisinin LÂLELİ KÜLLİYESİ maddesine bakılabilir (E.T:14.4.2022) Cami avlusundan ordu caddesine doğru yokuş aşağı indiğinizde sağ tarafta Sultan III. Mustafa Han Türbesi yer alıyor. Dışarı caddeye çıktığımızda Caminin bir diğer giriş kapısı görüyoruz. Kapının üzerinde kitabesi yer alıyor. “Ey Mutmain olan nefis. Razı olmuş olarak Rabbine dön.” Girişin hemen solunda sebil ve türbenin caddeye taşmış kısmı yer alıyor. Sebil 5 parçadan oluşuyor. Her bir parça üzerinde tek sütun 2 satırlık kitabe yer alıyor. Dışarı caddeye çıkmışken türbenin yanındaki Laleli Baba Makam Kabri ve Çeşme tabelasını görüyoruz. İstanbul Hazireleri Projesi kapsamında hazırlanan tabelada “Laleli semtine ismini veren Laleli Baba XVIII. yüzyılda Osmanlı Padişahı III. Mustafa döneminde yaşamış velilerdendir. XX. yüzyılın ortalarında bu alanda Laleli Baba Kabri bulunmakta idi. Ordu caddesinin açılmasıyla kabir Kemalpaşa Haziresine taşınmıştır. Çeşme ise zamanla yok olmuştur.” Çeşme sembolik olarak -estetik olmayan bir şeklide- tekrar yapılmış. İstanbul’un imar planları gelişigüzel açılan geniş caddeler, yok edilen tarihi miras… Buna rağmen yine de çok sayıda eser kalmış olmasına buruk bir şekilde seviniyoruz. Tekrar kapıdan içeri giriyoruz Bu kez solumuzda bulunan türbe ve kabirlerin bulunduğu hazireye giriyoruz. Bu alanda III. Mustafa Han’a ait ongen planlı türbe ve bahçedeki üstü açık diğer kabirler yer alıyor. Türbenin girişinde yer alan Sultan III. Mustafa Han Türbesi panosundan şu bilgileri okuyoruz: “26. Osmanlı padişahıdır, III. Ahmed ile Mihrişah Emine Sultan’ın oğludur. Cihangir mahlasıyla şiirler yazmıştır. 17766 İstanbul depreminden sonra harap olan Fatih ve Eyüp te şehri yeniden imarında büyük rol oynamıştır. Türbede, Sultan III. Selim, Şehzade Mehmed, Fatma Sultan, Sultan III. Mustafa, Mihrimah Sultan, Mihrişah Sultan, Hibetullah Sultan ve Naime Sultan. ilk ve son hariç diğer medfunlar III. Mustafa’nın oğlu ve kızlarıdır. Türbe içerisinde birisi küçük -çocuk yaşta vefat- diğerleri normal dört sanduka bulunmaktadır. Türbe çinileri ile göz dolduruyor. Pencerelerin üzerinde türbeyi içten dolaşan bant şeklinde ayeti keri yer almış. Hazire bahçesinde kitabesi olmayan tek bir çeşme bulunuyor. Türbeden çıktığımızda camiye doğru hafif yokuş çıkarken türbe avlusunun penceresini ortalayarak her iki yanda birer çeşmesi pencerenin üst kısmında ortada kitabesi bulunan estetik bir çeşme yer alıyor. Araştırdığımızda bu çeşmenin
Hicri 1219 tarihinde (M.1804-1805) Âdilşah Kadın tarafından yaptırılan Adilşah Kadın Çeşmeleri olduğunu okuyoruz. Bu çeşme ile birlikte bugünkü gezimiz sona ermiş oluyor.

BAZI SOKAK İSİMLERİ

HANGİ MAHALLELERDEN GEÇTİK? -İSKENDERPAŞA, -KEMALPAŞA, -BALABANAĞA (12.21 – 16.10)

GEZİ GÜZERGAHI: İSKENDERPAŞA EK:-HORHOR ÇEŞMELERİ (3’LÜ), -HİNDİLER (HORHOR) TEKKESİ VE HAZİRESİ -İBB PARK, -ŞEHİTLER ANITI, -GUREBÂ HÜSEYİN AĞA CAMCILAR MESCİDİ (Kayıp Camiler), -MEHMET EMİN EFENDİ TEKKESİ, -HASAN PAŞA ÇEŞMESİ, -KETHÜDA HALİT EFENDİ ÇEŞMESİ, -HASODABAŞI HASANAĞA MEDRESESİ, -KIZIL MİNARE CAMİİ, -AKSARAY YERALTI ÇARŞISI, -YUSUF AĞA ÇEŞMESİ, -SEYYİD HASAN PAŞA ÇEŞMESİ (Restorasyon Bekliyor), -ULUBATLI HASAN KABRİ, -HORHOR ANTİKACILAR ÇARŞISI, HORHOR ACI ÇEŞME (2’Lİ), -İLAHİYAT FAKÜLTESİ, -ORUÇGAZİ PARKI, -ORUÇ GAZİ ORTAOKULU, -PERTEVNİYAL LİSESİ, -PERTEVNİYAL VALİDE SULTAN CAMİİ, HAZİRE, TÜRBE VE ÇEŞMELERİ KEMALPAŞA MAHALLESİ: -KEMAL PAŞA CAMİİ HAZİRESİ, -HASAN FEHMİ PAŞA TÜRBESİ, -LALELİ BABA KABRİ, -KEMAL PAŞA CAMİİ, -İBB NUMUNE PARKI, -HOŞKADEM CAMİİ, -ANKARAVİ MEHMET EFENDİ MEDRESESİ -KADI HÜSAMEDDİN ÇAMAŞIRCI HACI MUSTAFA EFENDİ 18 SEKBANLAR CAMİİ, -ONSEKİZ SEKBANLAR KABRİSTANI, -ÜRYANİ MEHMED DEDE TÜRBESİ, -TAŞHAN, -KALINTI KİLİSE, -KUYUCU MURADPAŞA TÜRBESİ, -ORD.PROF.DR. AHMED ZEKİ VELİDİ TOĞAN PARKI, -SEYYİD HASAN PAŞA MEDRESESİ,SEBİLİ, ÇEŞMESİ, -II. BAYEZİD TÜRK HAMAM KÜLTÜRÜ MÜZESİ, -BAYEZID MEYDANI, -BEYAZID KÜLLİYESİ (CAMİİ, ÇEŞMESİ, TÜRBESİ) -YAZMA ESERLER KÜTÜPHANESİ, -SAHAFLAR ÇARŞISI, -ARKEOLOJİ MÜZESİ, –LALELİ KÜLLİYESİ (Cami, avlu dışında Çeşme, Çeşme (2’li), Sebil ve Türbesi (Türbe içi Çeşme), -ADİLŞAH KADIN ÇEŞMESİ -LALELİ BABA MAKAM KABRİ VE ÇEŞMESİ

Seyyid Hasan Paşa Medresesi Kitabesi
1 Şehinşâh-ı sipihr-evreng Sultan-ı Sikender-fer
Cihan-dâr-ı muzaffer Hân Mahmûd-ı güzîn-ecdâd
2 O sultân-ı kerem-ver bende-perver maʻdelet-güster
Muvaffakdır umûrunda be-lutf-i Hayy-ı bî-endâd
3 Husûsâ kim değil mi hüsn ü tevfîk-i Hüdâvendî
Getirdi sadra bir böyle vezîr-i bâhirü’l-esʻâd
4 Cenâb-ı Hazret-i Seyyid Hasan Paşa-yı dânâ-dil
Hudâ hulk-ı hasenle zât-ı pâkin eylemiş îcâd
5 Zamân-ı adl ü dâd-ı devletinde ol kerem-kârın
Zemîn reşk-âver-i bağ-ı İrem halk-ı cihân dil-şâd
6 Husûsa râh-ı Hak’da sarf idüb nakdine himmet
Sebîl ü mekteb ü dârü’l-ulûm-ı nev edip bünyâd
7 Hulâsâ tayy edip tomâr-ı nazmı Niʻmetâ şimdi
Şürûʻ eyle duâ-yı bânî-i hayra odur muʻtâd
8 Dedim itmâmına tebrîk edip bu beyt-i garrâyı
Ki her mısrâı bir târih-i nev tarh u behîn-inşâd
9 “Sebîl-i sâf u dil-cû müzeyyen tarz ile mekteb”
“Mükemmel medrese yaptı Hasan Paşa mübârek bâd”
H. 1158 / M. 1745
1Soyu asil Sultan Mahmut, felek tahtlı
şahlar şahı, İskender kuvvetinde sultan,
cihanı tutan muzaffer padişahtır.
2 O cömert, hayırsever, adaletli padişah,
Allah’ın emsalsiz lutfuyla işlerinde muvaffaktır.
3 Hele Allah’ın o güzel yardımı sadarete böyle
böylesine saadeti apaçık bir veziri getirmiş değil mi?
4 O vezir, Allah’ın, tertemiz zatını güzel ahlâkla
yarattığı Seyit Hasan Paşa Hazretleri’dir.
5 İşi cömertlik olan o vezirin adaletle dolu sadaretinde
yeryüzü İrem Bağı’nı kıskanır, tüm insanlar mutludur.
6 Özellikle Allah yolunda para harcayıp yeni
bir sebil, mektep ve medrese yaptırdı.
7 Ey Nimet, şimdi şiir tomarını katla da âdet olduğu
üzere hayır sahibine duaya başla.
8 Tebrik ederek tamamlanmasına her mısraı
yeni düzenlenmiş, güzel düşürülmüş tarih
olan bu güzel beyti söyledim:
9 “Temiz ve gönül çekici sebil, süslü tarzıyla mektep;
Hasan Paşa mükemmel bir medrese yaptı, mübarek olsun.”
Kaynak: Fatih Belediyesi Kitabelerin Kitabı Fatih (E.T:14.4.2022)