TAYFUN NASUHBEYOĞLU – ADIM ADIM TARİHİ YARIMADA: BEYAZIT –

25. Durak 24 Temmuz 2022 PazarBEYAZITTAYFUN NASUHBEYOĞLU
Bugün, dün vefat eden yazar / mütefekkir Rasim Özdenören
ikindi namazını müteakiben Eyüb Sultan Camiinde
kılınacak cenaze namazı sonrası Eyüp Sultan Mezarlığına
defnedilecek. Rabbim mekanını cennet eylesin.

Geçen haftaki gibi metro ile veznecilere ulaşıyoruz. Hedefimde Bayezit meydanından Yerebatan Sarnıcı arasında kalan özellikle tramvay boyunca olan kısmı bitirebilmek. Sabah erken çıksak ta metro ile ancak 10:30 gibi ulaşıyoruz. Öğlen namazına Eyüp Sultan Camiine yetişme niyeti ile gezimize başlıyoruz. Gezeceğimiz bölge geçen hafta ki gibi yoğun tarihi eserlerin ve yapıların yer aldığı bölge. Turizmin en yoğun olduğu yerler.

Yazma Eser Kütüphanesi Kitabesi
Kapı üstü
1Şehinşâh-ı devrân edip minneti Umûma kütübhâne yaptı nigû
2 Bu Abdülhamîd Hân’ın âsârıdır Felek etse lâyık buna ser-fürû
3 Dedi tâm târîh Sâib kulu “Açıldı Umumi Kütübhâne bu”

1 Zamanın şahlar şahı şükrederek halka güzel bir kütüphane yaptırdı.
2 Bu, Abdülhamit Han’ın eserlerindendir; felek, baş eğse yaraşır.
3 Saib kulu, “Açıldı Umumi Kütüphane bu” diye tam tarih söyledi.

Pencere üstü
1 Hazret-i Abdülhamîd Hân lutf edip Yaptı bir dârülkütüp gâyet güzel
2 Ol şehinşâh-ı ma’ârif-perverin Ömrün efzûn ede Hak izz ü cell
3 Çâkeri Sâib dedi târîh-i tâm “Bu kütüphâne-i umûmî bî-bedel”
H. 1301 / M. 1884-85
1 Sultan Abdülhamit Han Hazretleri lutf
edip gayet güzel bir kütüphane yaptırdı.
2 Allah, o bilgiyi seven şahlar şahının ömrünü uzun etsin.
3 Hizmetkârı Saib, “Bu, emsalsiz bir
umumi kütüphanedir” diye tam tarih dedi.
Kaynak: Fatih Belediyesi Kitabelerin Kitabı Fatih (E.T:10.9.2022)
-BEYAZIT DEVLET KÜTÜPHANESİ
-BEYAZIT  KÜTÜPHANESİ ÇEŞMESİ
-YAZMA ESER KÜTÜPHANESİ

Meydanı daha önce fotoğraflamıştık. Bitmek bilmeyen meydan düzenlemesinde sona yaklaşılmış gibi. Meydanın köşesinde 3 katlı Beyazıt Devlet Kütüphanesi, Kütüphanenin tabelasında 1884 tarihini okuyoruz. Kütüphane duvarındaki çeşme dikkat çekiyor. Giriş kapısının yanında restorasyonu yeni bitmiş gibi duran, hatta kitabe yerine henüz kitabesi yerleştirilmemiş güzel bir çeşme yer alıyor. Bayezid Kütüphanesi Çeşmesi.  (Ayrıntılı bilgi almak için İslam Ansiklopedisinin BEYAZIT DEVLET KÜTÜPHANESİ maddesine bakılabilir). Kütüphane binasına bitişik, tek katlı, yüksek kemerli pencereler ve kapısı olan Yazma Eserler Kütüphanesi yer alıyor. Pencere ve kapının üzerinde 3 satır, 2 sütun kitabe bulunuyor. Kitabenin üzerinde ve tam ortasında rozet içerisinde II. Abdülhamid Han’a ait tuğra yer alıyor. İki kitabe arasında ise “Kütüphâne-i Umûmî-i Osmânî” yazısı ve yazının altında 1300 tarihi okunuyor. (M. 1883-84). (3 nisan 2022 tarihinde 19.Durak olarak Kemalpaşa Laleli-1 gezimiz sırasında da Beyazıt Meydanına gelmiş ve Yazma Eserler Kütüphanesi önünden sahaflar çarşısının içerisinden geçerek geziye devam etmiştik.) Yazma Eserler Kütüphanesi Google Earth tan bakıldığında 17 kubbeli ortası avlu kısmı camekanla kapatılmış külliye formatında güzel bir yapı. Aslında Beyazıt Cami ve Külliyesine ait. Beyazıt Kervansarayı ve İmarethanesi kütüphane olarak kullanılmaya başlanmış. İçerisini görmekte nasip olur bir gün. Yazma Eserler Kurumu sitesinden kütüphanenin tarihçesi hakkında geniş bir malumat bulunmaktadır: “Beyazıt Kütüphanesi, Osmanlı Devleti’nin ilk resmi kütüphanesi olarak Sultan II. Abdülhamid döneminde kurulmuştur. Kütüphane-i Umumi-i Osmani, Kütüphane-i Maarif, Beyazıt Kütüphane-i Umumisi ve İstanbul Devlet Kütüphanesi isimleriyle de adlandırılan Beyazıt Kütüphanesi’nin kuruluş çalışmalarına 1297/1880 yılında başlanmış ve 27 Haziran 1884 tarihinde bir Cuma günü dualarla hizmete açılmıştır… (Ayrıntılı bilgi almak için http://www.beyazit.yek.gov.tr/ sitesine bakılabilir. E.T.:10.9.2022). Binanın ana giriş kapısı sahaflar çarşısına doğru. Resmi tabelada o kapı üzerinde yer alıyor.

-…..İŞHANI
-KAPALI ÇARŞI
-BEYAZIT MAHALLE MUHTARLIĞI

Beyazıt Devlet Kütüphanesinin önünden, sırtını Üniversite duvarına dayamış küçük sıralı dükkanların bulunduğu aralıktan geçerek, caddeye çıkıyoruz. Sağ tarafa Çadırcılar Caddesine giriyoruz. Çadırcılar Caddesi, sağlı sollu iki katlı tarihi dükkanlardan oluşuyor. Trafiğe kapalı. Sağ tarafımızdaki dükkanlar sırtını kütüphane bina ve avlusuna yaslamış. Pazar günü olmasına rağmen yine de dolu. Cadde boyunca sol yanımızda Kapalı Çarşının 12.kapısı Lütfullah Kapısı ve 11.kapısı Yorgancılar Kapısını görüyoruz. Çevrede Kapalı pazara giriş yapılan bir çok kapı var. Caddenin sonuna doğru Sahaflar Çarşısı çıkışında yer alan daha büyük kapısı olan 9. kapı Fesciler Kapısını görüyoruz. Bu kapı üzerinde yeşil zemin üzerine yazılı kitabe, Sami Efendi imzasını taşıyor, celî ta’lik olarak “el-kâsibu habîbullah” yazmaktadır. Kapalı çarşı pazar günleri kapalı. kapıların üzerinde kapı numarası, ismi, Grand Bazaar ve 1461 tarihi hepsinde ortak olarak bulunuyor. Sahaflar Çarşısı bitişiğinde köşede Bayezid Külliyesine ait kubbeli yapı Kur’an Kursu olarak kullanılıyor. Çadırcılar Caddesi sonunda sıra dükkanlar bittiği yerde alan bir anda genişliyor. Sol tarafta Kapalı Çarşısının ana kapılarından Beyazıt Kapısı bulunuyor. Caddede ilerlediğinizde son zamana kadar İETT otobüslerinin ilk durağı olan alana ulaşılıyor. Bu alan şimdi küçük bir meydan gibi olmuş. Araç yoğunluğu kalkmış. Çevre düzenlemesi yapılmış. Güzel olmuş. Ancak İBB’nin adım başı banka atm’si yerleştirmesi görüntüyü bozmuş. Meydanın köşesinde sırtını külliyeye dayamış konteynır içerisinde Beyazıt Mahalle Muhtarlığı bulunuyor. Muhtarlık aynı zamanda Fatura Ödeme Noktası olarak ta hizmet veriyor.

Çorlulu Ali Paşa Cami ve Medresesi
Medrese Giriş avlusu kitabesi

1 Destûr-ı kerem-perver sadr-ı nasfet-güster
Serdâr-ı zafer-yâver ya’ni ki Ali Paşa
2 Ol âsef-i deryâ-dil hayrâta olup mâ‘il
Koydu bu cihân içre nice eser-i vâlâ
3 Bu buk’a-i zîbâyı bünyâda kılıp himmet
İhlâsla sa’y etti yaptırdı güzel hakkâ
4 Hengâm-ı hitâmında bir kâmil-i rûşen-dil
Târîhi için görmüş bir vâkıa-i garrâ
5 İbn-i amm-i peygamber ya’ni Ali Hayder
Etmiş ola rü’yâda bu kavli ana inhâ
6 Kim gâyete yettikte bu medrese-i âli
Târîhini etsinler bu mısra ile inşâ
7 Zîra adedi anın bu sâle muvâfıktır
Vâkide güzel düştü yek-pâre vü müstesnâ
8 Güyâ ki kerâmettir Dürrî ana bu târîh
“Men allemenî harfen kad seyyeranî abdâ”
H. 1120 / M. 1708-09

1 Cömert ve insaflı sadrazam, muzaffer
komutan, derya gönüllü vezir Ali Paşa,
2 bu dünyada pek çok yüce hayır eseri yaptırdı.
3 Bu güzel büyük yapının inşasına himmet edip
ihlâsla gayret ederek gerçekten güzel bir eser
bina ettirdi.
4 Eser bittiğinde gönlü açık bir kâmil kimse
tarihi için parlak bir rüya görmüştü.
5 Hz. Peygamber’in amcasının oğlu olan
Hz. Ali Haydar, bu rüyada
6 “bu yüce medresenin yapımı sona erdiğinde
tarihini şu mısra ile yazsınlar” diye haber verdi.
7 Zira onun adedi bu yıla uygun düşmüştür.
Gerçekten tam ve müstesna bir şekilde denk geldi.
8 Ey Dürri, sanki “men allemenî harfen kad
seyyeranî abdâ” tarihi ona bir keramettir.
Kaynak: Fatih Belediyesi Kitabelerin
Kitabı Fatih (E.T:10.9.2022)
-HOCA PİRİ CAMİİ
-HÜSEYİN AĞA CAMİİ
-ÇORLULU ALİ PAŞA CAMİ VE MEDRESESİ

Çadırcılar Caddesi Tramvay Beyazıt Üniversite durağını sağımıza alarak Sultan Ahmet yönünde ilerliyoruz. Sol tarafımızda dükkanların arasında görünen minare dikkatimizi çekiyor. Dükkanların arasından girişi olan Hoca Piri Camiine giriyoruz. Bilemiyorum caminin önünü kapatan binalar ilk yapılırken mi sonradan mı yaptırılmış. Mümkün olsa caminin önü açılıverse. Çünkü boya badana işlerinden dolayı cami açıktı. Caminin avlusunun bir köşesinde mahzun kalmış bir mezar ve bir kaç tanede başka kabirlere ait başlıklar bulunuyor. Cami alt pencere hizasına kadar çinilerle kaplı. Caminin giriş kapısının üzerinde küçük boyuttaki maşallah yazısının altında Neml Suresi 40.ayetinden “Haza min fadli rabbi” (Bu Rabbimin fazlındandır) bölümü yer almış. Diğer camilerden farklı olduğu için buraya not olarak aldım. Camiden çıkıp arka sokaklara sipahi sokağa girdik. Biraz ilerledikten sonra sokak, kapalı pazarın 5.kapısı Çarşı Kapı ile sonlanıyor. Dolaştığımız yerler ticaretin yoğun olduğu bölgeler, Mercan, Tahtakale’dekiler gibi iş hanları bulunuyor. Çarşı Kapısının hemen sağında ancak yayaların yürüyebileceği darlıkta koridordan geçerek Çarşıkapı Caddesinin geniş bölümüne geçiyoruz. İleride sağdaki sokağa İskender Boğazı Sokağına, hemen sonrasında sola, Hüseyinağa Camii Sokağına giriyoruz. Sokak isminden bir camiye ulaşacağımızı tahmin ediyoruz. Pazar olduğundan dükkanların çoğu kapalı, sokaklar sakin. Biraz ilerledikten sonra sokak ikiye çatallaşıyor. Ortada kalan alanda Hüseyin Ağa Camiini görüyoruz. Çatalın sağında Hüseyinağa Sokağı devam ediyor. Çatalın solunda ise Kürkçüler Kapısı Sokağı yer alıyor. Cami kapalıydı. Cami giriş kapısının üzerinde Ebüssüade Hüseyin Ağa Camii yazıyordu. Kapının hemen sağında bulunan tabelada cami hakkında bilgi verilmiş. Caminin önünde şadırvan yer alıyor. Ayrıca 1993 yılında bir hayırsever vatandaşımız dümdüz mermerden 3 musluklu bir çeşme yaptırmış. Kürkçüler Kapısından ilerleyerek, İskender Boğazı Sokağı derken Yeniçeriler Caddesine -tramvay- çıkıyoruz. Sol tarafımızda Çorlulu Ali Paşa Cami ve Medresesi avlu giriş kapısı yer alıyor. Avlu kapısının üzerinde ismi altında 1119 tarihi not düşülmüş. Avluda çok sayıda kabrin yer aldığı hazire bulunuyor. Cami ve medresenin cadde üzerinden avluya iki giriş kapısı var. İkinci kapının üzerinde 4 satır, 4 sütunluk bir kitabe yer alıyor. Kitabenin sol altında bu kez 1120 tarihi not düşülmüş. İslam Ansiklopedisinde bu mekan Külliye olarak isimlendirilmiş. Cami, tekke, medrese (dârülhadis), kütüphane, hazîre ve meşrutalardan oluşan Külliye, eski Simkeşhâne binasının yerinde 1707-1709 yılları arasında Çorlulu Ali Paşa tarafından yaptırılmıştır. Çorlulu Ali Paşa, II. Mustafa’nın damadı ve III. Ahmed’in sadrazamlarındandır. (Ayrıntılı bilgi almak için İslam Ansiklopedisinin ÇORLULU ALİ PAŞA KÜLLİYESİ maddesine bakılabilir E.T.:10.9.2022). Külliyeye ait medrese ve tekke odaları / hücreleri bugün turistik hediyelik eşya satan dükkanlar ve nargile cafe türü yerler olarak hizmet vermektedir. Cami büyük bir kubbe, dört köşede yarım küçük kubbelidir. Cami içi sadedir. Caminin, 1766 depreminde ve daha fazlasıyla 1894 depreminde büyük zarar gördüğünü öğreniyoruz. 1961 ve 1965 yılları arasında Vakıflar Genel Müdürlüğünce onarılmıştır. Medrese kapısından tekrar Yeniçeriler Caddesine çıkıp Sultan Ahmet yönüne doğru yürüyüşümüze devam ediyoruz.

Sinanpaşa Sebili kitabesi
1 Zamân-ı devletinde Hân Murâd ol zıll-i Yezdânın
Sinân Paşa vezîr-i aʽzamı kıldı bu âsâri
2 İçip dil-teşneler dâim suyundan Selsebîlinin
Duâ edip diyeler “Rûhuna rahmet ide Bârî”
3 İçenler cânına sıhha be-kün bu âb-ı Kevserden
“Sakâhum Rabbühüm” fehvâsına eylerse ikrârı
4 Aceb resmeyledi Dâvud Ağa serdâr-ı miʽmârân
Musahhar oldu ona seng ü âhen kıldı bu kâri
5 Suyu fasl-ı şitâda muʽtedil âb-ı hâyât-âsâ
Temmuz eyyâmı gelse serd olur çün berf-i kûhsârî
6 Suna bânîsine sakkâ-yı mahşer âb-ı Kevser’den
Makâmı ola hem cennet-i Adnin bâğ ü gülzârı
7 Eğerçi çok sebîl olmuşdurur bünyâd her yerde
Bu tarz-ı bî-bedel hep cümlesinin oldu serdârı
8 Görüp itmâmını ol dem dedi târîhini hâtif
“Sinân Paşa sebîli eyledi Mevlâ için cârî”
H. 1002 / M. 1593-94
1Allah’ın yeryüzündeki gölgesi olan Sultan Murat’ın
devrinde veziri azamı Sinan Paşa bu eserleri yapdırdı.
2 Susayanlar her zaman Selsebilinin suyundan içip
dua ederek “Allah, ruhuna rahmet etsin” desinler.
3 Can afiyeti için bu Kevser suyundan içenler
“Rableri onlara içecek sunar” manasını söylerler.
4 Mimar başı Davut Ağa ne de güzel yapdı.
Taş ve demirin boyun eğeceği bir iş ortaya koydu.
5 Suyu, kış mevsiminde hayat suyu gibi mutedil;
Temmuz ayında ise dağdaki kar gibi serttir.
6 Mahşerin sakisi, yapdırana Kevser suyundan
sunsun. Makamı, Adn cenneti bahçeleri olsun.
7 Her ne kadar her yerde çok sebil yapdırılmış
olsa da bu emsalsiz çeşme hepsinin önüne geçti.
8 Gaybın sesi, tamamlandığını görüp o anda
tarihini söyledi: “Sinan Paşa, bu sebili Allah için akıttı.”
Kaynak: Fatih Belediyesi Kitabelerin
Kitabı Fatih (E.T:11.9.2022)
-SİNANPAŞA KÜLLİYESİ
(MEDRESE, SEBİL, TÜRBE VE HAZİRE)

Cadde üzeri karşılıklı çok sayıda külliye bulunuyor. Hatta bazıları yol geçmesi sebebiyle iki parçaya ayrılmış durumda. Sol tarafımda ana kapısı Yeniçeriler Caddesi bakan, Bileyciler Sokak ve Kürükçüler Sokağı üçgeninde yer alan Sinanpaşa Külliyesine ait sebil önüme çıkıyor. Medreseye ait Sebil, Türbe ve Hazire bulunuyor. Sebil tam köşede yer almış, Medresenin, Bileyciler Sokağına doğru kapalı olan iki ayrı kapısı daha bulunuyor. Sebile en yakın kapının üzerinde 2 satır, tek sütun kitabe yer alıyor. Avlu penceresine asılı fotoblok tabelada Türkçe, İngilizce ve Arapça Koca Sinan Paşa Medrese ve Türbesi başlıklı yazı yer alıyor. Diğer kapısının üzerinde kitabesi bulunmuyor. Kapının solunda bulunan tabelada üç dilde Sinan Paaş Medresesi yazılı. Tarih olarak 1594 not düşülmüş. Sinan Paşa Külliyesi, 1592-93 yıllarında, Koca Sinan Paşa tarafından Mimar Sinan’ın da öğrencisi olan saray mimarı Davud Ağa’ya yaptırılmıştır. Bu tarihi bina bir STK tarafından kullanılıyor. Web taramalarında Koca Sinan Paşa Medresesi veya Külliyesi olarak da isimlendiriliyor. Sebil, kitap satış noktası olarak hizmet veriyor. Sebilin cadde ve sokağa bakan dört yüzü bulunuyor. Her bir pencere üzerinde kitabesi bulunuyor. “Sebil sivri kemerli beş adet pencereye sahiptir. Mermer söveli, dikdörtgen pencerelerin üstü düz atkılıdır. Bunlar tunç lokma parmaklıklara sahiptir ve altta su vermeye yarayan 5 taş deliği bulunur. Sivri kemerlerin içi mermer şebekelidir. Geniş saçaklı çatısı piramidal ve kurşun ile örtülüdür.” Cadde üzerinde  bulunan avlu kapısının yanında Koca Sinan Paşa Türbesi yazılı bilgilendirme panosu bulunuyor. Tabelada Sinan Paşa ve türbenin mimarisi hakkında bilgi verilmiş: “Koca Sinan Paşa, Arnavut asıllı Ali adlı bir köylünün oğludur. Kesin olmamakla beraber 1520 yılında doğduğu tahmin edilmektedir. Sancakbeyliği ve Beylerbeyliği, sonrasında beş kere Sadrazamlık görevinde bulunmuştur. İstanbul başta olmak üzere Arabistan ve Balkanlarda pek çok medrese, cami, imaret, sebil darulkurra, han, hamam tesis etmiştir. 1596 yılında vefat etmiş, buradaki türbede medfundur. Türbe klasik Osmanlı mimarisinde, kesme taştan inşa edilmiş olup, on altı gen planlıdır. Sekiz penceresi vardır. Diğer sekiz pencere sağırdır (Yani sadece pencere kenar ve kemeri bulunuyor. Işık alacak pencere bölümü kapalı). İç mekanda her köşede mukarnas başlıklı sivri kemer şeklinde sonlanan pencere üstleri ile kubbe içinde kalemişi süslemeler görülmektedir. Türbenin içerisinde biri Sinan Paşaya ait olmak üzere üç sanduka bulunmaktadır. payeler yer almaktadır.” Sinan Paşa ve türbe mimarisi hakkında  yazılanları okuduktan sonra avlu kapısından içeri giriş yapıyoruz. Girişte solda Koca Sinan Paşa Türbesi yer alıyor. Türbe Kültür Turizm Bakanlığının sorumluluğunda. Türbe kapalıydı. İçerisini göremedik. Avluda çok sayıda kabir bulunuyor. Avlu kapısından giriş yatığınızda tam karşınızda tek kubbeli bir yapı sizi karşılar. Burası halen çeşitli sohbet ve seminerler için kullanılıyor. Kenarlara şark köşesi usulü divanlar yerleştirilmiş. Sohbeti verecek kişi için küçük bir masa ve koltuk konulmuş. STK tarafından yapılan faaliyetler ile ilgili Türkçe ve İngilizce afiş asılmış. Çeşitli sunumlar, Hadis dersleri, Hat atölyesi, tercüme faaliyetleri ve Dünya Dillerinde Risale-i Nur Dersleri. Tek kubbeli bu sohbet odasından çıkıldığında sol tarafımızda kubbeli dersliklerin geniş bir avluya açıldığı ana bölüme geçiliyor. Avlunun ortasında bir şadırvan yer alıyor. Derslikler önündeki revakların üzeri kubbelidir. Bu kısımlara masalar konulmuş, gelen ziyaretçiler çay içebiliyor. Ortamdaki sorumlu kişilerle konuşabiliyor. İlk izlenimim, biraz daha İslam’dan habersiz, yabancı turistlere daha fazla alaka göstererek, İslami tebliğde bulunabilmenin fırsatını yakalamak. Kubbeler kiremitle örülmüş, oldukça sade, hiçbir şekilde işleme bulunmuyor. Bizde bir bardak çay ikramını geri çevirmedik. Yanımda benim gibi ziyaretçi olan bir vatandaşımızla sohbet ederek çayımızı yudumladık. Külliyeden çıkıp yolumuza devam ediyoruz. sol yanımızda kalan Külliyenin hazire kısmının pencereleri oldukça yüksek ve estetik olarak tasarlanmış. Bir pencerenin üzerinde tek sıra kitabe yer almış. (Ayrıntılı bilgi almak için İslam Ansiklopedisinin KOCA SİNAN PAŞA KÜLLİYESİ maddesine bakılabilir E.T.:11.9.2022). 

-ATİKALİPAŞA KÜLLİYESİ
(-ATİKALİPAŞA CAMİİ ÇEŞMESİ,
-GAZİ ATİKALİPAŞA CAMİİ,
-HAZİRE)

-ÇEMBERLİTAŞ
ATİKALİPAŞA CAMİİ ÇEŞMESİ
Tamir Kitabesi
Fī-sebīliʾllāh bu āb-ı ṣāfdan nūş eyle kim
ʿAyn-ı tesnīm ü zülāl [u] menbaʿ-ı dil-cū gibi
Oldu cārī pāy-ı āb-āsā bu tārīḫ-i selīs
Ṭaṣ-ıla iç kevs̱eri cūd-ı ʿAlī’den ṣu gibi
H. 1168 ( M. 1754 - 1755 )
Kaynak: https://turkiyenintarihieserleri.com/ 
(E.T.:25.7.2022)




Bugün sol tarafta ilerliyoruz. Külliyeyi geçtikten sonra bir başka Külliyeye, Atik Ali Paşa Külliyesine ulaşıyoruz. Avlu kapısı üzerinde “Gazi Atikali Paşa Camii, II. Beyazıt dönemi devlet adamlarından Gazi Atik Ali Paşa tarafından 1496 yılında yaptırılmıştır” tabelasını okuyoruz. İçeri girmeden bir kaç adım ötemizde duvar çeşmesi görüyoruz. Cami ile aynı isimli Atikalipaşa Camii Çeşmesi. Bazı kaynaklarda “Hekimoğlu Ali Paşa Çeşmesi” olarak yer alıyor. Çeşme restore edilmiş. Ayna üzerinde 4 satırlık kitabesi yer alıyor. Kitabe mermer üzerine yazılmış, sanki sonradan ve de estetik olmayan bir şekilde yazılmış gibi. Kitabenin sol alt köşesinde 1168 tarihi yer alıyor (1754 – 1755). Çeşmeyi, iki yanını ve yukarısını tekne hizasından başlayıp, asıl çeşmeyi içeride bırakacak şekilde düzenlenmiş sütunlar çerçevelemektedir. Çeşme yapısı geniş olup, içerisinde ayna kısmı küçük kalmıştır. Teknesi sağlam olup, musluğu bulunmaktadır. Gazi Atik Ali Camii avlu kapısından giriş yapıyoruz. Cami avlusunda hazire yer alıyor. Tam musalla taşının bulunduğu yerdeki demir korkuluklu iki yüksek pencere ile çevrilmiş kabirler bulunuyor. Bu pencerelerin her birinin üzerinde 2 satır, 2 sütunluk kitabe bulunmaktadır. avluya açılan tek katlı bir yapının üzerinde Yusuf Ziya Demir Dershanesi yazmaktadır. Cami giriş kapısının solundaki tabelada cami hakkında bilgi verilmiş: “Sedefciler Camii” adıyla da anılır. an camii, II. Beyazıt dönemi devlet adamlarından Atik Ali Paşa tarafından 1496 yılında yaptırılmıştır. Yapı tamamen kesme küfeki taşındandır. Bursa ekolü ile klasik üslup arasında bir geçiş teşkil etmesi açısından önemlidir. Cami çeşitli yangın ve zelzeleler sebebiyle tamir görmüştür.” (Ayrıntılı bilgi almak için İslam Ansiklopedisinin ATİK ALİ PAŞA CAMİİ maddesine bakılabilir E.T.:11.9.2022).  Cami kapalıydı. Son cemaat yerinde bulunan kubbelerin iç kısımlarındaki güzel motifleri fotoğraflamakla yetindik. Caminin arka sokağa açılan kapısından dışarı çıktık. Avlu kapısından çıktığımızda cami avlu duvarına sırtını vermiş bir hayrat görüyoruz. Caminin etrafını dolaşarak Çemberlitaş’a geliyoruz. Çembelitaş aynı isimli tramvay durağının hemen yanında. Çevre düzenlemesi ile Nuri Osmaniye Cami arasında meydan oluşturulmuş. Gizemiyle romanlara konu olmuş Çemberlitaşı ve üzerindeki güvercinleri fotoğraflıyoruz. Taşın hemen yanında bulunan prizma tabeladan sütun hakkında yazılanları okuyoruz: “Çemberlitaş, M.S. 300 yıllarından İmparator I. Konstantin’in Roma’daki Apollon Tapınağından söktürerek getirtmiştir. Eskiden ismi Form Konstantin adı ile anılırmış. Uzunluğu 57 metre olan bu sütun, her biri 3 ton ağırlığında ve 3 metre çapında olan bileziklerle  birbirine bağlanmış toplam 8 adet sütunun bir kaide üzerine oturtulmasıyla oluşturulmuştur.  Sütun ilk yapıldığında üzerinde Apollon heykeli var iken, Konstantinoplis’e dikildiğinde bunun yerine Konstantin kendi heykelini sütunun üzerine  koydurmuştur. Sonra diğer  imparatorlardan Julianus ve  Theodosius’un heykelleri de  konulmuştur. 1081 de yıldırım çarpması sonucu heykeller yıkılmış, yerine haç  dikilmiştir. İstanbul’un fethinden sonra haç kaldırılmıştır. 1470 yılında Yavuz Sultan Selim Döneminde yenilenmiştir. Büyük bir yangın sonucu mermerleri zedelenmiş, Sultan II. Mustafa tarafından altına  duvarla takviye edilmiş, demir çemberlerle sardırarak sağlamlaştırmıştır. Bu  işlemden sonra adı Çemberlitaş olarak anılmıştır. Sütunun alt kısmında dehliz olduğu, Hz İsa’ya ait eşyaların olduğu rivayeti yapıya ayrı bir gizem katmıştır.”  

Vezir Hanı kitabesi
1070 tarihinde Sadrıesbak
merhum Köprülü Mehmed Paşa
ihyakerdesi olan bu binayı cesim
1312 senesinde zelzeleden harab
olmuş iken 1321 tarihinde
Odabaşı Mustafa Efendi marifetiyle
tecdiden tamir edilmiştir.
Kaynak: http://sinanculuk.blogspot.com/
(E.T.: 11.9.2022)

Tarihi Çemberlitaş Hamamı
Valide Sultan Hamamı
“Eğer cünüb iseniz bütün vucudunuzu yıkayın”
Maide suresi – 6. Ayetten bir bölüm

Bi-hamdillâh bugün Sultân Murad devr-i sâlisde
Bu hammâm-ı safâ-fer aceb cây-ı latîf oldu
Cihan durdukça eyler nâmını merhûmenin ihyâ
Havâsı hoş binâsı dil-keş önü nazîf oldu
Görüp itmâmını Sâ’î-i dâʽî dedi târîhin
“Yapıldı Vâlide Sultan Hammâmı şerîf oldu”
H. 992 / M. 1584-85

Allah’a hamdolsun ki Sultan 3. Murat devrinde
bu safa veren hamam ne de güzel bir yer oldu.
Dünya durdukça merhumenin adını yaşatır.
Havası hoş, binası güzel, önü temiz oldu.
Duacısı Sâî, tamamlandığını görünce tarihini
“Valide Sultan Hamamı yapıldı, pek güzel ve
temiz oldu” diye söyledi.


Kaynak: Fatih Belediyesi Kitabelerin
Kitabı Fatih (E.T:13.9.2022)
-VEZİR HANI
-FETİH GAZİLERİNDEN ALİ BABA
-ÇEMBERLİTAŞ HAMAMI
(VALİDE SULTAN HAMAMI)

Çemberlitaş’tan yüzünüzü Nuri Osmaniye Camiine döndüğünüzde sağ tarafta meydana bakan tarihi iş merkezini görüyoruz. (Vezirhan Caddesi) Araştırdığımda bu yapının 1070 tarihinde (1659/1660) Köprülü Mehmed Paşa tarafından yaptırılan Vezir Hanı olduğunu öğreniyoruz. Meydana bakan yüzde dükkan dahil 3 katlı kubbeli bir yapı. Hanın bitiminde tek katlı yüksekçe bir giriş kapısı bulunuyor. Kemerli kapı üzerinde oldukça yıpranmış, belli belirsiz yazılı 5 satırlık kitabe bulunuyor. Kitabenin altında da motif içerisinde yazısı yer alıyor. Tarihi kapının üzerindeki kablo kirliliği, kapısının sonradan sacdan olması kötü bir görüntü vermiş. Yapının restore edilmesi iyi olurdu. Araştırmalarımızda Vezir Hanı ile ilgili anekdotlara ulaşıyoruz. (Ayrıntılı bilgi almak için https://www.fikriyat.com/ adresi ziyaret edilebilir. E.T.:11.9.2022). Vezir Han köşesinden sağa Ali Baba Türbe Sokağına giriyoruz. Bu sokakta pazar olmasına rağmen bazı dükkanlar açıktı. Dükkan duvarlarına asılı, veya vitrinlerinde antika halı ve kilimler görüyoruz. Sağımda kalan vezir hanı bitmeye yakın, köşeye kadar uzayan etrafı korkulukla çevreli alan dikkatimizi çekiyor. Duvarda latinize Türkçe ile Fetih Gazilerinden Ali Baba 1953 yazılı bir tabela bulunuyor. Gözümüz etrafta kabir arıyor. Ancak kabir bulunmuyor. Ancak çevreli yerde aşağı bodruma doğru inen merdivenleri görüyoruz. Karanlık, ve ıssız olduğu için cesaret edip inemiyoruz. Daha fazla ilerlemeden geldiğim yolu takip ederek yine meydana çıktık. Vezir Hanını bu kez soluma alarak tramvay yönünde ilerliyoruz. Vezirhanı Caddesi başlangıcında Tarihi Çemberlitaş Hamamını görüyoruz. Hamama -zamanla yol seviyesinin altında kaldığı için- 3-5 basamak inerek giriş yapılıyor. Hamam kapısının üzerindeki kemerde en üstte içi boş dikdörtgen, altında 3 satır, 2 sütun bir kitabe yer alıyor. Kitabenin alt kısmında 992 tarihi yer alıyor. Merdivenlerin sağ yanındaki duvarda mermer bir tabelada latinize Türkçe olarak haham hakkında bilgi verilmiş. “Hamam, Valide Sultan Hamamı olarak ta biliniyor. Valide Sultan (Nurbanu) , Sultan II. Selim’in eşi, III. Murat’ın annesidir. 1584 yılında Mimar Sinan’ın planı üzerine inşa edilmiştir.” Hamam hala işlevsel. Araştırdıkça hamamın Divanyolu Caddesi cephesinin yol sebebi ile tıraşlandığını öğreniyoruz. Gerçekten de binayı cadde üzerinden fotoğraflarken ayrı bir yapı zannetmiştim. Tıraşlama işi, XIX. yüzyılın ikinci yarısında Sultan Abdülaziz’in isteğiyle Islâhât-ı Turuk Komisyonu’nun kararıyla yapılmış. Yapı da dikkatimi çeken ve fotoğraf karesine de yansıyan, kubbelerin üzerindeki kule benzeri estetik bir oluşum, aşağıdan bakıldığında ne olduğunu tam olarak anlayamıyorum, sanki kilise çanı gibi duruyor. Ancak araştırdığımızda yapının soyunma yeri kubbelerinin tepelerindeki aydınlık feneri olduğunu anlıyoruz. Evvelce her iki kubbede de mevcutmuş. Bugün yalnız kadınlar kısmındaki durmaktadır. Sekiz ince sütuna dayanan kemerlerin taşıdığı bir kubbecikle örtülü olan aydınlık feneri zarif biçimde bezenmiştir. Yapının etrafı oldukça fazla sayıda dükkanla kapatılmış. Eskiden berimi böyle idi Sonrasında mı bilmiyorum. (Ayrıntılı bilgi almak için İslam Ansiklopedisinin ÇEMBERLİTAŞ HAMAMI maddesine bakılabilir E.T.:13.9.2022).  

Valide Mektebi
Kitabesi
1 Bezm-i âlem Vâlide Sultân bünyâd eyledi
Mekteb-i ilm eyle yâ Rab her zamân bu mektebi
2 Bir kütüphâne binâ kıldı derûnunda nefîs
Eyledi Rüşdiyyeye âli-nişân bu mektebi
3 Verdi bak târîhe Zîver mısra’ ayn-ı bâb-ı fer
“Kıldı îcâd mâder-i şâh-ı cihân bu mektebi”
1266

1 Ey Rabbimiz, Bezmiâlem Valide Sultan’ın inşa
ettirdiği bu mektebi her zaman ilim mektebi eyle.
2 İçinde nefis bir kütüphane yaptırdı. Bu mektebi,
Rüştiye’nin güzel bir alameti yaptı.
3 Ziver, kudret kapısının iki kanadını bak tarihe verdi:
“Bu mektebi cihan şahı padişahın annesi inşa ettirdi.”

Kaynak: Fatih Belediyesi Kitabelerin
Kitabı Fatih (E.T:13.9.2022)
-BASIN MÜZESİ
-VALİDE MEKTEBİ (CAĞALOĞLU ANADOLU LİSESİ)
-MAHMUD II TÜRBESİ, SEBİLİ, ÇEŞMESİ ve HAZÎRESİ
(SULTAN II. MAHMUD, SULTAN ABDULAZİZ,
SULTAN II. ABDÜLHAMİD)
-…..ÇEŞMESİ (Cadde)

Vezirhan Caddesinin başlangıcından itibaren Yeniçeriler Caddesi ismi Sultan Ahmet yönüne doğru Divanyolu Caddesinin bitiş noktası başlıyor. Hamam’ın hemen yanında 3 katlı tarihi bir yapı Basın Müzesi yer alıyor. Basın Müzesi Türkiye Gazeteciler Cemiyeti uhdesinde. Müze hafta içi 10.00-17.00 arası ücretsiz ziyaret edilebilir. Bina, Maarif Nazırı Saffet Paşa tarafından 1865 yılında Neo-klasik tarzda inşa edilmiş olup, Maarif-i Umumiye Nezareti ve İstanbul Darülfünun hizmetlerinde kullanılmıştır. 1908’den 1983’e kadar Belediye Binasının bazı bölümleri yer almıştır. 1988 yılında müze olarak açılmıştır. Bu bilgiden sonra yolumuza devam edelim. Basın müzesi kaplı olduğu için gezemedik. Müzenin köşesinden sola dar bir sokak olan Türbedar Sokağa dönerek hafif bir yokuştan yukarı doğru çıkıyoruz. Solumuzda müze, sağ yanımızda ana girişi caddeden yapılan II. Abdulhamid Han’ında medfun olduğu türbe ve hazireler bulunuyor. Sokakta biraz ilerledikten sonra türbenin yanında iki katlı, tarihi taş yapı Valide Mektebi göze çarpıyor. Bu bina günümüzde Cağaloğlu Anadolu Lisesi olarak kullanılıyor. Sokağa açılan kapısının üzerinde ortasında tuğra bulunan, tuğranın sağ ve solunda ise 3 satır kitabesi bulunuyor. Tuğranın sağ alt köşesinde 1266 tarihini okuyoruz (1849/1850). Mekteb, Sultan Abdülmecid’in annesi Bezmiâlem Vâlide Sultan tarafından 21 Mart 1850 tarihinde Vâlide Mektebi adıyla açılmıştır. Sokakta sağımızda okul binası olduğu halde ilerliyoruz. Solumuzda Vezir Hanını tekrar görüyoruz. Hanın sokağa bakan cephesinde vitrinlerdeki halılar sergilenmiş. vitrinler büyük ihtimal sonradan taş binaya uyarlanmış. Solumuzda Vezir Hanı sona ermesine rağmen lise binası devam ediyor. Okulun aktif giriş kapısına kadar gidiyoruz. Tam o noktadan geri dönerek, bu kez solumuzda kalan Türbedar Sokağı, Divan yolu Caddesi ve Bab-ı Ali Caddesi arasında kalan ana girişi tramvay cephesinden olan, Türbeye geliyoruz. Türbeyi, I. Abdulmecit’in babasının vefatı üzerine inşa ettirir. Türbenin bulunduğu arsada II. Mahmud’un kız kardeşi Esma Sultan’a ait konak bulunmakta imiş. Türbe inşaatı 1840 yılında tamamlanmış. Türbeyi, girmeden önce farklı noktalardan, bazen caddenin karşısına geçerek fotoğraflıyoruz. Türbedar Sokağı köşesinde yer alan Türbe yapıların en dikkat çekici olanı. Türbe avlu girişinde bulunan tabelada, türbede üç padişahın, Sultan II. Mahmud, Sultan Abdülaziz ve Sultan II. Abdulhamid’in medfun olduğunu öğreniyoruz. Tabelada türbenin pazartesi günleri ziyarete kapalı olduğu notu düşülmüş. Avlusunda çok sayıda, farklı mimari ile yapılmış, çok sayıda zat medfun. Bir kısmı tanıdık. Çoğu dönemin devlet adamı, mütefekkir, şair gibi tanınmış kişiler. Avlu içerisinde dönemin mimarisini yansıtan bir duvar çeşmesi bulunuyor. Çeşmenin kitabesi bulunmuyor. Teknesi, musluğu yerinde. Avluda, yüzü caddeye bakan sebili de içerisine alan bina bulunuyor. Bina halen bir STK’nın İstanbul Şubesi olarak hizmet veriyor. Bazı türbelerin restorasyonu devam ediyor. Restorasyon afişinden Nev-i Fidan Kadın – II. Mahmud Türbesi başlığı altında türbenin mimarisi hakkında şu bilgileri okuyoruz: “Bir kompleks içerisinde yer alan türbe, Türk ampir üslubunun en önemli örneklerindendir. Türbe sekizgen planlı olup, kubbe ile örtülüdür. Türbenin üst duvarları ve kubbe, alçı kabartma armalarla süslüdür. Yapı, sekiz köşesinde yer alan askı kandil ve Birleşik Krallık Kraliçesi I. Victoria ve eşi Albet’in hediyesi olan avize ile aydınlanmaktadır. Ayrıca türbede III. Napolyon’un hediyesi olan ampir üslupta yaldızlı saatler yer almaktadır. Türbede padişahlarla birlikte Osmanlı hanedan ailesine mensup kişiler medfundur. Bu türbenin giriş holünün sol tarafında Sultan II. Mahmud Han’ın hanımı olan Nevfidan Kadın’ın türbesi yer almaktadır.”  Türbenin kubbesi ve duvarları alışık olmadığımız bir stilde yapılmış, Simetrik, irili ufaklı armalar bulunmaktadır. Çok mu güzel görünüyor. Kişiden kişiye değişir tabi ki. Pencerelerin üzerinde bulunan ayeti kerime türbeyi dört bir yanını kuşak misali sarmaktadır. Altın sarısı yaldızlı saat işçiliği ile dikkati çekiyor. Osmanlı Padişahları arasında adından en çok söz ettiren, başta “batıcılar” olmak üzere eleştiri sınırlarını dahi aşan bir üslupla yazılıp çizilen, 33 yıl ülkenin bütünlüğünü bir şekilde korumuş, padişahlıktan azledilmesi ile kısa sürede devletin batıcı hayalperestlerin elinde dağıldığı süreci de uzaktan gören II. Abdülhamid Han Sandukası. Türbenin üst kısmında biraz yüksekçe bir alanda yukarıda bahsettiğim STK tarafından kullanılan çay bahçesi bulunuyor. Çay bahçesinin ana cephesi Bab-ı Ali Caddesine bakıyor. Ancak o cepheden girişi bulunmuyor. Giriş türbe kapısından yapılıyor. Çay bahçesinde doğal olarak oturanlardan dolayı fotoğraf çekemedim. Beyazıt Divanyolu caddesinde Sultan Mahmud Türbesi avlu duvarı ortasında bu sebil bulunuyor. “Sebil, Rönesans ve Yunan sütunlarını andıran dört sütunu dört köşe basık bir kaide üstüne oturmaktadır. Bu sütunlar arasında 2,55 m yüksekliğinde ve 1,10 m genişliğinde beş pencere olup her birinin demir şebekelerinin alt kısımlarında taşlarla su vermek için dörder delik vardır. Şebekeler tamamıyla Ampir üslûbundadır. Bir yuvarlak ilk çağ mabedi görünümünde olan sebil, Ampir üslûbunda bütün Türk sanatı içinde belki de en bariz örneklerindendir. Sebil Abdülmecid tarafından babası II. Mahmud’un türbesi ile birlikte yaptırılmıştır. İstanbul Sebillerinde kaydedildiğine göre kitabesi şöyledir: “Cevher-i târihe su virdi Zîver feyz-i cûd” / “ Buldu kevser rûh-i Hân Mahmûd içün zibâ sebil” (1256) http://www.suvakfi.org.tr/ E.T:12.10.2022). Türbenin Divanyolu Caddesi ile Bab-ı Ali Caddesi köşesindeki stili ve üzerindeki küre ile çeşme dikkati çekiyor. İsmini araştırmama rağmen bulamadım. Bazı kaynaklarda Divanyolu Çeşmesi olarak anılıyor. Zaman zaman küre kırılmış, yerinden edilmiş. Musluk ve teknesi olmasa okul bahçelerindeki büst kaidelerine benzetmek içten değil. Yani sanat ve estetik yönü oldukça zayıf.

-KIZLARAĞASI MEHMED AĞA MEDRESESİ
-ALEMDAR MAHALLE MUHTARLIĞI
-TARİHİ OKUL (CAĞALOĞLU MTAL)
-SALİH EFENDİ KONAĞI
-MOLLA FENARİ CAMİİ / MESCİDİ (ÇATAL ÇEŞME )

Divanyolu Caddesinde biraz yürüdükten sonra araç trafiğine kapalı sağlı sollu kurulmuş kafe ve restoran masalarının arasından Hoca Rüstem Sokakta yürüyoruz. Sağımızda aşina olduğumuz Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi bulunuyor. Şube, tarihi Kızlarağası Mehmed Ağa Medresesinde hizmet veriyor. Kapı açıktı ancak zaman kısıtlılığı sebebiyle içeri girmeden devam ettik. Sokağa ismini veren Hoca Rüstem hayırsever bir Osmanlı tüccarı olarak Alemdar Mahallesinde Fazıl Paşa Sarayı civarında bir mescid yaptırmıştır. Medreseye sırtını vermiş olan küçük prefabrik bir yapıda Alemdar Mahalle Muhtarlığı hizmet vermekte. Muhtarlığın önünden geçen Çatalçeşme Sokaktan hafifçe yokuş aşağı iniyoruz. Sol tarafımızda 4 katlı tarihi binada Cağaloğlu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi binası yer alıyor. Sokakta daha fazla aşağı inmeden Lise binasının karşısında bulunan Bestekar Sokaktan tekrar Divanyolu Caddesine çıkıyoruz. Cadde üzerinde 1918 yılında açılan Türkiye’nin ilk Sağlık Müzesi’nin yer aldığı, Şair Nigar Hanım’ında kullandığı Salih Efendi Konağı bulunuyor. (Şair Nigar Hanım, 1875 yılında dönemin Tapu Kadastro Müdürü (Defter-i Hakani Senedat) Salih Efendi tarafından yaptırılan bu konakta Salih Efendinin gelini olarak kalmıştır. Gotik, barok, neo-klasik ve oryantalist mimari ve süsleme ögeleri eklektik bir yapıda kullanılan konak, önemli bir sivil mimari örneğidir.)  Konak, 1. Dünya Savaşı yıllarında Milli Müdafaa Cemiyeti tarafından kullanılmış ve birçok kuruma ev sahipliği yapmış olup, halen Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının İstanbul Bölge Müdürlüğü olarak kullanılmaktadır. 3 katlı tarihi konağı fotoğrafladıktan sonra tekrar ara sokaktan içeri girmek üzere sokağa girecekken arkamdan bir ses ismimle hitap etti. Önce yanlış duyduğumu zannederek ilerledim. Fakat aynı ses tekrar ismimle hitap edince geriye dönüp baktığımda çalıştığım kurumdaki özel güvenlik personeli kardeşimizi gördüm. 2 ay önce kurum değiştirip buraya gelmiş. Ayak üstü sohbetten sonra vedalaşarak tekrar Dr. Eminpaşa sokağına girdim. Sokak trafiğe kapalı, tarihi hamamın kenarında sola doğru kıvrılan oldukça dar sokakta ilerleyerek 4 sokağın kesiştiği geniş bir alana çıkıyoruz. Karşımda köşede Molla Fenari Camii diğer adıyla Çatal Çeşme Camiini görüyoruz. Cami Molla Fenari Sokak ile Çatalçeşme Sokağı kesişiminde köşede görünür bir şeklide yer alıyor. Caminin ön cephesinde -Molla Fenari Sokak- köşede küçük bir hazire yer alıyor. Hazirenin yanındaki avlu giriş kapısının sol tarafındaki tabelada “Molla Fenari (Çatal Çeşme) Mesidi” altında Fatih Belediyesince hazırlanan bilgilendirme panosunda ise Molla Fenari Camii olarak yer almış: “Cami, Fatih Sultan Mehmed (1451 – 1481) devri ulemasından Fenarizâde Yusuf Bali Efendi’nin adına oğlu veya ahfadı tarafından inşa ettirilmiştir. “Çataşçeşme Camii” olarak da bilinir. Cami, 19.yüzyılda devrin üslubuna uygun olarak tamamen yenilenmiştir ve bugünkü görünümünü almıştır. Duvarları kagir, çatısı ahşaptır. Duvarlarında eski yapının kesme taşları kullanılmıştır. Pencereleri dışarıya çıkıntılı taşlardan, yuvarlak kemerli olarak yapılmıştır. Mihrap ve minberi ahşaptan mamuldür ve oldukça sadedir. Camiye bitişik kesme taştan, armudi taş külahlı ilginç bir minaresi vardır. Minarenin geniş şerefesinin altı kalın konsollarla desteklenmiş ve demirden kıvrımlı korkulukla çevrilidir. Camiye son olarak 1960’lı yıllarda hayırsever bir kişi tarafından tadilat yaptırılmıştır.” Cami, her cephesinde orta yükseklikte pencereler yer aldığı, minaresi ağaçların arasından minaresinin üst kısmını görebildiğimiz güzel küçük bir cami. Caminin Çatalçeşme Sokağı cephesinin tam karşısında “İctihad Evi 1910 Idjtıhad 1904″ yazılı tabelayı görüyoruz. Burası yayınına 1904 yılında başlayan İctihad Dergisinin merkezi. Batıcı pozitivist bir çizgide yayın yapan Abdullah Cevdet tarafından kurulmuş ve Eylül 1904-Aralık 1932 tarihleri arasında toplam olarak 358 sayı çıkmıştır. (Ayrıntılı bilgi almak için İslam Ansiklopedisinin İCTİHAD maddesine bakılabilir E.T.:8.10.2022).

-ABBASAĞA ÇEŞMESİ
-LİSAN MEKTEBİ (CAĞALOĞLU
GELENEKSEL TÜRK SANATLARI MTAL)
-TARİHİ SULTANAHMET HAMAMI
-CEVRİ KALFA SIBYAN MEKTEBİ
-CEVRİ KALFA ÇEŞMESİ
-AYASOFYA SU TERAZİSİ
-MİLYON (MİLİON) TAŞI
-HACI BEŞİRAĞA ÇEŞMESİ
Abbas Ağa Çeşmesi
Yapılış Tarih: H.1297 / M.1879-1880
Kitabesi;
Hudâ mazhar ide tevfîkine dâ’im Hamîd Hân’ı
Esâs-ı mülküne endîşesi bânî-i sânîdir
Edip ez-cümle ihyâ çeşme-i Abbâs Ağa’yı
Şehinşâhın bu da bir niʽmet-i bî-imtinânıdır
Emîn-i şehri abd-i sâdıkı Mazhar Paşa kim
İmâr-ı hayra himmet mülke hizmet hâs şânıdır
Suyun bu resme tavsîf eylesin Tevfîk târîhin
Akan âb-ı revân sanma hayât-ı câvidânîdir
(Kaynak: https://kulturenvanteri.com/ E.T.:25.9.2022) 

Cevri Kalfa Mektebi Kitabesi
1Emr-i Hakdan sonra her kim hayrın eylerse murâd
Hazret-i Mahmûd Hâna bende-i fermân ola
2 İşte Cevri Usta’ya dehr eylemişken gadr ü hayf
Kim umardı rûhuna böyle eser bünyâd ola
3 Hiç eder mi hâk-i fâni cevher-i zâtın telef
Ol ki gencûr-i harîm-i hüsrev-i devrân ola
4 Vakfın ilhâk eyledi evkâfına Hâkân-ı dîn
Hak bu kim ihsân olursa böyle bî-pâyân ola
5 Can fedâ etmek yolunda maslahat mı bir kulun
Hayrı hâtır-yâd-ı sultân-ı kerîmü’ş-şân ola
6 Olmayıp zâyi‘ bu hayr-ı a‘zamın yek rîzesi
Her ruhâmı deng-i seng-i keffe-i mîzân ola
7 Kendi seyr-i bâğ-ı cennet eyledikçe mektebi
Âşiyân-ı bülbül-âsâ mecma‘-ı tıflân ola
8 Yazdı İzzet harf-i cevher-dâr ile târîhini
“Mektebiyle rûh-ı Cevri Usta’nın şâdân ola”
H. 1235 / M. 1819-20

1 Allah’ın emrinden sonra her kim iyiliğini isterse Sultan
Mahmut Han Hazretleri’nin fermanına bende olsun.
2 Zaman, Cevri Usta’ya kötülük etmiş ve acınacak hale
sokmuşken ruhuna böyle bir eser inşa edileceğini kim umardı?
3 Zamanın padişahının hareminin hazinedarı olan
kimsenin zatının cevherini fani toprak hiç telef eder mi?
4 İslam’ın padişahı, onun vakfını vakıfları içine kattı.
Allah biliyor ya, ihsan olursa işte böyle hadsiz olsun.
5 Bir kulun eseri, cömertlikle şöhret bulmuş padişahın
hatırında olsun, yolunda can feda etmek de iş midir?
6 Bu büyük hayır eserinin bir kırıntısı bile ziyan olmayıp her
mermer parçası ahiret terazisinin kefesinin taşına denk olsun.
7 Kendi cennet bahçesini seyrettikçe yaptırdığı okul,
bülbül yuvası gibi çocukların toplanma yeri olsun.
İzzet mücevher tarihini “Cevri Usta’nın ruhu mektebiyle şad olsun”
diye yazdı.
Kaynak: Fatih Belediyesi Kitabelerin Kitabı Fatih (E.T:8.10.2022)

Cevri Kalfa Çeşmesi
Yapılış Tarihi: H.1235 / M.1819 – 1820
Kitabesi;
Deryâ-yı şân u şevket Mahmûd Hân-ı ekrem
Mecrâ-yı âb-ı re’fet şâhenşeh-i mükerrem
Mânend-i âb-ı bârân cûdûn edince rîzân
Nehreyn-i lûtf ü ihsân her sûda buldu maksem
Cû-yı adâletinden mülk oldu hem-çü gülşen
Dünyâyı gülşen sükkânın etdi hürrem
Ez-cümle bendegânı bezl eyleyip cihânı
Her biri bî-müdânî yapdırdı hayr-ı aʽzem
Merhûme Usta hattâ etmişdi azm-i ukbâ
Kevserle nâsı irvâ eyler yine dem-â-dem
Divânyolunda cârî görse bu çeşme-sârı
Gülşende cûy-bârı ister mi görmek âdem
Gel bundan eyle izʽân can vermek oldu âsân
Mevtâya eyler ihsân zîrâ ki Şah-ı âlem
Târîhi ile İzzet atşânı kıldı daʽvet
Merhûme Ustanın iç rûhu için âb-ı Zemzem
(Kaynak: https://kulturenvanteri.com/ E.T.:25.9.2022)

Hacı Beşir Ağa Çeşmesi Kitabesi;
Yapılış Tarihi: H.1157 / M.1744-1745
Cenâb-ı âb-rûy-ı husrevân Sultân Mahmûdun
Cihân sîr-âb-ı feyz-i çeşme-sâr-ı lûtfudur hakkâ
Edip her gûşesinde âlemin sad gûne hayr îcâd
Cihânı kıldı âbâd ol hıdîvv-i maʽdelet-fermâ
Onun tesîridir kim işte bu âb-ı musaffâyı
Ağa-yı ekrem-i dârü’s-saâde eyledi icrâ
Zehî ağa-yı Bermek-meşreb ü Hâtem-tabiat kim
Onun şâdâb-ı feyz-i cûy-bâr-ı lûtfudur dünyâ
Revân oldukça yâ Rabb cûy-bâr-ı çeşme-i hurşîd
Ola sîr-âb-ı feyz-i devleti dünyâ vü mâ-fihâ
Hurûf-ı bî-nukatle Rahmiyâ târîhin işrâb et
Suvardı dehri hakkâ hayr-ı cârîyle Beşir Ağa
Ketebe kitabesinin okunuşu;
Ketebe el-hakir Beşir hafız hazreti şehriyari
(Kaynak: https://kulturenvanteri.com/ E.T.:8.10.2022)

Molla Fenari Caminin ön cephesinin tam karşısında köşede formu bozulmuş, mermer üzerinde kitabesi bulunan okul bahçe duvarında yer alan çeşmeyi görüyoruz. Çeşmenin 4 satır, 2 sütun kitabesi bulunuyor. Araştırmalarımızda çeşmenin isminin Abbas Ağa Çeşmesi olduğunu öğreniyoruz. Kitabenin sol alt köşesinde 1297 tarihi yer alıyor. Çeşme iki ayrı cepheden oluşmuş. Diğer cephesi Çatalçeşme sokak yönüne bakıyor. Ancak bu cephede çeşmeden geriye sadece mermeri kalmış. Her iki çeşmenin de aynası ve teknesi bulunmuyor. Çatalçeşme Sokak ve Molla Fenari Sokak kesişiminin bir köşesinde cami yer alırken diğer köşesinde çeşmelerinde yer aldığı tarihi Lisan Mektebi yer alıyor. Araştırdığımız kadarıyla Lisan Mektebi 26 Mart 1866’da verilen onayla 20 kadar öğrenci ile birlikte eğitim hayatına başlamıştır. Daha önce tercüme faaliyetleri Fener Rumları tarafından yapılırken bu tarihten sonra Müslümanlar yetiştirilerek bu görevi üstlenmeleri sağlanmıştır. Bina dönemin mimari özelliklerini yansıtan iki karlı güzel bir bina. Halen Cağaloğlu Geleneksel Türk Sanatları Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi olarak kullanılıyor. Binanın çatı kısmında tuğra ve Osmanlı arması bulunuyor. Okulun ana girişi Çatalçeşme Sokaktan yapılıyor. Bahçe giriş kapısının önündeki tabelada okulun tarihçesi hakkında bilgi verilmiş. Okul, 1874 yılında Bab-ı Ali hariciye katipleri için lisan mektebi olarak yapılmış, sonrasında sonrasında farklı alanlarda eğitim kurumları burayı kullanmıştır. Geldiğimiz sokaktan tekrar geçerek Dr. Eminpaşa Sokağında bulunan Tarihi Sultan Ahmet Hamamını fotoğrafladıktan sonra Divanyolu Caddesine çıktık. Bir bina geçtikten sonra solumuzda birçoğumuzun önünden geçtiği halen Türk Edebiyatı Vakfı tarafından kullanılan Cevri Kalfa Sıbyan Mektebini görüyoruz. Mekteb Giriş kapısının üzerinde rozetin sağ ve solunda kitabe yer alıyor. Her iki kitabe 4 satır ve 2 sütundan oluşuyor. Hızlıca içerisine giriş yapıp yine hızlıca çıkıyoruz. İç kısımda yer alan bilgilendirme panolarında Türk Edebiyat Vakfı ve Cevriye Kalfa Sıbyan Mektebi hakkında bilgi verilmiş. Edebiyat vakfı 1978 yılında kurulmuş. Kurucuları arasında bir çok tanınmış, siyasetçi ve edebiyatçı yer alıyor. Halen çeşitli branşlarda seminer, kurs ve atölyeler ile hizmete devam ediyor. İç kısımda yanyana dizilmiş 6 adet musluğu olan çeşmeyi görüyoruz. Çeşmenin 3 satır, ilk iki satırı tek sütun, son satırı 2 sütünluk kısa bir kitabesi de bulunuyor. Kitabenin alt satırının tam ortasında 1305 tarihi dikkati çekiyor. Kitabenin latinize edilmiş hali verilmiş. Kitabeden anladığımız kadarıyla burası abdest almak için yaptırılmış. Yani abdesthane. Cevri Kalfa Sıbyan Mektebi hakkında da şu bilgiler panoda paylaşılmış. Yazının ilk satırını buraya alıyorum: “Cevrî Kalfa Osmanlı tarihinde önemli yeri olan bir saray kadınıdır. 1808’de Şehzade Mahmud, kendisini öldürmeye gelenlerin elinden birkaç taraftarının gayretiyle kaçırılırken Cevrî Kalfa da merdivenden çıkmaya çalışan cellâtların gözlerine kül serpmek suretiyle şehzadenin kurtulmasına yardımcı olmuştur. II. Mahmud padişah olduktan sonra kendisine yardımcı olan bu kadına çok saygı göstermiş ve onu hazinedarbaşı yapmıştır. Şükranının bir ifadesi olarak da H 1235 / 1819 -20 arasında bu mektebi onun ruhu için yaptırmıştır…” tabelada yazanlar İslam Ansiklopedisinde yer aldığından yazılanların tamamını almıyorum. Şu ayrıntıyı belirtelim ki sıbyan mektebleri arasında hacim bakımından en büyüğüdür ve mimarisi, plan düzeni ve bilhassa cephesi bakımından Batı’dan gelen sanat akımlarının izlerini taşır. (Ayrıntılı bilgi almak için İslam Ansiklopedisinin CEVRÎ KALFA MEKTEBİ maddesine bakılabilir E.T.:8.10.2022). Binanın giriş katında pastane benzeri satış ve oturup bir şeyler yiyip içilebilecek masa ve sandalyeler bulunuyor. Cevri Kalfa Mektebinin caddeye bakan cephesinde aynı isimli Cevri Kalfa Çeşmesi yer alıyor. Çeşme oldukça estetik görünüyor. Giriş kapısının üzerinde olduğu gibi ortasında rozet ve her iki yanında 4 satır, 2 sütun kitabesi yer almaktadır. Kitabenin sol alt kısmında 1235 tarihi göze çarpıyor. Tarih kısmında bir mermer parçası her an düşecekmiş gibi durmaktadır. Çeşmenin musluğu bulunmamaktadır. Ayasofya yönüne doğru ilerliyoruz. Solda köşede boş bir arazi dikkati çekiyor. Arazinin köşesinde Ayasofya Su Terazisi yer alıyor. Su terazisini fotoğraflarken arkasında Ayasofya Camii ihtişamıyla karede yerini alıyor. Su terazisini Şeftali Sokaktan fotoğrafladık. Caddenin köşesine kadar gelmeden soldan Şeftali Sokağa girip, Alemdar Caddesine çıktık. Bu sebeple Bu su terazisinin bulunduğu yerde ki Milyon Taşı (Milion) ve Hacı Beşirağa Çeşmesini uzaktan fotoğraflayabildik. Fotoğrafları sonradan eklemek üzere taş ve çeşme hakkında bilgi verelim. Milyon Taşı, büyük ihtimalle Doğu Roma İmparatoru Konstantin tarafından 4. yüzyılda yaptırılmıştır. İstanbul’u merkeze alarak taşın bulunduğu konumu sıfır noktası olarak kabul etmiş ve diğer şehirlere uzaklığını buradan sıfır noktasından başlayarak tespit etmiştir. “Milyon taşı ilk yapıldığında dört yöne bakan bir kapı ve bu noktada kesişen yolların üzerine yükselen, dört sütun üzerine oturmuş bir kubbeden oluşmaktaydı. Tetrapylon mimari ismi ile anılan bu yapılar Roma kültürünün önemli öğelerinden biriydi. Milyon anıtının ve kubbesinin üzerinde birçok Bizans dönemine ait heykel ve kabartma bulunmaktaydı ve bu anıtın ihtişamını çok daha fazla arttırmaktaydı. Zamanla bu yapıdan sadece belli belirsiz bir taş sütun kalmıştır. Hacı Beşirağa Çeşmesi 1157 / 1744-45 tarihinde yaptırılmış. Çeşmenin, 6 satır, 2 sütundan oluşan kitabesi bulunuyor. Çeşmenin cephesi her gün binlerce insanın geçtiği oldukça kalabalık bir bölgede, caddenin tam sola aşağı Gülhane’ye doğru kıvrıldığı hakim bir köşede bulunuyor. Sırtınızı çeşmeye döndüğünüzde Ayasofya Camii, Sultan Ahmet Meydanının bir kısmı gözüküyor.

-YEREBATAN SARNICI
-TURŞUCUZADE KONAĞI ve SIBYAN MEKTEBİ (Yeni restore edilmiş)
-YEŞİL ALAN
-YEREBATAN ÜSKÜBİ İBRAHİM AĞA CAMİİ
-TAVŞAN AĞA SEBİLİ VE ÇEŞMESİ

Yukarıda Şeftali Sokaktan Alemdar Caddesine çıktığımızı ifade etmiştim. Bu caddenin bir ucu tramvay yoluna açılıyor. Yüzümüzü tramvay yönüne döndüğümüz de solumuzda restorasyonu biten Yerebatan Sarnıcı, sol tarafımızda ise Yerabatan Üskübi İbrahim Ağa Camii bulunuyor. Yerebatan sarnıcı son yıllarda restorasyonda idi. Bugünlerde yeni açıldığından önünde ciddi bir sıra vardı. Bu bölgede çok sayıda sarnıç bulunuyor. Muhtemel birbirleriyle de bağlantıları var. Yerebatan Sarnıcı çokça bilinen bir yer olduğu için sadece giriş kısmı önünde prizma tabelada yazılanlardan bir bölüm alacağız: “Yerebatan Sarnıcı, MS 542 yılında Doğu Roma İmparatoru I. Justinianus (527 – 565) tarafından Büyük Sarayın su ihtiyacını karşılamak üzere yaptırılmıştır. Suyun içinden yükselen mermer sütunların … ihtişamından dolayı halk arasında “Yerebatan Sarayı” olarak da anılmaktadır. Sarnıç 9800 metrekarelik bir alanı kapsayan dev bir yapıdır. Burada her biri 9 metre yüksekliğinde 336 sütun bulunmaktadır. Belirli aralıklarla dikilen bu sütunlar, her sırada 28 tane olmak üzere 12 sıra meydana getirmektedir. Sarnıcın kuzeybatı köşesindeki iki sütunun altında kaide olarak kullanılan iki Medusa başı Roma çağı heykeltıraşlık sanatının şaheser örneklerinden biridir…” Prizma tabelada sarnıç alanı 9800 m2 verilirken, Sarnıç girişindeki tabelada ise alan yaklaşık 1000 m2 olarak verilmiş. Alemdar Caddesi köşesinde zemin dahil 4 katlı bir bina halen Birleşmiş Kentler ve Yerel Yönetimler Orta Doğu ve Batı Asya Bölge Teşkilatı tabelası ile hizmet veriyor. Binanın hemen yanında yeni restore edilmiş, 3 katlı, ahşap kaplamalı Turşucuzade Konağı ve alt kısmındaki Sıbyan Mektebi dikkati çekiyor. Konağın yanında camiye kadar yeşil alan oluşturulmuş. Yerebatan Üskübi İbrahim Ağa Camiine tekrar geliyoruz. Cami avlu girişinde sağda yer alan tabeladan caminin “1465 senesinde Fatih Sultan Mehmet Han’ın şatırbaşısı Mehmet Ağa tarafından yaptırıldığını öğreniyoruz. 1491 yılında Üskübi Hacı İbrahim Ağa tarafından da tecdid edilmiştir. Bu sebeple Üskübi İbrahim Ağa, Üskübi, ve Üskübiyye adlarıyla da bilinir. 1735 te Şekercizade Mehmed Bey tarafından tekrar yenilenmiştir. 1953’te ise tamir görmüştür. Caminin duvarları kagir ve çatısı ahşaptır. Tek şerefeli, kalın gövdeli bir minaresi vardır. Caminin yanındaki sebil Dilsiz Tavşan Ağa tarafından inşa ettirilmiştir. Bani Mehmed Ağa caminin yanında medfundur.” Cami girişinde solda Tavşan Ağa Sebiline yaslanmış ayaklı lavabo türü bir çeşme bulunuyor. Cami açıktı. Tavanı normal daire tavanı gibi sade. Cami çıkışı tekrar yeşil alan iç kısmında Konağın arkasında yer alan 2 katlı Sıbyan Mektebini değişik açılardan fotoğraflıyorum. Bir eser daha kazanılmış oldu. Yeşil alandan Ayasofya Camiini de fotoğraflamadan geçmiyoruz.

-ABUD EFENDİ KONAĞI
-ZEYNEP SULTAN SIBYAN MEKTEBİ (STK)
-LALA HAYRETTİN MESCİDİ (Restore ediliyor)
-BAŞÇUHADAR SEYİD ÖMER AĞA ÇEŞMESİ
-ZEYNEP SULTAN CAMİİ
-I. ABDULHAMİD ÇEŞME VE SEBİLİ
Başçuhadar Seyyid Ömer Ağa Çeşmesi

Yapılış Tarihi: H.1230 / M.1814 – 1815
Kitabesi;
Gâzî Hân Mahmûd-ı Adlî-şân-ı âlî-himmetin
Meşreb-i şâhânesinden âlem oldu vâye-dâr
Baş çuhâdarı kulu Seyyid Ömer Ağa dahi
Sû-yı hayra meyl edip sular gibi leyl ü nehâr
Eyleyip tecdîd ez-cümle bu zîbâ çeşmeyi
Sâye-i şâhîde kıldı bu mahalle yâdigâr
Nasdan celb-i duʽâ edip hidivv-i âleme
Bu eserle eyledi sıdk u hulûsun âşikâr
Âb-ı lûtfı gülşen-i hayrâta oldukça revân
Gonca-i âmâlini handân ede Perverdigâr
Vâsıfâ yaz şu suda târîh-i cevher-mâyesin
Oldu bir âsâr-ı dil-cû bir bu âlî çeşme-sâr
El-Fakir Mustafa Râkım gufira zünübuhu

(Kaynak: https://kulturenvanteri.com/
 E.T.:25.9.2022) 

I. Abdulhamîd Çeşmesi Kitabesi
H. 1191 / M. 1777-78

1 Zıll-i Hudâ-yı Müsteân şâhenşeh-i kevn ü mekân
Bâ-bende onun hüsrevân ihsânını eyler ümîd

2 Feyz-i zülâl-i meşrebi sîr-âb eder her matlabı
Devrinde çarhın kevkebi her biri hurşîd-i saîd

3 Mir’at-ı tabʽ-ı enveri hurşid olur reşk-âveri
Efʽâl-i hayrın masderi ol tabʽ-ı pür-nûr u reşîd

4 Rûh-ı Hüseyni şâd edip feyzinden istimdâd edip
Bu çeşmeyi bünyâd edip atşânı kıldı müstefîd

5 Ol hüsrev-i kudsî-sıfât icrâ edip azb-i Fırât
Leb-teşnesi âb-ı hayât şerminden olmuş nâ-bedîd

6 Atşân eder tâ cüst ü cû suyu cihânda sû-be-sû
Fermânını mânend-i cû icrâ ede Rabb-i Mecîd

7 Lütfu kazıp mermerde nâm oldu enâm içre be-nâm
Yazdı iki târîh-i tâm her biri mümtâz ü vahîd

8 “Rûh-ı Hüseyni şâd eyle mâ’-i safâyı ver dile”
“Zemzem akıtdı cûd ile şâh-ı cihân Abdülhamîd”
H. 1191 / M. 1777-78
Kaynak: Fatih Belediyesi Kitabelerin
Kitabı Fatih (E.T:8.10.2022)

Tekrar tramvay yoluna çıkarak aşağı Gülhaneye doğru inmeye başladık. Telefonun şarjı bitmek üzere, caddenin Gülhane tarafına geçerek karşı cadde üzerindeki binaları fotoğraflıyorum. Karşımda zemin dahil 4 katlı restore edilmiş, caddeye sıfır, büyükçe Abud Efendi Konağını görüyoruz. 1800’lerin sonunda ahşap olarak inşa edilen konak,1930’larda sıva boya yaptırılarak bugünkü görünümünü almıştır. Bina şu anda hangi amaçla kullanılıyor bilmiyorum. Herhangi bir tabela da dikkatimi çekmedi. Aşağı doğru inerken soldaki Zeynep Sultan Camii Sokağına giriyoruz. Sol tarafımda restorasyonu süren tek minareli, küçük bir mescid, Lala Hayrettin Mescidi, sağ tarafımda ise Zeynep Sultan Sıbyan Mektebi binası bulunuyor. Mekteb halen bir STK tarafından kullanılıyor. Mekteb avlu duvarına farklı renk ve desenlerde birbirinden güzel kilimler asılmış durumda. Mektebin avlu giriş kapısının üzerinde “Selamün kavlen min rabir rahim” ayeti yer alıyor. Restore edilen Lala Hayrettin Caminin duvarına yaslı Başçuhadar Seyid Ömer Ağa Çeşmesi dikkatimizi çekiyor. Çeşmenin 4 satır, 3 sütun kitabesi bulunuyor. (Enderunlu Vâsıf’ın tanzim ettiği ve Mustafa Rakım Efendinin güzel bir taliki) Kitabenin sol alt köşesinde 1230 tarihini okuyoruz. Çeşmenin büyük ve zarif kabartmalarla süslü ayna taşını mermer sütunlar çerçevelemektedir. Caminin tek minaresi ile Ayasofya Camii minare ve kubbesi sanki yanyana imiş gibi güzel bir kompozisyon oluşturuyorlar. Zeynep Sultan Camii Sokaktan tramvay yoluna çıkarak aşağı yönlü yürüyüşümüze devam ediyoruz. Sol yanımızda Zeynep Sultan Camii, I.Abdulhamid Sebil ve Çeşmesi bulunuyor. Camiye ait hazire tramvay yönüne doğru bakıyor. Zeynep Sultan Cami kapalı restorasyona alınmıştı. Avlu girişinde bulunan bilgilendirici tabeladan “Caminin 1769 yılında Sultan III. Ahmed’in (1703-1730) kızı ve Sadrazam Melek Mehmet Paşa’nın eşi Zeynep Sultan tarafından yaptırıldığını öğreniyoruz. Mimarı Mehmet Tahir Ağa’dır. Cami çevresindeki yapılarla uyumlu olması amacıyla Doğu Roma mimari üslubunda inşa edilmiştir. Kesme taş ve tuğladan, kare plan üzeredir. Caminin tek kubbesi dört duvar üzerine oturtulmuştur. Kubbe kasnağı pencerelidir. Tek şerefeli bir minaresi vardır. Caminin iç ve dış kapıları ile giriş kapılarının üzerinde birer kitabe yer almaktadır. Son cemaat yeri, altı sütun üzerine dört kemerli ve bir kubbedir. Camiye ait sıbyan mektebi, medrese ve meşrutası vardır… Zeynep Sultan ve eşi Melek Mehmet Paşa’nın kabirleri hazirededir. Sadrazam Alemdar Mustafa Paşa’nın kabri de bu hazireye nakledilmiştir.” Çeşme ve Sebil, oldukça estetik görünüyor. Ortada sebil, her iki yanında çeşme yer alıyor. Araştırdığımız kadarıyla sebil ve ve çeşme buraya sonradan taşınmış. Yani Zeynep Sultan’ın inşa ettirdiği sebil yıkılmış, yerine bir başka sebil taşınmış. : “Mimar Mehmed Tâhir Ağa’nın inşa ettiği külliye yapılarından sebil 1871’de atlı tramvay yolu çalışmaları neticesinde ortadan kaldırılmıştır. Eski haritalardan anlaşıldığına göre sıbyan mektebinin devamında ihata duvarının köşesini teşkil eden türbe ve hazîrenin büyük bir kısmı da yol çalışmalarında yok edilmiştir. Arşiv kayıtlarında türbe ve sebil duvarlarının yenilenmesi, depremde zarar gören mektebin tamiratı, vazifelilerin tayini ve maaş tahsisi gibi konularda yazışmalara rastlanmaktadır. Sebilin yerine, IV. Vakıf Hanı inşaatı sırasında Eminönü Hamidiye Külliyesi’nin parçası ve yine Mimar Tâhir Ağa’nın eseri olan 1191 (1777) tarihli sebil ve çeşme nakledilmiştir” (Zeynep Sultan Çeşmesinin kayıp kitabesi dipnotta verilmiştir.) Çeşmelerin, 4 satır, 2 sütun kitabesi bulunuyor (Yani 4 kısımlık beyit). Sol alt kısmında 1191 tarihi not düşülmüş. Çeşmenin musluğu bulunmuyor. Teknesi sağlam. Ancak çeşmenin ve sebilin restore edilmeye ihtiyacı bulunuyor. (Ayrıntılı bilgi almak için İslam Ansiklopedisinin ZEYNEB SULTAN KÜLLİYESİ maddesine bakılabilir E.T.:12.10.2022). I. Abdulhamid Sebili, Hamidiye Sebili olarak da bilinir. Sebil yüksekçe 5 penceresi olan sütunlar üzerine kurulu. Her iki sütun üzerinde kitabesi yer alıyor. “Sebil, Türk Barok sanatının tatbik edildiği bir eserdir. Aynı üslûptaki diğer sebillerden farklı olarak beş penceresini birbirinden ayıran destekler üçüz sütunlardan meydana getirilmiştir. Pencereler 2.10m yüksekliğinde 1.20m genişliğindedir. Şebekeleri yaldızlı dökme demirdendir ve oymalıdır. Her pencerenin yedişer deliği vardır ve ki bunlarla ayrı ayrı 35 taşla su verilmekte imiş. Sebilin geniş ve süslü saçakları sıvalı kubbesi ise kurşun kaplıdır. Sebilin Tahir Ağa’nın Mimarbaşılığı zamanında onun çizdiği resme göre inşa edilmiş olması muhtemeldir. Alınlığında, her kıta bir pencerenin üzerine gelecek tarzda Yeserîzade Mehmed Esad Efendinin yazısı ile Hayri’nin beş kıtalık tarih manzumesi hakkedilmiştir.” (Kaynak: http://www.suvakfi.org.tr E.T:16.10.2022) Sebil halen büfe olarak kullanılıyor. (Dipnotta I. Abdulhamid Sebiline ait kitabeyi bulabilirsiniz) Bugünkü gezimizi şarjımızın bitmesi ile mecburen daha erken saatte bitiriyoruz.

BAZI SOKAK İSİMLERİ: 

HANGİ MAHALLELERDEN GEÇTİK? -BEYAZIT, -MOLLA FENARİ, -ALEMDAR (10:29 – 13.23)

GEZİ GÜZERGAHI: -BEYAZIT DEVLET KÜTÜPHANESİ, -BEYAZIT  KÜTÜPHANESİ ÇEŞMESİ, -YAZMA ESER KÜTÜPHANESİ, -…..İŞHANI, -KAPALI ÇARŞI, -BEYAZIT MAHALLE MUHTARLIĞI, -HOCA PİRİ CAMİİ, -HÜSEYİN AĞA CAMİİ, -ÇORLULU ALİ PAŞA CAMİ VE MEDRESESİ, -SİNANPAŞA KÜLLİYESİ (MEDRESE, SEBİL, TÜRBE VE HAZİRE), -ATİKALİPAŞA KÜLLİYESİ (-ATİK ALİ PAŞA CAMİİ DUVAR ÇEŞMESİ, -GAZİ ATİKALİPAŞA CAMİİ, -HAZİRESİ), -ÇEMBERLİTAŞ, -VEZİR HANI, -FETİH GAZİLERİNDEN ALİ BABA, -ÇEMBERLİTAŞ HAMAMI (VALİDE SULTAN HAMAMI), -BASIN MÜZESİ, -VALİDE MEKTEBİ (CAĞALOĞLU ANADOLU LİSESİ), –-MAHMUD II TÜRBESİ, SEBİLİ, ÇEŞMESİ ve HAZÎRESİ (SULTAN II. MAHMUD, SULTAN ABDULAZİZ, SULTAN II. ABDÜLHAMİD), -DİVANYOLU ÇEŞMESİ?, -KIZLARAĞASI MEHMED AĞA MEDRESESİ, -ALEMDAR MAHALLE MUHTARLIĞI, -TARİHİ OKUL (CAĞALOĞLU MTAL), -SALİH EFENDİ KONAĞI, -MOLLA FENARİ CAMİİ / MESCİDİ (ÇATAL ÇEŞME), -ABBASAĞA ÇEŞMESİ, -LİSAN MEKTEBİ (CAĞALOĞLU GELENEKSEL TÜRK SANATLARI MTAL), -TARİHİ SULTANAHMET HAMAMI, -CEVRİ KALFA SIBYAN MEKTEBİ, -CEVRİ KALFA ÇEŞMESİ, -AYASOFYA SU TERAZİSİ, -MİLYON (MİLİON) TAŞI, -HACI BEŞİRAĞA ÇEŞMESİ, -YEREBATAN SARNICI, -TURŞUCUZADE KONAĞI ve SIBYAN MEKTEBİ (Yeni restore edilmiş), -YEŞİL ALAN, -YEREBATAN ÜSKÜBİ İBRAHİM AĞA CAMİİ, -TAVŞAN AĞA SEBİLİ VE ÇEŞMESİ, -ABUD EFENDİ KONAĞI, -ZEYNEP SULTAN SIBYAN MEKTEBİ (STK), -LALA HAYRETTİN MESCİDİ (Restore ediliyor), -BAŞÇUHADAR SEYİD ÖMER AĞA ÇEŞMESİ, -ZEYNEP SULTAN CAMİİ (ÇEŞMESİ VE SEBİLİ)

https://renovarestorasyon.com/portfolio-item/koca-sinan-pasa-medresesi-turbesi-ve-sebili/

https://www.hizmetvakfi.org/koca-sinanpasa-medresesi.html

https://www.sinanpasha.org/tr/sinan-pasha-complex/

https://isted.org.tr/ihyasi-suren-eserler/lala-hatun-mescidi/detay

https://tr.wikipedia.org/wiki/Divanyolu_%C3%87e%C5%9Fmesi

http://www.istanbul.gov.tr/sagligin-tarihi-istanbul-saglik-muzesinde

https://tr.wikipedia.org/wiki/Sa%C4%9Fl%C4%B1k_M%C3%BCzesi

https://islamansiklopedisi.org.tr/ictihad–dergi

http://www.lisanmektebi.com/tarihce-2/

https://tr.wikipedia.org/wiki/Milyon_ta%C5%9F%C4%B1

Zeynep Sultan Sebili Kitabesi (Kayıp Kitabe)

Hâher-i şah-ı cihan hazret-i Zeyneb Sultan
Masdar-ı hayr-ı hasen mûcid-i âsâr-ı cemil

Mâ’il-i semt-i sevab eyleyüb ol sultanı
Eylemiş Hakk ona tevfikini bi-şübhe delil

Harc idüb su yerine râh-ı Huda’da malın
Etdi irvâ nice leb-teşneyi mânende-i Nil

Ehl-i ta’âta yapub sıdkile bu cami-i pak
Kıldı bu bâb da bu ab-ı revân-bahşı sebil

Hakk budur râh-ı hakikide eden ab-ı revân
Rûz-ı mahşerde bulur kâse-i kevserle adil

Onu Hakk madde-i feyz-i hayat etdikçe
Bula dünyada vü uhrâda nice ecr-i cezil

İdüb ihlâs ile ezber okudur atşana
Sure-i Kevser’i her lüle-i bi-misl adil

Teşnegâna dedi bu mısra’-ı Nüzhet tarih
“Afiyet-bâd içiniz ab-ı hayat oldu sebil”
H. 1184 / M. 1770-71
Kaynak: Fatih Belediyesi Kitabelerin
Kitabı Fatih (E.T:16.10.2022)
I. Abdulhamîd Çeşmesi (Açıklama)
1 Allah’ın gölgesi, yeryüzünün şahlar şahı, sultanların bende olup ihsanını
ümit ettikleri şahın fıtratının feyzi, her talep edeni suya kandırır.
2 Onun devrinde feleğin yıldızları, saadetli birer güneş gibidir.
3 Güneş, onun nurlu gönül aynasını kıskanır. O nurlu ve yolu
düzgün gönlü hayır işlerinin merkezidir.
4 Hz. Hüseyin’in ruhunu şad edip, feyzinden medet dileyip bu çeşmeyi
yaptırarak susayanların istifadesine sundu.
5 O sıfatları mukaddes, Fırat gibi tatlı su akıtınca âb-ı hayat o suyun
susamışı olup utancından kayboldu.
6 Susayanlar dünyanın her yerinde
su aradıkça Allah, fermanını su gibi akıtsın.
7 Lütfu, adını mermerde kazıp insanlar arasında nam saldı.
Vahîd, her biri seçkin ve benzersiz iki tam tarih yazdı:
8 “Tatlı suyu dile (gönle) sunarak Hz. Hüseyin’in ruhunu şad eyle.”
9 “Cihan şahı Abdülhamid, cömertlikle Zemzem akıttı.”
Kaynak: Fatih Belediyesi Kitabelerin Kitabı Fatih (E.T:8.10.2022)
I. Abdülhamîd Sebîli (H. 1191 / M. 1777-78)
Alemdar Caddesi, Zeynep Sultan Cami Girişi

1 Gays-ı midrâr-ı kerem cedvel-i enhâr-ı himem
Menbaʽ-ı cûy [u] atâ menhel-i ihsân ü safâ

2 Hüsrev-i dâd-meniş Hazret-i Sultân Hamîd
Etdi bârân-ı adâletle cihânı irvâ

3 Zer ü sîmi su gibi sarf ederek kılmışdır
Dest-i ihsânı bu ser-çeşme-i sâfı icrâ

4 Ola her katresi bir bahr-i amîk-i gufrân
Sâki-i Kevser ile haşr ede ukbâda Hudâ

5 Jâle-i adli ile buldu tarâvet âlem
Açılıp gülmededir gonca-i tabʽ-ı zuafâ

6 Dolanıp dergehin ol şâh-ı adâlet-câhın
Yüz sürer pâyine cûlar gibi ashâb-ı safâ

7 İlm-i şevketi serv-i çemen-i nusret olup
Aka tîginden onun su gibi hûn-ı aʽdâ

8 Görüp itmâmını âsâr-ı cihândârının
Bendesi Hayrî-i hoş-gûy-ı sadakat-peymâ

9 Vasfın imlâda zebân-ı kalemi ahres iken
Nâgehân yâver olup muʽciz-i ilhâm-ı Hudâ

10 Yazdı târîhin onun nutka getirdi Laʽli
“Kevserin aynı değil mi bu sebîl-i zîbâ”
H. 1191 / M. 1777-78
1 Bol kerem yağmuru, himmet nehirlerinin yatağı,
cömertlik menbaı, iyilik ve safa oluğu,

2 âdil padişah Sultan Hamid Hazretleri,
dünyayı adalet yağmuruyla suladı.

3 İhsan eli, altın ve gümüş harcayarak
bu suyu tatlı çeşmeleri yaptırmıştır.

4 Her damlası derin bir mağfiret denizi olsun.
Allah, ahrette Kevser sakisiyle haşretsin.

5 Adaletinin çiğ tanesiyle âlem tazelik buldu.
Düşkünlerin gönül goncası açılıp gülmektedir.

6 Safa ashabı, o âdil padişahın eşiğini
dolanıp ayağına sular gibi yüz sürer.

7 Azametinin sancağı, Allah’ın yardım çemeninin servisi
olup düşman kanı kılıcından su gibi aksın.

8 Hoş sözlü, sadık bendesi Hayrî, cihanı tutan
eserlerinin tamamlanışını görünce

9 kalemi, onun vasıflarını yazmada köhnemiş iken
ansızın Allah’ın ilham mucizesi yardımcısı olup

10 susmuş dili nutka getirerek tarihini yazdı:
“Bu güzel sebil Kevser’in aynı değil mi?”
Kaynak: Fatih Belediyesi Kitabelerin Kitabı Fatih (E.T:16.10.2022)

Bir cevap yazın