Hikayesini Sen Yaz

 

ALLAH’A YÖNELİŞ/Abdulsamet TÜRK

2001 yılının Ekim ayının  7. günüydü. Akşam biz  yine annem, babam, ben ve kardeşlerim oturuyorduk. Ben kardeşlerimle oynarkende annem ve babam sohbet ediyordu.Artık saat geçmişti, ve bizde yataklarımıza geçmek üzereydik. Birden patlama sesi duyulduçok korktuk ve annemizin yanına gittik, birbirimize sarıldık ve art arda patlayan bombalar bizi birbirimizden ayırdı. Hepimiz pencerelere koştuk, babam kapıyı açtı ve ne olup bittiğine bakmaya başladı. Bende arkasından korku dolu gözlerle babamı izlemeye başladım. Fakat etrafta seslerden başka hiç bir şey yoktu, babam tedirgin bir şekilde içeriye girdi. Ben sürekli babamı izliyordum, onun tedirgin ve korku dolu hali bizi de korkutmuştu.

Annem, bizim korktuğumuzu anlayıp bizi sakinleştirdikten sonra yatağımıza yatırdı, dua ederek gözlerimi kapamaya başladım. Ne zaman gözlerimi kapasam ne olduğunu bilmediğim o korkunç sesle yatağımdan fırladım. bu halim ne zamana kadar devam etti bilmiyorum ama gün ağarmasıyla birlikte kapımızı kırıp ta giren askerlerin sesiyle yatağımızdan fırladık. Çok korkmuştuk başımızda ki askerler bize bağırarak;

-Kalkın! dedi.

Ne olduğunu anlamaya çalışırken korku dolu gözlerle babama baktım. Ve başımda şiddetli bir acıyla yere yığıldım, babam bizi korumaya çalıştı ve askerler babama da vumaya başladılar. Ve bizi sürükleye sürükleye dışarıya çıkardılar, etraf eli silahlı askerlerle doluydu. Ağlayan  çocuk sesleri ertafı sarmıştı. İnsanların korkudu ve titreyişleri hiç iyi bir şey olmadığını gösteriyordu. Her bir ailenin başında bir çok asker duruyor ve  herkese kötü davranıyorlardı. Korkumuz gittikçe artıyordu. Sabah ezanı korkumuzu azaltmıştı.

Annem ve babam namazlarını kılmak için eve gireceklerdi ki askerler annem ve babama bağırıp;

-Nereye! diye sordu.

Babamda güçlükle,

-Abdest almaya, diye cevap verdi.

Asker o korkutan sesiyle;

-Oturun yerinize! diye bağırdı.

Annem ve babam durdukları yerde teyemmüm abdesti alarak namaz kılmaya başlamışlardı ki asker yeniden, annem ve babama vurarak namazlarına engel olmaya çalıştılar. Ama annem ve babam onların bu davranışlarına karşı namazlarını kılmaya devam ettiler. Korku dolu gözlerle olanları izlerken annem ve babama her vurduklarında,

-Vurmayın! diye bağırdım.

Her bağırışımda bana da vurmaya başladılar. Anne, baba çocuk demeden herkes ağlıyordu. Annem ve babam askerlerin o vuruşlarına rağmen namazlarına devam ettiler. Askere O vuruşlar yetmez gibi silahını babama doğrultup babamı göğsünden vurdular. dünyam kararmıştı, her şey sus pus olmuştu. Kanlar içinde yerde yığılan babamın yanına koşup ellerini sıkıca tuttum, ne ben bırakıyodum ne o.. ama sonra babam elleri mi yavaşça bıraktı, sonra gözlerini kapattı. Annem ve kardeşlerim feryat ederek ağlamaya başladılar, o an içimde bir şeylerin koptuğunu hissetim. Babamı, örnek aldığım, sırtını yasladığım insanı kaybetmiştim. Annem vardı, kardeşlerim vardı ama ben yapa yalnızdım. Babamı alıp götürdüler ama nereye götürdüklerinden haberimiz yoktu. Yorgun düşen küçük bedenimle çaresizce olduğum yerde uykuya daldı. Rüyamda beyaz kıyafetler içinde babamı gördüm ve babam hala namaz kılıyordu. bense arkasında ona eşlik ediyordum. Babam selam verip elimden tuttu ve gittik. Biz gittiğimiz yerde annemi ve kardeşlerimi beklemeye başladık….

 

HER KOŞULDA NAMAZ/Melike Çağdaş

Merhaba! Ben Ahmet. Altı yaşındayım. Bir ilk bahar günüydü. Günlerden Cuma idi. Yemeğim yeni bitmişti. Ellerimi yıkamak için lavaboya doğru koştum. İçeri girdiğimde dedem abdest alıyordu. İşini bitirince neden abdest aldığını sordum. Bana :

-Yavrum bugün Cuma. Yani biz müslümanların bayramı. Bugüne özel müslümanların bir namazı vardır. Adı da Cuma namazıdır.

-Bende gelebilir miyim Dede?

-Tabi gelebilirsin yavrum. Ama önce abdest almalısın . dedi

Abdestimi aldım güzel elbiselerimi giydim ve ayakkabılarımı giyerek aşağıya inerek dedemi beklemeye başladım. Dedem geldi ve elimden tutarak ” hadi bakalım yavrum. ” dedi. Birlikte camiye girdik. İçeriye girdiğimizde bir adam gördüm. Dedem’e :

-Dede bu amca neden o tekerlekli sandalyenin üzerinde oturuyor?

-Bilmiyorum yavrum. Ama öğrenmek istiyorsan yanına gidip sorabilirsin.

Amcanın yanına gidip ona selam verdim. Bana ”Aleykumselam” dedi.

yanına oturarak :

-Amca neden bu tekerlekli sandalyede oturuyorsun?

-Ben felcim, oyüzden bu sandalyede oturuyorum.

-Peki nasıl namaz kılıyorsun? Sonuçta felçsin.

-Bak evlat namaz engel tanımaz . Nasıl olursan ol namaz kılmalısın

işte bak bende felcim ama namazlarımı gözlerimle kılıyorum  .

-Peki son bir şey sorabilir miyim?

-Buyur tabiki sorabilirsin

-Amca abdestsiz namaz kılınmaz sen nasıl abdest alıyorsun ?

-Benimde senin gibi iki tane torunum var. Onlar bana her gün bezle abdest aldırıyorlar. Allah onlardan razı olsun.

– Peki amcacım. Beni aydınlattığın için teşekkür ederim

– Ne demek Allah bize Kur’an’ı Kerim ile söyledi. Bizde gelecek nesillere aktarıyoruz.

-Amca ! Biz bir şeyi unutmadık mı?

-Neyi unuttuk yavrum ?

-Tanışmayı, Ben Ahmet

-” Bende Ahmet Yasin Tanıştığımıza memnun oldum” dedi.

“Bende” dedim. Ve el sallayarak dedemin yanına gittim namazımızı kıldık ve dedemim elinden tutarak eve geldik. Olanları aileme anlattım. Bana ” nasıl bir gün geçirdin? sorusuna da ” hayatımın en güzel günüydü” diye cevap verdim.

 

NAMAZSIZ BİR HAYAT OLMAZ/Muhammet Kerem Hoşkun

Günlerden pazartesiydi. Hasan her zaman ki gibi işine gitmek için hazırlanıyordu. Saat 8’de işine gitmek için yola çıkmıştı. Tekstil işinde çalışıyordu. Hasan 5 vakit namazını hiç bırakmayan dürüst ve çalışkan bir insandı. Hasan’ın çalıştığı tekstil atölyesinin yukarısında bir dere vardı. O gün öğleden sonra aniden bir yağmur bastırmıştı. Hiç durmadan yağıyordu. İş yerine yakın olan dere taşmaya başlamıştı. bir anda akşam saatlerine doğru dükkana su doldu. Hemen dışarı çıktı ama her yeri sel basmıştı. Sular arabaların boyuna yaklaşıyordu. Hasan şaşkındı. Neye uğradığını şaşırmıştı. bir anda aklına ikindi namazı gelmişti.Hasan bu zaman kadar ne olursa olsun hiç namazlarını bırakmamıştı, çok önemsiyordu. Ama o anda ne yapacağını bilemiyordu. Ne olursa olsun canı pahasına olsa namazını bırakamazdı. Öğlende kıldığı namazdan dolayı abdesti vardı. aklına bir fikir geldi. dışarda duran arabanın üzerine çıkarak hemen kıbleye doğru yöneldi ve ikindi namazını kıldı. Allah’ına çok şükretti, artık bir şey olsa da içi rahattı ve huzurluydu. Onun için namazları her şeyden önemliydi. sonra arabadan aşağı indi. Yağmur dinmişti ama insanlar ordan oraya koşuşuyordu. Yardıma ihtiyaçları vardı. Çok geçmeden kurtarma ekipleri geldi. Hasan onlara elinden geldiğince yardımcı olmaya çalıştı. Araçlar suları çekmeye başlamıştı. İşyerinde çok hasar vardı. Ama Hasan Allah’ına çok güveniyordu. Zamanla her şeyin yoluna gireceğine inanıyordu. Allah’tan gelen hiç bir şeye isyan etmiyordu. Hasan evinin yolunu tutmuştu. Her şeye rağmen namazını kaçırmadığı için içi çok huzurluydu..

NAMAZINI KILAN DARDA KALMAZ

ALLAH DİYEN MAHRUM OLMAZ…

 

NAMAZ KILAN ADAM/Berin TÜCCAR

Yalvarışlar, çırpınışlar ve yardım istercesine ağlayanlar. Eskiden kupkuru, siyah asfaltın üzerinde durmadan gelip giden arabalar, artık yarısı suların içinde insanları tepesinde sadece duruyorlar.

İnsanlar için artık hiç bir şey önemli değil. sadece kurtulmak ve yaşamak, bir daha asla sefil olmadan yaşamak. bir ezan sesi duyuluyor, çığlıklar arasından kimse işitmiyor bu ilahi sesi..

Yalnız bir adam, tüm olumsuzluklara karşı huzur içinde gülümseyen tek adam.Namaz kılmak için doğruluyor, bozulmayan abdestine ve Rabbine güvenerek huşu içinde ve hiç engel tanımadan yöneliyor alemlerin Rabbine. Eskisinden daha huzurlu bir şekilde bitiriyor namazını ve duasını ediyor ve ” Haydi namaz kılın, bilmezmisiniz sizi sadece Rabbiniz kurtarır.” der gibi bakıyor insanlara. Kimse dikkate almıyor hak çırpınan bu adamı, hatta görmüyorlar bile. Çünkü herkes kendi derdinde..

Bir saat geçiyor aradan, sele kapılan insanlar için en uzun ve an acı bir saat…

Oysa namaz kılan adamın tek derdi Rabbi ve nerde olursa olsun kılmaya yemin ettiği alemler Rabbine koştuğu biricik namaz.

Birden yer sallanıyor. Kendini daha yeni toparlayan insanlar ” hayır hayır yine mi?” diyorlar sele alışırcasına.. Evet yine ama ilk seli aratacak şekilde büyük ve acımasız. İnsanlar bilmiyorlar ki insan ölümlüdür.

Namaz kılan adam kendini çamurla kaplı cesetlerin arasında bulmayı beklerken, tertemiz bir hastane odasında açıyor gözlerini.Duvarda asılı saate bakıyor ve bir çığlık daha duyuluyor hastane koridorlarında

-” hayır hayır ben namaz kılmadım” diyor namaz kılan adam, ve hemşire geliyor,

-Efendim bir sorun mu var diyor şaşkın bakışlarla

-Evet diyor, namaz kılan adam, Evet, var ben namaz kılmadım, diye ısrr ediyor.

-Ama efendim bakın kolunuz ve bacağınız kırık, diyor hemşire.

Namaz kılan adam acılar içerisinde sadece;

-Kol da gitti bacak da, İmanım gitmedi ya o bize yeter hemşire o bize yeter…

 

SONSUZLUĞA AÇILAN BEŞ KAPI/Zeynep Sıla DENİZ

Bir yaz günüydü.Küçük bir kasabada fakir bir aile yaşıyordu.Bu aile çok fakirdi ama namazlarına ve dinlerine çok düşkünlerdi.Ailedeki her birey namazlarını güzel bir şekilde kılıyorlardı.Aslında hayatlarından fazla memnun değillerdi.Her sabah tarla çapalamaya gidiyorlardı.Yine böyle bir sabahtı,anne çok yorulmuştu.Namazını kılmak için bebeği sırtına bağladı.Çünkü bebeğin babası kasabada çalışıyor,haftada bir gün onların yanına geliyordu.Hava çok sıcaktı ama anne için önemli olan işlerini bir müddet bırakıp namaz kılmaktı.Tabi bebeği sırtına alarak..O bu durumdan şikayetçi değildi.Namazın her yerde ve her şekilde kılınacağını biliyordu.Baba hanımını bu şekilde her koşulda namaz kıldığını görünce gözler doldu ve böyle bir hanımı olduğu için Allah’a şükretti.

 

ÜZÜCÜ BİR MEKTUP/ Ahsen Tuba Kabaoğlu

Afganistan’daki bir kardeşimden bu mektubu aldım:

“Benim adım Mahir.Afganistan’da yaşıyorum.Burada yaşam çok güzeldi.Çocuklar sokakta cirit atıyordu.Ta ki burada savaş çıkana kadar… Hıristiyan ülkeler bizim topraklarımızı elimizden almak istiyorlar. Tek sebep bu değil.Biz müslümanız diye… Bombalar,füzeler,mayınlar… Savaşta annemi ve kardeşimi kaybettim. Her şey değişti küçük çocuklar sapanlarla kendilerini koruyor. Bugün korunmak için eve gittim. Camlarım hep kırıldı. Evim darmadağın oldu. Yaşadığımız yer harabeye dönmesine rağmen hala savaş devam ediyordu. Allah’ım sen bize yardım et! Günlerden Cuma.Namaza gideceğim ama camiye giremiyorum.Camiinin içi resmen çöplük.İçeri girmeye çalıştım.Beni dövmeye başladılar.Mecbur dışarda kılmaya başladım.Namaz kılıyorum diye beni namaz kılarken dövmeye başladılar. Yılmadım, namazımı kıldım.

Lütfen yardım edin! İbadetimizi bile yapamıyoruz.”

                                        Sevgilerimle ;   Mahir Zain.

 

HAYIR KAPISI NAMAZ /  Zeynep BEĞEN

Bir zamanlar 5 vakit namazını kılan bir kadın vardı.Kadının kocası 5 vakit namazını kılmaz,hep kötü işler peşinde koşardı.Bu kadının 8 aylık bir bebeği vardı.Maddi durumları iyi olmadığından kadın bebeğine bakamıyordu.Bir sabah kadın bebeğinin ağlama sesiyle uyandı.Bebek ağlıyordu ama ağlaması durmak bilmiyordu.Allah’a dualar etti.Kadın abdestini alıp sabah namazını kıldı.Allah Resulune salavat getirmeyi unutmadı.Bebek uyudu.Kendisi de uykuya daldı.Kadın saat 10 civarında kalkıp abdest aldı,hazırlandı.Çocuğunu yanına alıp tarlaya doğru yola koyuldu.Tarlaya vardı.Tarlada hasatları toplayıp ekin ekmeye başladı.İşi bitince öğle namazı için getirdiği seccadeyi serdi.Niyet edip namazını kıldı.Bir sorun vardı.Kadının kocası hanımının namazını kılmasına müsaade etmiyordu.Ama kadın yine de namazını kılıyordu.Kadın eve döndü.1-2 saat yattı.Yine çocuğuyla birlikte tarlaya doğru yol aldılar.Tarlaya vardılar.Her zamanki gibi tarlaya bir şeyler ekti.İkindi namazı için getirdiği bir bidon su ile abdest aldı.Fakat bebek yine ağlamaya başladı.Kadın ne yapacaktı? Nasıl namaz kılacaktı? Düşündü,düşündü,düşündü.Aklına bir fikir geldi.Bebeğini sırtına bağlayıp ikindi namazını kıldı.”Namaz engel tanımaz” dedi kadın içinden.Eve doğru yol adılar.Eve girer girmez kadın yorgunluktan uyuya kaldı.Ama geriye kalan 3 vakit namazını kılmayı unutmadı.Kadın 8 yıl sonra eceliyle Hakk’ın rahmetine kavuştu.Mezarı başında kocası çok ağladı,çocuğu da.Adam bu olaydan dersini aldı.O da müslüman oldu.5 vakit namaza başladı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir