Öykü Yarışmasında İkinci Olan Öykü

Pusula Derneği tarafından düzenlenen önderim peygamberim isimli öykü yarışmasında  ikinci seçilen öykü

Zeynep Nur CESUR

Toki Celalettin Ökten Anadolu İmam Hatip Lisesi, Başakşehir/ İstanbul

SEN DE GİTME

Gözlerimi aralayıp karşımdaki oyuncaklarıma baktım. Aralarında abimin sakladığı içki şişesini görünce derin bir nefes alıp verdim. Yorganı ayaklarımla tekmeleyip yattığım yerden doğruldum.
“Abi?!” Yatağımdan kalkıp peluş hayvanlarımın yanına gittim. Arkasında duran içki şişesini yerinden çıkardım. “Ne?” “Al şunu.”
Abime doğru uzattım. Mavi gözlerini bana dikerek odaya girip kapıyı kapadı ve fısıldayarak “Sessiz ol babam duyacak.” dedi. “İçme bunları artık.” “İşime karışma.”
Elimdeki şişeyi sinirle alıp kıyafet dolabımın üstüne koydu. “Akşam bir partiye gideceğim ve o bana lazım.”Kollarımı bağlayıp kaşlarımı çatarak “Ne partisi?” dedim.
“Senin gibi on yaşındaki küçük kızların gidemediği bir parti.” “Babamı-”
“Sakın ona söyleme yoksa emin ol bu sefer elimden babam bile alamaz seni.”
Dişlerimi sıkarak ağabeyime baktım. “Senin şu uyuşturucudan uzak durman için babama söyledim.”

Abim hızla yanıma gelip ağzımı kapadı. “Kes sesini artık. Ayağıma da dolanma.” Elini ağzımdan çekip yanaklarımdan akan yaşları umursamadım. “Geldim anlattım sana abi kötü bir şey. İnanmadın gittin o arkadaşlarının yanına. Allah’ın yok mu senin?!” “Çocuklar?! Kavga etmeyi kesin ve sofraya gelin!”
Abim sinirli bir şekilde bana baktı. Kollarımı sıkıca tuttu ve “Senin gibi yerden bitme birini dinlemeyeceğim. Eğer babama söylersen elimden çekeceğin var.” Beni oda da tek başıma bırakıp çıkıp gitti. İçimde kocaman bir sızı hissettim. Sanki nefesimi tıkıyordu. Neydi ki bu? Elimin tersiyle gözümden akan yaşı silip elimi yüzümü yıkadım ve gidip sofraya oturdum. “Günaydın prensesim. Güzel uyudun mu?” Babama kocaman bir gülümseme yolladım.”Evet babacığım.”
Yanımda oturan abime bakmadan tabağımdaki babamın pişirdiği yumurtayı yemeye başladım.
“Baba bu gece Kerimlere gitmek istiyorum. Gidebilir miyim?” Başımı kaldırıp babama baktım. Daha dün gece kavga ettiği halde nasıl izin isteyebiliyordu? “Kerim kim?” Abim çayından bir yudum alıp hafifçe gülümsedi. “Bizim sohbetteki hocanın oğlu.” Yalancı!
Elimdeki çatalı sıkıca tuttum. Babama yalan söylüyor! Ayağımda hissettiğim baskıyla elimi gevşetip iç çektim. Babam yapamıyorsa artık ben yapacaktım. O kötü şeylerden abimi uzaklaştıracaktım.
“Dün ki olaya rağmen izin aldığına göre önemli demek ki. Gidebilirsin fakat…”

Babam elindeki çatalını tabağın kenarına koydu. Abim hafif gerilmiş gibiydi. Babama doğru döndüm. “Anladım ki sen her şeyi annen gibi yaşayarak öğreniyorsun. Git bakalım.” Babamın gözlerindeki acıyı görünce iştahımın kapandığını hissettim. “İşe geç kalıyorum. Kardeşin önce Allah’a sonra sana emanet Ege.” Babam sandalyeden kalktı ve başımın üstüne ufak bir öpücük kondurdu. “Akşama görüşürüz bir tanem.” “Görüşürüz bir tanem.”

