ADIM ADIM TARİHİ YARIMADA: KADIRGA

21. DURAK 15 Mayıs 2022 Pazar KADIRGATayfun NASUHBEYOĞLU

Bugün geçen haftanın devamı olarak Sultan Ahmet Camiinin sahile doğru alt kısımlarını gezerek önemli bir parçayı daha tamamlamış olacağız. Aracımızı daha önce gördüğüm, Kadırga Parkının otoparkı olabileceğini düşünerek Vatan Caddesi – Gazi Mustafa Kemal Paşa Caddesi U dönüşü, Kumkapı – Kadırga tabelasını izleyerek, nihayet Kadırga Limanı Caddesi üzerinde sağ da kalan Kadırga parkına ulaşıyoruz. Ancak parkın etrafında Belediyeye ait otopark bulamadığımız gibi aracı park edecek yerde bulamadık. Üstelik pazar sabahı erken saatler olmasına rağmen. Mecburen parkın etrafını dolaşarak Nuri Osmaniye yönüne doğru yokuş yukarı aracı park etmek için yer aradık. Nihayet Pertevpaşa Sokağında bir yer bulabildik. Aracı park ettikten sonra ilk önce park tarafından başlayalım, sırayla gezelim diye aşağı doğru yöneldik. Ancak parkı görmeden önce bir çok yeri görmek nasip oldu. Bu bölgede 5 mahalleden yolumuz geçti. En ilgi çekici eser Sokullu Mehmet Paşa Camii ve Küçük Ayasofya Camii idi.

-ÇİFTE GELİNLER HAZİRESİ
-BOSTANCIBAŞI ALİ AĞA CAMİİ HAZİRESİ
-BOSTANİ ALİ CAMİİ

Aracı park etmeden önce Çifte Gelinler Caddesinde sol tarafımda hazire gördüm. Araçtan inmeden camı açarak fotoğrafladım. Araştırmalarımızda burasının caddeye de ismini veren Çifte Gelinler Haziresi olduğunu öğrendik. Hazire apartmanların arasında, caddeye bakan cephesi duvarla çevreli, duvarda üç küçük pencere ve iki pencere arasında 2 satırlık kısa bir kitabesi bulunuyor. Kitabe üzerinde 1229 tarihini okuyoruz. Cadde ve sokaklarda dolaşırken birçok kez geçtiğim bazı yerleri atlayarak yeri geldiğinde ele alacağım. Katip Sinan Sokağından aşağı Kadırga Limanı caddesine inerken sağ tarafımızda köşede tarihi bir sıbyan mektebi bulunmaktadır. Sola dönerek caddede ilerliyoruz. Hemen sağımda bir başka hazireye daha rastlıyoruz. Bostancıbaşı Ali Ağa Camii Haziresi. Hazire duvarla çevrelenmiş, ancak pencereleri sunta ile kapatılmış. Açıklık bulduğumuz yerden kabristanı fotoğraflıyoruz. Kabristan çok bakımlı gözükmüyor. Hazire ile aynı isimli cami dikkatimizi çekmediği için ve cadde üzerinden giriş kapısı ve minareyi de göremediğimiz için sadece hazireyi fotoğraflamakla yetiniyoruz (Bu camiyi inşallah özel  olarak fotoğraflayacağız). Cami olduğunu kesin olarak o anda bilmiş olsam kapısını da mutlaka -restorasyonda değilse- bulurduk. Bostani Ali Camiinin, tabelasında Bostancıbaşı Ali Ağa tarafından Hicri 966 tarihinde (M.1547) inşa edilmiş olduğunu okuyoruz. (NOT: 12.6.2022 pazar günü Bostani Ali veya diğer ismiyle Bostancıbaşı Ali Ağa Camii Haziresine tekrar geldim. Hazirenin pencerelerinde bulunan sunta kaldırılmıştı. Ayrıca göremediğimiz caminin vakıflar müdürlüğünce restore edildiğini, ara açıklıktan hem minareyi, hem de caminin restorasyondaki halini fotoğrafladık. Bölge müdürlüğünün restorasyon tabelasında “Bostan Ali Cami ve çevre düzenlemesi ile Marpuççular Cami minaresi restorasyon işi” yazısını okuyoruz).

Sokullu Mehmet Paşa Cami Avlu Girişi Kitabe
1 Hem-nâm-ı fahr-i âlem ya‘ni vezîr-i a‘zam
Kim bahtı la-yezâlî ikbali sermedîdir
2 Küffâr-ı hâksârın yıkıp kenîsesini
Bir ma‘bed eyledi kim şehrin ser-âmedidir
3 Beytü’l-ibâd oldu ol dâr-ı küfr ü zulmet
Hakkâ bu mu‘cizât-ı kübrâ-yı Ahmedî’dir
4 Târîhi fikr ederken bu fethe hâtif-i gayb
Dedi: “Bu câmi-i-dîn feth-i Muhammedî’dir”
H. 979 / M. 1571-72

1 Âlemin övüncü olan Hz. Peygamber’in
adaşı veziriazamın talihi yaver, ikbali daimidir.
2 Acziyet içindeki kâfirlerin kilisesini yıkıp
şehrin gözdesi bir mabet inşa etti.
3 O küfür evinin ibadet yeri olması doğrusu
Hz. Peygamber’in büyük mucizelerindendir.
4 Gaybın sesi bu açılışa tarih düşünürken
“Bu dinin camisi Hz. Muhammet yolunun
fethidir” dedi.

Kaynak: Fatih Belediyesi Kitabelerin Kitabı Fatih
-TAHSİNBEY SOKAĞI ÇEŞMESİ
-SOKULLU ŞEHİT MEHMET PAŞA CAMİİ KÜLLİYESİ
(-CAMİ, -ÇEŞME, TEKKE VE HAZİRE)

Kadırga Limanı Caddesinde Sultan Ahmet yönünde ilerliyoruz. Sol tarafımızda bulunan Şehit Çeşmesi Sokağına giriyoruz. Sokak oldukça dar, yokuş yukarı çıkıyoruz. Uzaktan camiye ait yapılar gözükmeye başlıyor. Caminin önüne geldiğimizde bir çok fotoğraf çekiyoruz. Ancak onlardan bahsetmeden önce caminin bu cepheden giriş kapısının tam karşısında bulunan Tahsinbey sokağındaki çeşmeye benzettiğimiz yapı dikkatimi çekiyor. Yanına kadar yaklaşıyoruz. Araştırmalarımızda buranın Tahsinbey Çeşmesi olduğunu öğreniyoruz. Çeşmenin, çeşmeye ait hiçbir unsuru bulunmuyor. Çeşmenin üzerinde binalar yer alıyor. Sözün özü bu çeşme için acil restorasyon gerekiyor. Artık bugünkü gezimizdeki en önemli cami ve külliyemiz olan Sokullu Mehmet Paşa Külliyesindeyiz. Şehit çeşmesinden yokuş yukarı çıkarken sağımızda Külliyenin köşesinde tek yapı iki çeşme dikkati çekiyor. Çeşmelerin çatı üst alınlıkları güzel görünüyor. Çeşmeler dönemin mimari yapısına uygun. Bu döneme ait çeşmelerde ayna kısmı bulunmamaktadır. Kitabesi ve musluğu bulunmayan çeşmenin restorasyona ihtiyacı bulunmaktadır. Camiye bu cepheden merdivenle çıkılarak avlusu çıkılıyor. Avlu giriş kapısının üzerinde 3 satır 3 sütundan oluşan kitabesi yer alıyor. Kitabeden anlaşıldığına göre caminin bulunduğu yerde kilise bulunuyormuş cami kilise yıkılıp yerine yapılmış. Avlu giriş kapısının hemen üzerinde iki katlı bina gözüküyor. Merdivenle yukarı çıkıyoruz. Avluda şadırvan, hazire bulunuyor. Avludaki kubbeler kapatılarak Kur’an Kursu yapılmış. Cami açıktı. Caminin iç süslemesi, renk uyumu, camiler içerisinde bu camiyi sayılı bir konuma yükseltmiş. Mihrap ve mihrabın kubbeye kadar olan kısmı çini kaplı. Yanlarda bulunan alt pencerelerin üst kısmı çini kaplama ve motiflerle süslenmiş. Üst pencerelerde ise çiniye işlenmiş hüsn-i hat yazıları yer alıyor. Çiniler üzerindeki motifler gerçekten çok güzel. Hülasa bu cami özellikle gidilip görülmeye değer camilerimizden. Cami Mimar Sinan’ın eseridir. Camiyi II. Selim’in kızı Esmahan Hatun Sultan tarafından eşi sadrazam Şehit Mehmet Paşa adına 1571 yılında yaptırılmıştır. Caminin en önemli özelliklerinden birisi gerek cami içerisinde gerek avluda hüsn-i hat yazılarının çokça yer alması. Caminin avlusunda bulunan hazirenin penceresi üzerinde “Sokullu Camii Tekke ve Haziresi” yazan fotoblok tabelada öğrendiğimize göre külliye, cami, medrese, tekke, dükkanlar ve çeşmelerden meydana gelmektedir. Sokullu Mehmet Paşa’nın vakfiyesinde caminin eşi İsmihan Sultan’a hediye olarak yaptırıldığı belirtilmektedir. Tekke daha geç vakitte yaptırılmıştır. 1925 yılına kadar Halvetiye tarikatı hizmet vermiştir. Hazirede Mehmed Paşa ile İsmihan Sultan’ın oğlu İbrahim’in neslinden gelenler medfundur. Haziredeki bazı zatlar Şeyh Osman Hulusi (1845) Şeyh Hattat İbrahim (h.1201) gibi bir çok zat medfundur. Avluda çok sayıda fotoğraf çekiyoruz. Avlunun kapatılan kubbeleri sınıf haline getirilmiş ve sınıflara önde gelen Kurraların isimleri verilmiş. Örneğin bir sınıfın ismi Reisü’l Kurra Abdurrahman Gürses Hocaefendi Sınıfı ((R 1325 -1415 / M 1909 – 1999). Bir başka sınıfa Gönenli Mehmet Öğütçü Hoca Efendinin ismi verilmiş. Caminin bir diğer avlu kapısında Fatih Belediyesi tarafından hazırlanan bilgilendirici tabeladan cami hakkında daha ayrıntılı bilgiler ediniyoruz: “Üç padişaha sadrazamlık yapmış Sırp asıllı Sokullu Mehmed Paşa adına yapılan iki camiden birisidir. Sultanahmed Camii ile Küçük Ayasofya cami arasındaki camii eğimli arazi üzerinde tek kubbeli ve tek minareli olarak inşa edilmiştir. Camideki ses ve aydınlatma sistemi, Mimar Sinan’ın diğer eserlerinde olduğu gibi kusursuzdur. Caminin mihrap, minber ve kubbe bölümlerinde Hacer’ül – Esved parçaları gömülü olması da eserin dikkat çeken en önemli özelliklerindendir.” (SOKULLU MEHMED PAŞA KÜLLİYESİ hakkında  ayrıntılı bilgi için  Diyanet İslam  ansiklopedisine bakılabilir)

Özbekler Tekkesi Kitabesi
Bina Girişi
1 Hazret-i Abdulhamîd Hân-ı adâlet-pîşenin
Ömr ile ikbâlini kılsın füzûn Rabb-i Mecîd
2 Mülk-perver öyle bir sultân-ı hayr-endîş kim
Sâyesinde gün-be-gün vîrâneler oldu cedîd
3 Cümleden taʻmîre pek muhtâc idi bu hânkâh
Etdi inşa himmetiyle oldu itmâma resîd
4 Bu imâretdir aceb Nakşî dedim târîhini
“Şâh-ı Nakşibend câyini kıldı bina Sultân Hamîd”
H. 1305 / M. 1887-88
1 Adaletli Abdülhamit Han Hazretleri’nin
Allah ömür vererek ikbalini artırsın.
2 Ülkesini seven öyle bir fikri güzel sultan ki
sayesinde günden güne viraneler yenilendi.
3 Bu hankah, tamire hepsinden muhtaç idi.
Himmetiyle inşa edip tamamlamaya muvaffak oldu.
4 Nakşî, imaretin tarihini “Sultan Hamid,
Nakşibendi şahının makamını yaptırdı” diye söyledim.

Kaynak: Fatih Belediyesi Kitabelerin Kitabı Fatih
(E.T:11.6.2022)

Özbekler Tekkesi Mescidi Kitabesi 
(Mescid giriş kapısı üzeri 5 satır)
Zînet-i efzâ-yı makâm-ı muʻallâ-yı Hilâfet-i İslâmiyye
ve erîke-pîrâ-yı saltanat-ı seniyye-i Osmâniye es-sultân
ibnü’s-sultân es-sultân, el-gâzi Abdülhamid Hân-ı
Sâni Hazretlerinin devr-i mesʻûd- hümâyunlarında
sâhibü’l-hayrât ve’l-hasenât Buhâra’da Hisar vilâyeti
vâlisi Estankıl Bigil Kuşbigi cânibinden hasbeten
limerdâtillâhi Teâlâ işbu mescid-i şerîf ve müştemilâtı
inşâ buyurulmuşdur.
Fî 1 Recebi’l-Mücerreb 1318 M. 25 Ekim 1900
Yüce halifelik makamının ve yüksek Osmanlı saltanatının
tahtının süsü sultanoğlu sultan Gazi İkinci Abdülhamit
Han Hazretleri’nin mutluluk veren devrinde hayır ve
hasenat sahibi Buhara’da Hisar şehrinin valisi Estankıl
Bigil Kuşbigi tarafından Allah’ın rızasını kazanmak için
bu mescid ve müştemilatı inşa olunmuştur.

Kaynak: Fatih Belediyesi Kitabelerin Kitabı Fatih
(E.T:12.6.2022)

Tevfik Bey Çeşmesi
Yapılış Tarihi: H. 1282 / M. 1874-1875
İnşa Kitabesi;
Hayr-ı halef ……. mazhar evlâd ……………
Bu hıdmet-i mebrûre ayn-ı Hakk eyleye aynı sevâb

Babası buğdaycı başı seyyid ibni Emîn kim
Gülzâr-ı firdevs-i berîn olmuş ana na’îm …

Rûh-ı şerfin her zaman akseddirmek üzere tâ ebed
Eyleyip bu çeşmeyi eyledi atşâna zehî âb

El-Hak peder hakkın Hudâ ol mîr ihsân-sîrete
Dünyâda îfâ eyledi ….. kıldı şevk ile kâm-yâb

Bir nev-zemîn târîhdir Vasfî gelip dedim bu an
Bu çeşme-i Tevfik’den akdı hemân âb ü nâb

Tamir Kitabesi;
Bosnavî, Akhisar kazasından (Bosna-Hersek devleti Bosna
şehri Travnik kazasından) babü’s-saade ağası merhum
Ahmed Ağa hayrât-ı münîfidir. / Mütevelliye Hadice Hanım
1308
(Kaynak: https://kulturenvanteri.com/ E.T:11.6.2022)

Üçler Hamamı Sokak Duvar Çeşmesi
Bu çeşme-i latîf merhûm Sultan Süleyman Han’ın
defter-i vakfında dokuz yüz seksen beş
tarihiyle bir kamış mâ-i lezîz ve Saray ağası
defterinde Sultan Ahmed-i evvel i‘tâ eylediği
bir kamış ma-i lezîz ve çeşme-i mezbûrun mâ-i
lezizde bir ağ olmağla faziletlü Sadr-ı Rûm
Efendi bin iki yüz on altı senesi Rebiülâhirin
dördüncü günü iki kamış evvelâ mâ-i lezîz i‘lâm
edip ve çeşme-i mezbûrun etrafında olan hâneleri
bin kırk beş senesi Hadîce Hanım Sultan binti
Hâciye Gevher Sultan ta‘mîr için vakf etmiştir.

Bu güzel çeşmeyi, merhum Sultan Süleyman Han’ın
vakıf defterinde dokuz yüz seksen beş tarihiyle bir
kamış tatlı su ve saray ağası defterinde Sultan
1. Ahmet’in lutfettiği bir kamış tatlı su ve söz konusu
çeşmenin tatlı suda bir ag olmakla faziletli Rumeli
Kazaskeri Efendi bin iki yüz altı senesi Rebiülahir
ayının dördüncü günü iki kamış tatlı su bildirip çeşmenin
etrafında olan evleri bin kırk beş senesinde Haciye
Gevher Sultan’ın kızı Hatice Hanım Sultan tamir için
vakfetmiştir.
Kaynak: Fatih Belediyesi Kitabelerin Kitabı Fatih
(E.T:12.6.2022)
-BUHARA ÖZBEKLER TEKKESİ VE MESCİDİ
-HELVACIBAŞI İSKENDERAĞA CAMİİ (Restore Ediliyor)
-TEVFİK BEY ÇEŞMESİ
-ÜÇLER HAMAMI SOKAK DUVAR ÇEŞMESİ
-KILIÇHANE (DIMIŞKİHANE)
-SULTAN AHMET MTAL
-YİRMİÜÇ NİSANPARKI

Sokullu Mehmet Paşa Caminin Şehit Mehmetpaşa Yokuşu Sokağına çıkan avlu kapısından, çıkış yapıyoruz. Tam karşımıza iki tarihi yapı arasında minaresi ile dikkati çeken 2006 – 2008 yılları arasında İBB tarafından restore edilen 3 katlı Buhara Özbekler Tekkesi ve Mescidi çıkıyor. Tekke halen bir vakıf tarafından İstanbul Tasarım Merkezi tabelasıyla hizmet veriyor. Tekkenin giriş kapısının üzerinde 4 satır, 2 sütun kitabe yer alıyor. Merakla içeri girdik. Burada çocuk ve gençlerimize dönük çeşitli atölye çalışmaları yapılıyor. (Kumaşa Ebru, Ebru, Minyatür, Resim, Karakalem, Fotoğraf, İslam Sanatında Geometrik Desenler Okulu, Tezhip, Hüsn-i Hat vs). Duvarlarda yapılan çalışmalar asılmış. Binanın bahçesi de mekana ferahlık katmış. Bahçe de tarihi duvar kalıntılarına rastlıyoruz. Bir üst kata hızlıca göz attık. İki bina arasında bulunan açıklıktan tam karşıda bulunan Sokullu Mehmet Paşa Caminin minaresini çekiyoruz. Mescidin kapısının üzerinde 5 satırlık kitabe bulunuyor. Kitabenin sol alt kısmında 1318 tarihi dikkati çekiyor. Mescid, küçük bir kubbesi, kubbenin etrafının ahşapla çevrelendiği güzel, küçücük bir mescid. Mescidde normal pencerenin üstünde yer alan dairesel pencere ve içerisindeki Süleyman mührü ile dikkati çekiyor. Mescidin penceresinden Sokullu Mehmet Paşa Caminin engelsiz fotoğrafını çekme imkanı buluyoruz. Binadan çıkarken güncel programların yer aldığı broşürlerden alıp, kısaca görevli arkadaşla konuşuyoruz. Çıkışta sola dönerek yokuş yukarı yola devam ediyoruz. Sokağın başına kadar sağ tarafımızda Sokullu Mehmet Paşa Cami yer alıyordu. Sokağın tam köşesinde restorasyonu devam eden Helvacıbaşı İskenderağa Camiini görüyoruz. Kırmızı tuğladan minaresi, yine kırmızı kiremitli çatısı ile Sokullu Camii ile güzel bir kombinasyon oluşturuyorlar. Cami hakkında araştırmamızı sonrasına bırakarak sokağın bitiminde sağa Su Terazisi sokağına dönüyoruz. Helvacıbaşı Camii Külliyenin bir parçası gibi gözüküyor. Bu kez yokuş aşağı inişimizi sürdürüyoruz. Sokağın köşesindeki Helvacıbaşı Camiini geçtikten sonra Külliyenin bir parçası olarak Kur’an Kursu yer alıyor. Sokağın sonuna az bir mesafe kalmasına rağmen inmeyerek Kurs kapısının karşısındaki sokaktan Üçler Hamamı Sokağından içeri giriyoruz. (Google Earth da gezdiğimiz yerleri tekrar dolaşırken suterazisi sokağının sonuna kadar inip sola Demirci Reşit Sokağına döndüğümüzde 20 metre ileri de sol da bir çeşmeye rastladık. Araştırmalarımızda çeşmenin isminin Tevfik Bey Çeşmesi olduğunu öğrendik. Çeşme Hicri 1282 (M 1874-75) yılında yapılmış. Yolumuz düşerse çeşmeyi fotoğraflayacağız inşaallah. İsmini gezi listesine unutmamak için yazıyorum.) (NOT: 12.6.2022 Pazar günü bu sözümü gerçekleştirdim. Tevfik Bey Çeşmesi Fatih Belediyesi tarafından restore edilmek üzere etrafı çevrelendiğinden dikkatimizi çekmemiş.)

Üçler Hamamı Sokağı kısa bir mesafeden sonra sola doğru dik bir yokuş ile devam ediyor. Dönüş yerinden başlamak üzere yokuş yukarı sağımızda yüksekçe kemerli, istinad duvarı gibi tarihi bir yapıyı, bu yapının üstünde ise büyük bir bina görüyoruz (Sonradan bu yapının Sultan Ahmet MTA Lisesi olduğunu öğreniyoruz). Sağımızda tarihi yapının kemerlerinden birisinin üzerinde kitabe dikkati çekiyor. Gezimiz esnasında bu kitabe dikkatimizi çekmemişti. Çünkü kemerin altına masa ve sandalyeler konmuştu. Fotoğrafta gözüken bu kitabeyi araştırdığımızda Üçler Hamamı Sokak Duvar Çeşmesi ismiyle karşılaştık. İsmi bu mu yoksa ismini bulamadıkları için mi böyle söyleniyor bilemiyoruz. Çeşmenin kitabesi 5 satırdan oluşuyor. Araştırmalarımızda kitabenin muhtemel tamir kitabesi olduğunu çeşmenin süreci ile ilgili bilgi verdiğini görüyoruz. Anladığım kadarıyla bu çeşme yapıya sonradan eklemlenmiş gibi H 985 M 1577-78 yıllarında aktif hale getirilmiş, sonrasında Hâciye Gevher Sultan’ın kızı Hadîce Hanım Sultan tarafından 1635-36 yıllarında tamir görmüş. Yokuş yukarı devam ediyoruz. Üçler Hamamı Sokağını kesen Şehit Mehmet Paşa Yokuşuna geçerek yokuş yukarı yürüyüşümüze devam ediyoruz. Kısa bir mesafeden sonra sokak keskin bir şekilde sola dönüyor. Dönüşün olduğu sağ köşede tarihte Kılıçhane olarak kullanılmış Sultan Ahmet MTA Lisesi girişi bulunuyor. Binanın girişinde prizma tabelada kılıçhane ile ilgili şu bilgileri okuyoruz: “Kılıçhane (Dımışkihane) Günümüzde okul binası olarak kullanılan bu yapının bulunduğu yerde Doğu Roma döneminde, 1054 yılında bir hastane inşa edilmiş; daha sonra bu mekan, demir işçiliği yapılan bir yere dönüştürülmüştü. Mekân, Konstantinopolis’in fethinin ardından 1454’te Fatih Sultan Mehmet’in vezirlerinden Gedik Ahmed Paşa tarafından kılıç üretim atölyesine dönüştürülüp “Kılıçhane” olarak anılmaya başlanılmıştır. I. Ahmet devrinden itibaren de yeniçeri kıyafetlerinin dikildiği bir tekstil atölyesine dönüştürülmüştür. Günümüzde okulun ön bahçesindeki havuza monte edilen mermer fıskiye çanakları ile girişteki mermer sütun ve revaklar hastane döneminden kalmıştır. III. Selim döneminde biraz canlandırılmış, varlğını 1868’e kadar devam ettirmiştir. Mithat Paşa’nın girişimi ile 4 Eyülül 1868’de Kılıçhane Binasında Sanayi Mektebi’nin açılması ile yaklaşık 800 yıllık bir geçmişe sahip olan Kılıçhane kapanmıştır. Kılıçhane’nin tarihi binasının bir bölümü 19. yy. ın sonunda Orman ve Maadin Nezareti Binasının yapılması sırasında yıkılmıştır. Geride kalan bölümleri ise günümüzde okul bahçesinin içindedir.”

Prizma tabelanın hemen yanında okulun tabelasında ise bir başka ayrıntıya yer verilmiş: “….Padişah III. Ahmet zamanında aynı bina içinde bir hastane yaptırılmıştır. Tasarımını Sultanahmet Camiinin ünlü mimarı Sedefkar Mehmet Ağa’nın yaptığı bina, XVII. yüzyılda inşa edilen tek hastane olması bakımından büyük önem taşır. .. Okulun ismi 1909’dan sonra “Mıntıka Sanat Mektebi” olarak değiştirilmiştir.”

Okulun kapısından geldiğim yöne geri dönüyorum. (Şehit Mehmet Paşa Yokuşu – Su Terazisi Sokak – Demirci Reşit Sokağı – Şehit Mehmet Paşa Sokağı – Kasap Osman Sokağı) Demirci Reşit Sokağı ikiye çatallaşıyor. Biz sağdan Şehit Mehmet Paşa Sokağına girerek ilerliyoruz. Sağlı sollu bir çok onarılmış şimdilerde çoğu hotel olarak kullanılan binalar dikkati çekiyor. Karşımızda kubbesinden tarihi hamam olduğunu tahmin ettiğimiz yapı gözüküyor. Hamamın olduğu caddeye daha sonra uğramak üzere soldaki Kasap Osman Sokağına dönüyoruz. Biraz ilerledikten sonra karşımıza açık bir alan çıkıyor. Küçük bir park ve hemen üzerinde hakim bir tepede yüksekte biraz önce tarihçesinden bahsettiğimiz Sultan Ahmet MTA Lisesi. Kasap Osman Sokağı ile Demirci Reşit Sokağının kesiştiği köşede yer alan park sur dibinde imiş gibi gözüküyor. Parkta çocuk oyun gurubu yer alıyor. İsmi 23 Nisan Parkı. 

-ÇARDAKLI HAMAM
(Restorasyon Bekliyor – Harabe)
-RÜSTEM PAŞA ÇEŞMESİ
RÜSTEM PAŞA ÇEŞMESİ
Yapılış Tarihi:H.957 / M. 1550 – 1551
Kitabesi;
Sâhibü’l-hayr-ı mükerrem menbaʽ-ı lutf u kerem
Âsaf-ı Sultân Süleymân Hazret-i Rüstem-alem

Fî-sebîlillâh yapıp bu çeşmeyi etdi sebîl
Hak nasib ede ona “Aynan tüsemmâ Selsebîl

Sâf-meşreb teşne-diller çeşmeyi kıldıkda seyr
Dediler tahsîn edip târîhini “zî ayn-ı hayr

(Kaynak: https://kulturenvanteri.com/ E.T:15.5.2022)

Tekrar Demirci Reşit Sokağından sahl yönüne Kaleci Sokağına çıkıyoruz. Kadırga yönünde ilerliyoruz. Birazdan yürüğümüz sokağın ismi Kadırga Limanı Caddesi olarak değişiyor. Biraz ilerlediğimizde az önce bahsettiğim tarihi Çardaklı Hamamı sol yanımızda tekrar görüyoruz. Hamamın ciddi bir restorasyona ihtiyacı bulunmaktadır. Hamamın bittiği yerde köşede yüzünü kadırga limanı caddesine dönmüş Rüstem Paşa Çeşmesi bizi karşılıyor. Çeşme Hicri 957 tarihinde inşa edilmiş (M. 1550). Çeşmenin 3 satır, 2 sütundan oluşan kitabesi bulunmaktadır. Ayna kısmındaki mermerin herhangi bir estetik görünümü yok. Yine de güzel uymuş. Çeşme yol seviyesinin altında kalmış ancak bu kez bir kaç basamak inerek çeşmeye ulaşıyorsunuz. Orijinalliğini bozmama adına mı, yoksa önceden de böyle miydi bilmiyorum. Çeşmeye doğru inerken yan duvarların üstüne çömlekleri dizmişler. Çeşmenin hemen yanında Çardaklı Hamamın bir diğer giriş kapısı, üzerinde mermere işlenmiş desenler, üzerinde ise 3 satırlık bir kitabe bulunuyor. Bu kapı ve kitabe sokaktan geçerken gözükmüyor bile. Yandaki hamama sıfır bina görüntüyü kapatmış. Hamamın etrafını açmak gerek. Çardaklı Hamamı Sultan II. Bayezid devrinde yaşayan Kapıağası Hüseyin Ağa tarafından Hicri 909 (1503-1504) tarihinde inşa edilmiş.  (ÇARDAKLI HAMAMI hakkında  ayrıntılı bilgi için  Diyanet İslam  ansiklopedisine bakılabilir)

KÜÇÜK AYASOFYA CAMİİ (K)
(-KESİKBAŞ HÜSEYİN AĞA TÜRBESİ
-ZAVİYE ŞEYHİ ŞEYH MUHAMMED KABRİ)
-KÜÇÜK AYASOFYA YEŞİL ALANLAR
-MEHMET EFENDİ ÇEŞMESİ
-PARK
Küçük Ayasofya Camii İnşa Kitabesi
Allah’a hamdolsun. O kimse ki hem dindar, hem de
Hz. Muhammed (selam ve salat ona olsun.) ümmetine
büyük bir hayr yaptıracak kadar himmet sahibidir.
Bu binayı yükselten ve sağlamlaştıran, padişah
katında söz sahibi, güçlü, dinin keskin kılıcı, Allah’ın
dinine yardım eden Hüseyin Bey’dir. İnşallah bu
gayretiyle Allah katında da seçkin kullar arasında
yer alacak. Bu eserin kiliseden camiye
dönüştürülmesine ve tamirine
H. 908 Cemaziyelevvel / M. 1502 senesinin
Kasım ayında başlanmış ve nihayet H. 911 Receb /
M. 1505 senesinin Aralık ayında tamamlanmıştır.

Kaynak: Fatih Belediyesi Kitabelerin Kitabı Fatih
(E.T:19.6.2022)

Rüstem Paşa Çeşmesinin hemen yanındaki Küçük Ayasofya Camii Sokağa giriyoruz. Bugünkü gezimizin en önemli yapılarından birisini daha göreceğiz. Cami uzaktan tek minaresi yüksek olmayan kubbesiyle dikkati çekiyor. Caminin etrafı açılmış, yeşil alan haline getirilmiş. Uzaktan bir kaç kare fotoğraf çektikten sonra cami avlu kapısın girişinde prizma tabeladan şu bilgileri okuyoruz: “Bizans İmparatoru I. Jüstinyen ve karısı Thedora tarafından 527 – 536 yılları arasında Aya Sergios ve Bachos Kilisesi adıyla yaptırılan kilisedir. 1497 yılında Sultan II. Beyazıt dönemi Topkapı Sarayı Darüssade ağası Hüseyin Ağa döneminde camiye çevrilmiştir. Yapının sekiz köşeli ana kubbesi bulunmaktadır. Kareye yakın bir dikdörtgen içinde yer alan bu sekizgenin kenarları bir kemer, bir yarım kubbe olarak sıralanmaktadır. Kilisede, fresko veya mozaik yoktur. Buna karşılık, pembe ve yeşil somaki sütunlar ve mermer levhalarla süslenmiştir. Cami bahçesinin güney kısmında; 24 odalı, geniş bahçeli ve ortasında  şadırvanı olan Hüseyin Ağa Medresesi yer almaktadır. Medrese Yesevi Vakfı  tarafından restore edilmiş ve Türk El Sanatlarının hizmetine verilmiştir. Yakınında  Kesikbaş Hüseyin Ağa türbesi yer alır. Yapı 1836 ve 1956 yıllarında iki onarım  görmüş, muhtelif kurşun ve sıvaları yenilenmiş, tek minaresi önemli ölçüde onarılmıştır.”  Caminin girişinde sağdaki tabelada ise kısaca bilgi verilmiş, Farklı olarak yapım tarihi ve Darüssade yerine Babussade yazımı yer almış. Fatih Belediyesinin hazırladığı girişte solda bulunan tabelada ise farklı olarak “I. Jüstiyen’in bir olay üzerine rüyasına giren azizler adına yaptırdığı, “Sergius ve Bacchus Kilisesi”, 1505 yılında camiye çevrilir, camiye çevrildiğinde Ayasofya’ya benzerliği nedeniyle Küçük Ayasofya ismi verilir. Camiye çevrildikten sonra yapı bir çok değişiklik geçirmiştir. Tüm iç süslemeler değiştirilmiş. Osmanlı mimari özelliğin göre bir çok pencere açılmış, bazı pencereler ise kapatılmıştır. Camiye en büyük zararı 1870 – 71 yılları arasında yapılan demiryolu vermiştir. Bu zararı en aza indirmek için 1877 yılında duvar örülmüştür.”

MEHMET EFENDİ ÇEŞMESİ
Yapılış Tarihi: H. 1118 / M. 1706 – 1707
Kitabesi;
Mecmaʽü’l-birr kerîmü’l-ahlâk
Menbaʽül-cûd amîmü’l-ihsân

Sâhibü’l-hayr o cemîlü’l-âsâr
Yaʽni hem nâm-ı Habîbü’r-Rahmân

Kıldı bu çeşme-i sâfı icrâ
Ecrini Hak vere enhâr-ı cinân

Teşne-leb Hamdî dedi târîhin
Çeşme-i mâ’-i hayât oldu revân

(Kaynak: https://kulturenvanteri.com/ E.T:15.5.2022)

Caminin avlu giriş kapısının üzerinde 3 satırlık bir kitabe yer alıyor. Kitabe hadisi şerifi ihtiva ediyor. “Allah’ın Nebisi dedi ki: …………………..” Cami avlusuna girişte solda hazire de yer alan büyük bir tabela dikkat çekiyor. Kesikbaş Hüseyin Ağa Türbesi. Tabeladan Hüseyin Ağa’nın kısa hayat  hikayesi ve türbenin mimari yapısı ile ilgili yazılanları okuyoruz: “Kesikbaş, Hüseyin Ağa, Sultan Bayezid devri Darüssade ağalarındandır. Küçük  Ayasofya Camisinin kiliseden camiye çevirmesi en önemli hizmetlerinden sayılır. İdam edilerek  hayatına son verildikten sonra Küçük Ayasofya Camii haziresinde bulunan türbesine defnedilmiştir. Hüseyin Ağa Türbesi, moloz taş ve  tuğladan inşa edilmiş sekizgen planlı ve üstü çatıyla örtülü, klasik üslupta gösterişsiz bir yapıdır. Türbenin bir cephesinde hacet pencere olarak düşünülen muntazam kesme iş kaplamalı bir kemer  bulunmaktadır. Türbeye girişin yapıldığı kapı mermer sövelerle geçmeli bir kemere sahiptir…. Türbenin içinde yan yana iki sanduka bulunmaktadır. Bunlardan biri Hüseyin Ağa’ya diğeri ise Halvetiyye tarikatının Şabaniye kolundan Şeyh Hacı Kamil Efendi’ye aittir.” Türbeyi uzaktan da olsa fotoğraflıyoruz. Cami giriş kapısının üzerindeki 3 satırlık kitabede, avlu giriş kapısının üzerindeki gibi hadisi şerif yer alıyor. Camiye girmeden önce avlu ve cami çevresinde fotoğraflamaya devam ediyoruz. Avluda tek katlı sonradan eklenen medrese halen 1993 senesinde kurulan Hoca Ahmed Yesevi Vakfının genel merkezi tarafından kullanılıyor. Caminin ana giriş kapısının üzerinde iki ayrı kitabe yer alıyor. Sağdaki küçük ebatlı olan 4 satırlık hadisi şerif yer alırken, sol taraftaki 5 satırlık kitabe ise inşaa kitabesidir. Hicri 908 senesinde başlayan tamir ve dönüştürme işlemi, Hicri 911 senesinde bitirilmiştir. Caminin iç kısmı oldukça etkileyici. Sütunlar ve sütunların kiriş kısımlarındaki ince işçilik dikkati çekiyor. Merkezi kubbe, yarım küçük kubbelerle desteklenmiş. Mihrabın üst kısmındaki yarım kubbede tevbe suresi 18. ayeti kerimesi yer almış. (“Allah’ın mescidlerini, yalnızca Allah’a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve Allah’tan başkasından korkmayanlar onarabilir. İşte, hidayete erenlerden oldukları umulanlar bunlardır.”) Mimari yapısı dışında kiliseye ait bir unsur kalmamış. En ilgi çekici ve diğer camilerden ayıran özelliği ise pencere önlerinde kitaplık ve oturmak için minderlerin bulunması. Bizde oturup biraz soluklandık. Cami, doğal ışığı almasından dolayı daha bir ferah. Vaaz kürsüsünün yanında, ahşap dolabın içerisindeki saati fotoğraflamadan geçemiyoruz. Yine kilise içlerinde bulunan kuyu ve helke veya su kabı bu camide de bulunuyor. Avluda biraz daha zaman geçirdikten sonra dışarı çıkıyoruz. Çıkışta Küçük Ayasofya Caddesi yönüne doğru geçiyoruz. Sağda yeşil alanların sonunda çıkmaz sokak olan Yabacı Sokağına kadar gidiyoruz. Daha ileri geçmiyoruz. Cami etrafı geniş bir şekilde açılmış, yeşillendirilmiş ve alana Küçük Ayasofya Yeşil Alanlar ismi verilmiş. Yeşil alanların farklı noktalarından cami oldukça bariz şekilde güzel kareler yakalayarak fotoğraflıyoruz. Küçük Ayasofya Caddeden geriye doğru dönüyoruz. Yeşil alanların etrafı motel, turistik eşya veya kafe bulunuyor. Karşımıza Mehmet Efendi Çeşmesi çıkıyor. Çeşme Küçük Ayasofya Camii Sokağının Cami kısmına yakın. Bu sokaktan girerken dikkatimizi çekmemişti. Çeşme iki binanın arasında yer alıyor. Kitabesi 4 satır, 2 sütundan oluşuyor. Tarih olarak Hicri 1118 tarihi not düşünmüş. Çeşmenin durumu iyi sayılır. Musluğu bulunmuyor. Birde Ayna kısmının elden geçmesi gerekir gibi. Caddenin bitiminden sonra yaya yolunda camiyi solumuza alarak ilerlemeye devam ediyoruz. Bazı yerlerde medresenin bir kısmı yol seviyenin altında kaldığı için alçak görünüyor. Çatısına çıkılmasın diye her zaman olduğu gibi en radikal çözüm üretilmiş. jiletli tel. Gördüğüm kadarıyla tarihi yarımada en olumsuz şeylerden birisi jiletli tel meselesi. Caminin etrafında küçük yeşil alanlar, diğer giriş kapısı bulunuyor. Sahil yoluna doğru ilerlediğimizde Küçük Ayasofya Caminin sıfır noktasında eski banliyö hattı bulunuyor. Hattın altından geçitten karşıya geçtiğimizde kendimizi Fransız Hapishanesinde buluyoruz.

-FRANSIZ HAPİSHANESİ
(İSTANBUL RÖLÖVE VE ANITLAR MÜDÜRLÜĞÜ)
-ŞEHSUVAR BEY CAMİİ
-ŞEHSUVAR BEY KABRİ

Fransız Hapishanesinin olduğu bina halen Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü binası olarak kullanılıyor. Tam karşısında restore edilmeyi bekleyen 3 katlı bir yapı daha bulunuyor. Alan oldukça geniş, etrafı surlarla çevrili. Google Earth dan baktığımız kadarıyla bina u şeklinde iç avlu etrafını çevrelemiş. Açık olan kısmı sahile bakıyor. Önü sur duvarıyla çevrili olarak tabi ki. Hapishanenin kemerli kapıdan çıktığımızda karşınıza sahil yolu ve Marmara denizi çıkıyor. Dışarı çıkmadan sırtımızı sahile dönüp baktığımızda Küçük Ayasofya Camii, uzaktan Sultan Ahmet Camii ve Kılıçhane (Sultan Ahmet MTA Lisesi) üçlü kompozisyonu güzel bir kare oluşturuyor. Kemerli kapıdan çıktığımızda solumuzda Prizma Tabelada Fransız Hapishanesi hakkında malumat verilmiş: “Osmanlı Devleti’nde 1535 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından Fransızlara verilen ve daha sonraki yüzyıllarda genişletilen imtiyazlarla Fransızların Osmanlı topraklarında kendi ülkesinin kanunlarını uygulamasına müsaade edilmiştir. Suç işleyen Fransızların mahkumiyetlerini geçirmeleri için Eminönü Kadırga semtinde 20 odası, yemek salonu, mutfağı, hamamı, banyosu ve mahkumların dolaşabilmesi amacıyla iç avlusu olan bir hapishane yaptırılmıştır. İnşaat tarihi tam olarak bilinmemekle beraber 1850 – 1900 yılları arasında inşa edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. 1914 yılında Osmanlı Devleti, kapitülasyonları kaldırdıktan sonra yabancılara ait bu tür binalarla beraber buraya da el koymuştur. El konulduktan sonra uzunca bir süre Valilik Ahırı olarak kullanılmıştır.” Dış cepheden surlar daha bariz gözüküyor. Sahilyolu Kennedy Caddesinde yenikapı yönünde ilerliyoruz. Biraz ilerledikten sonra sağımızda bulunan alt geçitten geçerek tekrar banliyönün diğer tarafına geçiyoruz. Alt geçidi geçer geçmez karşımıza güzel küçük bir cami çıkıyor. Mahalleye de ismini veren Şehsuvar Bey Camii, 1993 yılında yeniden yapılmış, etrafı açık. Kapalı olduğundan içerisini göremedik. Duvarları manzara, tarihi mekan resimleri yer alıyor. Kaldırım taşları boyalı güzel bir mekan. Caminin hemen yanında banliyö trenin resimlerle bezenmiş duvarına bitişik tek başına bir kabir Şehsüvar Bey Kabri dikkatimizi çekiyor. Kabir taşı yeni yapılmış. Üzerinde Türkiye Türkçesi ile Fatih’in Süvaribaşı Şeyh Süvari Bey yazısını okuyoruz. Kabrin yanında bulunan İstanbul Hazireleri tabelasında İstanbul’un fethine katılan (Ni’me’l Ceyş) Fatih Sultan Mehmed’in süvaribaşısı Şehsüvar Bey’in fetihten sonra yaptırdığı camii önünde medfun olduğu yazmaktadır.”

-KADIRGA ÖĞRENCİ YURDU
-KADIRGA İLKOKULU
-SULTAN SÜLEYMAN ÇEŞMESİ
(Kadırga Meydanı Sokak Çeşmesi / Seyyid Ahmed Çeşmesi)
-KADIRGA MTAL
-ÜSKÜPLÜ GAZİ YAHYA PAŞA SIBYAN MEKTEBİ
-RÜSTEM PAŞA SU TERAZİSİ
-MEHMET AĞA ÇEŞMESİ

Önce Işıl Sokak sonra sağa Cömertler Sokağında yürümeye devam ediyoruz. Sağımızda Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Kadırga Öğrenci Yurdunu ve Kadırga İlkokulu bulunuyor. Okulun giriş kapısı Kadırga Meydanı Sokaktan yapılıyor. Kadırga Meydanı Sokağına açılan sokaklardaki 2-3 katlı binalar renkli dış cepheleri ile güzel bir görüntü oluşturuyor. Sokağın Meslek Lisesi yanında bulunan, yüzünü Kadırga Parkına dönmüş çeşme dikkatimizi çekiyor. Araştırmalarımızda çeşmeye bir çok isim verildiğini gördük. Sultan Süleyman Çeşmesi, Kadırga Meydanı Sokak Çeşmesi, Seyyid Ahmet Çeşmesi gibi. Çeşme bütünlük itibariyle güzel görünüyor. Kitabesi bulunmayan çeşmenin, aynası, musluğu ve teknesi yerli yerinde. Çeşmenin hemen yanında Kadırga MTA Lisesi bulunuyor. Son iki haftadır cep telefonumun şarjını yanımda getiriyorum. Şarjı araçta unuttuğumdan eşim ve Zeynep Kadırga Parkında nefeslenirken ben bir çırpıda gidip şarj cihazına almak üzere ayrılıyorum. Bir çırpıda dedik ancak, aracı bulmam, bulduktan sonra yol üzerinde rastladığım eserleri fotoğraflamadan edemedim. Tabi ki doğal olarak geciktim. Eşim haklı olarak sitem etti. Ben parkta serin de oturmuş olmasından mülhem rahat hareket etmiştim ancak parkın ortamının, insan profilinin uygun olmaması tedirgin etmiş. Bunu da belirtmiş olalım. Kadırga Meydanı Sokağından, Kadırga Limanı Caddesine çıkarak Sultan Ahmet yönünde ilerliyorum. Hemen solumda birkaç saat önce de yan duvarını gördüğüm, Üsküplü Gazi Yahya Paşa Sıbyan Mektebinin önündeyim. Bina halen turistik ve antika eşyaların satıldığı, özel bir işletmeci kullanılıyor. Binanın duvarındaki tabeladan “Yahya Paşa’nın II: Bayezit döneminde yaşamış devlet adamı olduğunu, Bosna Beyi, 1481’de Rumeli Beylerbeyi , 1504’de Kubbe Veziri olduğunu, 1501’de Bayezit’in kızı Hüma Hatun ile evlendiğini ve 1506 yılında vefat ettiğini öğreniyoruz. İsmiyle anılan yapı1506 yılında yapılmıştır. Harap haldeki yapı Fatih Belediyesince restore edilmiştir. Yapı kesme taştan ve kare planlı olup, üzeri sekizgen kasnaklı, tromplu bir kubbe ile örtülüdür. Kenarlarda, altta dikdörtgen söveli, üstte yuvarlak kemerli ikişer penceresi bulunmaktadır.” Sarı pirinç semaverin bir başka modeli annemlerde de vardı. Kubbe motifi sade ancak güzel işlenmiş. İçeriye girip bir kaç fotoğraf çekmiştim ki kiracı uyarı yaptı. Burasının özel olduğunu vb şeyler söyledi. Ben de öylesine bakıp dışarı çıktım. Aracı ararken Katip Sinan Sokağında bulunan çeşme ve kısa kırmızı kiremitli su terazisi dikkati çekiyor. Araştırdığımızda çeşmenin isminin Mehmet Ağa Çeşmesi, su terazisinin isminin ise Rüstem Paşa Su Terazisi olduğunu öğreniyoruz. Çeşmenin kitabesi okunamayacak derecede tahrip olmuş, Musluğu bulunmayan çeşmeye küçük bir dokunuşla restorasyonu gerçekleştirilebilir.

-DİZDARİYE CAMİİ
-DİZDARİYE CAMİİ ÇEŞMESİ
-EMİN SİNAN CAMİİ
-OTEL
-TARİHİ BİNA?
-II. MAHMUD HAN ÇEŞMESİ
(EMİN SİNAN ÇEŞMESİ)
-EMİN SİNAN TÜRBESİ
DİZDARİYE ÇEŞMESİ
Yapılış Tarihi: H. 1332 / M. 1913-1914
Kitabesi;
“Vece’alnâ mine-lmâ-i kulle şey-in hayy”
(el-Enbiyâ / 30)

II. MAHMUD HAN ÇEŞMESİ (EMİN SİNAN ÇEŞMESİ)
Yapılış Tarihi: H.1235 / M.1819-20
Kitabesi;
Yâd edip Mahmûd Hânın kulzüm-i eltâfını
And içerler cûdına deryâlar etdikçe kasem
Mevce sanma duhter-i ihsânının bir aynını
Safha-i dehre sabâ zencîr edip eyler rakam
Kulzümü meyl etdirir her sûya cebr-i rûzgâr
Sû-be-sû cûş eyler isterse o deryâ-yı kerem
Şimdi âb-ı lûtfu meyl etdi bu semt irvâsına
Râh-ı Hakda bî-terâzu eyleyip sarf-ı direm
Böyle işrâb et atâşa İzzetâ târîhini
Çeşme-i vâlâ bînâ-yı şâh Mahmûdü’ş-şiyem

(Kaynak: https://kulturenvanteri.com/ E.T:15.5.2022)

Katip Sinan Sokağından yokuş yukarı çıkarak Dizdariye Çeşmesi Sokağına ulaşıyoruz. Sokakta biraz ilerlediğimizde sol tarafımızda Dizdariye Camii ve Dizdariye Cami Çeşmesi çıkıyor. Öğrendiğimize göre
“Dizdariye Camii, Mehmet Said Çelebi tarafından 1505 yılında yaptırılmıştır. Dizdariye Camii’nin kitabesinde yaptıran şahsın “Mehmet bin İbrahim es-Said el-Askeri” diye ismi yazılıdır. Bazı kayıtlarda bu isim “Dizdarizâde Mehmet Çelebi” şeklinde yer almıştır.” (Kaynak: https://www.istanbuldakicamiler.com/ E. T. 30.6.2022) Öncelikle Caminin etrafını geziyorum. tek kubbe üzerine, minaresi sonradan yapılmış gibi, son cemaat yeri sonradan eklenmiş. Cami Dizdariye yokuşu tarafında yol seviyesinin altında kalmaktadır. Aşağı avluya baktığımda tek kalmış bir kabir görüyorum. Namaz vakti yakın. Cami avlu giriş kapısının hemen yanında bahsettiğim caminin ismiyle anılan çeşme bulunmaktadır. Çeşmenin orijinalliğinden bir şey kalmamış. Caminin iç giriş kapısının üzerinde 3 satırlık bir kitabe yer almaktadır. Cami, ilk pencere hizasına kadar çini ile kaplanmış. Ana Kubbe süslemesi estetik olmayacak şekilde dairenin sekiz parçaya bölünmüş hali gibi, ara çizgiler çok fazla kalın olacak şekilde tasarım yapılmış. Camiden çıkıp aracımızı bıraktığımız yeri aramayı sürdürürken bu kez yolumuz Emin Sinan Camiine düştü. Caminin birbirine paralel her iki sokaktan da girişi bulunuyor. Minaresi bu açıdan daha net gözüküyor. Pertev Paşa Sokaktaki A kapısı kapalı olduğundan diğer kapıya yöneliyorum. Yokuş aşağı inerek ilk sağa Piyer Loti Caddesine dönüyorum. Yine sağımdaki ilk sokağa Gedik Paşa Akarcası Sokağın girerek bu kez yokuş yukarı çıkmaya hazırlanırken karşıda tam köşedeki hotel işçiliği ile göze çarpıyor. Hoteli fotoğraflarken hotel kapısının tam karşısında etrafı duvarla çevreli iki katlı binayı görerek rotamızı değiştiriyoruz. Girişi Dağhan Sokakta olan apartmanının ne olduğunu araştırmayı sonraya bırakarak tekrar, Emin Sinan Camiini görmek üzere Gedik Paşa Akarcası Sokağına giriyoruz. Yokuş yukarı çıkarken sağımda caminin hemen yanında daha önce benzerini gördüğüm II. Mahmud Han Çeşmesini görüyoruz. Çeşme, camiden mülhem Emin Sinan Çeşmesi olarak da biliniyor. Çeşme Hicri 1235 (M.1819-20) tarihinde yaptırılmış. Çeşme onarılmış güzel görünüyor. Çeşmenin üçgen şeklindeki çatısının altında iki tarafında kitabe, ortasında tuğranın yer almaktadır. Kitabeler 5 satırdan oluşuyor. Kitabenin altında yüksekçe, tekneye kadar uzanan mermer unsuru yer alıyor. bu arada çeşmenin musluğu bulunduğunu hatırlatayım. Cami ile çeşme arasındaki koridor bahçedeki hazireye götürüyor. Cami kapısının tam karşısında eski taş istinad duvarı gibi bir yapı bulunuyor. Nihayet Camiye giriyoruz. Pazar günü olduğundan bir iki kişi cemaat vardı. İç içe eklemeli cami sanki cami planlı değil de tekke gibi. Namazı kıldıktan sonra caminin kapısını kilitlediler. Dışarı çıktığımda caminin girişinde bulunan Emir Sinan Türbesini camdan görüyoruz. Türbe ile ilgili tabelada “15. yüzyılda doğup 16. yüzyılda vefat eden Emin Sinan Hazretleri (Fatih Sultan Mehmed  Han’ın  mutfak emini) bütün ömrünü hayır işlerine adamıştır. Caminin ve çeşmenin banisi Galata’daki kendisine ait daire ve depoların gelirini camiye vakfetmiştir. Harabeye dönen türbe onarılarak  bugünkü  haline getirilmiştir.”

-KADIRGA HAMAMI (Restore bekliyor)
-KADIRGA PARKI
-ESMA SULTAN ÇEŞMESİ VE NAMAZGAHI
ESMA SULTAN ÇEŞMESİ
Yapılış Tarihi: H.1193 / M.1779 – 1780
Kitabesi;
Dürretü’t-tâc-ı kerem duhter-i Sultân Ahmed
Menbaʽ-ı cûy-ı âtâ Hazret-i Esmâ Sultân
Yapdı bu çeşme-i dil-cûyu rızâenlillâh
Teşnegân-ı ümemi eyledi yekser reyyân
İki cânibde iki çeşme olup iki cenâh
Etdi kuş gibi bu hayr evc-i kabûle tayrân
Eyleyip cümle-i hayrâtını makbûl-i Hudâ
Katre-i âbı kadar ede sevâbın ihsân
Zevci merhûm vezîr-i aʽzam Muhsinzâde
Rûh-ı pâkin ede Hak nâil-i ecr ü gufrân
Dedi itmâmına Tevfîk-i duâ-gû târîh
Dil-güşâ kıldı bu nev çeşmeyi Esmâ Sultân
Güzîde binti Sultân Ahmed Esmâ nâm Sultânın
Müdâm efzûn edip ömrün kederden hıfz ede Mevlâ
Binâ edip bu dil-cû çeşme-sârı fîsebilillâh
Atâş-ı ümmeti âb-ı keremle eyledi irvâ
Hemân su yerine sîm ü zeri harc eyleyip her sû
Gümüş sûyu gibi bu mâ’-i sâfı eyledi icrâ
Gelen âbdest alıp çıksın musallâda duâ etsin
Ede ömrün füzûn Abdülhamîd Hânın heme Mevlâ
Edip vird-i zebânı zevci Muhsinzâde Pâşayı
Duâ-yı hayrdan anı ferâmuş etmedi aslâ
Dedi Tevfîk âbın nûş edip atşâna târîhin
Bu zîbâ çeşmeden iç besmeleyle âfiyet-bâdâ

(Kaynak: https://kulturenvanteri.com/ E.T:15.5.2022)

Emin Sinan Camii B kapısı girişinin olduğu Gedik Paşa Akarcası Sokaktan yokuş aşağı inerek, Piyer Loti Caddesine çıkıp, yine aşağı doğru devam ederek tek kubbeli Kadırga Hamamına ulaşıyoruz. Hamam, Piyer Loti Caddesi ile Kadırga Hamamı Sokağı köşesinde yer alıyor. Hamam restore edilmeyi bekliyor. Sonunda Kadırga Limanı Caddesine çıkarak Kadırga Parkına ulaşıyoruz. Eşim ve Zeynebi bularak park içerisinde fotoğraf çekiyoruz. Park büyük sayılabilecek genişlikte. İçerisinde büyük bir havuzu, çocuk oyun gurupları bulunuyor. Devasa çınar ağaçları güzel bir görünüm katıyor. Ancak yukarıda söylediğim gibi çok fazla ailecek nezih bir şekilde oturulabilecek bir park değil. Park etrafında okullar, polis amirliği, belediye kütüphanesi ile merkez olmuş. Parkı farklı kılan en önemli husus içerisinde yol seviyesinin biraz altında kalmış, Esma Sultan Çeşmesi ve Namazgahın bulunması. Çeşme Hicri 1193 senesinde inşa edilmiş. Çeşmenin etrafı korkulukla kapatılmış, üzeri jiletli telle çevrelenmiş durumda. Küp şeklindeki yapının 2 cephesinde çeşmeler bulunmaktadır. Bir cephesinde üste çatıya -namazgaha- çıkan bir merdiven, diğer cephesinde ise sadece üçlü yalak bulunmaktadır. Birbirine zıt cephelerde tekli birer çeşme, üzerinde birer 6 satır 2 sütun kitabe yer almaktadır. Ayrıca merdiven cephesinin bulunduğu köşelerdeki lavabo benzeri küçük çaplı çeşmeler dikkati çekiyor. Çeşmenin hemen yanında bulunan Prizma tabelada çeşme ve namazgah başlığı altında şu satırları okuyoruz: “III. Ahmet’in kızı Esma Sultan tarafından 1781 yılında Kadırga Meydanı’nda inşa ettirilen Esma Sultan Meydan Çeşmesi ve Namazgahı; dört cephede mermer tekneli çeşmelere sahiptir ve namazgaha yan cephedeki mermer merdivenden çıkılmaktadır. Tarihi çeşmenin kuzey cephesinde üç musluk, diğer 3 cephesinde ise birer musluk bulunmaktadır. Dikdörtgen prizma kütleli çeşmenin karşılıklı iki  cephesindeki, bu musluklar, S ve C kıvrımlı kemerlerle  süslenerek çeşmeye estetik bir görüntü kazandırılmıştır. Bezemeli niş köşeliklerinin üzerinde, dikdörtgen pano içinde altı beyitlik kitabe yer alır. Bu kitabe çeşmenin inşa tarihini vermektedir. Çeşmenin kuzey ve batı köşesinde ters çan biçiminde desteklerle oturtulmuş iki kurna, güney köşede ise üç bölmeli bir yalak yerleştirilmiştir. Çeşmenin kuzey cephesindeki merdivenle çıkılan namazgahın çeşmenin tavan kısmında yer alması İslam kültüründe temizliğin ibadetteki yerini göstermesi açısından ayrı bir öneme sahiptir.”

-KADIRGA KÜLTÜR SANAT MERKEZİ VE KADIRGA KÜTÜPHANESİ
-KADIRGA İLKOKULU
-ŞEHSUVARBEY MAHALLE MUHTARLIĞI
-AYNUL HAYAT HATUN MESCİDİ

Parkın karşısında (Kadırga Limanı Caddesi) çok sayıda yol boyunca kaldırımdan geçenleri zor da bırakacak şekilde uygunsuz masalar ve oyunlar oynanmaktadır. Ailelerin kaldırımdan yürümesi zorlaştırılmış adeta. Parkın etrafında Kadırga İlkokulu, belediyeye ait Kadırga Kültür Sanat Merkezi ve Kadırga Kütüphanesi bulunmaktadır. Parkın bu köşesinde, parkın içerisinde, küçük bir kafe de ve (Kadırga) Şehsuvarbey Mahalle Muhtarlığı bulunmaktadır. Kütüphanenin hemen yanında yeni restore edilmiş ve halen bir STK tarafından kullanılan üç katlı ahşap giydirmeli bir konak / yapı yer alıyor. Bu konağın hemen yanındaki bina ile arasındaki koridordan Aynül Hayat Çıkmazından içeri girerek aynı isimli Aynul Hayat Hatun Mescidine ulaşıyoruz. Mescid duvarında inşa tarihi olarak 17.yüzyıl gösterilmiş. 1992 yılında restore edilmiş olduğu yazıyordu. Dıştan mescide ait yazıları, belirtileri çıkarırsak, iki katlı küçük pencereli bir müstakil ev gibi. Mescid açıktı. Ahşap kaplamalı tavanı ile küçük şirin bir mescid. Mescidde eşim ve Zeynep namaz kıldıktan sonra geldiğimiz yoldan geri dönerek, tekrar kadırga parkına geldik. Birkaç fotoğraf daha çekerek aracımıza doğru harekete geçtik.

-ÇEŞME??
-OYUN PARKI
-SURP HOVHANNES ERMENİ KİLİSESİ

Kadırga Limanı Caddesinde kütüphaneyi solumuza alarak devam ediyoruz. Caddesini karşı tarafında sokağın köşesindeki bir kısmı yol seviyesinin altında kalmış, apartman altında, kemeri bulunan çeşmeye? benzettiğim yapı görerek tek başıma caddenin karşısına geçip fotoğraflıyorum. Çeşmenin? önü dükkanın malzemeleri ile kapatılmış. Sokak yokuş yukarı merdivenlerle devam ediyor. (Kadırga Limanı Caddesi ile Sarayiçi Sokak köşesi). Caddede Behram Çavuş Camiine kadar ilerliyoruz. Caminin olduğu sokaktan Kumluk Sokağından sahile doğru yürüyüşümüze devam ediyoruz. Sağımızda otopark olarak kullanılan alanda yıkık sur benzeri yapıları görüyoruz. Sol tarafımızda ise apartmanlar arasında kalan basket sahası ve çocuk oyun gurubunun bulunduğu isimsiz bir park görüyoruz. Parkın sokağa bakan kısmı dışarıya sokağa açılıyor. Korkulukların üstü bu kez iki sıra jiletli tel ile çevrilmiş. Zaten parkın kapısı var ve belli saatlerde kapatılıyor. Kumluk alt geçidinden geçerek sahile ulaşıyoruz. 15-20 dakika kadar sahilde kaldıktan sonra aynı yoldan geri göndük. (Geçen gezimizde Behram Çavuş Camii köşesindeki tarihi bir özelliği olmayan çeşmeyi fotoğraflamayı unutmuştuk. Fotoğraflayarak bir önceki gezi sayfasına ekledik). Gedikpaşa caddesinde solumuzda aya kiryoki kilisesi olduğu halde yokuş yukarı ilerledik. Solumuzda bulunan Paye Sokağa girmeyip bir sonraki sokak olan KAdırga Hamamı Sokağına girdik. Cadde boyunca çok sayıda onarılmış eski apartmanlar gördük. Yine sol tarafımızdaki sokağa girmeyerek bir sonraki sokak Neviye Sokağına girdik. Yokuş yukarı yürüyüşümüze devam ettik. Sol tarafımızda bulunan Surp Hovhannes Ermeni Kilisesine ulaşıyoruz. Sokağa açılan kapısı var ancak kapalı. Kilisenin hemen yanında kapısı açık daha önce otopark olarak kullanılan -daha sonra öğrendiğimize göre kiliseye ait boş bir otoparka- girdik. Kilisenin bu cephesinden de fotoğraf çektik. Kiliseden otoparka açılan küçük bir kapı gördük. Kapı açıktı biz de içeri girdik. İlgili kişilerden izin alarak kiliseyi gezmeye başladık. Normalde bu kapının ve sokağa açılan otopark kapısının kapalı olması gerekiyormuş. İçeride bulunan kişilere kilisenin ismini sorarak geçen haftalarda gördüğümüz kiliselerden ayırt etmeğe çalıştık. Bu kiliseyi ilk kez gördüğümüzü anladık. İlgililere teşekkür ettikten sonra hemen peşimizden gelerek kapıları kapattılar. Neviye Sokaktan yokuş yukarı çıkışsa devam ederek sağımızda kalan Cephaneci Sokaktan yokuş aşağı inerek caddeye çıkıyoruz. Yukarı da bahsettiğimiz otel solumuzda kalıyor bu kez. (Gedik Paşa Cad – Kadırga Hamamı Sokağı – Neviye Sokağı – Cephaneci Sokağı -… Silahtar Mektebi Sokağı… – Kara Baba Türbesi Sokağı)

-KARABABA TEKKESİ VE TÜRBESİ
-EMİR SİNAN MAHALLESİ MUHTARLIĞI
-SİLAHTAR MEHMET AĞA SIBYAN MEKTEBİ
(Harabe – Restore Bekliyor)
-DİZDARİYE ÇEŞMESİ
(Restore Bekliyor)

Aracımıza doğru ilerlerken kendimizi bir anda Tramvay hattında bulduk. Tramvay hattına Yeniçeriler Caddesine açılan Kara Baba Türbesi sokakta sokağa ismini veren Karababa Tekkesi ve Türbesini görüyoruz. Tekke yeni restore edilmiş. Tekke iki katlı. Sokağa açılan yeşile boyalı kapısının üzerinde ki türbeye buradan giriş yapılıyor- tuğralı 1317 tarihli kitabe bulunuyor. Kapının hemen yanında genişçe pencereden içerisinde bulunan tek bir sandukayı fotoğraflıyoruz. Pencerenin yanındaki tekkenin sokağa açılan diğer kapısının üzerinde ise, 1286 tarihli 2 satır, 2 sütun kitabe yer alıyor. Yürüyüşümüze devam ederken karşımıza Piyer Loti caddesi üzerinde bulunan Emir Sinan Mahalle Muhtarlığı çıkıyor. Silahtar Mektebi Sokağından aşağı doğru inerken harabe iki katlı bir yapı dikkatimizi çekiyor. Araştırmalarımızda bu yapının zamanında Silahtar Mehmet Ağa Sıbyan Mektebi olduğunu öğreniyoruz. Bugünkü tarihi yarıma gezimizde son durak Dizdariye Çeşmesi oldu. Çeşme Harabe mektebin tam karşısındaki Satır Sokağın köşesindeki binanın hemen yanında iki bina arasında bulunuyor. (Google Earth da şatir olarak geçiyor). Hicri 1332 senesinde yapılan çeşmenin ayna kısmının yarısından itibaren yol seviyesinin altında kalmış. Çeşmenin önünün açılarak yeniden orijinal haliyle restorasyona ihtiyacı bulunuyor. Çeşmenin tek satırlık kitabesinde enbiya suresi 30. ayeti kerimesinden bir bölüm yer alıyor. (“Vece’alnâ mine-lmâ-i kulle şey-in hayy”)

Gezimizin bugünkü durağını bitirerek eve dönüşe geçiyoruz.

EK: 12.6.2022 PAZAR
KADIRGA LİMANI CADDESİ ÇEŞMESİ

BAZI SOKAK İSİMLERİ:

HANGİ MAHALLELERDEN GEÇTİK? -EMİN SİNAN, -KÜÇÜK AYASOFYA, -ŞEHSUVAR BEY, -BİNBİRDİREK, -MİMAR HAYRETTİN (10.46 – 15.38)

GEZİ GÜZERGAHI: -ÇİFTE GELİNLER HAZİRESİ, -BOSTANCIBAŞI ALİ AĞA CAMİİ HAZİRESİ, -BOSTANİ ALİ CAMİİ (Restorasyonda), -TAHSİNBEY SOKAĞI ÇEŞMESİ, -SOKULLU ŞEHİT MEHMET PAŞA CAMİİ KÜLLİYESİ(-CAMİ, -ÇEŞME, TEKKE VE HAZİRE), -BUHARA ÖZBEKLER TEKKESİ VE MESCİDİ, -HELVACIBAŞI İSKENDERAĞA CAMİİ (Restore Ediliyor), -TEVFİK BEY ÇEŞMESİ (Restorasyonda), -ÜÇLER HAMAMI SOKAK DUVAR ÇEŞMESİ, -KILIÇHANE (DIMIŞKİHANE), SULTAN AHMET MTAL, -YİRMİÜÇ NİSANPARKI, -RÜSTEM PAŞA ÇEŞMESİ, -ÇARDAKLI HAMAM (Restorasyon Bekliyor – Harabe), -KÜÇÜK AYASOFYA CAMİİ (K) (-KESİKBAŞ HÜSEYİN AĞA TÜRBESİ,-ZAVİYE ŞEYHİ ŞEYH MUHAMMED KABRİ), -KÜÇÜK AYASOFYA YEŞİL ALANLAR, -MEHMET EFENDİ ÇEŞMESİ, -PARK, -FRANSIZ HAPİSHANESİ (İSTANBUL RÖLÖVE VE ANITLAR MÜDÜRLÜĞÜ), -ŞEHSUVAR BEY CAMİİ, -ŞEHSUVAR BEY KABRİ, -KADIRGA ÖĞRENCİ YURDU, -KADIRGA İLKOKULU, -SULTAN SÜLEYMAN ÇEŞMESİ (Kadırga Meydanı Sokak Çeşmesi / Seyyid Ahmed Çeşmesi), -KADIRGA MTAL, -ÜSKÜPLÜ GAZİ YAHYA PAŞA SIBYAN MEKTEBİ, -RÜSTEM PAŞA SU TERAZİSİ, -MEHMET AĞA ÇEŞMESİ, -DİZDARİYE CAMİİ, -DİZDARİYE CAMİİ ÇEŞMESİ, -EMİN SİNAN CAMİİ, -II. MAHMUD HAN ÇEŞMESİ (EMİN SİNAN ÇEŞMESİ), -EMİN SİNAN TÜRBESİ, -KADIRGA HAMAMI, -KADIRGA PARKI, -ESMA SULTAN ÇEŞMESİ VE NAMAZGAHI, -KADIRGA KÜLTÜR SANAT MERKEZİ VE KADIRGA KÜTÜPHANESİ, -KADIRGA İLKOKULU, -ŞEHSUVARBEY MAHALLE MUHTARLIĞI, -AYNUL HAYAT HATUN MESCİDİ, -ÇEŞME??, -OYUN PARKI, -SURP HOVHANNES ERMENİ KİLİSESİ, -KARABABA TEKKESİ VE TÜRBESİ, -EMİR SİNAN MAHALLESİ MUHTARLIĞI, -SİLAHTAR MEHMET AĞA SIBYAN MEKTEBİ (Harabe – Restore Bekliyor), -DİZDARİYE ÇEŞMESİ (Restore Bekliyor)
EK: 12.6.2022 PAZAR KADIRGA LİMANI CADDESİ ÇEŞMESİ