22 Şubat 2024
PUSULA EĞİTİM KÜLTÜR SANAT VE YARDIMLAŞMA DERNEĞİ

2.2.İzzeddin Kassam’dan, Ahmet Yasin’e Mücadelenin Önderleri

İzzeddin Kassam’dan, Ahmet Yasin’e Mücadelenin Önderleri / Faruk ALPARSLAN

GİRİŞ

Dünya Savaşı sonrasında meydana gelen iki gelişme, Filistin direnişinin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Bunların ilki Osmanlı Devleti’nin dağılışı ve yeni kurulan Türk Devleti’nin Ortadoğu politikalarına dâhil olmaması, ikincisi ise Şerif Hüseyin’in büyük Arap devleti hayalinin Sykes-Picot Anlaşması ve Balfour Deklarasyonu ile sonuçsuz kalmasıdır. Bu iki gelişme Filistin sorununun tamamıyla İngiltere’nin inisiyatifine bırakılmasına ve Filistin direnişinin başlamasına neden olmuştur.

Başlangıcı 1920’li yıllara kadar giden Filistin direnişinin 1950’li yıllara kadarki sembol ismi Kudüs Müftüsü Hacı Emin el-Hüseyni’dir. Siyasi boşluğun hâkim olduğu bir ortamda Hüseyni, lider olarak sivrilmiştir. Filistin direnişinin başlamasında önemli rol oynayan Hacı Emin el-Hüseyni kendinden sonra gelen Filistin liderlerinin bilinçlenmesinde etkili olmuştur.

1960’lar, Filistinlilerin bir şeyler yapacaklarına inandıkları Arap ülkeleri ve uluslararası kuruluşlara karşı olan güvenlerinin iyice azaldığı yıllardır. Bu nedenle kendi sorunlarını ancak kendi güçleriyle çözebileceklerine inanan Filistinliler, özellikle 1967 Savaşı ve sonrasında örgütlü Filistin direniş hareketine ağırlık vermişlerdir.

Şimdi de mücadelenin önderlerine geçmeden Filistin Hareketin de başat aktör olan direniş örgütlerine kısaca değinelim.

  • EL-FETİH: 1960’ların başında sürgünde kurulmuş 40 civarında Filistin teşkilatı içinde en önemli grup el-Fetih’tir. Filistin sorununun gerçek anlamda Filistinlileştirilmesi el-Fetih örgütünün kurulmasıyla başlamıştır. Filistin direnişinin en önemli kilometre taşlarından biri olan el-Fetih, Yaser Arafat’ın (Ebu Ammar) önderliğinde 1959’da kurulmuştur. El-Fetih 1950’li yılların sonunda İsrailli hedeflere karşı küçük çaplı hareketleriyle silahlı direnişi başlatan en dikkat çekici gruplardan biri olmuştur. En belirgin niteliği ise Filistin direnişini, öncelikle Arap hükümetlerinden bağımsızlaştırma yolunu seçmesidir. 2004 yılında Yaser Arafat şüpheli bir şekilde öldükten sonra karizmatik liderlik sorunu yaşayan el-Fetih, Mahmud Abbas’ı hem grup hem de ülke lideri olarak seçerken, Ocak 2006’da yapılan genel seçimlerde oy oranının HAMAS’tan daha düşük çıkması ile hareketin direnişteki öncülük rolü de tartışılmaya başlanmıştır. Grubun karizmatik liderlerinden biri olan hapisteki Mervan Barguti bağımsız bir parti kurarken, iktidar paylaşımında anlaşamayan el-Fetih ile HAMAS arasındaki siyasi gerilim, Haziran 2007’den itibaren Batı Şeria ve Gazze’de otoritelerin bölünmesine neden olmuştur.
  • FİLİSTİN KURTULUŞ ÖRGÜTÜ (FKÖ): FKÖ’nün temelleri Ocak 1964’te Kahire’de toplanan Arap Birliği Zirvesi ile atılmıştır. FKÖ’nün kurulmasına Filistinli direniş örgütleri değil Arap hükümetleri öncülük etmiştir. FKÖ’nün kurumsallaşması aşamasında Arap ülkeleri, Filistinlileri mücadele için yetiştirmek amacıyla askerî okullarına almayı teklif etmişlerdir. Ayrıca teşkilatın finansmanı için bir Filistin Millî Fonu oluşturulmuştur. Arap ülkelerinde FKÖ ofisleri açılmış ve o sıralarda Gazze ve Sina’da üslenen bir Filistin Kurtuluş Ordusu kurulmuştur. FKÖ şemsiyesi altında bulunan gruplar içindeki en büyük örgüt olan el-Fetih’in lideri Arafat 1969’da FKÖ Yürütme Kurulu Başkanlığı’na getirilmiştir. Arafat yönetimi 1973 yılından itibaren diplomasiye ağırlık vererek FKÖ’ye sürgün hükümeti niteliği kazandırmıştır. Filistin direnişinin dinamikleri 1990’lı yılların ortasından itibaren değişirken, FKÖ’nün direnişteki merkezî konumu, kendi dışındaki HAMAS ve İslami Cihad gibi grupların artan eylemselliği ile sarsılmaya başlamıştır. Filistin halkı içindeki tabanı 2000’lerde büyük bir genişleme gösteren HAMAS ve İslami Cihad’ın dâhil olmadığı FKÖ’nün yaşadığı taban sıkıntısı bir yana, bu iki grubun FKÖ’ye üyeliği konusundaki tartışmalar sarsıntılı bir süreci getirmiştir. Direnişin temel ekseni hâline gelen bu iki grup, FKÖ’nün mevcut yönetim yapısı değişmediği ve el-Fetih’in belirleyici rolü tasfiye edilmediği sürece örgüte üyeliği reddetmektedir.
  • FİLİSTİN İSLAMİ DİRENİŞ HAREKETİ (HAMAS): İlk defa 1978 yılında el-Mucamma el-İslâmî adlı bir hayır kuruluşu olarak Şeyh Ahmed Yasin ve arkadaşları tarafından Gazze’de kurulan ve daha sonra silahlı harekete dönüşen Filistin İslami Direniş Hareketi (HAMAS), 1987 yılındaki İntifada ile birlikte öne çıkmıştır. Mısır merkezli Müslüman Kardeşler Teşkilatı (İhvan-ı Müslimin)’nün Filistin kanadı olarak da bilinmektedir. FKÖ’nün Filistinlileri ve Müslümanları temsil etmekten uzak olduğu ve İsrail’e karşı mücadelede pasif kaldığı gibi gerekçelerle kurulan HAMAS, Filistin’in kurtuluşu için silahlı mücadele ve cihat yolunu benimsemiş, bundan dolayı da Müslüman Kardeşler Örgütü’nün daha ılımlı olan kesimleri ile anlaşmazlığa düşmüştür. Bazı kaynaklarda Hamas’ın 1987 yılında kurulduğu ifade edilse de bu tarih kuruluş tarihi değil, ilan edilme tarihidir. Şeyh Ahmet Yasin ve beraberindeki dava kardeşleri, gençlerin yetiştiğine ve direnişin ağır yükünü taşıyacaklarına kanaat getirdiklerinde (1982) Hamas’ı kurup gizli bir şekilde çalışmalarına başladılar. Giderek Filistin direnişinin merkezine yerleşen HAMAS, bu gücünü siyasete taşımak üzere girdiği 2006 genel seçimlerinden birinci çıkmasının ardından, Filistin siyasetinin de en önemli belirleyeni hâline gelmiştir.
  • İSLAMİ CİHAD: İslami Cihad, İran İslam Devrimi’nden hemen sonra, 1980 yılında Fethi Şikaki ve Abdülaziz Avde tarafından kurulmuştur. Aslen öğretmen olan Şikaki, 1967 yılında girdiği Müslüman Kardeşler grubundan 1975’ten sonra ayrılmış ve İslam devriminden etkilenerek silahlı bir hareket oluşturmuştur. Örgütün adı ilk olarak 24 Mayıs 1982’de Fransız Sefareti’ne yapılan bombalı saldırıyı üstlenmesiyle duyulmuştur. FKÖ ve HAMAS’tan sonra Filistin topraklarında en güçlü üçüncü örgüt olan İslami Cihad, fikrî yapısı ve eylemleriyle diğer İslami direniş örgütleri ve cemaatlerinden ayrılmıştır. Örgütün fikrî oluşumunda Cemaleddin Afgani’den Seyyid Kutub’a kadar çok sayıda Müslüman düşünürün fikirleri etkili olmuştur. İslami Cihad, hedef olarak HAMAS’la yakın düşünceler taşısa da, Arap rejimleriyle ilişkiler ve İslami metodoloji konusunda HAMAS’tan ciddi anlamda ayrışmaktadır. İslami Cihad, İsrail ve Arap rejimlerini bir madalyonun iki yüzü olarak görürken, devrimci bir yöntemi savunmaktadır. İslami Cihad lideri Fethi Şikaki, Ekim 1995’te İsrail gizli servisi Mossad’ın düzenlediği bir saldırı sonucu Malta’da öldürülmüştür. Özellikle 2000’de başlayan Aksa İntifadası sürecinde eylemlerinde büyük bir artış gözlenen İslami Cihad, HAMAS’tan sonra en fazla eylem gerçekleştiren grup hâline gelmiştir.
  • FİLİSTİN HALK KURTULUŞ CEPHESİ (FHKC): Arap Milliyetçi Hareketi’nin Filistin kolu, FKÖ’den ayrılarak Filistin Ulusal Kurtuluş Cephesi’ni oluşturmuş ve 1964 yılının Kasım ayından itibaren İsrail’e karşı çeşitli saldırılar gerçekleştirmiştir. 1967 yılının sonunda bu grup adını Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) olarak değiştirmiştir. Marksist nitelikli bir örgüt olan FHKC, Kudüslü Ortodoks bir aileden gelen George Habbaş tarafından kurulmuştur. FHKC uçak kaçırma eylemiyle adını uluslararası alanda duyurmuştur. Şubat 1969’da Nayef Havatme liderliğinde yaşanan bölünme sonucunda zayıflamıştır. 1970 yılında Ürdün’deki Haşimi Krallığı’nın Filistinlilere yaşattığı bozgunun (Kara Eylül olayları) ardından FHKC bakış açısını değiştirmiş ve 1971’de FKÖ’ye katılmıştır. FKÖ’nün Marksist kanadını oluşturan FHKC, örgüt içindeki “red cephesi”nin liderliğini üstlenmiştir. 2000 yılından sonraki Aksa İntifadası sürecinde önemli eylemler gerçekleştiren grubun en ses getiren eylemi İsrail Turizm Bakanı Rehavam Zeevi’yi öldürmesidir. Arafat’ın ölümünden sonra yapılan 2005’teki başkanlık seçimlerine katılan FHKC, 2006 genel seçimlerinde 132 sandalyeli mecliste 3 milletvekili çıkarırken, HAMAS ile el-Fetih arasındaki çekişmede tarafsız kalmıştır.
  • FİLİSTİN DEMOKRATİK KURTULUŞ CEPHESİ (FDKC): Ortodoks Hristiyan asıllı sol görüşlü Nayef Havatme’nin FHKC’den Şubat 1969’da ayrılmasıyla Filistin Demokratik Halk Kurtuluş Cephesi kurulmuş; 1974 yılında örgütün ismi Filistin Demokratik Kurtuluş Cephesi (FDKC) olarak değiştirilmiştir. 1969 ile 1970 yılları arasında FHKC ile benzer bir tavır geliştiren FDKC, siyasi düzlemde FHKC’den ayrılmaktadır. FHKC’nin daha solunda bir siyasi çizgiye sahip olan örgüt, bugüne kadar çok sayıda silahlı saldırının sorumluluğunu üstlenmiştir. 1969’da “Yahudilerin denize dökülmesi” sloganını sıklıkla kullanan FDKC, 1970’te İsrail radikal solu ile diyalog başlatmıştır. 1973’te el-Fetih ve Filistinli komünistlerle bir araya gelen FDKC, “iki devletli çözüm”ü kabul ederek önemli bir aşama kaydetmiştir. 2000 yılında başlayan Aksa İntifadası sırasında ciddi bir askerî varlık gösteremeyen grup giderek zayıflamış, 2005’teki başkanlık seçimlerindeki adayı sadece %3 oranında oy alabilmiştir. 2006’daki parlamento seçimlerinde ise 132 sandalyeli meclise 2 milletvekili sokabilmiştir.
  • FİLİSTİN’İN ÖZGÜRLÜĞÜ İÇİN HALK CEPHESİ GENEL KOMUTANLIK (PFLP-GC): Filistin Özgürlüğü İçin Halk Cephesi’nden ayrılan Ahmet Cibril liderliğinde sol fraksiyonda bir gruptur. 1968 yılında kurulan örgüt, orijinal bir program yerine Ahmet Cibril’in George Habbaş’a muhalefetiyle şekillenen bir eylemselliğe sahiptir. Filistin içinde ciddi bir etkinliği bulunmayan grup daha çok Lübnan’daki mülteci kamplarında etkindir. Lübnan Hizbullah’ına da destek veren grup, Suriye’ye yakın duruşunu sürdürmektedir.

KANAAT ÖNDERLERİ

1.HACI EMİN EL-HÜSEYNİ (1895-1975)

1895 yılında Kudüs’te doğan Hacı Emin el-Hüseyni, Kahire’de Ezher Üniversitesi’ni bitirdikten sonra Osmanlı ordusuna katılmıştır. Bir süre orduda görev yaptıktan sonra, 1917 yılında İngiliz işgaline karşı mücadele vermek ve bağımsız bir Arap-İslam devleti kurmak üzere gizli faaliyetlere başlamıştır.

Yahudi ve İngilizler’e karşı mücadele etmekle görevli Fidâiyyûn adlı küçük grupları organize etmeye başladı.

Filistin’de ilk siyasî teşkilât olarak kurulan en-Nâdi’l-Arabî başkanlığına seçildi. 17 Haziran 1919’da Halîlürrahman’a gelen King Kreyn Amerikan araştırma heyetini protesto mahiyetinde bağımsızlık gösterileri yapıldı. Bu faaliyetlere önderlik ettiği ve Balfour deklerasyonuna karşı çıktığı gerekçesiyle İngilizler tarafından tutuklandı. 1920 yılı Nisan ayında Kudüs ayaklanmaları gerekçe gösterilip suçlanması nedeniyle Şam’a kaçtı ve Filistin topraklarını müdafaa faaliyetlerini Şam’da sürdürdü. Daha sonra İngiliz Yüksek Komiserliği’nin af çıkarması üzerine de Kudüs’e geri döndü. Filistin’de bağımsız bir kuruluş halinde çalışarak bölgedeki vakıf arazilerine sahip çıktı. Bu dönemde bölgede yetimhaneler, spor merkezleri, hayır kurumları ve şer‘î mahkemeler kurdu. 1928 ve 1929 yıllarında Yahudilere karşı Müslüman halkın ayaklanmasında oynadığı rol onu tartışmasız Filistinliler’in lideri yaptı.

Çeşitli dilleri akıcı kullanabilmesi ve ikili ilişkilerinin de kuvvetli olmasının etkisiyle Emin el Hüseyni 1937-1941 yılları arasında Irak, Türkiye, Bulgaristan, İtalya ve Almanya gibi ülkeleri dolaşarak Filistin Arap heyeti adına destek toplama çalışmalarını sürdürdü. 1948’de Filistin toprakları üzerinde İsrail Devleti’nin kurulmasından sonra 1 Aralık 1948 tarihinde Gazze’de toplanan I. Filistin Halk Meclisi’ne başkanlık eden Emîn el-Hüseynî, işgal altındaki toprakların kurtarılması ve Yahudilere karşı mücadelenin yürütülmesi amacıyla Genel Filistin hükümetinin kurulduğunu ilân etti.

Hacı Emin el Hüseyni’nin II. Dünya Savaşı dönemindeki Almanya ile müttefikmiş gibi görünen tutumu eleştirilse de, el Hüseyni’nin burada izlediği politikanın, lideri olduğu Filistin halkının sorunlarının çözülmesi amacı taşıdığı, İngiliz ve yahudi işgali daha da yaygınlaşmaması, Filistin topraklarının daha da kaybedilmemesine dönük adımlar olduğu şeklinde değerlendirilmelidir.

Merkezi Kahire’de bulunan bu hükümetin faaliyetleri kısa bir süre sonra Mısır hükümeti tarafından engellendi. Emîn el-Hüseynî, 1951’de 45 İslâm ülkesinin katılmasıyla Karaçi’de toplanan Dünya İslâm Kongresi’ne başkan seçildi, 1955 yılında Endonezya’da toplanan Bandung Konferansı’na başkanlık ettiği bir heyetle Filistin adına katıldı. Kahire’den sonra faaliyet merkezini 1959’da Beyrut’a taşıyan Emîn el-Hüseynî siyasî çalışmalarını burada sürdürdü. 1962 yılı Mayısında 37 İslâm ülkesinin iştirakiyle Bağdat’ta toplanan Dünya İslâm Kongresi’ne başkanlık etti. Yine aynı yıl Mekke’de kurulan Râbıtatü’l-âlemi’l-İslâmî teşkilâtına kurucu üye olarak katıldı. 1967 yılında 30 yıllık aradan sonra Kudüs’e döndü. İsrail ile doğrudan görüşmelerin uygun olmayacağını, bu toprakların Filistin’e ait olduğunu ve geri alınması için gerekirse harp edilmesi fikrini hayatı boyunca taşıdı.

1948’de İsrail’in kurulmasının ardından zorunlu ikamet cezasına çarptırılmış ancak gizli yollarla Filistinli fedailere silah temin etme dâhil, direnişin içinde olmaya devam etmiştir. Devrimci kişiliği ve yılmak bilmeyen mücadele azmiyle Filistin tarihine damgasını vuran Hüseyni, 1975 yılında Lübnan’da vefat etmiştir.

2. ŞEYH İZZEDDİN KASSAM (1882-1935)

Filistin silahlı direnişinin sembol ismi Şeyh İzzeddin Kassam, Osmanlı vatandaşı olarak 1882 yılında bugün Suriye sınırları içinde bulunan Lazkiye kentinde doğmuştur. Mısır’a giderek Ezher Üniversitesi’ne kaydolmuş; burada Mısır’ın İngiliz işgaline karşı verdiği mücadeleden etkilenerek din âlimliğinin yanı sıra silahlı mücadeleyle de yakından ilgilenmiştir. 1903 yılından sonra döndüğü Suriye’de kısa bir süre görev yapmasının ardından İtalyan işgaline uğrayan Libya’ya savaşmak için gitmiştir. Suriye’nin Fransız işgaline girmesine karşı verdiği mücadele ve 1919-20 döneminde yaşanan isyanlarda aldığı rol sebebiyle gıyabında idam cezası verilmiştir. Hayfa’da direniş çalışmalarına devam eden Kassam, İngilizlere karşı Cenin’de gizli örgütlenme gerçekleştirerek mücadelesini sürdürmüştür.

Hayfa’da ders vermeye başlayan Kassâm bir yandan da İstiklâl Camii’nde imam-hatiplik yaptı. Hasan el-Bennâ’nın öncülüğünde Muhibbüddin el-Hatîb tarafından kurulan Müslüman Gençler Derneği’ne (Cem‘iyyetü’ş-şübbâni’l-müslimîn) üye oldu ve bir süre sonra da başkanlığına seçildi. Bu vesileyle köyleri dolaşmaya başladı, İngiliz işgaline ve siyonist harekete bölge halkını bilinçlendirmeye yönelik çalışmalar yaptı. Yahudilere arazi satılmasına şiddetle karşı çıkarak bunun önlenmesini istedi. Çevresinde toplanan ve “meşâyih” (kendisinin ölümünden sonra Kassâmiyyûn) denilen taraftarlarının örgütlenmelerini sağladı. 

Kassâm siyonizmin İngiliz manda idaresi tarafından desteklendiği kanaatiyle esas mücadelenin İngilizlere karşı yürütülmesi gerektiğine inanıyordu. Dolayısıyla genel bir mücadele için hazırlıklarını tamamladıktan sonra İngiltere’nin Filistin’de siyonist bir yahudi devletinin kurulmasını kabul ettiğini ilân eden Balfour Deklarasyonu’nun yıldönümünde hareketi başlattı (2 Kasım 1935). Fakat ilerleyen günlerde İngilizler teşkilâtın gizli karargâhını bastılar ve Nablus-Cenîn arasındaki Ya‘büd mevkiindeki çatışma neticesinde İzzeddin el-Kassâm şehid oldu (20 Kasım 1935).

Cenazesi Hayfa’ya götürülerek ertesi gün defnedildi. Bu çatışma İngilizler’e karşı yürütülen silâhlı mücadelenin başlangıcı olmuş, daha sonra 19 Nisan 1936 günü patlak veren ve ilk intifâda sayılan Filistin ayaklanmasında Kassâm Gurubu önemli rol oynamışlardır. İzzeddin el-Kassâm’ın hareketi askerî tarafı ağır basan bir hareket olması yönüyle, İngiliz idaresine karşı cihad fikrinde birleştiği diğer hareketlerden, özellikle de Mısır’da Hasan el-Bennâ tarafından kurulan İhvân-ı Müslimîn’den ayrılır. Nitekim Filistinli bazı gruplar 1980’lerin sonlarında askerî kanatlarına İzzeddin el-Kassâm adını vermişlerdir.

3. YASER ARAFAT (1924-2004)

Filistin direnişinin sembol ismi Yaser Arafat 1929 yılında Gazze’de doğmuştur. Tüccar bir babanın oğlu olan Arafat, genç yaşlarda siyasetle ve direnişle tanışmış; gençlik yıllarında İsrail’e karşı direnen mücahitlere silah taşıyarak başladığı mücadelesine, 1948 yılında mühendislik okumak için gittiği Kahire’de de devam etmiştir. Kahire’de kurduğu bir örgüt ile Filistinli öğrenciler arasında çalışmalar yaparak 1956 Süveyş Savaşı için savaşçı bulma işini organize etmiştir. Çalışmak için gittiği Kuveyt’te el-Fetih hareketini kurmuştur. 1969 yılında FKÖ’nün icra organı durumundaki Ulusal Konsey’in başkanlığına seçilmiştir.

27 yıllık sürgün hayatından sonra 1994 yılında Filistin topraklarına yeniden dönen Arafat, 1996’da yapılan Filistin’in ilk seçimlerinde oyların %88,2’sini alarak başkan seçilmiştir. 2000 yılında başlayan Aksa İntifadasından itibaren ABD ile ilişkileri giderek kötüleşen Arafat, İsrail karşısındaki tavrı ile Arap dünyasının takdirini kazanmıştır. 29 Mart 2002’den itibaren “Filistinli direnişçileri şiddete teşvik ettiği” suçlamasıyla Arafat’ı Ramallah’taki karargâhında tecrit eden İsrail, kendisini ziyaret eden yabancı ülke temsilcilerini de boykot ederek her yönden kuşatmış; 11 Eylül 2003’te, “barışın önünde en büyük engel” olduğu iddiasıyla Arafat’ı sürgüne gönderme yönünde ilke kararı almıştır. Bu şekilde son yıllarını İsrail kuşatması altında geçiren ve Kasım 2004’te şüpheli bir şekilde hayatını kaybeden Arafat, kendisinden sonra güçlü bir ikinci adam bırakamadığı için Filistin Ulusal Otoritesi ciddi bir liderlik krizine girmiştir.

4. ŞEYH AHMED YASİN (1936-2004)

HAMAS’ın kurucusu olan Şeyh Ahmed Yasin, 1936 yılında doğmuştur. 1948 yılında İsrail’in kurulmasından sonra ailesi ile birlikte göç ederek Gazze’ye yerleşmiştir. 16 yaşında geçirdiği bir kaza sebebiyle kalıcı felç olmuştur. Diğer Filistin İslami önderleri gibi Yasin de Mısır’daki Ezher Üniversitesi mezunudur. 1965 yılında Müslüman Kardeşler hareketine yönelik operasyonlar sırasında tutuklanmış, ancak örgütsel bağlantıları ispat edilemediği için serbest bırakılmıştır. 1967 yılında Gazze’nin İsrail işgali altına girmesinin ardından direnişi teşvik eden söylem ve faaliyetlerini yoğunlaştıran Şeyh Yasin, kurduğu cemiyet aracılığı ile şehit ailelerine yardım etmiştir.

Gizli silahlı örgüt kurma suçlamasıyla İsrail tarafından tutuklanan ve 1984’te 13 yıl hapis cezasına çarptırılan Yasin, esir değişimi anlaşması ile 1985 yılında serbest bırakılmıştır. 1987 yılında HAMAS’ı kurmuş ve İsrail’e karşı silahlı direnişe hız vermiştir. 1989’da tutuklanmış ve 1991’de ömür boyu hapis cezasına çarptırılmış; ancak 1997 yılında Ürdün’ün elindeki Halid Meşal’i zehirleyen iki İsrail ajanına karşılık yapılan değişimde serbest bırakılmıştır. Amman’da tedavi gördükten sonra Gazze’ye geri dönmüştür. Tıpkı ilk İntifadanın olduğu gibi, 2000 yılında başlayan Aksa İntifadasının da en önemli manevi önderi olmuştur.

Haziran 2002’de Filistin Yönetimi tarafından Gazze’deki evinde göz hapsine alınan Şeyh Yasin, birkaç defa da İsrail’in suikast girişiminden kurtulmuştur. Ne var ki 68 yaşındaki HAMAS’ın kurucusu ve manevi lideri Şeyh Ahmed Yasin, 22 Mart 2004’te tekerlekli sandalyesinde sabah namazından dönerken İsrail’in gerçekleştirdiği bir füze saldırısında yanındaki dokuz kişi ile birlikte şehit olmuştur.

Tabi bugün burada kısıtlı bir zamanda; Şeyh Ahmet Yasin’in hayatı ve Filistin için verdiği mücadelesini kısaca ele almaya çalıştık. Onunla birlikte ortaya çıkan Hamas hareketinden sonra halkın düşmana galip gelme ümidi artmış, mevcut gruplar ve yöntemlerle bir sonuç alınamayacağı inancı doğmuştur. Bu sebeple de Şeyh Ahmet Yasin, Filistin savunmasını hak ettiği yere taşıyan en önemli şahsiyetlerden biri olmuştur. O, Siyonistlere karşı duruşuyla ve cihadıyla büyük bir direniş örneği sergilemiştir. Bu direnişe ömrünü vakfetmiş ve sonunda da şehit olmuştur.

KAYNAKÇA

  1. Siyonizm Düşünden İşgal Gerçeğine Filistin. İHH İnsani Yardım Vakfı. (2003). 
  2. TDV İslâm Ansiklopedisi, İzzeddin Kassam.
  3. İnsani ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (İNSAMER), Şeyh Ahmet Yasin’in Hayatı ve Mücadelesi
  4. TDV İslâm Ansiklopedisi, Hacı Emin El-Hüseyni