Ağabeyime döndüm. Donuk gözlerle karşısındaki duvara bakıyordu. Dış kapının kapanma sesini duydum. “Abi?” Çatalımı direk masaya bırakıp sandalyemden indim. O da babam gibi çok üzülüyordu.  Abime sarıldım. “Seni çok çok çok seviyorum. Üzülme tamam mı? Bak babamda seni benim kadar seviyor ama sen onu ağlatıyorsun. Dün sen gittikten sonra gece çok ağladı bili-” “Bak Ece. Ben zavallı değilim!”Abim beni hafifçe itip ayağa kalktı. tam ağzımı açıp bir şey söyleyecekken “Sus! Neden babamdan izin almama yardım ettin bilmiyorum. Sakın bir şeyler çevirme git hazırlan seni okula bırakacağım.” dedi. Başımı önüme eğip hafifçe aşağı yukarı salladım. Ama ben abimin de annem gibi ölmesini istemiyorum. “Hadi acele et!” Koşarak odama gittim. Ağlamalıydım hızlıca okul üstümü giyinip saçlarımı taradım. Okul üstümüz pembe ve gri karışımı kareli bir elbiseydi. İçinden de pembe lakos giyiniyorduk. Pembe rengini pek sevmezdim ama siyah saçlarım ve mavi gözlerimle uyumlu gibiydiler sanki. Aynaya doğru yaklaştım ve gözlerimi kocaman açıp göz bebeğimin etrafındaki açık mavilere baktım. “Masmavi boncuk boncuk gözlerim var.” “Ece Allah aşkına sen ne yapıyorsun?!” “Hiç! Duvara yaslı olan çantamın kolundan tutup kaldırdım. Sol omzuma attım ve mırıldanarak ağabeyimin yanına gittim. “…aldım onu içeriye cik cik cik cik ötsü-“”Ece?”
“Aradığınız kişi şuanda şarkı söylüyor lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.”
Abim uyarıcı bir sesle montumu uzatıp “Ece!” dedi.  Bende öpücük atıp “Bende seni seviyorum.” dedim ve elinden montumu alıp giyindim. “Klasik dengesiz Ece.” “Klasik yaramaz abim Ege.”

&&&

“Ne yaptın bakalım bugün?” Babamın dizine yattım her zamanki gibi bugünde çok yorulmuştu. “Her zamanki Ece günlerinden biriydi. Sen ne yaptın babiş?” “Ben de gittim saatlerce çalıştım ve şuan kızımın saçlarını huzurla okşuyorum.”Suratımdaki kocaman gülümsemeyle babama bakarak “İstersen gidip uyu baba. Çok yorulmuşsun.”dedim. Düşünceli bir şekilde bana baktı.”Karnın aç mı?” “Değil. Hadi git yat.” “Tamam bir şey olursa uyandırırsın beni.” Babamın kucağından kalkıp esnedim. Babam salondan çıkınca bileğimdeki tokayla saçlarımı topladım. Hızlıca televizyonu kapatıp abimin odasına koşarak gittim. Odanın kapısını birden açtım. Fısıltıyla “Abi!” dedim. Abim başını kaldırıp bana baktı. Evet yine sinirlendirmiştim. “Ne var Ece?” Yanına gidip şirince gülümsedim. Gözlerini devirip yatağa geri uzandı. “Ne istiyorsun çabuk söyle.” “Beni dinlemeni istiyorum sadece.”
Yatağa çıkıp yanına oturdum. Buruk bir şekilde bakarak “Hani sen partiye gideceksin ya gitme bence. Bak çünkü yukarıda Allah var. O da seni böyle gördüğü için üzülür. O yarattı seni. Ona bunu yapacak mısın? Babamı umursamıyorsun zaten. Bari onu umursa. Gitme oraya.” dedim. Ağabeyim yattığı yerden doğruldu ve iç çekti. “Ece acı çekiyorum ve orada acılarım geçiyor. Git sen de yat uyu.” “Annem d-” “Ece beni sinirlendirme. Yeter artık.”

Arkasına bile bakmadan odadan çıktı. Başımı eğip ayaklarıma baktım. O zararlı şeyler onu öldürebilirdi… O zaman annem gibi gitmiş olurdu.

Dış kapının kapanma sesini duyunca bende koşarak dış kapıya doğru ilerledim. izin veremezdim. o benim abim. Ayakkabılarımı giyinip kapıyı sessizce kapattım ve hızlı bir şekilde merdivenleri indim. Ona yetişmem lazım eğer kaçırırsam gidemezdim. Apartmanın kapısını açıp dışarı çıktım. Soğuk hava bedenime çarpınca montumu almam gerektiğini hatırladım. “Geri dönersen yetişemezsin Ece koş.”

Kendime talimat verdikten sonra abimi gördüğüm yere doğru koşmaya başladım.
Koşarken birden durunca kendimi çöp bidonunun arkasına attım. Dizim acıyınca gözlerimin dolduğunu hissettim.
“Ah!” Canım acımıştı. “Ece?!” Acıyan dizime baktım, kanıyordu. “İyi misin?” “Dizim acıyor.”
Abim yanıma oturup dizime baktı sonra sinirli bir şekilde “Beni mi takip ediyorsun?” dedi.
Cevap vermeden suratına baktım. Çok sinirlendiğini suratından anlayabiliyordum.
“Çabuk eve dön! Kendini büyük bir şey sanıp da beni takip etme!”
Al işte yine içimde bir şeyler oldu. Neydi bu? İçimdeki ağlama isteği kocaman oldu. “Gitme abi.” “Ece zırlamayı bırak ve eve git!”

Acıyan dizimi görmemezlikten gelip ayağa kalktım. “O uyuşturucuyu kullanıp sende öleceksin! Annem gibi bizi bırakıp gideceksin! Ben senin kardeşinim! Dinlemek zorundasın beni! Gitmeni istemiyorum! Anlasana beni! Korkuyorum!”  Ayağımı sinirle yere vurdum. Abim şaşırmış bir şekilde bana bakıyordu. Bir süre ikimizde birbirimize baktıktan sonra abim ayağa kalktı. Bana sinirli bir şekilde bakarak “Eve git.” dedi.Dayanamayıp ağlamaya başladım. “İyi sen de git! İçin rahat edecekse git!”

Yanımdaki duvarın dibine oturup ellerimle yüzümü kapadım. “Annem olsaydı böyle yapmazdın değil mi?! Hepsi onun yüzünden! Bizi bıraktı gitti!” “Ece-” “Gitsene sen o mutluluk bulduğun yere!”  “Ege?! Ece?!” Abim babamın sesini duyunca koşarak yanımdan uzaklaştı. Ağlamam daha da şiddetlenmişti.
“Ne oldu?” Babama ağlayarak baktım. Beni kucağına alıp sıkıca sarıldı. “Baba abim gitti! Getir onu! N’olur.” Babam sırtımı sıvazlayıp eve doğru ilerlemeye başladı. “Bu kadar üzme kendini. Abini tanıyorsam döner bize.” Omuzlarımı silkip kollarımı boynuna doladım. “Abimi getir baba! Partiye gidecek o.” Eve girdiğimizde babam beni yatağıma yatırdı, temiz kıyafetler giyindirip dizime pansuman yaptı.

“Dizin çok acıyor mu?” Yanağımdan akan yaşlarımı sildi. Yorganıma sarıldım sıkıca.
“Acımıyor.” Akan burnumu elimin tersiyle sildim.  Ağlayarak ” Allah onu sevmiyor mu?” dedim.”Hiç öyle şey olur mu?” Saçlarımı yavaşça okşadı. Babamın arkasında ağlayan abimi görünce şaşırdım. Gitmemiş miydi o? “Baba bizi yalnız bırakır mısın?”

Babam yanımdan kalkıp ıslak yanaklarımdan öptü. Odadan çıkarken abim yanıma oturdu ve kolumdan nazikçe tutup oturmamı sağladı. “Özür dilerim Ece. Böyle düşündüğünü bilmiyordum. Ben… Sadece annemin ölümüne çok üzüldüm… Kafamı dağıtmak için gidiyordum.” “Ama o şeyi içiyordun! Seni öldüreceğini bile bile!” “Ece biliyorum bencillik ettim. Hatamı anladım. Söz veriyorum sana gitmeyeceğim. Senin sözünü dinleyeceğim.” Burnumu çekip yanağımdaki yaşları sildim. “Bizimle kalacaksın değil mi?” Abim ağlayarak başını olumlu anlamda salladı. “Bu olanlar annemin yüzünden değil tamam mı? Hatayı ben yaptım benim yüzümdendi onu suçlama.” Başımı eğip parmaklarıma baktım. “Tamam.” Abim beni kollarının arasına alıp sıkıca sarıldı.  Sarılırken “Abi babamı da ağlatma tamam mı?” dedim. “Tamam. Hadi sen şimdi uyu. Bende babamın yanına gideyim.”

Başımı hafifçe olumlu anlamda salladım. Abim beni yatağıma yatırdı ve üstümü örttü. “İyi geceler.” “İyi geceler abiş.” Abim odadan çıkarken ışık ile kapıyı kapattı.

Esneyip yorganıma sarıldım ve rahat bir pozisyona girdim. Elimden gelen her şeyi yapmıştım ve başarmıştım. Bana yardım ettiğin için teşekkür ederim Allah’ım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir